filtre kahve

#tıp/sağlık 

kahve gurusu değilim fakat 2 yıldır düzenli bir şekilde filtre kahve tüketiyorum. iş yerine french press ile tüketsem de son 1 yıldır home office çalıştığım için delonghi marka kağıt filtreli makinada yapmaya başladım kahvemi.

öncelikle şunu söyleyim ki filtre kahveye alıştıktan sonra bir daha asla nesafe ya da jacobsun en pahalı serileri bile olsa çözünebilir kahveden tat almıyorsunuz. zehir gibi bir tadı ve çamur gibi bir akışkanlığı varmış diyorsunuz.

filtre kahveye ilk başlarda tchibo'nun bir kaç farklı seriden vakumlu hazır çekilmiş çeşitleri ile başladım. marketten jabocs monarch da denedim ama zamanla tadına alışınca cazibesi azalan sıradan kahvelerdi.

ardından starbucks'ın 250 gramlık paketlerinden narino ile devam ettim. vakumlu paketleri açtıktan 1 hafta sonra tazeliğini ve aromasını kaybettiği için bir kahve öğütücü alıp kahveyi çekirdek olarak alıp tüketeceğim zaman taze olarak tüketmeye başladım.

narinoyu bitirdikten sonra yine starbucks'ın veranda, guatemala kenya vs. serilerini denedim. sonra anladım ki ben zaten şekersiz tükettiğim için yumuşak kahve seviyorum. starbucks'ın demleme önerisine göre 10gram kahve ile 180ml su kombinasyonu medium roast kahvelerde bile zehir gibi bir tat veriyordu bence. bu yüzden mutfak tartısında tartarak farklı kombinasyonlarla genelde 200 ml suya 6-7 gram kahve atarak demliyorum.

yine sonradan okuduğum bir haberde starbucks'ın tüm kahvelerde belirli bir tad standardını tutturmak için kahveleri haddinden fazla kavurduğunu öğrendim. bu yüzden de hep yanık ve acı bir tadı olduğunu da deneyimlemiş oldum. zaten yılbaşından sonra 24-27 lira olan 250gramlık paketleri 36-39 liraya satmaya başladıkları gün starbucks'ı da sildim.

evimin yakınındaki sürekli gittiğim gross markette nescafe superior isminde 1 kiloluk çekirdek kahve gördüm. internette 130 liraya satılan şeyi bizim markette 92 liraya görünce, bayatlamadan tüketir miyim ki endişesiyle birlikte aldım. çünkü ambalajı sıkıştırdığınızda hava deliğinden dışarıya mükemmel bir kahve kokusu yayılıyordu. hatta sebze reyonunda kahveyi eşime koklatmak için sıktığımda, 1 metre ötedeki tartı görevlisi yandaki arkadaşına 'kahve kokusunu aldın mı sende?' dedi. sonra elimizdeki kahveyi görünce dumur oldular. neyse bu kahveyi epey beğendim akışkan lıkır lıkır giden orta-yumuşak bir kahveydi. doğum için anne baba kuzen vs. epey misafirimiz olunca tahminimden daha erken 2-3 ay gibi bir sürede tükendi.

farklı tat arayışlarım devam ederken hepsiburada'da caffe molinari markası dikkatimi çekti. yorumları iyi olan 1 kilosu 69 lira olan qualita platino serisini sipariş ettim. gerçekten hayran kaldığım bir aroması kreması var.

şimdilik kahve serüvenim bu kadar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.