görücü usulü

#sözlük dışı/forum  #yaşam 

geçen yine bir görücüye gidiyorum. bana hep şişman, yaşlı, çirkin, psikolojik sorunları olan, hayattan bezmiş falan kız buldukları için yine böyle bir şeydir dedim. anneme ''bak hep böyle güzel, şöyle güzel falan diyorsun ama hiç dediğin gibi çıkmıyor'' dediğimde kızı düğünde halayda gördüğünü ve ismini cismini yerini öğrendiğini bu sefer doğru söylediğini söyledi.
neyse inandık bu sefer ve kızın evine gittik. zaten heyecanlı ve panik atak hastasıyım birde bunun üzerine kız evine gidiyorum. neyse kızın evine doğru yola çıktık. kız 6. katta oturuyor ve asansör çalışmıyor. sıcak havada altı kat çıktık. kapıya geldiğimde kalbim hem yorgunluktan hem heyecandan küt küt atıyor. nefesi başka yerlerimden alıp veriyorum. kapıyı kızın baba annesi açtı. bizi içeriye buyur etti. içeri annem ben ve kız kardeşim geçtik. kanepeye sıralı bir şekilde oturduk. nine de karşımıza oturdu. 1 dk sonra kızın annesi içeri girdi. o da karşımıza oturdu. gözler kızı arıyor ve ortamda derin bir sessizlik. ihtiyar nine ortamı açmak için ''oğlumuz ne iş yapıyor ?'' dedi. annem. ''ingilizce öğretmeni'' dedi. ihtiyar kadın; '' konuşabiliyor mu ?'' dedi. annem ; '' derdini ifade edecek kadar kendini anlatacak kadar konuşuyor'' dedi. ihtiyar kadın ; '' oğlumuza diyorum konuşabiliyor mu '' annem; '' konuş oğlum ablalara ingilizce'' dedi. ihtiyar kadın az biraz daha sesini yükselterek ''hanım efendi !! oğlumuza soruyorum'' dedi.
bende az biraz sesle ingilizce bir şeyler saçmaladım. ihtiyar kadın az biraz sinirlenerek '' oğlum anlat kendini o anlamda dedim'' dedi.
bende '' öğretmenlik mesleği ile iştigal etmekteyim'' dedim. ''iştigal'' ne ya. Allah beni netmesin. iştigal ne !! 40 yaşındayım ömrümde ilk defa bu kelimeyi kullanıyorum.
annem de o ara lafa girip '' gayemiz zat-ı alinizi rahatsız etmek değil, efkar-ı umumiyede kızınız ile oğlumuzun muhabbetini kurmaktır. cevabı müspetiniz kalb-i hazalimizi memnun edecektir'' dedi. ortam bir anda osmanlı da saraydan kız isteme faslına döndü. sanki mısır sarayında tosun paşanın kızını istiyoruz.
neyse ihtiyar nine meyve falan ne istersiniz durumuna geçince heyecanla birde ağzımdan ''armut'' lafı çıktı. armut ne la !! armut nee !! kendimden utandım. bu ülke topraklarında görücü evinde armut isteyen tek damat adayı eminim benimdir.
neyse ki evde armut varmış. ihtiyar kadın kızın annesine ''kalk kızım herkese çay oğlana armut getir'' dedi. 5 dk sonra kız annesi elinde çaylar ve armut ile geldi ikram etti karşımıza oturdu. biz hala evin kızını bekliyoruz. sonra ihtiyar kadın yanındaki kızın annesine dönerek ''kızım da işte ev hanımı ama eli hamarat bir kız'' dedi. o anda annem ve benim içimde öyle bir ''dankkkk'' sesi oldu ki dışarıdan bile duyuldu. meğerse 50 yaşlarında görünen kadın kızın annesi değil kızın ta kendisiymiş. biz şoku belli etmemeye çalışarak olayları 5 dk idare ettik sonra kalktık. yolda eve giderken arabanın hızını 200 km çıkardım ve anneme bakarak ''bana mantıklı bir şey söyle'' dedim. annem kızı düğünde gördüğünü genç çıtı pıtı bir kız olduğunu söyledi. kendisi 6 derece gözlük takıyor. ''anne Allah aşkına sen 6 numara gözlük takıyorsun salonun en gerisinde oturduğunu söylüyorsun kızı nasıl gördün'' dedim. annem de tamam ama ayrıca ayşe teyzeme de kızı gösterdiğini söyledi. hey yavru heyyy. ayşe teyzeymiş. ayşe teyzede ileri derecede katarak var ve mahallede lakabı '' kör ayşedir'' Allah bilir annem o gözü ile düğün salonunda kızı gösterecem diye büfeyi işaret etmiştir kör ayşe teyze ise Allah bilir nereye baktı ne anladı. belki de tarif ettikleri kız diye bir şey yoktu düğün salonunda çelenge bakıp onu kız sandılar. neyse ben bir şey demiyorum umarım kurt binicinin bahtı açık olur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.