sürekli çay romantizmi yapmak

şaraba, rakıya, viskiye, biraya methiyeler düzemeyen "muhafazakar" şair, yazar ve bilumum entellerin "bu kadeh senin şerefine emmoğlu" diyememenin verdiği derin boşluk duygusunu doldurmak için icat ettikleri sevda. çay seven, çaysız yapamayan bir milletiz zaten ama işte doldur sofi çay doldurla nereye kadar yarışabilirsin cihangir entelleriyle diiiiy mi canım. bu durumda "şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır" diyememenin acısıyla "çayın demlisinden kork çünkü tavşan kanıdır" diyebilir, "eğer bira içmiyorsan çekti çekti çek çektir giiiit" diyen şarkıya "eğer çay içmiyorsan çekti çekti çek çektir giiiiit" der, bira şişeleriyle devrim yazanlara karşı ince belli çay bardağıyla "devrim ve çay" yazar üstüne bir de küp şekerle bağzı çaylar çok güzel yazar. haa bir de mutlaka twitterdan çaya güzelleme olan içeriğinde sigara, devrim, Allah ve aşk geçen cümleler kurar, bu kavramların hepsi aynı cümle içinde nasıl bir araya gelir diye sorgulama ey okuyucu. ayrıca unutulmaması gereken bir etken de leyla ile mecnun dizisidir. malum ya o dizide çay muhabbeti çokça döndükten sonra çay içmeye ve çay içene sevgi saygı ve hürmet arttı. gerçi onlar da çay çay diye diye gidip plastik bardakta sallama çay içiyorlardı ya erdal bakkal'da, nasıl sevdaysa bu anlamadım.

evet, konuya bu kadar bilimsel ve devrimsel bir açıklama getirdiğim için kendimi tebrik ediyorum, nasıl da tespitler, analizler, yorumlar yaparmışım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.