mistaka

beş yıl önce, istanbul’a yeni gelmiştim. ailemden uzakta, kimseyi tanımadığım, hiçbir yerini bilmediğim bu şehirde üniversite okuyacaktım ve bir sürü maddi-manevi sıkıntı beni bekliyordu. bunu o zamandan kestirebiliyordum ve aileme yük olmamak için ister istemez her konuda kendimi yalnız kalmış hissediyordum. sınanmadığım, ilk kez karşılaşacağım konulardı bunlar. üzerimdeki sorumluluk az değildi. bildik, belki her insanın gençken yaşadığı çatışmaları yaşıyordum ben de daha.

okul açıldı; hazırlık sınıfının ilk haftası, sabahki derse 5 dakika geç kaldım ve hoca beni derse almadı:

- “get out!

kantine indim ve işte orada bizim mistaka’yla tanıştım. meğer aynı derse o da geç kalmış ama benim gibi şansını zorlamamış. dedim bana “get out” dedi hoca. “ha...” dedi, anlamış görünmeye çalıştı ama onun da anlamadığı belliydi.* neticede beginner tayfaydık, öyle çok kasmadık. yine de bu ilk muhabbetteki hafif alaycı gururlu tavrı, mistaka’nın bütün karakterini ele verici bir ipucudur, onu söylemiş olayım.*

onunla ilk karşılaşmam, tanışmam böyle oldu ama yıl içinde çoğunlukla birlikte takıldık. dönem ortasında kaldığı evden ayrılıp ranza arkadaşım oldu ve geçirdiğim bunalıma hasbelkader tanık oldu. benim bu halim kronikleşip sancılı meselelerle büyümeye başlarken, yıllardır yurtta kalmış bir insan olarak o daha tertipli bir hayat istiyordu, üstelik bir hayat görüşü vardı, bizim gibi çocuk değildi. bilmiyorum kendisi ne kadar farkındadır bunun ama, sonrasında yaşadığım bir hadiseyle on kat daha büyüyen benim o büyük sınavımı, gelip olabildiğince az hasarla atlatmamı sağladı. hayatta doğru-yanlış bir yön tutturmama yardım etti. şayet avucumdaki çizgilerde büyük bir kırılma, keskin bir yol ayrımı varsa ona mistaka vesile olmuştur. yine belki o bilmez, öyle şeyler düşünmeye başlamıştım ki o dönem aynı odada kaldığımız başka bir arkadaş, benimle tek geçirdiği bir haftasonunun ardından okulu bırakma kararı almıştı. (herhalde ben de kötü bir kırılmaya vesile oldum...)

mistaka benden bir yaş büyüktür. kendisine hiç abi dememiş olmama ve bugüne kadar birbirimize dostça davranmamıza rağmen, onu hep -istemsiz- abi gibi gördüm. o da bir yere kadar farkındadır belki, bana hep abi gibi davrandı. biyolojik akrabalık veya yaşından dolayı değil onu böyle görmem; abim olsaydı ne yapacaktıysa mistaka da benim yanımda hep öyle davranan, başım sıkıştığında elinden gelen yardımı-desteği esirgemeyen, fazlasıyla “yol gösteren”, neredeyse hiç kapris yapmayan, çoğunlukla ciddiyetsiz* fakat yine de samimi ve babacan, sırdaş ve kötü gün dostu bir insan oldu. benim hazırlığı uzattığım, okulu dondurduğum, maddi-manevi mevzularla boğuştuğumuz üç yıl kadar bir zaman boyunca farklı ortamlarda birlikte kaldık, sonra yolumuz mecburen ayrıldı ama ne zaman bir ihtiyacım olsa yanımda oldu, dostluğunu gösterdi, desteğini sundu. açık söyleyeyim, bu adam beni Allah’a inandırdı. tebliğ yaparak falan yapmadı bunu da. insanlığıyla, örnekliğiyle yaptı. neyse zaten bunu üç yıl önce şahsen kendisine de hafif çıtlatmıştım.

ve o artık nişanlı. burada, onu ne kadar ilgilendirdiğini bilmediğim bu duygularımla tebrik ediyorum kendisini.

Allah seni de sevdiklerini de mutlu etsin kardeşim.

not: powerpuff girls aldatılmış hissediyor, haberin olsun.*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.