gülen cemaati

3 tabakadan oluştuğunu düşündüğüm harekettir.

a-)üst tabaka

b-)orta tabaka

c-)alt tabaka - hizmetkarlar (abiler,ablalar) ve hizmet ettikleri..


üst tabaka :

bir çok organizasyonu kendi bünyesinde değerlendirerek orta tabaka vasıtası ile tabana yayarlar.siyaset ve eğitim alanlarında ciddi manada etkile güce sahip olup ekonomik nemadan büyük pay kazanırlar .büyük ihalelere girer , büyük oynarlar. sıradanlıktan öte uç noktalara hakimdirler keza elinde kırmızı kitap altında slk 600 veyahut sıradan bir mercedes kompresör ile halkın arasında zaman zaman görünür , yaz tatillerini geceliği (mevsimine göre ) geceliği 100 tl den 400 tl ye kadar uzanan kızılcahamam termal ötel de geçirirler.ciddi mana da ekonomik güce haiz olan bu kesim özellikle siyasi arena da ne kadar pasif görünseler de aktif siyasette etkili olup gündem oluşturabilecek konuma ve istihbarata sahiptirler.medya ve finans sektöründe büyük rol oynarlar .bank asya ,samanyolu tv ve zaman gazetesi olarak halkın içindedirler.aynı zaman da bu üç kuruluş,özellikle tv -gazete elit tabaka ile b ve c olarak sınıflandırdığımız orta tabaka ve alt tabaka arasında iletişim aracı olarak da kullanılır.müslümanları çeşitli telkinler ile yönlendirme kanalları olarak bilinirler,tesirleri alt tabakaya da ulaştığı gibi etkisi altında bıraktıkları kişileri ilerleyen yıllarda bir üst safha da görmek isterler ve her yönü ile destekçisi olurlar.elit tabaka nın en büyük özelliği asla kendisinden olmayan ile iş yapmadığı gibi gizliliği esas tutarlar.yüzeyselleştirmeyi benimsemiş cesaret olgusunu raf'a kaldırmış olan bu tabaka insanların itikatlarini ilgilendiren konularda söz hakkı almaz b ve c tabakasına havale ederler.iç ve dış politika da önemli yere sahip olan elit tabakanın burjuvaları yurda döndüklerinde amellerini şırıngalarken kazanılmış ihalelerin verdiği büyük bir haz ile birden bire amatör kesilir , çeşitli entrikalar ile içten içe hizmeti hezimete çevirirler.fakat diğer tabakalara bunu asla belli http://etmezler.ve tüm bu amelleri ve varılan sonucu büyük bir başarı öyküsü olarak anlatırlar.dinin çeşitli vecibelerini yüzeyselleştirme de etkili olan elit tabakanın terapileri tabanı da etkisi altına alarak başta orta tabaka olmak üzere alt tabakayı da düşünce kıskacı altına alırlar.hayırlı evlatlar yetiştirebilmek ,devletin belirli yerlerine gelebilmek için başörtüsünü açmamız şart ! anlayışını alt tabakaya benimsettikleri gibi.

hiçbir hükümet yoktur ki elit tabaka ile ters düşsün,hiçbir saf elit tabaka yoktur ki hükümeti karşısına alsın.

orta tabaka :

elit tabaka ile alt tabaka arasında ki köprü vazifesi görür.bir üstlerini bilmedikleri gibi 2 altını da genellikle bilmezler.hiyararşiye ciddi mana da nem veren bu tabaka kitleleri yönlendirmede ve çeşitli etkinliklerde başrol http://oynarlar.bi nevi postacı ,aracı,elçi vazifesi görürler.

alt tabaka :

hizmetkarlar veya hizmet erleri olarak bilinen bu tabaka hareketin en samimi en saf ayağıdır.gündem den uzak tutularak hakikat deryasına tüpsüz dalarlar,lakin kıyıya vurduklarında amacın karşıya geçmek değil suya girmek olduğunu anlarlar.kopmaların sıkça yaşandığı bu tabaka da işler diğer tabakalara göre daha amatör ve daha bireyseldir.üst altı ile birebir ilgilenir,gruplar küçülür,hizmetin detayları fazlası ile vurgulanarak salih amel kovalanır.daha çok eğitim alanında aktif olan bu kişiler siyaseti şeytan oyunu olarak görür ve aldıkları telkin gereği aktif siyasetten uzak durmayı yeğhttp://lerler.ne garip ki oy vermeye de sabah erken saatte giderler.demiştik ya en saf ayağıdır.çeşitli sorulara cevap vermekten çekindikleri gibi açık ve net oynamayı sevmezler.bazıları ise vardır ki körü körüne inancın hezimeti ile günlerini geçirir.''o demişse doğrudur'' mantığı ile kendini körelttiğinin farkında olmayan bu kişi aslında içten içe bazı şeyleri kabullenmez lakin dillendirmekten ber'i kalır.çünkü sistem acımayı gerektirmediği gibi duygusallığa ve objektif olmaya asla yer vermez.

özetle

bahçe de yetişen güllerin hiçbir hükmü ve ehemniyeti yoktur toprağında zehir olduktan sonra.
devamını gör...
gülmekten öldüren hareket. siyonistleri, hristiyanları falan gülmekten öldürüyorlarmış. yazıktır günahtır.
devamını gör...
bu cemaat ile ilgili tartışmalarda, savunucuların yaptığı bir hata var bence.

fethullah gülen'in bir sözü veya tutumu veya cemaatin bir icraati eleştirildiğinde savunma yöntemi olarak, cemaatin çok başarılı olduğundan, kimsenin yapamadığını yaptığından ve bu işler yapılırken cemaat mensuplarının gösterdiği üstün fedakarlıklardan bahsediliyor.

cemaatin tuttuğu yolda başarılı olduğunu, bu yolda çalışanların çok cefakar ve fedakar olduğunu kabul ediyor zaten herkes. cemaati "bu şakirtler de hiç çalışmıyor yahu!" diye eleştiren yok.

eleştirilen şey içerik ve politikalar. cevap verilecekse bu noktadaki suçlamanın cevabı verilmeli.

devamını gör...
en güzel işleri gençleri anne babadan koparmaktır.öyle ki bazıları evlatlıktan red edilmelerinden bile gururla bahseder.rasulullah efendimiz ilime de hizmete de ailesine de ayrı ayrı vakit ayırmıştır.ama bu cemaatten kimi gördüysem hizmet için ailesini silmiş ya da gönül kırmış.bazıları sevdiklerinden nişanlılarından bile ayrılmış bu uğurda.
uzun süre önce stv de bir program izlemiştim.yurtdışında bilmem nerede çekim yapıyorlar ve hizmet için gitmiş delikanlılarla röportaj yapıyorlardı.hatırladığım kadarıyla şöyle bir dialog geçti:
-nasıl oldu buraya gelmeniz?
-annem babam çok karşı çıktı.babam dedi ki oğlum yurtdışına gitme türkiye de hizmet et.ama ben de dedim ki hocam buradan uzaklarda kan ağlarken ben burada duramam.şimdi konuşmuyoruz.
-peki neler yaptınız burada?
-çocuklara türkçeyi öğrettik.türkçe olimpiyatlarına hazırladık.şimdi ailem olimpiyatları izleyince benimle gurur duyuyordur.

kesinlikle abartmıyorum aynen cevap buydu ve ağzım açık kaldı.bu mudur yani?o kadar uzaklarda tek amacınız bu mu?başka söze gerek duymuyorum...
devamını gör...
postmodern zamanlarda da cemaatlerin en büyük fenomeni.*
devamını gör...
bu cemaate mensup stv, kardeşlik zamanı kampanyası ile 14 kanalın (van için tek yürek) topladığı yardım parasından 3-5 milyon tl daha fazla toplayabildi.
bir fikir versin bu bize...
devamını gör...
cemaatçilik=loca devrindeyiz. eşanlamlı çok anlamlı...
devamını gör...
nur cemaati mensuplarının yahudi zihniyetli para poltikalarının (ekonomik açıdan değerlendiriyorum sadece, en önemli şeyleri para olduğu için... maddi konu dışında eleştirilmesi gereken çok yönleri var olduğuna inanıyorum) dini kullanarak aklamaya çalıştıkları komik söylem...
devamını gör...
hizmet ettiği, irşad ettiği insanlara az biraz da hak-hukuktan falan bahsetmesi gereken oluşum. o tuzu kuru adamlara "hizmete yardım ederseniz işinizin bereketi artar" altmetinli vaazler verirken biraz da iğnelesinler, "çalışanın hakkını hakkaniyet gözeterek veriyor musunuz" diye, çok değil, ufaktan bir dürtmeye başlasınlar bakalım o "perşembe esnaf sohbetleri"ne rağbet artıyor mu azalıyor mu.
devamını gör...
esnaf ağzıyla nalıncı keseri hareketidir. hep kendine yontar başkasına koklatmaz...
devamını gör...
biraz mıy mıy, çokça dışı seni içi beni yakar...
devamını gör...
ahirette gülemeyenler hareketi olma yolunda ilerliyorlar. Allah yardımcıları olsun. peşine takıldıkları adamdan yüzlerini hakka çevirsin. tabi "o adamında"...
devamını gör...
son yüzyıllarda, özellikle sanayi devriminden sonra, üretimin önemi artmıştır. hatta öylesine artmıştır ki bu bazı toplumların diğer toplumları dönüştürmesine yol açacak iktisat ve siyaset teorilerini doğurmuştur.

basit bir örnek verirsek, ingiltere'de 20. yüzyılın başlarında üretim yapan bir tekstil fabrikası ve bu fabrikanın içerisinde günde bin parça tekstil ürünü üreten bir makinenin olduğunu düşünelim.

rakip firmalar, binden daha fazla üretim yapmadan bu fabrikanın başarı oranını ekarte edemeyecektir. bu yüzden başka bir firma son teknolojiyi satın alır ve on bin teksitl ürünü üreten bir makineyi faaliyete sokar. fakat dört bin nüfuslu ingiltere'ye * üretilenler fazla geldiği için ihtiyaç fazlası ürünler meydana çıkmıştır.

ve bunlar iktisadi hayatın akışı açısından satılmalıdır. önce ingilter'de israf ekonomisini teşvik etmekle daha sonra avrupa dışındaki pazarlara açılmakla bu satış gerçekleşmiş olur. ve artık afrika'da yaşayan kabileler kültürlerinden kopuk, yabancı kıyafetler giymeye başlamışlardır.

bunu her çeşit iktisadi faaliyete uyarlayabiliriz. bu ithal ürünler ülkeye giriş yaptığı anda onları üreten zihniyette ve dünya görüşü de oraya giriş yapmış demektir.
bunun sonucunda bazı toplumlar kendileri dışında bulunan toplumları az gelişmiş olarak vasıflandırıp, onları sosyolojik bir evrime zorlamıştır.

bunun altında da nasıl ürettin yerine kaç tane ürettin sorusunu soran zihniyet yatmaktadır. ve bu gün müslümanlar da aynı dertten muzdaripler. keyfe yerine kem sorusunu soruyorlar.

fethullah hoca ve cemaati çok üretim yapmıştır. ama nasıl yapmıştır?

dünyanın dört bir yanında müslümanları ezen bir gücün tam da ortasında, etrafı duvarlarla çevrili ve ulaşılmaz bir mevkiden üretim yapmıştır.

siyerle insanları gaza getirip, fıkıhsız iş yaptırarak üretim yapmıştır.
bir kaç sene evvel kurban parası toplayan fethullahçı bir grup, 220 lira olarak belirlediği kurban parasını infak edenlerden toplamış, kurbanları yoksul afrika ülkelerinden ucuza kapatarak, geriye kalan kallavi parayı hizmete(!) harcamıştır. bu olaylar sürekli dönmektedir.

halbuki vakfedenin vakıf niyetinin, ayetten ve hadisten, bağlayıcılık olarak hiç bir farkı yoktur.

fethullah hoca cemaati, müslümanalrdan aldığı parayı bank asya rezaleti vesilesiyle faizin tam da göbeğine gömmüştür.

fethullah hoca cemaati, polis sınavı sorularını çalıp cemaat yurtlarında dağıtarak, milyonlarca insanın hakkına girmiştir.

devlet makamlarında binlerce üst düzey bürokratın ayağını kaydırmıştır.

komünistçilik oynayan çocukların saçını sakalını keserek onların onurlarıyla oynamış ve ziyadesiyle islam'a düşman olmalarını sağlamıştır.

papanın elini ayağını öptürmüştür müslümanlara. yahudiyi hrıstiyanı aynı sırat köprüsünden geçirip, cennete(!) sokmuştur.

cihadsız, fıkıhsız, direnişsiz bir islam'ı müslümanalara ve dünyaya sevdirmiştir.

cemaate maddi menfaatleri uğruna milyarlar harcayıp, işçisinin beş dakika işe geç kalmasından dolayı ücret talep eden iki yüzlü, kapitalistler yaratmıştır bu hareket.

ve kuranın emri açıktır. "ila cehenneme zümerâ". "grubunuzla birlikte cehenneme gidin."

devamını gör...
--- alıntı ---
nurculuk ise [her ne kadar nurculuk, temel karakteristiği itibariyle belli bir ortak paydaya sahipse de, bu yazıda özellikle fethullah gülen yorumu ve liderliğindeki nurcu hareket vurgusuyla anlaşılmalı] daha en başından bu tür bir riske girmeden, bir iman mücadelesi ekseninde ama siyasetle de -mesafeli- bir ilişki içerisinde olduğu bir strateji geliştirdi. tabir caizse siyasetin sıkıntılarını üstlenmeyen ama nimetlerinden yararlanmaya çalışan bir stratejiydi bu. oysa hegelci bir yaklaşımla, kendini riske etmeyen, tehlikeye atmayan hiçbir eylem, amaçlarına tam olarak ulaşamayacaktır. sonuçta o da kalkınmacı, milliyetçi, modernleşmeci ve gelenekçi paydalara sahipti. ama onun da ötesinde, daha en başından itibaren ufkunu islam dünyasıyla sınırlandırmayan, özellikle ehli kitap dolayımıyla batı dünyasıyla ortak değerlere de yaslanmaya çalışan (anti-komünizm gibi) bir stratejiydi bu.

...nurculuk kendi evrenselciliğini dinler arası uzlaşma söyleminde ifadesini bulan bir ehli kitap evrenselciliği üzerinden gerçekleştirmeye çalışacaktır.

...nurculuk ise, daha iran islam devrimi sonrasında batı küreselciliğiyle kurduğu irtibata dayanarak evrensel bir açılım yapmış, cizvit eğitim modelinin modernize edilmiş bir senteziyle (ingilizce eğitim veren müslüman misyonerler), küresel sisteme eklemlenmiştir.

millî görüş hareketi ise ak parti ile küreselleşmeye uyarsız söylemlerinden uzaklaş-tırıl-arak, geç de olsa küresel sistemle uzlaşmanın bir yolunu bulmuştur. ancak her ne kadar her iki hareket de batı küreselciliğine dahil olsalar da, oluş öncesi durumları ve genel stratejileri itibariyle, aralarında belirgin bir uyuşmazlık bulunmaktadır. nitekim bu uyuşmazlık, mavi marmara meselesinde bir kez daha açığa çıkmıştır. çünkü millî görüş hareketinin evrenselleşme ufku islam iken, nurculuğunki ehli kitap’tır. dolayısıyla her iki akımın arasındaki farklar, evrenselleşme düzeyleri arasındaki faz farkı (küreselleşmeye eklemlenme zamanı, kararı ve niyeti) kadar evrenselleşme istidat ve anlayışları arasındaki farklara dayanmaktadır. millî görüş geleneği küreselleşmeye belli bir millîlik üzerinden dahil olurken, nurculuk eklemlendiği bir küreselleşmenin üzerinden dönmektedir millî siyasetin koşullarına; ve, cemaatsel hareketlerin ve kendi geleneğinin rağmına, siyasetle arasındaki tüm mesafeleri, siyaseti bürokratikleştirecek kadar yok eden bir üslubun aciliyeti ve acımasızlığıyla.

şimdilerde yerel ulusalcılığa (ve doğulu küreselciliğe) karşı ortak bir strateji yürüten bu iki akım arasındaki ilişki, birinin siyasete, diğerinin eğitime yaptığı yatırımı ortak bir strateji ekseninde bütünleştirse de, evrenselleşme stratejilerinde karşıtlaştıkları her çatışmada, bu konjonktürel uzlaşmanın sorunları yeniden nüksedecektir. ki bu çatışmanın en bariz ve yakın alanı, iran israil çatışmasında belirginleşecek olan, islam dünyasıyla batı dünyası arasındaki, islam dünyasının da temelde kendince bir evrenselleşme özlemine ve iddiasına dayanan uzlaşmazlık noktasıdır. nurculuk ise, hareketini riske etmeme esasına dayanan bir stratejiyle, bu tür risklere girmektense daima güçlü olanın yanında saf tutma anlayışıyla, bu noktada yerel -stratejik- ittifakını küresel güç lehine gözden çıkarabilecektir.
--- alıntı ---

http://www.cogitosozluk.net...

devamını gör...
28 şubat'ın en büyük mağdurudur bunlar sözde. çok güzel de oynarlar rollerini. ama "okulların anahtarını verelim" diye paşalara mektuplar mı döşenmemişlerdir...

28 şubat'ta hiçbir bedel ödememişlerdir. bedel ödeyenlerle omuz omuza durmaktan da imtina etmişlerdir canlarım benim. başörtüsü konusunda da bir ehem-mühim içtihadı atmışlardı ortaya ki bilen bilir.

itidal başka şey, yumuşak başlı uysal koyun olmak başka.
devamını gör...
en büyük sorunları, müslüman olmayan insanlarla diyalog kurulması gerektiği söyleyip, ülkemizdeki atatürkçüleri ve de laik hassasiyete sahip olan insanları potansiyel darbeci olarak görmeleri. diğer cemaatlere pek laf söylemeseler de atatürkçülere bakış açıları hiç de iyi değil. düzeltmeleri gerek. en azından hıristiyanlara ya da ateistlere gösterdikleri hoşgörünün yarısını onlara da göstermelidirler. zaman gazetesi dışında başka gazeteleri okumamaları da başka büyük problem.



devamını gör...
haklarında şöyle bir bilgi dünyaya yayılan cemaat, karşı cevap bekliyoruz;

http://www.fbi.gov/houston/...


yani kısaca şu liste fbi'ın haber kaynağıymış:

the anti-defamation league
the naacp;
the league of united latin american citizens (lulac);
the gulen institute;
the raindrop turkish house;
the south asian chamber of commerce; and
the islamic society of greater houston

devamını gör...
http://www.fbi.gov/houston/... linkin son paragrafı;

'fbi her zaman sivil hakların savunucusu olmuştur ve hauston içinde etnik ve kültürel gruplarla yaptığımız ortaklıklar ile gurur duyuyoruz. görevdeki özel acenta, yerel ve eyalet seviyesinde çözülemeyecek sorunları gelip tartışmak ve çözmek isteyen etnik ve kültürel gruplara karşı açık kapı politikasına sahiptir. ortaklık kurduğumuz bir kaç örgüt şunlardır;' * *


the anti-defamation league
the naacp;
the league of united latin american citizens (lulac);
the gulen institute;
the raindrop turkish house;
the south asian chamber of commerce; and
the islamic society of greater houston


not: hauston fbi'ın kurmuş olduğu yerel bir ofis. bu ofis yolu ile yerel topluluklarla ortaklıklar kurarak; bilgi ağlarını genişletiyorlar anladığım kadarı ile.
yorum sizin...
devamını gör...
gücünü sistemle iyi geçinerek elde etmiş, bugün büyük çoğunlukla sitemi ele geçirmiş cemaat.

büyük çoğunlukla çünkü; hakim olamadığı kurumları ele geçirmek için güç denemesinde bulunuyor, başaramayacağını anladığı anda geri adım atıyor. yani tam anlamıyla hakim olamadığı kurumlar var hala.

her zaman siyasette görünür olmaktan, tarafını belli etmekten uzak duran hoca efendinin referandumda açık seçik tarafını belli etmesi şaşırtmıştı beni. takip eden aylarda milli görüş damarının temsilcisi iktidarla aleni olarak bilek güreşine girmesi, hoca efendinin siyasette görünür olma çabasının tesadüfi olmadığını gösterdi. cemaatin kendisi ve millet için yeni stratejinin hayırlı olup olmadığını ise zaman gösterecek.

devamını gör...
--- alıntı ---

fethullah gülen ekibi "devlet ebet müddet" geleneğinde olduğu gibi modernizmin imkânlarına ulaşabilmek için de "kutsalın sıradanlaşması" sürecini de olumlamaktadır. onlara göre weber'in de dediği gibi dinin modernizm içinde günlük hayata nüfuz etmesi onu zayıflatmak yerine güçlendiriyor. doğuştan getirdiğimiz kutsama içgüdüsüne tekabül eden din de, “ed-din”, yani kur’an ve kur’ani ölçüler, itikadımızdan amelimize kadar merkeze alınmadığında gerçekten sıradanlaşma kaçınılmazdır. bu boyutuyla fethullah gülen çizgisine göre küresel kapitalizmin boşluğu, bir inanç ve ritüeller sistemi olarak algılanan gelenekçi islam ile doldurulabilir. bu yaklaşım gelenekçi islam algısıyla modernizmin izdivacını olumlamaktadır. ama pozitivist-ateist eğilime karşı kurulan bu izdivaç, aynı zamanda da sahih islam geleneğinden yani kur’ani ölçülerden; veyahut tevhid, adalet, ıslah çizgisinden bir uzaklaşmadır.

--- alıntı ---

http://tinyurl.com/btuv23f
devamını gör...
cemaatin beynelmilel bir güce ulaşması, türkiye'nin askeri, emniyet ve idari birimlerindeki yapılaşmaları, kadrolaşmalar bana beyaz türklerin bundan 50-60 sene önce tohumlarını serptikleri ve on yıl öncesine kadar ekinlerini topladıkları hareketi anımsatıyor. kemalizmle kıyaslayıp özdeşleştirmek zalimlik olur ama koşulsuz bağlılık ve bu bağlılığın tapmaya kadar ilerlemesi büyük bir tehlikedir.

cemaatlerde sürecin sonunda karşılaşılan kaçınılmaz son lidere bağlılık. fakat insanın bilgisi, muhakemesi ne kadar engin olursa olsun hatalar yapmak doğasında vardır. hataların boyutu da büyüdükçe telafisi her anlamda büyük maliyetler doğuracak sorunlar yaratır.
bir beşerin etrafında, kanaat önderliğinde gelişen hareketin böyle bir güce ulaşması, ulaşılan gücün paralelinde gelişen olaylarda hakkaniyet kavramını sorgulatacak yapılaşmalar, atanmalar, kayırmalar, hak yemeler, ülkenin tüm resmi kurumlarında bir zihniyet değişimine gidilmesi bu gücün bir süre sonra ne ve kimler tarafından kontrol edildiği, beslendiğini sorgulatır duruma getiriyor.

türkiye 60 yıl boyunca bir kesim tarafından yönetildi ve diğer kesimler bu kesimin giderek sekülerleşmesini, ülkenin yönetimini avucunda tutmasını izlemekle yetindi. ideolojik anlamdaki kamplaşmalardan bahsetmeye gerek yok. tahakküm altında ötekileştirilenler şimdi iktidarla birlikte hareket edebilmenin keyfini çatıyor.

gülen cemaati'nin iktidar kaygısı var. medyada saptırılma gibi bir durumu yok böyle bir kaygı var. bunun için belge göstermeye, kaynak göstermeye, isim sunmaya gerek yok. sözlük içinde nurettin veren'e dönüşmek istemem. süreci kafasındaki tabuları yıkıp görmek isteyenler görebilir. sadece türkiye'de değil bu iktidar kaygısı üstelik.
kaygıyla birlikte süren değişimde yıllar önce tahakküm altında kalan ve yıllarca ezilen kesimlerin bu dirilişinin sonundaki süreci türkiye açısından sağlıklı görmüyorum.
bir zihniyet taparcasına sevilmemeli. "biz"den değil, "bizim eleman", "bizim adamımız","cemaatten", "hizmetten" olduğu için değil bir insan doğru, liyakat sahibi olduğu için yetki sahibi olabilmeli, sevilmeli.

yıllardır bunun acısını çeken insanlar eğer bugün güce sırtını dayayıp türkiye'ye aslında 60 yıl boyunca süregelen bir süreci tersten yaşatmak istiyorlarsa buyrun yaşatsınlar. tek tipleşerek, bir tarafın hatalara düşerek yücelttikleri değerlerin birbir ve -takdir edilir bir süreçle- üstünü silip aynı yöntemlerle kendi değerlerini ihya etmeye çalışmaları türkiye'nin yerinde saymasından başka bir şeye yol açmaz.

muasır medeniyet, terakkiyat, model ülke v.s. bunlar güzel şeyler ama bir cemaatin güdümünde gerçekleşebilecek şeyler değil. türkiye bunun sınavını çok uzun süre önce verdi. türkiye'nin çok daha büyük sorunları var, terör sorunu, hukuk sistemindeki gedikler, sosyal adalet, eğitim sistemindeki aksaklıklar, ekonomik sorunlar bunları aşarken tek tipleşerek aşmak mutsuz, hakkı yenen, kendini bir sisteme ait olmak zorunda hisseden bireylerle bir yere kadar yürür. bu sürecin sonunu biz değilse de çocuklarımız görecek. hakkımızda hayırlısı olur inşallah.

bu yazılanları herhangi bir şeye cevap mahiyetinde yazmadım. ülkenin genç beyinlerinin neye ne kadar koşulsuz bağlanmasını, aidiyet duymasını hatta tanrılaştırmasını düşünmek bana mı kaldı di mi ? herkes işini yapsın. devlet babamızın büyükleri bu işi zaten düşünür ve gereğini yapar.
devamını gör...
içlerinde çürük elmaların var olduğunu kabul edemeyen üyelere sahipler. bakın komple çürükler demiyorum, bunu söylemek mantıksız fakat çürük elmaları bişiy olmaz caanım diyerek savunmak daha mantıksız.

milyonlarca gönül verene sahip bir cemaatin çürük elma çokluğunun olması kaçınılmaz. bu bizatihi insan olmaktan kaynaklanır, cemaatin dayandığı temellerin iyi ya da kötü olmasından kaynaklanmaz. şu ufacık bir sözlükte bile hepimiz sözlüğü az çok sevdiğimiz halde yararlı olduğunu düşünmesine rağmen zararlı olan cemiyetler gibi davranabiliyoruz. milyonlarca insana hitap edildiğinde haliyle insanların hayırlı iş yapıyor gibi göründüğü halde hayırlı olmayan işler yapması ve en azından cemaatinin adını kötüye çıkarması da kaçınılmaz oluyor.

bunları göz önünde bulundurarak cemaat hakkında yorum yapıldığında da tüm cemaati zan altında bırakıyorsun tepkilerini üzerinize çekiyorsunuz. bütün cemaat üyelerini tanıyıp şu kadarı kral adam şu kadarı gereksiz diyebilecek şansımız olmadığına göre ve cemaatin tüm elemanları boş beleş insanlardır demediğimize göre eleştirileri kabullenme konusunda kendilerine bir bakmaları gerekiyor. sen belki cemaatin en saf ve en masum adamısın ve çevrendeki tüm sempatik abiler çok kral adamlar fakat cemaatin içinde tonlarca garip ve tırt adam da mevcut. bunları temizleyin demiyoruz ama en azından varlığını kabul edin.

şurada okul yapıldı burada insanlar türkçe konuşmayı öğrendi diyerek tozları halının altına süpürüp ortamın çok temiz olduğunu iddia etmek komik geliyor artık.

cemaat büyüdükçe mantıksızlıklar var olmaya ve artmaya devam edecek. önemli olan cemaati savunanların ve cemaatin içinde var olanların körlemesine savunmaktan ve at gözlüğünü kolormatik gözlük zannetmekten vazgeçmeleri ve gabon'da okul yaptık savunmasından daha öteye gidebilmeleri.

özeleştiri iyidir. insan kendisi ekseninde özeleştiri yaparsa gelişmeye devam eder, bir topluluk özeleştiri yaparsa daha sağlam temeller üzerinde genişler ve büyür. özeleştiri iyidir.
devamını gör...
dershanem kapanmasın diye yeri göğü inletip gazze,suriye konusunda ses çıkarmamayı kendilerine prensip edinmiş insanlardan oluşan cemaattir..
devamını gör...
gülen cemaatinin en önemli islevi sivilleşme süreç ve sivil faaliyetlerini yürüttugu alanlarda yatıyor böylece devlet ideolojisinin alt yapısını zayıflatmis oluyor. (özel okullar, özel hastaneler, anadolu kaplanları ve küçük işletmeler. bu gülen cemaatinin turkiye ve rejimini nasil okuduğunu varsa bir siyasal çabasinı açıklıyor. derin bir analize ve etrafli bir düşünceyle okuduğumuzda cemaati anlamaya yakinlasabiliriz.
devamını gör...
aşıri türkçu cemaat.

dershanenin mudur yardimcisi ayni zamanda derslerede giriyor.mendel genetigini islerken laf dondu dolasti turklerin genetigine geldi.cumle aynen su
'olum Allah bazi irklara fazla ozellik vermistir tamam mi ek ozellik.bunlardan biri de turklerdir...'bu nedir abi.milletin de aklini celiyorlar zaten.yine cemaatten bir cocukla yasadigim muhabbet ayni siniftayiz ayrica.
-x kisisi ermeniymis zaten bir seyler vardi onda
+o nedemek la?ne olacakmis ermeni olsa
-ya olum iste butun ermeniler turk dusmanidir.gicik aliyorum ben de.
....
edit.diyalogları yalan zannedip eksi basalar çok yaşasın.
devamını gör...
üniversite okuyan dostlarım bilir .bu mikropların nasıl olduğunu size kendi hadiselerimle anlatayım.
yıl 2007 üniversite kazandım ve kayıt tarihine 1 hafta kala beni birisi aradı adımı soyadımı numaramı anne kızlık soyadıma kadar adam herşeyimi nereyi kazandığımı bile bilen birirsiydi. bana okulu kazanmışsın hayırlı olsun diye arayıp safa femin oraya çağırdı bu kadar çok şey bilince okulla ilgili birşey sandım. gittim annemi babamıda aldım 94 model ford transit nam-ı diğer çiçek abbasın arabasına atladık vardık yanına.
başladı işte biz başarılı arkadaşlarımız bilmedği şehirlerde abi babalık yapıp ev yemek veriyoruz disipline sokuyoruz falan filan derken ben sordum sen bu kadar bilgiyi kimden aldın diye, konuyu saptırınca tekrar sordum yine saptırdı osmanlı şamarını ağzının üstüne vurunca millet başımıza üşüştü lan şakirt diyecem özür diliyorum adıma kredi kartı alacak kadar bilgim var heriflerde . herneyse bu hadiseden sonra ağalar ilçedeki bütün evleri tutmuşlar gittik yurttada kızlar var mallum düştük kucaklarına 1 hafta kaldım cuma günü aldılar bizi massey ferguson marka dedemden kalma traktöre piknik maksadıyla bindirdiler . sonra çiftlikleri dolaşıp cemaat adına ne varsa toplatmaya kalkınca bindim otobüse doğru eşyaları topladım ev bulana kadar otele gittim aylık 500 liradan haram olsun 3 ay boyunca bu adilere muhtaç olup ev bulamayıp o kadar para verdiğim.
süleymancısı mı hasancısı mı fetullahı mı her çeşitine hakkım haram olsun. adamlar ordu kuruyo ilim ordusu fakat üniversiteden gelip ayartmaya başlıyolar bu kadar bilgiyi almaları çok doğal rte fetullah hepsi sonuçta aynı fabrikanın malı Allah'ın kimde alacağı kalmış ... Allahından bulsunlar! amin.
devamını gör...
16 haziran tarihinde akparti'nin istanbul'da düzenleyeceği mitingin türkçe olimpiyatları final gününe denk gelmesi üzerine fena kıllanmışlar. gezi parkı olaylarını bir kenara bırakıp kendilerine doğru hükümet cephesinden bir saldırı olduğu izlenimi edinmişler. elbette külliyen böyle bir düşünce olduğunu söyleyemem ama çevremdekilerde böyle bir kanı var.
devamını gör...
bir standartı var şu an çözmüş durumdayım. mesela başörtüsü füruattır diyor ve devam ediyor baş açan günahını çeker bir tel saç görünmesi kebairdendir. netice? cemaatine bağlı kızlar başlarını açarak okula giriyorlar. yani bu sayede diyebiliyorlar ki bakın denilmesi gerekeni yaptım bize de susmak düşüyor.

bir kere ne emrediliyor üst mevkilerden? zamanında öys sistemi varken sene 90 ortaları düşünün kredili sistem falan var katsayı problemi yok sözelci matematik yaparsa adam gibi tıngır mıngır tıbba girebiliyor ne mühendislik kazanabilecek hanım ablaları beyabileri ''öğretmenlik'' yazdırmak sureti ile ''hizmet'' diyerekten kanırtıyorlar. şimdi belge falan isterler. belgeye ne hacet ben şahidim. 450 miydi o zamanın puanına göre çok iyi bir puan almış arkadaşa ısrarla öğretmenlik yazdırmaya çalıştılar ama öyle böyle değil dinden diyanetten islamdan falan bahsederek. elbette ''hoca yapmadı bunlar şahsi uygulamalar'' diyebilirsiniz. bir anda vahiy inmiş gibi ''aynı şekilde'' hareket eden kişiler yoktu sanki.

yani kendisi tarafından başınızı açıp girin diye bir emir yok bu kişilerin kendi tercihi öyle mi? eylemlere katılmama kararı almak falan hepsi kendi tercihleri.. bu da iyiymiş. nasıl bir cemaatse artık birbirine hiç bağlı olmayan kişilerden oluşuyor.
devamını gör...
niyetler samimi olabilir ancak uygulanan yol yöntemler, söylemlerle ilgili büyük problemler var. kast ettiğim sadece cemaatin sekülerleşmeye ayak uydurması değil bu sekülerleşme yaşanırken hocaefendi'nin söylemlerinin cemaat üyeleri tarafından "tebliğ yolunda her yol mübahtır" şeklinde algılanması ve düşülen yanlışlardır.

islam'a katkı, hizmetler bunlara diyebilecek hiçbir sözüm olamaz ancak cemaati ve hocaefendiyi fanatikçe savunanların bilmediği çok şey var. susmak istedim ancak şu son olan açıklamalardan sonra neyi nasıl savunduğunu bilmeden konuşanları görünce artık dayanamadım.

burada savunan kardeşlerimiz hizmetin adını bilmez iken kurban bayramında akraba ziyaretlerini boşverip sırtında deri taşıyan, sızıntı aboneliği için meyhanelere girip boyun büken bir kişi olarak bunları söylüyorum. bu yazım su-i zan yaratacak biliyorum ancak içlerindeyken yaşadıklarımı ve son 15 yılda yaşananları izlediğim zaman büyük hizmetlerle birlikte büyük hatalar içinde bulunduklarına kanaat getiriyorum maalesef. bu hatalar hocaefendi'nin şahsını ne kadar ilgilendirir bunun sorgulaması bizim haddimize düşmez sadece paylaşacağım. -sırf emsal niyetine söylüyorum- bununla birlikte bedeli her şeyden büyük olan, insanların hayatlarına, hayallerine, kaderlerine müdahaleye varan "vefa" kavramı üzerinden binlerce insanın, gencin hakkı yenmiştir. cemaat gençleri şimdilerde uyanık, kafalarına estiklerinde çekip gidiyorlar, önceden cemaate vefa diye bir şey vardı. şimdi hayat devingen.
ne demek istediğimi bundan 15 sene önce bazı sınavlara giriş hakkı kazanabilmek için abilerinin baskısıyla annesinin başını açtırıp fotoğrafını çektirme vebaline girenler bilir. fen lisesi sınavına hazırlıyoruz diyerek yolun sonunda vefa kavramı üzerinden türkiye'yi yöneten kurumların sınavlarına yönlendirilenler bilir.
bizler bunlara rağmen cemaatten kopmadık ta ki üniversite döneminde de aynı hatalar, ihmaller artık okuldan koparak raddeye geldi.
yara çok, anlatacak şey de çok. bilmiyorum bunları anlatarak ben de bir vebalin altına girdim belki de ancak hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık değil ve haksızlığı görüp susan dilsiz şeytansa daha fazla susmak istemedim. Allah hataları olanların günahlarını hizmetlerinin yüzü suyu hürmetine affetsin.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar