mustafa islamoğlu

#din 

islamın en büyük sorunun bölünme ve birbirini karalamada müslümanların birbiriyle yarışması olduğunu düşünüyorum.

mustafa islamoğluna kendisi hakkında söylenen onca hakaret sorulduğunda ''kardeşinize hiç mi acımıyorsunuz'' diye her zamanki mazlım üslubuyla cevap verdiğini bilirim...

açıkçası bir üniversite öğrencisi olarak aynı metodları ve dillere pelesenk olan konuşmalarıyla klasik hocalardan bıkan ben bir anda kurduğu hilal tv de kendisini keşfettim..

ümmet kavramına verdiği önem, islami hassasiyetleri, çok beğendiğim tefsiri... kısacası islamı yeni ve engin kültürüyle birleştirip arkasına yüzlerce bilinçli öğrenciyi alan bu hocanında bir defa kendine hoca dediğini duymadım!

hep kendisi için ''bende bir talebeyim'' diyor..

hata ise hata!

buhari'nin yazdığı hadis kitabını öğrencisine 80 defa okuttuğunu ve her birinde yanlış bulunca ''allah kendisinden başka hiçbir kitabı mükemmel kabul etmiyor burada bırakalım'' dediğini bilmeyen arkadaşlar hangi hakla hatasız kul arıyorlar burada?

hamdolsun böyle bir hoca yetiştirdi bu ülke...
arapça bilmeden arapça yorumlaya çalışan hocalardan sıkılmıştım açıkçası...

rica ederim insanları din konusunda yargılamadan önce biraz düşünün..

lütfen...
devamını gör...
kendisine yöneltilen dengesiz suallere verdiği cevaplarla insanları silkeleyen, "ula ben naptım" demelerine sebep olan, özlediğimiz müderris profillerinden bir ilim adamı, daha da ötesi bir dava adamı. ilmini cehdine araç olarak kullanan ve "kendisinden birkaç tane daha olsa" denilebilecek güzellikte bir âlim. Allah hizmetini ve gayretini artırsın
devamını gör...
belki de hataya düştüğümüz nokta bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmamız......
devamını gör...
kendine has güzel bir üslubu olan alimdir. kimileri beğŸenmez, kimileri beğŸenir. ortada bir gerçek var ki: her şŸeyin en doğŸrusunu Allah bilir.
devamını gör...
tüm bilgisine ve ilmine rağmen çok yanlış ve islama iyilik etmeye çalışırken kötülük etmesine sebep olan söylemleri de bulunan, son yıllarda arkasından bir çeşit islam fanatikleri grubu sürükleyen iş-din adamı.
devamını gör...
|
bir yahudi dönmesi olan ve içinde bir kere bile islam kelimesi geçmeyen kur'an tefsiri ile tanınan muhammed esed'in ekolünden gelmekte ve bunu kendisi de kabul etmektedir.
devamını gör...
|
15 yıl boyunca bıkmadan tefsir dersini devam ettirmiş olan, küçük yaştan beri içindeki anne özlemi yüzünden hanımlara karşı normalden fazla şefkat besleyen, herkesin hataları olabileceğini bize şahsıyla hatırlatan, gelenekçilerden olmayan, kendi yolunda gayretli bir hocadır kendisi...
devamını gör...
komünistlerde hikmet kıvılcımlı neyse islami kesimde mustafa islamoğlu odur.bilgi birikimi karşısında hayrete düşürmüştür beni.entellektüel birisidir.emin çölaşana iyi ayar vermişti bir tv programında.kürt sorunu yüzünden 2 sene hapis yatmışlığı vardırki canımdan can alır bu olay.allah başımızdan eksik etmesin.
devamını gör...
|
"cumhuriyet'in ilk yıllarında insanlar dikta ile yönetilmiştir" cümlesinde kullandığı "dikta" kelimesi yüzünden 18 ay hapis yatmış müfessir.
devamını gör...
bazı kesimler tarafından yalan yanlış tanımlanmaya çalışan nevi şahsına münhasır kişiliktir.
kendi sözü en iyi açıklamadır kanımca;

bir müslüman da 9 hata varsa 1 iyi varsa ben o 9'unu sallarım o geri 1 bana yeter de artar demiş kişidir.

son dönemlerde bazı cemaat liderleri tarafından topa da tutulmuş ama gereken cevabı en iyi şekilde vermiştir.
devamını gör...
|
son dönemlerde bazı cemaat liderleri tarafından ayetler ve hadislerle topa tutulmuş, ama gereken cevabı kendi fikirleri ile vermiştir.
devamını gör...
|
aklını vahiy ile inşa eden çağımızın en dikkat edilesi alimlerinden olmakla beraber masum olmaması ve insan olması gözönünde bulundurularak hatadan beri olduğu iddia edilemeyecek gönül insanıdır.
devamını gör...
|
yurek devletini okumustum. henuz okuyamadigim bir kitabi mevcut ilginc cikislari olan ama nedense hep cikisinin gerisinde kalan biri gibi
devamını gör...
yalnız bir adamdır. arkasında hazır yığınlar yoktur. varı yoğu kur'an-ı kerim'dir. kelime üstadıdır aynı zamanda. genç yaşında bir çok önemli işe adım atmıştır. değerlidir. değer verip değerlenmek lazımdır. cins bir beyindir velhasıl.
devamını gör...
gazetecidir. takdim şiirini yazmıştır. hilal tv de program yapmakta bu program da bazen komedi sanatından örnekler vermektedir. çok fazla övülmekte olup bu övgülere kendini kaptırdığı görülmektedir. bir siyaset meydanında , türkçe ibadet konsunda imam-ı azamın bir fetvası kenidisine söylendiğinde ;
"ne gerek var imamı azama, bu devir de ondan daha büyük alimler var " sözüyle beni benden almıştır.
devamını gör...
|
türkiye'nin yetiştirdiği son 30 yıldaki en büyük ve en derin islam alimlerindendir.
devamını gör...
sesinin gür çıkması, hayırlı işler peşinde koşturması, bazılarının rahatını bozmuş ve üstüne oyunların oynanmasına sebep olmuş kur'an sevdalısı bir alimdir. ne demiş atalarımız; (bkz: meyve veren ağaç taşlanır)
devamını gör...
|
konuşmasında biraz problem olan biri.
devamını gör...
|
intihar eden kişide bedenden önce ruh ölmüştür, mealinde bir söz söylemiş belagati kuvvetli bir hoca.
devamını gör...
|
furkan dergisi ekibi ile girdiği münakaşanın detaylarına vakıf olmasam da, detaylarına vakıf olsam bile haklıyı tespit edecek kadar ilmi yeterliliğe sahip olmasam da, furkan dergisi'nde hakkında yazan kişilerin seviyesiz ve hakaret dolu üslubunu gördükten sonra ister istemez kendisine hak verdiğim kişi.
devamını gör...
|
furkan dergisinin kibarlığı sayesinde gerektiği gibi resmedilmemiş kişi. eksik gedik ilmimle daha önceden birine cevab maili olarak yazdığım bu yazıyı özellikle ilimden, irfandan bahsedenler için düzenleyip burada yayınlıyorum. umarım samimi müslüman arkadaşlar istifade ederler.

kur'ân-ı kerim : Allah'ın kelâmıdır. kur'ân âyetlerine mânâ vermek ve tefsir yazmak demek : Allah'ın adına konuşmak demektir.

ye'cã»c ve me'cã»c'ü inkâr eden, mi'râc hâdisesinin bedenen vukã» bulamayacağını, ay'ın fiziken ikiye ayrılamayacağını, hazret-i isâ'nın ölüyü diriltmediğini, cehennemin ebedã® olmasının ilâhã® rahmete ters düşeceğini iddia edenler ve bu bozuk mânâları kur'ân tefsiri adlı kitaplarına koyan adamlar için : bakıåž açısı diye bir mantıkla yaklaşamayız.

henüz farkında olmayanlar için bir örnek vereyim :

mustafa islamoğlu : hayat kitabı kurâ’an gerekçeli meal-tefsir :

''yecüc ve mecücâ’e helâki hak eden tüm toplumlardan söz edilen bir pasajda daha değinilir (21:95-96= ikisi birlikte düşünüldüğünde, yecüc ve mecücâ’ün belli bir zaman ve makana has mahdut ve belirli bir topluluk olmadığı, her zaman ve mekanda ortaya çıkan yıkıcı ve tahripkar güçleri temsil ettiği anlaşılır. yecüc ve mecüc isimlerinin manaları ve ayrıntılı bir tahlil için 21:96â’nın notuna bakınız'' demiş.

her şeyden önce âyet-i kerimeâ’ye â“pasaj┠adını vermiş.
â“ikisi de birlikte düşünüldüğünde┠demiş, â“â…bunlar bunlar anlaşılır┠demiş. yani, burada resmen â“ben┠zamiri girmiş tefsir metodunun içine. bu â“ben┠diyor ki, bu âyeti şu âyetle birleştirerek düşünürsek, sonra filan pasajı da bunlara eklersek, ve filanca yerdeki falanca kelimenin de arabã® lügattaki 3üncü mânâsına göre düşünecek olursak, buradan bu (benim demek istediğim şey) anlaşılır┠diyor resmen.

anlatabiliyor muyum? â“anlaşılır┠diyor. yani, benim yorumlama tarzımı kullanırsanız ve benim işaret ettiğim ayetlere de bakarak, benim dediğim tercümeye göre düşünecek ve değerlendirecek olursanız, o zaman işte yine bu benim demek istediğim mânâ anlaşılır┠demektedir.

â“yecüc ve mecüc isimlerinin manaları ve ayrıntılı bir tahlil için 21:96â’nın notuna bakınız┠demiş. åžimdi hemen bakıyoruz oraya, ama dikkat, bu varlıkların isimlerinin ve mâhiyetlerinin ne olduklarına dâir kim tahlil yapmış?

enbiya sã»resi 96 âyet-i kerimesi dipnotu :

''musa cârullahâ’ın dediği gibi yecüc ve mecüc yeryüzünün her tarafında, her millette, her çağda bulunabilir. (!!!) kurâ’ânâ’da, bunların cinsiyetleri, zaman ve mekanı sınırlanmamıştır. günümüz itibariyle askeri ve ekonomik gücüyle bütün yeryüzünü işgal etimş olan egemen güçler en dehşetli anlamıyla yecüc ve mecücâ’dür.''

(!!!) eyvah ki eyvah!

ilk cümleye bakar mısınız? â“filancanın dediği gibi, yecüc ve mecüc her çağda bulunabilir┠demiş. yahu el-insaf! bu yazdığın kurâ’ân-ı kerim tefsiridir senin! kim olduğunu bilmediğimiz ve adını ilk defa duyduğumuz musa carullahâ’ın dediği gibi bir fikir, kurâ’ân meâline nasıl dayanak olarak konur! ona mı kalmıştır yecüc ve mecücâ’ü açıklamak veya tanımlamak? kendisi görmüş müdür bunları?

kaldı ki, önce bu adam kimmiş bir bakalım :

musa carullah, 1875 ve 1949 yılları arasında yaşamış (dikkat : kurâ’ânâ’dan 1300 sene sonra dünyaya gelmiş ve kimsenin bilmediği şekilde açıklama getirmiş!) kendisi, dinler tarihi araştırmaları yaparken, bir din hakkında, â“hak dindirâ”, diğerleri ise â“bâtıl dinlerdir┠demek olmaz, böyle demekten sakınmalıyız ve her dine saygı göstermeliyiz demiştir! eyvah!!! rahmet-i ilâhiye bürhanları adlı eserinde de, âhırette dâimã® ve ebedã® azâbın olması, ilâhã® rahmete uygun değildir, ilâhã® rahmet herkesi kapsar! demiştir!! eyvah!! (kaynak : türkiye diyânet vakfı : islâm ansiklopedisi : 31/215)

åžimdi bu noktada ,meseleyi dağıtmamak ve hak din mevzuâ’na girmemek için kendimi zor tutuyorum.. neyse,

Allahâ’ın kâfirler için vaat edtiği sonsuz cehannem azâbıâ’nı inkâr eden bir adam = kâfirdir!

peki, bir kâfirin şahsã® görüşünü, kurâ’ân meâline koyan m.islamoğlu, acaba, â“onlar bu ümmetin yıldızlarıdır┠dediği müctehid imâmlarâ’ın görüşlerine niçin yer vermiyor?

bana uzun süredir maillerle yollanılan islamoğlundan cavap adlı haberde'de açık ve net olarak ben anlayışı öne çıkmış. adam herşeye kendinden cevap veriyor. ortada hiç bir ehl-i sünnet cevabı yok. hatta hayızlı kadın oruç tutabilir diyor! bu, ehl-i sünnet'in dışındadır. bütün âlimler buna itiraz ederler ve ehl-i sünnet'i savunurlar. hala bu şahsı savunanlar var. pop-star yarışması mı zannediyorlar bu işleri!

kadınların ay-başı kanını åžehit kanlarından üstün tutmuş!!! bunu da mı okumadın! hayız kanı necis'dir! bu kan deydiği veya bulaştığı yerde abdest, namaz, ibadet .. hiçbir şey olmaz. necâset demektir. fakat åžehidin kanı mübârek'tir! yıkanmadan ve kefenlenmeden defn edilir. hatta, bir adamın üzerine, kucağında şehid düşen arkadaşının kanı sırılsıklam bulaşsa, o adam yine o kıpkırmızı elbisesi ile namaza durabilir. åžehid kanı mübârek'tir! hayız kanı necâset'tir!

bunu bile inkâr eden bir adamın nesini savunuyorlar Allah aşkına?

daha neler-neler! adam kur'ân mesajı adlı kitabında çaråžaf-ı åžerif'i bile inkâr etmiş. "islâm'da yoktur" yazmış! bunu gazete köşesine yazsa, "ne hâli varsa görsün denir" fakat adam kur'ân tefsirine yazmış! bu ne cüret! bu ne ihânet!

mezhepçilik ve hizipçilik yapmıyorum diye bana hücum ediyorlar diyor. kendisi islâm birliğinden yana imiş. åžia ile aramızdaki ihtilaf sadece teferruat imiş! yani hazret-i ayşe'ye (haşa) fahişe demek teferruat mı oluyor! hazret-i ebu bekr-i sıddıyk (ra)a ve hazret-i ömer (ra) söğmek teferruat mı oluyor! bunları mı savunuyor? hazret-i osman'a köpek diyenleri mi savunuyor?

esas incelemeleri ve reddiyeleri ehl-i sünnet âlimleri şuanda hazırlıyorlar. hepsine birden ilmã® savaåž ilân edildi. fethullah, hayrettin karaman, yaşar nuri, islamoğlu, bayraktar, zekeriya beyaz, muhammed esed gibi birçok ehl-i sünnet dışı bozuk ve sapık itikad sahiplerinin şahsiyetlerine karşı deäžil : eserlerine karşı savaåž ilân edildi. ansiklopedi olarak çıkacak inşaallah..

bölücülük yapmasınlar, gelsinler rasã»lullah (sav)in ve sahâbe-i kirâm'ın yolu olan ehl-i sünnet vel cemaat'te birleşelim.

ama gelmezler! zira, 4 hak mezhep ve 12 hak tarikat'in birlik içinde yaşadığı ve istanbuldaki osmanlı halifesi'ne bi'at ettiği en ihtişamlı devirde bile bunlar, gelip de halife'ye bi'at etmediler! etmezler, çünkü itikad bozuk.

bir tarafta ehl-i sünnet itikadi olan rasã»lullah yolu'nu ve o'nun kur'ân yorumu'nu müdafaa edenler! buna ters düşenlerin ters görüşlerinin neler olduğuna işâret edenler. yani emr-i ma'ruf ve nehy-i münker.

peki ya diğer taraftakiler neyi savunuyor? lütfen dikkat : şahısları.

ne var şahısta?

emr-i ma'ruf yapıyor mu? hayır!

nâmahrem yanında oturamazsın, çalışamazsın, bulunamazsın diyor mu? hayır!
bir erkek, kadın hocadan ; bir kadın da erkek hocadan başta kur'ân olmak üzere hiç bir ders (kimya, matematik) okuyamaz diyor mu? hayır! demez, çünkü kendisi kadınlara tefsir dersi veriyor! peki Allah ve rasã»lü (sav) buna izin verdi mi? hayır!

hayızlıyı câmiye sokuyor, oruç tutturuyor! evliyâ'yı, ulemâ'yı kaale almıyor! tarikat'e kafa tutuyor. ehl-i sünnet'in 4 hak mezhebini ve sapık mezhebleri bir kefeye koyup, "hepsine birden karşıyım" diyor.

usã»l-ü tefsir bile okumamış bir adam çıkıp cd'ler dolusu tefsir anlatıyor.

diyoruz ki "bu görüş ve fikirler tamâmen kendi kafasındandır, ehl-i sünnet dışıdır" ama sen ehl-i sünnet'in değil, onun avukatlığını yapıyorsun.

ne kadar safsınız be! işte bu yüzden islâm birliği olmuyor diyoruz, görmüyor musunuz? eğer, rasã»luulah'ın yorumladığı ve yaşadığı kur'ân' anlayışında birleşilmezse, nerede birleşilecek? fethullahın yorumunda mı birleşelim, yaşar nurinin yorumunda mı birleşelim? islamoğlunun yorumunda mı birleşelim? şianın mı, vehhabinin mi itikadinde birleşelim? alevi mi olalım? dürzi mi olalım? harici mi olalım?

elbette ehl-i sünnet üzere birlik olur. peki, ehl-i sünnet'e hem âyetlerin yorumları noktasında, hem de sünnet-i seniyye noktasında yanaşmayan ve bunlara ters fikir ve görüşler ortaya koyarak, etraflarında light cemaatler oluşturan sözde din adamlarının etrafında toplaşarak, nasıl olup da muhammed (sav) ümmeti olacağız?

peygamber olmadan Allah'a kavuşulur mu? nasıl ki Allah, yağmur yağdırmak için rüzgar esdirip bulut gönderiyorsa, toprağı sulayıp, mahsul çıkartıyorsa.. aynı bu şekilde peygamber gönderip, vahiy yolladı .. ki vahiyi yorumlasın ve yaåžasın.

efendimiz sav buyurdular ki :<<ümmetim için korktuğum şeylerden en korkuncu ; kur'ân'ı kendi kafalarına göre yorumlamalarıdır! âyetlere kendiş kafalarından mânâ vermeleridir!>>

bu ihtâr "dur! demeye yetmez mi! yahu habib-i ekrem buyuruyor ki : "ben zaten bu işi yapmak için, kur'ân'ı yorumlamak ve âyetlerin mânâsını sizlere anlatmak için gönderilmedim mi? islâm dã®ni'nin nasıl yaşanacağını, åžeriat hükümlerinin nasıl uygulanacağını sizlere öğretmek için gelmedim mi?

size ne oluyor da, rasã»lullah (sav)in tefsir ve tatbik yolu olan sünnet ve hadis ışığından uzaklaşıp, 4 senelik fakülte mezunlarının tez yapma yarışlarına din diye sarılıyor ve bunlara bedâva avukatlık yapıyorsunuz!

diploma için değil, tez için değil, cd satmak için değil : fakat, takvâ'da yarışın emrine ne oldu?

1400 yıllık kur'ân ve islâm, yeni tefsir ve yorumlara kapalı'dır! islâm, yaşamak için vardır. haydi yaşayın. bırakın gizli oyun peşindekileri. bırakın bunları savunmayı.

romantik olmayın. duygusal olmayın. åžeriat ve sünnet'i savunun, bunlara sarılın.

ama bedel ister biliyorsunuz.

åžu anda, bütün bozuk fekir ve görüşlerle mücadele eden tek bir cemaat vardır. niye tek? çünkü kalmadı ki! bırakmadılar ki! neslimizi kuruttular! medreselerimizi yıktılar! kılık-kıyâfetimizi yasakladılar! åžeriatimizi kaldırdılar! vakıflarımızı yağmaladılar!

bugün, tekrar bir dirilme devri başlamıştır. türkiyenin her yerinde, kız ve erkek medreseleri, islâmã® kıyâfet giyen, åžeriat üzere yaşayan on-binlerce talebe yetiştirmektedir. hâl böyle olunca, elbette kâfirler hücum ederler! elbette, bozuk fikir sâhiplerini desteklerler.

bu yüzden ümmet birleşemiyor. muhammed (sav) in ümmet acaba muhammed (sav) in sünneti'nde birleşmeyecek de, fethullahın sünnetinde mi birleşecez, isyanoğlunun sünnetinde mi birleşecez, mezhepsizlierin mezhebinde mi birleşecez, şianın okulunda mı birleşeceğiz?!

düşün bakalım, bölücü kimmiş! ehl-i bidat kimmiş! sonradan türeyenler kimmiş! enbiyânın, eshâbın, evliyânın, ulemânın, åžuhedânın, hulefânın, fukahânın yolundan ayrılanlarla nasıl olup da birleşelim?

devamını gör...
|
--- alıntı ---
kur'ân-ı kerim : Allah'ın kelâmıdır. kur'ân âyetlerine mânâ vermek ve tefsir yazmak demek : Allah'ın adına konuşmak demektir.
--- alıntı ---

bunu diyen bir ayete meal verirken Allah adına konuştuğunu sanıyorsa durumu vahim demektir.
(bkz: semiyotik)
(bkz: semantik)
(bkz: hermenötik)
devamını gör...
(bkz: birleşik arap emirlikleri)
(bkz: daha sakin)
duygusallıkla itham ederken baştan sonra duygusuz bir değerlendirmeyle karşılaşmak şaşırtmadı doğrusu bizi.
islamoğlu için hafif meşrep bir eleştiri iç güdüm vardı. artık o da kalmadı. tamamen fanatik bir islamoğu taraftarıyım artık.
ve daha fazlasına dayanamayacağım.
bu başlık benim için bitmiştir.

devamını gör...
bir yandan ayetleri inkar edip değiştirirken, diğer yandan da şiir yazan duygusal halk kahramanı.
devamını gör...
|
genel olarak ehli sünnet dışı konustuğuyla itham edilen fakat bakıldığı zaman güncel sorunlara en güzel çözümleri getiren alimlerden biridir. kızının düğününde 50-60 sayfalık kitapçıkvari bir düğün davetiyesi hazırlamasıyla bir miktar israf etmiş olsa da gönlümüzün en güzel yerlerinden birindedir.
devamını gör...
sual : hayızlı kadın isterse oruç tutabilir mi?

''adet hâlindeyken oruç tutabilir miyim, dinen bir sakıncası var mıdır?â”

mustafa islamoğluâ’nun resmã® sitesindeki cevâbı :
cevap: bu hz. aişe'nin kendi yaklaşımını aktardığı bir hadise dayanılarak tüm imamlarımız tarafından bir ruhsat olarak değil sanki bir yasak olarak değerlendirildi. Allahâ’u alem bizim konuyu kur'an ekseninde yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, vahye göre hayız "ezen" yani "rahatsızlıktır". hasta bir kimsenin orucunu isterse erteleyebileceği ve gününe gün kaza edeceği, istemezse ertelemeyeceği hükmü ise bakara 184'ün açık hükmüdür. bu sorunuzun cevabını ben değil kur'an böyle vermiştir. ona sorup cevabını aldınız.


cevap metninin aklã® denge tahlili : lütfen aklınızı dört açarak okuyunuz :

1. ilk cümlenin tahlil ve tedkiki :

bu

(â“bu┠demekten kasıt : bu mesele, yani âdet kanaması gören kadının oruç tutamayacağı hükmü)

hz aişe'nin (ki kendisi müâ’minlerin vâlidesiâ’dir ve âlemlere rahmeten gönderilen muhammed mustafâ (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in zevce-i tahã®resiâ’dir radiyallâhu anha ve ebã» bekr-i sıddıyk efendimizâ’in kızıdır radiyallâhu anh)

kendi yaklaşımını aktardığı bir hadisâ’e dayanılarak

(demiş, yani hazret-i âişe vâlidemizâ’in kendi yaklaşımı demekten kasıt şu oluyor :

efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in zevce-i tahã®resiâ’nin bu konudaki görüåžü imiş. peki bu kadar yüce bir insanın isâbetsiz olması mümkün olmayan görüşü nereye dayanıyormuş : bir hadise, yâni muhammed mustafâ (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in (-ki o her ne söylemişse hiç birisi kendi kafasından değildir) mübârek hadis-i åžerifleriâ’ne dayanarak bu görüåžâ’e göre oruç tutmamış.
<< o, nefsânã® bir arzudan dolayı konuşmaz! o(nun söyledikleri),

ancak (allâh-u teâ’âlâ tarafından cebrâil (aleyhisselâm) vâsıtasıyla kendisine)

vahyedilmekte olan bir vahiydir.>> en-necm sã»resi : 3- 4


tüm imâmlarımız tarafından

(demiş, yâni islâm ümmetiâ’nin bütün imâmları eksiksiz olarak â“ay-hâlinde oruç tutulmaz┠şeklinde hüküm beyân etmişler)

bir ruhsat olarak değil sanki bir yasak olarak değerlendirildi

(demiş, yani, islâm âlemiâ’nde bildiğimiz, gelmiş-geçmiş ne kadar yüce şahsiyetler var ise,

ki başta rasã»lullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere, zevce-i tâhirât, ehl-i beyt, sahâbe-i kirâm, hulefâ-yı râşidiyn (4 halife), müctehid imâmlar (4 hak mezheb imâmları), asr-ı saadetâ’te yaşayan bütün müslümanlar, onlardan sonra gelen tâbiiyn nesli, onlardan sonra gelen tebeâ’üt tâbiiyn nesli ve selef-i sâlihiyn nesli, daha sonra gelen bütün åžeriat ve tarikat ulemâsı ve bütün kadılar, mollalar, müderrisler, şeyhler, şeyhülislâmlar ve halifeler dâhil bütün islâm âlemi â“âdet kanaması geçirmekte olan bir kadının oruç tutamayacağı┠husã»sunda hep berâber aynı görüåžü beyân etmişler ve bu şekilde de değerlendirmişlerdir!



2. ikinci cümlenin tahlil ve tedkiki :

Allahâ’u âlem (demiş, yani â“allah biliyor ya┠diye cümleye başlamış,

bizim konuyu kur'an ekseninde yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, (demiş, lâkin 1inci cümlede â“tüm imâmlarımız tarafından┠demiş ve böylece geriye kendisinden başka hiç kimsenin kalmadığını beyân etmişti. 2nci cümledeki â“biz┠zamirinden kasdedilen kişiler kimâ’ler acabâ bilemiyoruz?

konuyu kur'an ekseninde tarayarak (demiş, hâlbuki başta rasã»lullah (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in ve gelmiş-geçmiş bütün islâm âlimleriâ’nin bu konuyu kurâ’ânâ’dan başka bir eksen üzerinde mi taradıklarını zannediyor acabâ? bu derece gaflet olamaz!

yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, (demiş, yani, eskilerin taradıklarını bir kenara bırakarak, biz bu konuyu yeniden taradık ve kendi kanaatimize göre şöyle bir sonuca vardık, demiş. bakalım, kendisinden önce hiç kimsenin varamadığı bu yeni sonuç ne imiş) :

vahye göre hayız "ezen" yani "rahatsızlıktır". (demiş, vahye göre demek : Allahâ’ın vahyâ’ettiği hükmün, hadis-i åžeriflerâ’e veya rasã»lullahâ’ın uygulamalarına göre mânâsına değil : doğrudan lügat mânâsına bakarız demek istiyor. yâni, â“kurâ’ân müslümanı┠anlayışı çıkıyor ortaya.

bir elde kurâ’ân ve diğer elde de arapça sözlük, oradan beğen-beğen mânâ ver, anlam çıkart, yorum yap, kelime oyunu oyna! siz tefsir ilmini ingilizlerin â“scrabblã©â” oyunu mu zannettiniz! â“bize hadis, sünnet, kıyas, icmâ lâzım değil : biz kurâ’ânâ’a bakarız, kurâ’ânâ’da yoksa, bizim için de bir kıymeti yoktur┠diyen zihniyetin sinyalleri geliyor alttan : anlayana.

ammâ ve lâkin, şurasını atlayıp geçiyor ki, rasã»lullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi kalb-i åžerifleriâ’ne vahyolunan bu âyetlere bakmayı bilmedi mi? yoksa vahy olunan emre ters bir uygulama mı sergiledi? ya da, mübârek hanımlarının ve sahâbã® müâ’min hanımefendilerin vahye ters düşen uygulamaları yapmalarına göz mü yumdu? onlar, m. islamoğlu kadar vahye bakmayı bilemediler mi? Allahâ’ın âyetlerini okuyan rasã»lullah (sallallahu aleyhi ve sellem) acabâ hangi meseleyi vahyâ’den başka bir şeyin ekseninde değerlendirmiş olabilir ki?

<< onlar (rablerinden önce söz söyleyerek veya oâ’ndan emir almadan bir kelâm sarf ederek) sözle oâ’nu geçmezler. zâten onlar sâdece oâ’nun emriyle iş yaparlar.

(emrolunmadıkları şeyi aslâ yapmazlar.)>> el-enbiyâ sã»resi : 27

hasta bir kimsenin orucunu isterse erteleyebileceği ve gününe gün kaza edeceği, istemezse ertelemeyeceği hükmü ise bakara 184'ün açık hükmüdür (demiş, işte âyet :

<< sayılı bir takım günleri (oruçlu geçirmeniz size farz kılınmıştır)! ama, içinizden her kim(, oruç kendisine zarar verecek derecede) hasta yâhut (seferã®) bir (mesâfeye) yolculuk üzere olursa, (bu hâlde oruç tutmayabilir, ancak tutmadığı günler yerine, hastalık ve yolculuk dışındaki) diğer bir takım sayılı günler (tutması gerekir)!

ona güç yetirmekte olan (fakat oruç tutmak istemeyen) kimseler üzerine ise / ona güç yetiremeyen kimseler üzerine ise/, bir fakir yiyeceği (kadar) fidye (ödemek) vardır. artık her kim gönül isteğiyle (fidye mikdârını fazla tutarak) bir hayır yaparsa, o kendisi için daha iyidir. (ey oruç tutmama ruhsatına sâhip olan hastalar ve yolcular!) yine de (fidye vermektense), oruç tutmanız sizin için hayırlıdır. eğer siz (oruçtaki fazã®leti) bilmekte olduysanız(, elbette orucu tercih ederdiniz)! >> el-bakara sã»resi : 184

âyet-i kerã®meâ’de geçen 2 mânâdan : â“gücü yetenler fidye verebilir┠ifâde-i celã®lesindeki özel hüküm, islâmâ’ın başlangıç devrinde geçerli olup, peşi-sıra nâzil olan : â“içinizden o ayâ’a erişen, onu oruçlu geçirsin┠şeklindeki genel ifâdeyle hükümsüz kalmıştır.

seleme ibn-i ekva⒠(radiyallâhu anh)â’dan rivâyet edilmiş olan : â”bu âyet indiği zaman, içimizden dileyen tutar, isteyen de fidye verip tutmazdı. ancak bir sonraki âyet inerek bu hükmü neshetti (kaldırdı)┠sözü de, bu uygulamanın delã®lidir. (beyzâvã®, nesefã®, âlã»sã®) işte o âyet :

<< (oruçlu geçirmeniz gereken zaman dilimi) o ramazan ayâ’ıdır ki, doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran (ilâhã® kitap)lardan (biri) olan kurâ’ân, nice açık deliller ve insanlar için bir hidâyet (rehberi) olarak kendisinde (bulunan kadir gecesiâ’nde) indirilmiştir. artık her kim o ayda bulunursa onu oruçlu geçirsin. (zirâ bundan sonra, gücü yetenlerin fidye vererek â“oruç tutmamak┠müsaadesi kaldırılmıştır.) ama (hasta ve yolcuya verilen müsaade iptâl edilmediğinden,) her kim (oruç tutamayacak kadar) hasta yâhut (seferã®) bir (mesâfeye) yolculuk üzere olursa, (bu hâlde oruç tutmayabilir, ancak tutamadığı günler yerine, hastalık ve yolculuk dışındaki) diğer bir takım sayılı günler (tutması gerekir)! Allah, (yolculuk ve hastalık hâlinde oruç tutmamanızı serbest kılarak) size kolaylık dilemektedir, size zorluk (çıkartmak) istememektedir. (allâh-u teâ’âlâ bütün bunları açıklamıştır ki, böylece islâmâ’ın hükümlerini bilesiniz,) bir de (oruç tutulması gereken günlerle alakâlı) o sayıyı tamamlayasınız ve sizi (râzı olduğu amellere) hidâyet buyurmuş olmasına karşılık allâhâ’ı (yüceltici ifâdelerle) tekbã®r edesiniz diye! tâ ki (bu sâyede) siz(, sayısız niâ’metlerine, bilhassa da bu ruhsatlarına karşı allâhâ’a) şükredesiniz!>>

el-bakara sã»resi : 185

bu sorunuzun cevabını ben değil kur'an böyle vermiştir (demiş, o hâlde, kendisinden başka hiç kimse kurâ’ânâ’ı anlayamamış demek oluyor ki, bunlardan birisi de rasã»lullah (sallallahu aleyhi ve sellem)â’dir. islamoğlu beyâ’i tebrik ediyoruz.

ona sorup cevabını aldınız. (demiş, yani sorunuzu her ne kadar şahsıma sorduğunuzu zannediyor iseniz de, esâsen bendeniz kurâ’ân adına konuşan ve kurâ’anâ’dan başka hiçbir kaynak ve delã®li (hadis, sünnet, kıyas ve icmââ’yı da dâhil) makbã»l saymayan ve vahy ile özdeåžleåžmiåž birisi olarak bu suâlinize kurâ’ân adına cevap veriyorum : sorunuzu kurâ’ânâ’a sordunuz ve cevâbınızı da kurâ’ânâ’dan aldınız. demiş!..

biz, allâh-u teâ’âlââ‘ya sığınıyor ve doğrudan allâh kelâmı ile cevap veriyoruz :

<< her kim (vahye uymuş bulunan) o rasã»lâ’e itaat ederse, gerçekten allâhâ’a itaat etmiş olur. (habã®bim!) her kim de (sana itaatten) yüz çevirirse, zâten biz seni onlar üzerine

bir bekçi olarak göndermedik (ki, ne yaptıklarını gözleyip hesaplarını göresin,

o hâlde sen onların yaptıklarınıdan mesâ’ã»l değilsin)!>> en-nisâ sã»resi : 80

<< artık o rasã»l size ne verirse onu hemen alın(kabã»l edin), sizi nelerden engellerse hemen (ondan) vaz geçin! allâh(ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten ve onları hafife almak)â’tan hakkıyla sakının! åžüphesiz ki allâh, (peygamberlerine muhâlefet edenlere karşı) azâbı pek şiddetli olandır.>> el-haåžr sã»resi : 7

3. diğer cevaplar :

hazret-i âişeâ’nin kendi yaklaşımıymış (radiyallâhu anha) !!! öyle olsa bile, hazret-i âişeâ’nin bir tek sözünü, mustafa islamoğluâ’nun bütün sözlerinden ve yaklaşımlarından üstün tutar ve o şekilde amel ederiz. müçtehid imamlar (dört mezheb imâmları radiyallâhu anhüm ecmaâ’in) ve bütün ulemâ ve fukahâ-yı müslimiyn (rahmetullâhi aleyhim ecmaâ’in) böyle bir meselede kurâ’ân ekseninden uzaklaştılar ve Allahâ’ın kelâmını anlamaktan uzak kaldılar ; fakat bugün sen çıkıp da, bu meseleyi çözdün demek! maşaallah!

ey müslüman hanımefendi! : hayız ve nifas hâlindeki kadınların oruç tutmaları haramâ’dır.

delilleri:

hazret-i âişe vâlidemiz (radiyallâhu anha) , â“bizlerden birisi rasã»l-u ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) zamânında, hayızdan (âdet kanamasından) temizlendikten sonra orucunu kazâ eder, namazı ise kazâ etmezdi" (fethül-kadir, 1inci cild : 114)


sahâbeâ’den muaze (radiyallâhu anh) şöyle demektedir: â“ben, hazret-i âişe (radiyallâhu anha)â’ya hayızlı bir kadının sâdece orucu kazâ edip, namazı etmediğinin sebebini sordum o şöyle cevap verdi: â“biz rasã»lullah ile berâber bulunduğumuzda (sallallahu aleyhi ve sellem), hayızlı iken sâdece orucu kazâ etmemizi söyler, namaz hakkında herhangi bir emirde bulunmazdı.┠(imâm-ı buhârã®, savm : 14 ve imâm-ı müslã®m, sıyam : 21)
devamını gör...
|
yakında kendisine canlı yayında vahiy gelebilir, garip hareketler yapabilir şaşmayın
devamını gör...
bu fevkalâde yazıyı (29) okuyan akl-ı selim ve istikamet sâhibi bir insan, diyecek bir tek söz bulabilir :

Allah, bütün ulemâyı bir kenâra itip, kendi kafasına göre fetva veren m.islamoğlu'nu islah etsin ;

ve onun çevresinde kelebek gibi uçuşan ma'sum kur'ân ve islâm tâliplerine de tez zamanda pembe-gözlüklerini çıkartmayı ve islâm ümmeti'nin 14 asırdan beri yetiştirdiği en büyük âlimlere ve evliyâullah'dan velã® zâtlara kadar hepsine birden cephe alan bu şahsın cezbesinden kurtulmak nasib eylesin. âmin..
devamını gör...
baåžbakanlık
diyanet iåžleri baåžkanlıäžı

kadınların özel hallerinde yapamayacakları ibadetler

23/09/2002


dinimiz müslümanları ibadet etmekle mükellef kılmıştır. hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da kadın ile erkek arasında bir ayırım yapmamıştır. çünkü erkeğin olduğu kadar kadının da ibadete ihtiyacı vardır. erkek, yapmakla mükellef olduğu ibadet görevini yapmadığı zaman Allah'a karşı mesã»l olduğu gibi, kadın da aynı şekilde mesã»ldür.
ancak kadınlarda, ay-hâli (hayz), lohusalık (nifas) ve istihaza (özür akıntısı) denilen, kendilerine özel bâzı hâller vardır.

kadınların a-hâli dönemlerinde, -temizleninceye kadar, cinsã® ilişkide bulunmaları kur'ân-ı kerim'de (bakara, 2/222) yasaklanmış; namaz, oruç ve kâbe'yi tavaf da, sünnetle bu yasak kapsamına alınmıştır. nitekim, fatma bint-i ebã® hubeyş'in (radiyallâhu anha) :

-ben istihazalı bir kadınım; hiç akıntım durmuyor namazı bırakayım mı? şeklindeki suâline hazret-i peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) :

-"hayır, o hayız akıntısı değil ; damardan gelen hastalık kanıdır. âdet gördüğün günler sayısınca namazı bırak. (bu sayı dolunca) yıkan ve namaz kıl" (müslã®m, hayz : 14 / ebã» davã»d, taharet : 109 / tirmizã®, tahâret : 96 / nesâã®, hayz : 2) buyurmuştur.
bu istihazalı durumda olan kadınlar, tahâret yönünden özürlü kimseler gibi, her vakitte abdest alarak namazlarını kılarlar. nitekim tirmizi'nin rivâyetinde: "vakit gelince her namaz için abdest al" ifâdesi de yer almıştır.

kadınların ay-hâli günlerinde namaz kılamayacakları, oruç tutamayacakları ve kâbe'yi tavaf edemeyecekleri, ayrıca bu günlerde kılamadıkları namazlarını kazâ etmeleri de gerekmediği hususlarında islâm müctehid ve fakihleri arasında icma⒠(müştereken verilmiş karar) vardır. yâni, bu mesele, hadis-i åžeriflerâ’le ve icmâ-yı ümmet ile sâbittir.

sözüne itibâr edilen hiçbir islâm âlimi bunun aksini söylememiştir. nitekim :

- neden, âdet gören bir kadın (temizlendikten sonra âdet günlerinde kılmadığı namazları kazâ etmiyor da tutmadığı oruçları kazâ ediyor? diye soru soran muaze adlı hanıma hz. âişe:

- sen (hanımların ay halinden kılamadıkları namazların da kazâsı gerekeceğini söyleyen) haruriye'den misin? demiş ;

- hayır, haruriye değilim, ama (öğrenmek için) soruyorum, cevabı üzerine : hz. âişe:

- "vaktiyle, bu iş bizim başımıza geldiğinde, orucu kazâ etmekle emrolunduk, namazın kazâsıyle emrolunmadık, (müslim, hayz : 15) demiştir.

ay-hâlinde iken kadınların kâbe'yi tavaf edemeyecekleri konusunda da hazret-i âişe vâlidemiz (radiyallâhu anha) vedâ haccı esnâsında yolda serif denilen yerde âdet görmeye başlaması üzerine, rasã»lüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in :

- "bu, allâh-u teâ’âlâ'nın, hazret-i âdem (aleyhisselâm)'ın kızları üzerine yazdığı bir şeydir. (senin elinde olan bir şey değildir) hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap ancak âdet gördüğün sürece kâbeyi tavaf etmeâ”, buyurduğunu (buhârã®, hayz : 1) nakletmiştir.

nifas (lohusalık) hâli de hayız gibidir. hayız ile ilgili hükümler aynen nifas için de geçerlidir. nitekim bâzı hadis-i şeriflerde "nifas" kelimesi "hayız" anlamında da kullanılmıştır.

ibn hazm diyor ki, peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in "nifas" kelimesini "hayız" anlamında da kullanmasından, bunların hükümlerinin aynı olduğu anlaşılır. (el-muhalla, 1, 273) islam âlimleri, nifasın hükmünün, hayız gibi olduğu hususunda ittifak hâlindedir. (neylü'l-evtar, 1, 333)

âdet gören veya lohusa olan kadınların kur'ân-ı kerim'i okumalarına gelince ; bu konuda islâm âlimleriâ’nin farklı görüşleri vardır.

imam mâlik ve ahmed ibn hanbel'e göre hayızlı veya lohusa olan kadınların el sürmemek şartı ile ezberden veya yüzünden kur'ân-ı kerim'i okuyabilirler. (fethu babi'l-inâye, 1 ,217)

imam mâlik (rahmetullahi aleyh), ay-hâlindeki kur'ân öğretici ve öğrencilerinin kur'ân-ı kerim'i tutmalarını da öğretme ve öğrenme zaruretine binâen câiz görmüştür. (fethu babi'l-inâye, 1, 217-218) (kolaylaştırınız : zorlaştırmayınız.)

hanefã® ve åžafiã®ler ise tirmizã®, ile ibn mâce'nin ibn-i ömer (radiyallâhu anh) den rivâyet ettikleri:

"ay-hâli olan kadın ve cünüb olan kimse kur'ân'dan hiçbir şey okuyamaz." (tirmizã®, tahare : 98 / ibn-i mâce, tahare : 105) meâlindeki hadis-i åžerifiâ’ni esas alarak, hayız veya lohusa olan kadınların kur'ân-ı kerim'i okumalarının caiz olmadığını söylemişlerdir.

görüldüğü üzere, kur'ân-ı kerim'de yasaklanmadığı için, â“kadınların âdet günlerinde namazlarını kılıp oruçlarını tutabilecekleri┠sözü isâbetli değildir. bu iddia, bu konudaki hadis-i åžeriflerâ’e ve peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)â’den günümüze kadar olan icma' hâline gelmiş uygulamaya aykırıdır
yukarıda belirtildiği üzere, sözüne itibar edilen hiç bir islâm âlimi böyle görüş ileri sürmemiştir konuya kadın erkek eşitliği açısından bakmak da yanlıştır bunun kadın erkek eşitliğiyle bir alakâsı yoktur.
peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımların bu hâlleri devâm ettiği sürece namaz kılamıyacaklarını, oruç tutamayacaklarını ve kâbeâ’yi tavaf edemeyeceklerini bildirmiştir. åžüphesiz her konu kur'ân-ı kerim'de ayrıntılı olarak yer almamıştır. kur'ân-ı kerim'den sonra islâmã® hükümlerin ikinci kaynağı da sünnet-i seniyyeâ’dir.

<< her kim (vahye uymuş bulunan) o rasã»lâ’e itaat ederse, gerçekten allâhâ’a itaat etmiş olur. (habã®bim!) her kim de (sana itaatten) yüz çevirirse, zâten biz seni onlar üzerine

bir bekçi olarak göndermedik (ki, ne yaptıklarını gözleyip hesaplarını göresin,

o hâlde sen onların yaptıklarınıdan mesâ’ã»l değilsin)!>> en-nisâ sã»resi : 80

<< artık o rasã»l size ne verirse onu hemen alın (kabã»l edin), sizi nelerden engellerse hemen (ondan) vaz geçin! allâh(ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten

ve onları hafife almak)â’tan hakkıyla sakının! åžüphesiz ki allâh, (peygamberlerine muhâlefet edenlere karşı) azâbı pek şiddetli olandır.>> el-haåžr sã»resi : 7

peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)â’in emir ve tavsiyelerine uyulması emredilmiştir. sünnetâ’te yer alan ve tarih boyunca da sünnete uygun olarak uygulanan bir mesele hakkında aykırı bir görüşte bulunmanın hiç bir değer taşımayacağı açıktır.


cenâb-ı Allah, isâbetli görüşlerle amel etmeyi nasib etsin,
bizler, dört mezhep imâmlarıâ’nın (rahmetullâhi aleyhim ecmaâ’in) isâbet ettiğine inanıyoruz.
bize cübbeli ahmed hoca'dan bahsedenlere cevap olarak diyanet işleri bakanlığının bu yazısını noktasına dokunmadan buraya yapıştırıyorum ki yanlış anlaşılmasın. islamın ahmedin, mehmedin, mustafa'nın lafına bakılmaz. Allah katında tek din, din-i islamdır.

sen 1400 yıldır tüm islam alimlerin yorumlarını hiçe say, kendi yorumunu yapmaya, islamın reformcu martin lutheri'i olmaya çalış, sonra bunları ortaya çıkaranları cübbeli ahmedçi yap.
iyi niyetli olup da öğrenme amaçlı okuyan kişiye burdaki birkaç tanımda kimin kim olduğu çok iyi anlatılıyor. ama romantik bir bakış açısı ile birilerine bağlananlar için davul zurna bile az tabii.
devamını gör...
|
mustafa islamoğlu'nu eleştirenlerin seviyesine, bilgisine, görgüsüne, ilmine bakınca midemin bulandığını hissediyorum. vıcık bir sayıklama, tahammülsüz bir eleştiri, körlüğe varan bir cahillik... sivrisinekler vızıldar, hayat devam eder...
devamını gör...
kendisini pek okumam, izlemem, bilmem ama jest ve mimikleriyle ciddiyetsizliğine ve yüzeyselliğine dair izlenim edindiğim, üslup açısından da zayıf bulduğum, çalışkan ve idealist zat. *
devamını gör...
muarızlarının uslubuna, ilmi yeterliliklilerine bakınca mevlanın 'tayyip şansı' verdiği kullarından olduğunu düşündüğüm alim kişi.

(bkz: deniz baykal)
devamını gör...
m.islamoğlu adlı entellektüel aydının, doğaüstü şahsiyeti değil, sadece görüş ve fikirleri eleştirilmektedir. hiç kimse kişiliğine hakaret etmedi.

ehl-i sünnet ve'l cemaat âlimlerinin ve 4 hak mezheb imâmlarının, 14 asırdan beri hadis-i åžeriflere ve sünnet-i seniyye'ye dayanarak yürüttükleri bu fırka-i nâciye yolu'nun takipçileri, elbette, ehl-i sünnet dışı görüş ve fikirlere karşı doäžruları söyleyeceklerdir.

bundan rahatsız olan kişiler, ehl-i sünnet'ten habersiz, mezhepsiz ve ilimsiz kişilerdir.

şurası bilinmeli ki, görüşler, görüşlerle tenkid edilir. yukarıda uzun sayfalarca anlatılan islamoğlu yanlışlarına karşı bir tanesi de çıkıp bir âyet veya hadise dayanan bir savunma yapsanız ya!

neredeeee? siz sadece yüzeysellikten öteye geçemeyen, şahıslara takılan, şekilci ve reform-sever yorumcularsınız. ve nefsinize ve kafanıza uyuyorsunuz.

biz diyoruz ki : rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in (hadis ve sünnetleriyle) yorumladığı islâm bizim için yaşanması gereken mükemmel bir dindir. buna yaklaşamayanlar, kendi anlayışlarına uygun bir adam bulup onun peşine yapışıyorlar. sünnetler terk ediliyor, hadisler inkar ediliyor, ayetlerin mânâsı değiştiriliyor, mezhepler yıkılıyor, sahte kahramanlıklarla câhiller büyüleniyor ve televizyon ve medya kulanılarak, bir hatalı hüküm milyonların evine ulaştırılıyor.

rabbim bizleri duyanlardan değil : uyanlardan eylesin. âmin..
devamını gör...
...''demişler,ama bence öyle değil''tabirini çok kullanmaktan bazı yanlışlara düşmüş arkadaş. ama yine de faydanılması gereken bir ilme sahip.
devamını gör...
herşeye rağmen değerli bir büyüğümüz. işimize yarayan yanını alalım, yaramayan tarafını atalım, bizlere de bu yakışır.
devamını gör...
yahudileşme temayülü isimli hiç böyle düşünmemiştim şeklinde düşümnmeye sevk eden bir esere sahiptir.
devamını gör...
şu sıralar hakkında canhıraş bir vaziyette birilerinin * reddiye yazageldiği islam alimidir. 28 şubat öncesi ve sonrasında çeşitli defalar hakkında soruşturma açılmış ve bu soruşturmalar neticesinde 2 kez medrese-i yusufiye hayatı yaşamıştır. hakkında yazılan çizilen onca lafın ardından, aklımda sadece imam-ı gazali'den şu söz kalmıştır ''bir alim tekfir edilmiyorsa onun ihlasından şüphe ederim''..
devamını gör...
babası ahmet islamoğlu muhterem bir alimdir, büyük bir hocadır. kayseri develi'de bir zamanlar sohbetler veriyordu. nasip oldu, bir seyahat esnasında biz de ahmet hocanın sohbetine katılmıştık. abilerimiz :"mustafa islamoğlu'nu bazı sapık fikirlerinden dolayı evlatlıktan reddetmiş, bu konu açılmasın" demişlerdi.

mustafa islamoğlu'nun iyi niyetli olduğundan şüphem yok ama her zaman iyi niyet yeterli olmuyor! ehli sünnet yolundan bazı noktalarda ayrılıyor. dikkatli takip etmekte fayda var. Allah ona ve hepimize hidayet etsin.

bunlar olumlu eleştirilerdir. Allah bir, muhammed (s.a.v) peygamberim, kabe kıblem diyen her kişi kardeşimdir.

devamını gör...
hakkında, ehl-i sünnet dışı görüşlerle (mesela şiâ kaynaklı görüşlerle) fetvalar verdiği tesbit edilen şahıstır. çok kötü durumdayız çoook! madem ki bu kadar konuşuyoruz, bâri bir yerlere varalım. lütfen, youtube'da açın ve seyredin (bu 3 video toplam 15 dakikanızı almaz)

cübbeli ahmed hocam ve çeçen komutan

derin devlet - masonlar - cübbeli ahmet hoca


adres satırından doğrudan ulaşın :

http://www.video75.com/Kn8O...

devamını gör...
ihl sözlükte hakkında yazılanların yüzde onunun okuduğu halde hala kendisi hakkında olumlu eleştiri yapabilenler hakkında ciddi şüphe doğuran kimsedir.
devamını gör...
|
bazı şeyleri değiştirip yapayım derken yıktıklarının farkında olmayan birisi
devamını gör...
ilmini, tavrını, duruşunu, bu ümmetin birliği için verdiği çabayı, gecelerini gündüzlerine katarak çalışmasını... her şeyi bir tarafa bırakalım. tek başına bir tek şey hakk'ı batıl'ı ortaya koyuyor aslında. konuşmalarının belli kısımları kırpılarak , bunlardan elde edilen argümanlarla kendisine yöneltilen asılsız iddialara dair sorulan bir soruya verdiği cevap...ahlak bu'dur, muvahhid kafa bu'dur.
devamını gör...
|
cübbeli ahmet diye yerin dibine batırdığınız kişinin onda biri kadar olsa bile keşke bilipte eleştirebilseniz hehe :) kaç kere sohbetine giittin zeko ne dinledin de sana çok zor islama aykırı geldi yorumları okumadan atma
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar