6 aralık 2017 abd açıklamasına karşı yazarların çözüm önerileri

siyasi anlamda türkiye'den bir şey beklemek zor. tepkimiz, tavrımız, ancak fert veya topluluk inisiyatiflerine bağlı. türkiye'deki rejim batı'dan tümüyle kopacak şekilde değişmedikçe pek bir şey ummuyorum. yani her ne kadar bunları filistin mücadelesiyle alay eder tarzda sayarak işi kahpeliğe götürseniz de türkiye'nin pratikte eli kolu bağlı.

yalnızca siyasî, ekonomik, şu bu yönden değil; başta kültürel hassasiyetlerimiz itibariyle büyük bir dengesizlik-ayrışma mevcut. ayrışma derken, tabiî meşhur kutuplaşma klişesine bağlamıyorum; bizimki çok başka. evvela sun'î ve hayli yüzeysel.

aksa eylemi olur: "ayasofya dururken ne aksa'sı? önce bunu halledin..." ayasofya eylemi olur: "memlekette cami mi kalmadı? önce süleymaniye'yi doldurun..." özgür kudüs eylemi olur: "coca cola içen insanların samimiyetine inanmıyoruz." israil mallarına boykot başlar: "olacak iş mi şimdi bu!" her cephede hassasiyetlerini mevcut statükoya kaptırmak ve döneklik etmek yerine kimsenin aklına sistemin topyekün değişmesi için bir çaba vermek gelmiyor. çaba vermemek de değil bakın; bu aklınıza bile gelmiyor.

parça parça da olsa yerinde tavır koymaya çalışan samimi müslümanlara da sadece dil çıkarıyorsunuz, ancak pislik yapıyorsunuz. bütüncül ve tutarlı bir mücadele vermenin yolunu soruşturmak yerine, mevcut sistemin beslediği çelişkileri istismar ederek nerede bir mücadele görseniz sulandırmaya bakıyorsunuz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.