düşmanla birleşmek de tabii bir rol olabilir fakat genel itibarıyla sessiz kalmaları ve askerlerden yardım beklemeleri buna bir örnektir. mustafa kemal paşa komutasındaki çoğu kimse herhangi bir dine o kadar da değer vermiyordu.
yani bunun sonucunda dinsizdiler anlamı çıkmasın, dindar olmak, dini gerekliliklerini yerine getirmek ile sadece Allah'a inanmak farklı şeylerdir.
|
kaynak gerektiren bir önerme. bu kanıya nasıl vardığını başlığı açan yazar söylemeli.
|
kemalistler dahi bi yerleri sıkışınca dedem hacı ninem baş örtülü derken böyle bir hikaye ancak uyku öncesi anlatılır
herhalde tarihi bugünden geriye doğru okumanın verdiği bir yanılgı. veya kasıtlı bir iddia. neticede itibar edilecek bir tarafı yok. hatta hiç yok...
merak ediyorum da bunu iddia eden kisi savasan halkin saraplarini yudumlayarak, pipolarini tutturerek hakk'a yuruduklerini falan mi zannediyor? savasan gencler, yaslilar hatta cocuklar Allahuekber nidalariyla dusmana yuruyen, cuma namazini gururla kilabilmek icin aslan gibi savasan yigitlerdi. turk milleti her zaman dinine bagliydi ve boyle kalacak. ha dersen ki; agzindan dini dusurmeyen, konu para saymak oldugunda kimsenin eline su dokmeyen, kendini peygamber ilan edip buyruk veren ıngiliz yalaklari neredeydi? onu ben de bilmiyorum bak. ama dindar turk gencliginin nerede oldugunu hepimiz cok iyi biliyoruz.
dindarlar savaşta rol oynamaz, girer ve savaşır. kemalistler olsun, solcular olsun bu memlekette hiçbir şeyin gerçek anlamda savaşını vermedikleri halde, kestikleri roller sayesinde sürekli savaşıyorlarmış gibi gösterebildiler kendilerini. bırakın vatan millet adına savaşmayı, bu asalak tayfa yedikleri ekmek için bile sahici bir savaş vermiş değiller.
cephede savaştıkları için rol yapacak halleri kalmayıp bizzat şehit olmuşlardır.
nüfus cüzdanında müslüman yazan ama aslında ateist olan kişiler müslümanlara saygı gösterebilirlerse sorun kalmayacak, vice versa.
|
komutanlık düzeyinde kast ediliyorsa kısmen doğru olabilir. dindar komutanlar yok değil ancak başkomutan dindar değil bu biliniyor. gönül isterdi ki ülkeyi kurtaran savaşı islamcı ideolojide bir komutan yönetsin ve milli kahraman olsun. sonrasında kurulacak düzeni idare etsin. ama olmamış işte. ya o dönem orduda dindar komutan pek bulunmuyordu, ekseriyeti batı özentisiydi. yahut dindar paşalar lider olacak kadar cesur veya kabiliyetli değildiler.
Allah aşkına ne fuzuli bir başlık ve tartışmadır. savaş bitince birbirimizi en az yüz yıl yemeliyiz diye bir antlaşma da yapmış mıydık? kim ne uğruna savaştıysa kendisine savaştan kalan odur. savaşmış şehit olmuş insanların ardından yapılacak tartışmalar bu basitliğe indirgenmiş olamaz.
|
bunun farklı bir versiyonu
"kurtuluş savaşında ölen şehitlerin mezarı nerde" konusu ile gündeme getirilmişti. teoriye göre kurtuluş savaşı bir projeydi ve bir kaç yıl öncesinde yaşanan çanakkale savaşında şehitlerin yerleri belirli iken kurtuluş savaşı için benzer çapta bir şehitlik olmaması aslında böyle bir savaşın hiç yaşanmadığının göstergesi idi.

az önce de benzer bir mantığa denk geldim. adam yazmış yunan harbi 2.5 sene sürmüş ama mohaç saatler içerisinde son bulmuştu harp dediğin böyle olur diye.

işte bu kafaları görünce atatürk eleştirmeyi bıraktım. zira sığ sulara geldik. karaya oturacağız gibime geliyor.
bu konuda en yakın arkadaşım, değerli bir dostum çok da güzel bir tez yazdı. tez bu iddiayı çürütüyor dostlar. boşuna uğraşmayın.

hâmiş: kitaplaşınca haberdar ederim inşaallah.
yazar arkadaşın hayata karşı duruşunu en net anlatan tema bir tık aşağıdadır;

evet dindarlar rol oynamıyordu, kemalist sahtekarlar kendilerine verilmiş rolü çok güzel oynadılar. bu millet her şeyin planlamış bir tiyatro sahnesindeki rollerden ibaret olduğunu anladığında her şey için çok geçti.

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar