yaprak düştü kaldırıma

bu sabah değişimi hissettim. sizden biraz daha erken uyandım , aslında çoğu zaman uyumuyorum. belki kiramın hakkını vermek hoşuma gidiyor. zaten kıyamet kopasıya kadar bir yerde bekleyeceğiz hareket etmek daha manalı. beynin çalışmayan yerleri , çocuğun inatla yapma dediğin şeyleri yapması kadar sinir bozucu. senden ataletsiz şekilde hayat süren bir zaman , yaşlı bir bunak kadar inat süre ve her defasında çöpten fırlayan o kediler varken güne geç başlamanın bir manası yok.

önceden bayır yukarı yürümeyi severdim ve genelde de cebimde zihin açsın diye ceviz olurdu şimdi ise bayır aşağı yürümeyi ve cebimden camel soft çıkarmayı daha çok seviyorum. galiba yaşlanıyorum, bazen kemiklerim bile sızlıyor ama bazen - bu da yeni yalanım- ya da başıma bir şey gelmeyecekse söylemek istediklerimden. insan kaybedince mi daha rahat oluyor, yoksa çok şeyi kazanınca mı daha rahat anlatıyor tam olarak bilmiyorum. doğruyu da söyliyim umurumda da değil zaten.

sigara fiyatı ciğerimin yanmasından daha eftal ve gözlerimin şişliği soğuk suyla da geçmiyor. lensli gibi bakıp dünya'ya japon balığı kadar şaşkın kalmak benim için acıydı. en azından üzerinden böcek gibi geçtiğim nicesinin hali öyleydi , son günlerde o böceklerden ayna da görmeye başlayınca sakinle dedim ama dinleyecek durumda olmamam galiba karakterimin dışa vurumsal sohbetiydi. zaten çoğu zaman kendi kendime konuştuklarımı yazdığım oluyordu.

bir delinin güncesi değil elbet, iş ciddiye bindiğinde savcı kadar ağır olmak sorun değil. asıl sorun bir savcının gözlerinin şiş olması ve lens takılmış gibi dünya'ya bakması. mont eldiven giyesim yok , yaz daha henüz bitmedi. ama o insanı sinir eden o rüzgarın boynumdan karnımın kıvrımlarına doğru değdirdiği o 3 derecelik fısıltı sinir bozucu. ve o üfledikçe yapraklar daha huzursuz.. dökülmeye başladılar tarih 26.09.2013, yaprak düştü kaldırıma. artık gri sarıya dönüştü. kırmızı ışık için iftar vakti!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.