kimilerince gereksiz görülen bana göre eleştirinin temel maddesi olan gereklilik. eğer birini bir konuda eleştireceksem, kendisine "doğrusu, iyisi bu" diyeceksem benim çoktan işaret ettiğim noktaya erişmiş olmam gerek sözlük. zamanında hocam eleştirmem için öykülerini vermişti bana. bana, eleştirmem için öykülerini vermişti yineliyorum! hocam 5 tane kitabı olan geçtiğimiz yıllarda edebiyat alanında prestij sahibi bir ödül kazanmış bir şair, yazar. ben nasıl olur da onun metinlerine eleştiride bulunabilirdim ki? çok zorlanmıştım beceremiyorum hiç eleştirme işini.

"o kadar edebiyat eleştirmeni var, çoğu yazı yazmıyor bile eleştiri başka yazmak başka" falan demeyin rica ediyorum, o kadarını ben de biliyorum. konu başka.
devamını gör...
normalde bu başlıkta susmak gerekiyor sanırım. bir başlık açacak kadar dertlenmek ve sözlüğü bu kadar yakın hissetmenin güzel olmasına ve anonim* olmanın dayanılmaz hafifliğine dayanarak yazıyorum. doğruyu, iyiyi söyleyenler her zaman eleştirdiği kişiden daha iyi olanlar değildir. eleştirilmekten korkan biri nasıl eleştirebilir diye düşünüp görmek için çabalamak yani yazarın yazın sürecine benzer bir süreci yaşamak gerekir diye düşünüyorum. kişi, tartışmanın biçimine vakıfsa cesaret etmeli. çünkü mevzu iyi olmak ve kötü olmakla ilgili değildir, mevzu başkadır.
devamını gör...
eleştiri kanaatimce ikiye ayrılır. yapıcı eleştiri ve olumsuz eleştiri. ilkinde "şeyi" daha iyi bir konuma getirmeye çalışırken ikincisi kişisel zevklere bile dayanabilir yapıcı olma güdüsü yoktur.
yapıcı eleştiride daha iyisini bilmek gerekmezken olumsuz eleştiride benim kanaatim daha iyisini bilmek gerekir.
işte bunlar hep eleştiri kelimesini olumsuz almaktan dolayı.
devamını gör...
eleştiri için illa ki yazarın seviyesinde olmak gibi bir durum söz konusu olamaz. bu ülkede bir cemil meriç vardı ve şahsımca kendisi bir filozoftur. ama onun bile eserleri günümüzde eleştirel bir gözle irdelenebiliyor.

yapmak gereken şey eseri incelerken şahsi fikirleri olabildiğince az seviyede tutmak,objektif değerlendirmek. ve tabi eleştiri dediğimiz olay sadece olumsuz bir şekilde olmuyor. olumlu eleştiri de mevcuttur yazında.
devamını gör...
kişi kendi dikkat etmediği hususlarda başkasına laf söylüyorsa bunun adı eleştiri değil ahkam kesmektir. ahlaki gelişmemişlik ve empati yoksunluğunun habercisidir bu durum. insanların başına ne geliyorsa bundan geliyor. herkes birilerine ahkam kesiyor ama dönüp de kendine bakmıyor. bu durumun zeka seviyesiyle ilgili olduğunu düşünmeye başladım son zamanlarda.
devamını gör...
eleştirdiği kişiyle aynı konuda ondan daha yetkin olması gerekmez ama eleştiri konusunda yetkin olması gerekir.

yani bir eleştirmen, örneğin yeteneği yoktur ve çizemez fakat sanat tarihine hakimdir, ne nedir biliyordur, akımların terminolojinin adeta içinden geçmiştir, şimdi bu adama kolaysa sen çiz denemez.

mesele biraz eleştirmenlerin aynı zamanda o işi de yapmasından çıkıyor. örneğin bir yazar veya şair aynı zamanda eleştirmenlik yapıyor. bu sefer murathan mungan'ın yazdığı sözde eleştiriler gibi saçma sapan garabet şeyler ortaya çıkıyor. gerçi mungan'ın kendinden kaynaklanıyor da olabilir.

halbuki eleştirmenlik biraz gazetecilik işidir. sanatkar birinden ziyade sanattan anlayan fakat uğraşı sanat olmayan kişilerin eleştirmenlik yapması sanki daha sağlıklı. ilmi ve teknik bi şey çünkü duyguyla yapılan bir şeyden ziyade.

he aynı şekilde amatörce eleştirmeye gelelim. bence onda da problem yok. senden daha iyi yazdığını, daha yetenekli olduğunu bildiğin birine de "burası biraz klişe olmamış mı" denebilir mesela. anladığın kadar yazamıyor olabilirsin veya hem anlıyor hem yazıyorsundur ama üretken olmadığın için o kişi kadar "yetkin" gözükmüyorsundur. yani biraz müzik kulağı gibi. bi kaan tangöze kadar şarkı söyleyemiyorsundur ama işte notanın değiştiğini ne biliyim detone olduğunu falan yakalayabilirsin kulak varsa.
devamını gör...
batı düşüncesinde fikrin orijinalliği ve doğruluğu üzerinde durulur ve pragmatist bir şekilde ortaya koyduğu doğrular icabında zenginlik olarak görülür ve kullanılabilirken daha çok kadim bilgilere ve doğuya has düşünce biçiminde söyleyenin kim olduğu ve düşünce davranış tutarlılığı daha çok önen arz eder ve davranışla uyuşmayan bilgi çoğu zaman çöp mesabesinde kabul edilir. belki bu kadar keskin bir fark yoksa da ortaya konulan fikirde yoğunlaşılma biçimi olarak bu yönelimlerin olduğu söylenebilir.

söyleyenin ne olduğu söylenene karşı argüman üretemeyip sadece kişinin kimliği öne çıkarılarak savuşturulabilir ve belki orijinal bir düşünüş biçimi yadsınmış olur ve yahut düşünce davranış tutarlılığı olmayan bilgiden hikmet ve tesir doğmaz da salt pragmatist bir dünya tasavvuru doğabilir.

bu durumda hemen eklektik yaklaşıp bu ikisini uzlaştıralım. kolay olan budur.
devamını gör...
- ilber hocam sizin çevirilerde hatalar görüyorum..

+ hangisinde evladım almanca, fransızca, ingilizce, italyanca, rusça, latince , farsça , osmanlıca, arnavutça , sırpça hangisinde ?

- letssssss the sun shineee letssss sun shine...

(bkz: biz gidelim o zaman)
devamını gör...
eleştiri eylemi ile eleştiri konusu birbirinden farklı olduğundan böyle bir gereklilik farz değil.

eleştiri "bunun daha iyisini yaparım, aha da yapıyorum/yaptım"dan çok "şöyle olsa daha iyi olurdu" veya "bunun eksiği şudur"a ilişkindir.

ha, elbette bir işi sizden daha iyi yapanların eleştirisi daha kıymetlidir, orası ayrı.
devamını gör...
-ustam, bu duvar eğri olmuş. (eleştiri)
-zır zır etme bilader, beğenmiyorsan buyur kendin ör, aha mala, aha tuğla!

görüldüğü gibi duvarın eğriliğini görebilmek için sağlıklı bir göz yeterli, ama o eğri duvarı o ustadan daha doğru orebilmek için daha iyi usta olmak gerekli.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar