keyfiyet kemmiyet ile makusen mütenasiptir

elbette doğru ancak noksan bir önerme.

bu doğruyu bedahet halinde biliriz; kemmiyetten keyfiyet doğduğunu kim görmüş? daima bunun aksi vukuu bulmuştur. "yığınların davranışlarında pek az fazilet vardır" der thoreau; evet, böyledir. çoğunluğun keyfiyete galebesinin, açıkça zulmü ihtar eden, maddiyatçı ve muayyenetçi bir saik olduğu, pek az istisna dışında tarih boyu insan toplumlarının ve ekser hadiselerin birbirini müteselsilen takibine bakılarak görülebilir. siyasi rejimlerin ve toplumlardaki sınıf ve tabakaları tayin eden hiyerarşik sistemlerin, tarihî seyir içinde, daima ferdi ihmal ve fikri iptal etmek suretiyle icra edilegeldiği inkar edilemez.

keyfiyeti çok'a dağıtmak, onu ufalamaktır, kırıntılara bölmektir ki "keyfiyet" kavramının tanımına terstir; o, ideale dönük bir seçkinlik, bir fark belirtir. bu fark, az'ın çok'a karşı cinsî yahut zümrevî imtiyazlarını değil, tüm eşya karşısında tekilin, ferdin haddini, elde ettiği keyfiyet hakkı nisbetinde verimlendirmeyi icap eder. çünkü kafaların, kalplerin seviyesi aynı değildir; kimi onu kendi haddi çapına indirger, öz idrak seviyesinde bulandırıp, gölgeleyip mahkum eder, zayıflatır ve kısar, kimi ise ruhunun temerküz ve tekamülüne sermaye yapar, onu işler ve çoğunluk önünde yetki ve sorumluluk payesi edinir.

"radyum gibi miligram miligram tartılan keyfiyetin bile kemmiyete istinadı şarttır..." üstad, büyük eserinde böyle der. bir başka eserinde ise, keyfiyetçilik prensibi nazarından kemmiyet kavramını değerlendirir: "keyfiyet olmadan kemmiyet, milyonların sıfıra darbına müsavidir!" yani keyfiyet, kemmiyete isnad edilmek, kemmiyet de keyfiyete bina edilmek durumundadır. yani, "ideal budur" anlamında. "ide"al, "norm"alleşmek için keyfiyete, o da görünmek için kemmiyete ihtiyaç duyar.

mesele şu: keyfiyetin kemmiyette görünüşünden ziyade, keyfiyetin rağmına olarak kemmiyete tanınan haklar, onun hedef alınmasını kaçınılmaz kılar. kemmiyet içre keyfiyetin terki ve ondan istifa, mukadder bir netice, nihaî bir handikaptır.
devamını gör...
keyfiyeti çoka dağıtmak onu ufalamak demek değil, cihattır. kemiyyet dünyaya taalluk olduğundan cemiyet ve avam nazarında tercih sebebidir. siyaset de buna mebnidir. siyasiler çok olduklarında haklı olduklarını, güçlü olduklarını düşünürler. bu durum şu üzerinde yaşadığımız dünya kadar yalan ve geçicidir. fakat menfaatperestlik insanın gözüne perde olur, kibir ve nefis de önder olur da çoğu kere bunu göremez insan. bu kadar insan yanılıyor olamaz diyerek dolandırılan kadın ile işte en çok oyu biz aldık ve muzafferiz diye düşünen politikacı aynı aldatmacanın içindedir.
halbuki Allah rasulu tek başına çıkmıştı yola. bütünüyle bir keyfiyetle. kemiyyet cihetinden kat be kat üstün olan müşrikler o keyfiyetin karşısında boyun eğdiler.

Allah rasülü o keyfiyeti yazdıkça o keyfiyet azalmadı. aksine sadırdan sadra geçerek yayıldı. evvel zaman puta tapanlar göklerdeki yıldızlara dönüştüler o keyfiyet sayesinde.

bugün kemiyyet itibari ile güçlü olanlar çokça kibirlenmesinler o yüzden geceleri Allah için dökülen iki damla göz yaşının belini hiç bir kanun maddesi bükemez. hiç bir algı ve kuvvet Allahın emri üzerindeki galibiyetine zeval getiremez. hiç bir dünyevi haz ve lezzet müslümanı emr i bil maruf nehyi anil münker den alıkoyamaz.
sadırdan sadra geçerek yayılan bu din i celil i mübin i inşallah biz de çocuklarımıza anlatacağız. kemiyyet değil keyfiyet peşinde koşmayı nasihat edeceğiz ve eminim gün gelecek o keyfiyet sahipleri kemiyyet üzerine galebe çalacak. çünkü hakikatin karşısında hiç bir güç duramaz..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar