keşkül

bir çeşŸit sütlü tatlı. dayanılmaz lezzet.
|
soğuduktan sonra üzerine rendelenmiş hindistan cevizi ve dövülmüş fıstık konursa tadından yenmeyecek kadar güzel hale gelen leziz tatlıdır.
- leyla hanım size bir şiir yazdım.
- okuyun lütfen.

aşk, kalbimi yakan bir volkan gibidir
en sevdiğim tatlı kazan dibidir.
leyla sev beni, sokma müşküle
seninle kaşık atalık iki tabak keşküle.

diyalogu ve mısaralarından da anlaşılacağı üzere bir kemal sunal şaheseridir (!)
nefis terbiyesi için sufilerin dilendikleri kap

şöyle de bi şey vardır:derviş bir pirinç tüccarıa gider ve dergah için pirinç ister. ve tüccar bu keşkül kadar mı istiyorsun der. pirinci boşaltmaya başlar çuvllar boşalır kap dolmaz. şeyh dergahta tamam dediği an keşkül dolar.

gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı.

*
fukara keşkülü gibi keşkül be-dest

farsça, fukara çanağı anlamına gelir ve daha ziyâde â«keşkülâ» tarâ­zında söylenir. büyük hindistan cevizinin üstü kesilir ve içi oyulur; meyâ­dana gelen çanağın, iki uçuna iki halka geçirilerek bu halkalara bir zinâ­cir takılır. derviş, bunu boynuna, yahut kemerine asar, yahut da elinde tutar. iì‡fâhã®, naat, mersiye okuyup keşkülü halka uzatır; herkes, keşküle birşey kor. keşkül dolunca tekkesine döner ve keşkülünü, aş evinde boâ­şaltır; toplanan yiyecek şeyler, aş evinde kalır; para varsa şeyhe teslim edilir. bu münâsebetle içinde, birbirine uymayan şeylerin bulunduğu kap hakkında, â«fukara keşkülü gibiâ» deyimi kullanılır. dergâha bir şeyler derip devrişmeye çıkan keşküllü dervişe de, eli keşküllü anlamına â«keşâ­kül be-destâ» denir. süt ve badem yağıyla yapılan, üstüne badem renâ­desi, fıstık, üzüm, nar gibi şeyler konan tatlıya da, birçok şeyden yapılâ­dığından â«keşkül-i fukaraâ» denmiştir. bunun bir de fıkrası vardır:

adamın biri, bu tatlıyı pek severmiş; varını yoğunu verip hergün bu tatlıyı yaptırırmış. sonunda yoksul bir hale düşmüş. fakat bu tatlıyı yaptırabilmek için gene de eline keşkül alıp dolaşır, derip devşirdiğini satar parasiyle bu tatlıyı yaptırırmış.

şimdi bu sütlü, tatlıya kısaca â«keşkülâ» deniyor.

bakırdan, diğer madenlerden, hattâ gümüşten yapılmış, üstüne âyet' ler, hadã®sler hakkedilmiş, değerli birer sanat eseri olan keşküller, müzeâ­lerimizde mevcuttur
http://muze.semazen.net/con...
osmanlı döneminde hindistan cevizinin oyulmasıyla elde edilen kapken, zamanla bu kabın içerisinde fakirlere dağıtılan tatlının adı olmuştur.

(bkz: keşkülüfukara)
--- tosun paşa ---

aşk, kalbimi yakan bir volkan gibidir.
en sevdiğim tatlı kazandibidir.
leyla sev beni, sokma müşküle.
seninle kaşık atalım, iki tabak keşküle.

--- tosun paşa ---
|
her sayısıyla ve her sayfasıyla dopdolu tasavvuf ve kültür sanat dergisi...abone olunabilecek, para verdiğinize değen sayılı dergilerden...
ayağında yok postal başına giyer püskül
sonradan görmesi meğersem ne müşkül
ya hiçbirşey bilmemek pilav üstüne keşkül


barış manço
eskiden bazı tarik dervişlerinin kullandığı hindistan cevizi veya abanoz ağacından oyulan kabın adıdır. yemeklerini de yedikleri bu kab boyunlarından hep asılı dururmuş.

aynı zamanda üç aylık tasavvuf ve kütür sanat dergisinin adıdır. 19. yaz sayısını mevleviyye konusuna ayırmıştır.
titretmesi ile meşhurdur.
|
"leyla sev beni sokma müşküle/ gel kaşık atalım iki tabak keşküle" --kemal sunal, tosun paşa filminden *
arapların bir yemeğinin ismi. yeşil mercimek, kuskus makarna ve pirinci beraber pişirilerek hazırlanıyor.
son derece erotik bir tatlı ismi. artık algılar ne kadar açıksa.
|
boyna asılan ve dilenmek için kullanılan derviş aksesuarı.
(f.i.) 1. keşkül, [eskiden] dervişlerin veya dilencilerin kullandığı, hindistan cevizi kabuğundan veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı. 2. üstü, dövülmüş fındık, fıstık ve rendelenmiş hindistan cevizi gibi şeylerle süslenmiş olan bir çeşit süt tatlısı, keşkül-i fukara. (osm.) *
keşkül: farsça, bir yemek kabı, tas. hindistan cevizi kabuğu veya abanoz gibi sert ağaçtan yapılır.
dilenmede kullanılır. bu yüzden dilenci çanağı da denir. bu tas, iki ucundan bir zincirle bağlanırdı. yolculuğa
çıkan bazı tarikatlara mensup dervişler,
bu tası yanlarında taşırlar, yiyecek ihtiyacını başkalarından isteyerek giderirlerdi. istenen kişi keşkülün içine
ekmek, buğday, pirinç vs. gib yiyecekler atardı. özellikle asya kökenli bazı tarikatlar, nefsi kırmaya yönelik
olmak üzere bu uygulamayı yaptırmışlardır. mesela çiştiyye. keşkül ile dolaşmaya, "selmane çıkmak" denir.

terkeylemiş cihanı gönül yahut etmemiş
bâr-ı giran olur mu hiç abdala keşkülü.
mehmed rakım paşa *

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar