adana'da sıkı yönetim ilan edilmesinin gerekliliği

elbette yekün bir şehri içindeki necis karakterler yüzünden bir yaptırıma tabii tutmak ağır gelebilir ilk etapta ama zaten sıkıyönetim nerede vuku bulsa bu durum geçerlidir, ayrıca toplumsal değerlerin korunması ve kamusal adaletin tesisi için şarttır. her ne kadar büyüklerimiz ''sui misalden emsal olmaz'' düsturunu dile getirseler de iş çığırından çıkmıştır, artık suç büyümenin anahtarı biçiminde özenilecek konuma gelmeye başlamıştır. bir şehrin vasati suç oranı ülke geneline göre beş kattan fazla ise orada hukuk aciz kalmıştır ve anarşiden öte doğa kanunları geçerli demektir. sırf hakların temini için vazifeli olan adliyede hatta duruşmalarda bile taşlı sopalı birbirine girecek kadar gözü dönmüş insan cinslerini barındıran bir kentte güvenlikten söz edilemez. esasında işlenen suçlara baktığınızda devletin el atması gereken daha vahim bir durum göze çarpmaktadır; adana'da maalesef güçlüye, zalime, arsıza, dolandırıcıya değil mağdura, zayıfa, kadına, çocuğa yönelik orantısız kuvvet sergilenmektedir. kimsesiz şehit anasına küfür, engelli gence linç, kimsesiz çocuğu istismar, suriyeli mültecilere hakaret, sokak hayvanlarının katli, kadına şiddet, çocuğa tecavüz, fantastik cinayet biçimleri, şeytani hırsızlık türleri, şantaj çeteleri, organ mafyası, uyuşturucu kartelleri...

bu duruma biraz daha göz yumulursa artık ne emniyet birimleri ne adli makamlar hareket edecek zemin bulamayacak, belki onlar bile tehdide boyun eğecek hatta suç şebekelerinin maşası olacak. değil ki osmanlı, selçuklu'dan bu yana devletlerimizin dirliği düzenin sağlanmasından geçmektedir; bu hususta atılacak sert adımların gelecek nesillerin sağlıklı bir bilince ve huzurlu bir ruha sahip olması adına kaçınılmaz olduğu ortadadır. burada mevzunun sadece eğitimsizlik veya denetimsizlik olmadığını anlamak için daha neyi bekliyor ki âli devlet yetkilileri?

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.