ömer seyfettin

hikayelerinin bir kısmı meb tavsiyeli yüz temel esere alınmış hikaye yazarı.
devamını gör...
çocuk yazarı olarak göremeyeceğim yazardır.

dama taşlarındaki deliliği anlatabilen başka bir türk yazar var mıdır?
ilk cinayeti okuduğumda 6 yaşındaydım. "ben de zevk alır mıyım ki? ya alırsam?" diye korktuğumu hatırlıyorum. beyaz lale'yi okumuştum,kim verdiyse artık elime, o öyküyü elime verenin Allah layığını versin mesela. 8 yaşındaki çocuk ölü sevicilikle tanıştırılır mı?

özetle, meb'i ve çocuk kitapları basan yayınevlerini esefle kınıyorum.
devamını gör...
(bkz: diyet) neydi o öyle. adam kolunu direk koyuyor kütüğün üzerine indiriyor satırı.al diyetini ödediğin kolu...* hikayelerini severek okudum.burdan ömer seyfettine teşekkürlerimi sunuyorum onu çok sevdiğimi söylemek istiyorum.
http://omerseyfettinhikayel...
devamını gör...
ideolojilerin edebiyata nasıl yedirileceğini çözmüş edebiyatçıdır. onu okuyup gaza gelmemek mümkün değildir.
devamını gör...
1884 yılında gönen'de doğmuş edebiyatçıdır. kabataş lisesi'nde uzun yıllar öğretmenlik yapmıştır. türkçülük akımının kurucularından olan ömer seyfettin 1920 yılında hayata gözlerini yummuştur.

genelde sadece çocuk hikayeleri yazan bir edebiyatçı olarak bilinse de özellikle efruz bey isimli öyküsü onun siyasi kimliğinin de azımsanamayacak derecede önem arz ettiğinin kanıtıdır.
devamını gör...
"bir ermeni gencinin hatıra defteri"adlı günlük-manifestosuyla "osmanlıcı" tayfaya haddini bildirmiş "türkçü"yazarımızdır.balkan savaşlarının izini sürmek isteyenler için hikayeleri biçilmiş kaftandır.
devamını gör...
halil berktayın yazılarında kıyasıya eleştirdiği öykücü.
devamını gör...
diyet öyküsü ilkokul çocuklarına okutturulmaktadır, ilginçtir.

türk edebiyatının en iyi hikaye yazarlarından birisi. en iyisi hatta.
devamını gör...
muhariplerden biri koştu. tahtın önünde serili kaftanı topladı. türk elçisine yetişti:

- buyurun. kaftanınızı unutuyorsunuz.

muhsin çelebi durdu. güldü. çıktığı kapıya doğru dönerek şahın işiteceği yüksek bir sesle:

- hayır, unutmuyorum. onu size bırakıyorum. sarayınızda büyük bir padişah elçisini oturtacak seccadeniz, şilteniz yok... hem bir türk yere serdiği şeyi bir daha arkasına koymaz... bunu bilmiyor musunuz? dedi.

(bkz: pembe incili kaftan)
devamını gör...
hikayelerindeki şiddet öğesini pornografik ölçülerde anlatarak yazan ve bunu yaparken orgazm oluyormuş izlenimi veren sapık yazar.
devamını gör...
günümüzde yaşasaydı mükemmel bir yönetmen olurdu kanımca.

çünkü okurken bir film seyrettiğinizi hayal ederek tasvirleri okuyun.

kamera'nın mükemmel manzarayı yavaş yavaş geçerek şahıslar üzerine eğildiğini, sahnenin sonunda da manzarayı tekrar göstererek

yavaş yavaş çekildiğini göreceksiniz.
devamını gör...
siyasetin edebiyata etkisini bir sapığın üzerinden anlatabilmek için isminin geçmesi yeterlidir.
hastalıklı bir ruha sahiptir ve bunu bulaştırabilmek için döneminin dizilerini yazmıştır.
bugün yaşasaydı kesinlikle tv dizisi çekerdi.
okul yıllarında büyük hikayeci diye yutturmalarını hala hazmedemiyorum.
insan hiç mi etrafına bakmaz bu kadar mı ezik hislerle sahiplenir bu kadar mı adaletsiz olur?
çocuklarıma okul ödevleri dışında okumalarını tavsiye etmediğim bir yazar. bari onlar düz kafalı olmasın.
devamını gör...
hikayeden hoşlanmayan insanlar varsa, çocukluklarında % 80 ihtimalle bu adamı okumuş olmalarındandır. bir de bir yere koyup övüyorlar hikayeciliğini. bacak kadar çocuk ne anlasın, diyet, peri meri. şimdi onun izlerini silme çabasındayız da bakalım ne kadar başarırız.
devamını gör...
balon olsa patlardı bu kadar şişirilmekten. edebiyat öğretmenlerinin seviyesini gösteren yazar.
hikayelerini övenleri gördükçe onlar adına üzülüyorum zira o seviyeyi bir daha asla aşamayacaklar.
devamını gör...
yüksek ökçelerle dün gece gece beni gülme krizine sokmuş,allah rahmet etsin yazarı.bu aralar kardeşimin ödevi (anne baskısı yoksa yapmam,umarım öğretmeni okur, anlar kendisinin yapmadığını) için sürekli haşır neşir oluyorum kendisiyle. harika üstad.
devamını gör...
kaşağı hikayesiyle çocukluğumda yer etmiş yazardır.
devamını gör...
çağdaş türk edebiyatının öncülerinden olan gönen'li ve gönen'liler tarafından bir hayli sevilen yazarımız,türk öykücülüğünün büyük ismi, mihenk taşı. diyet isimli öyküsü harikuladedir.ayrıca pembe incili kaftan, bomba, yalnız efe diğer öykülerinden bazılarıdır.
devamını gör...
bomba isimli eseri ile yılar yıllar öncesinen david fincher'e selam çakmış yazardır.
devamını gör...
hikayelerinde "ötekileşirme"yi gördüğümüz milliyetçi yazar..
devamını gör...
1884’te tarihinde gönen'de doğdu. öğrenimine gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. istanbul’da mekteb-i osmanã®'de, ardından 1893 ders yılı basında askerã® baytar rüştiyesi'nde okudu (1896). edirne askerã® idadã®si'ne devam etti. 1900'de idadã®'yi bitirerek istanbul'a döndü; mekteb-i harbiye-i şahane'ye başladı. 1903’te makedonya'nın karışması üzerine sınıf-ı müstacele denilen bir hakla imtihansız mezun oldu. piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi selanik'te bulunan üçüncü ordu'nun izmir redif tümeni'ne bağlı kuşadası redif taburu'na tayin edildi. 1906'da izmir jandarma okulu'na öğretmen olarak atandı. selanik üçüncü ordu'da görevlendirildi (1909). balkanların farklı yerlerinde görev yaptı. ilk öykü ve yazıları kadın, bahçe (manastır) hüsn ü şi'r / genç kalemler (selanik), aşiyan, zeka, musavver hale, ziya gökalp'le birlikte kurucuları arasında yer aldığı yeni hayat ve türk yurdu dergilerinde yayınlandı. bir yıllık esaret hayatından sonra istanbul'a döndü (1913). bir süre sonra da türk sözü dergisinin başyazarlığına getirildi. 1914’te kabataş sultanisi'nde ölümüne kadar sürecek olan öğretmenlik görevine başladı. 1915'teki evliliği uzun sürmedi, eşinden ayrıldı, tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den 1920'ye kadar birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir bir yazı hayatı geçirdi. yeni mecmua, şair, donanma, büyük mecmua, yeni dünya, diken, türk kadını gibi dergilerle vakit, zaman ve ifham gibi gazetelerde öykü ve yazıları yayınlandı. eskiden beri süregelen hastalığı 25 şubat 1920'de arttı, 4 mart'ta hastahaneye kaldırıldı, 6 mart 1920'de vefat etti. önce kadıköy kuşdili mahmut baba mezarlığı'na defnedildi. daha sonra mezarı yol çalışmaları nedeniyle 1939'da zincirlikuyu asrã® mezarlığı'na nakledildi. sağlığında, tarih ezelã® bir tekerrürdür (1910), harem (1918), efruz bey (1919) adlı öykü kitapları yayınlandı. bilgi yayınevi bütün eserleri adıyla yazarın öykülerini, makalelerini, tercümelerini, şiirlerini, fıkralarını, hatıralarını ve mektuplarını 16 kitapta, dergâh yayınları ise yedi kitapta topladı (1999 – 2001)
öykü kitapları:
bütün eserleri – hikâyeler 1 (dergâh, istanbul 1999, haz.: hülya argunşah, 39 öykü: tenezzüh; ilk namaz; sahir’e karşı; sebat; erkek mektubu; çirkin bir hakikat; ay sonunda; iki mebus; elma; busenin şekl-i iptidaisi; at; beşeriyet ve köpek; apandisit; aşk ve ayak parmakları; tavuklar; tuğra; acıklı bir hikaye; tarih ezeli bir tekerrürdür!; bahar ve kelebekler; pamuk ipliği; irtica haberi; bomba; primo türk çocuğu; ant; aşk dalgası; gurultu; koleksiyon; piç; hürriyet bayrakları; mehdi; gayet büyük bir adam; şã®meler; primo türk çocuğu; boykotaj düşmanı; beyaz lale; sivrisinek; falaka; hürriyet gecesi; eleğimsağma)
bütün eserleri – hikâyeler 2 (dergâh, istanbul 1999, haz.: hüyla argunşah, 37 öykü: ihtiyarlıkta mı? gençlikte mi?; küçük hikaye; çanakkale’den sonra; ferman; üç nasihat; kaç yerinden; kütük; vire; yeni bir hediye; binecek şey; teselli; pembe incili kaftan; çakmak; mermer tezgah; başını vermeyen şehit; “kızılelma” neresi?; büyücü; teke tek; topuz; fon sadriştayn’ın karısı; diyet; düşünme zamanı; muhteri; fon sadriştayn’ın oğlu; cesaret; külah; hafiften bir seda; müjde; terakki; velinimet; dama taşları; ayın takdiri; yalnız efe; nadan; makul bir dönüş; bir hatıra; harem)
bütün eserleri – hikâyeler 3 (dergâh, istanbul 1999, haz.: hülya argunşah, 44 öykü: nakarat; tuhaf bir zulüm; namus; bir vasiyetname; yemin; kesik bıyık; tütün; ezeli bir roman; türkçe reçete; ashab-ı kehfimiz; devletin menfaati uğruna; rüşvet; nişahlılar; antiseptik; tos!; deve; acaba ne idi?; bir kayışın tesiri; yüz akı; türbe; forsa; memlekete mektup; niçin zengin olmamış?; beynamaz; korkunç bir ceza; bit; perili köşk; baharın tesiri; nasıl kurtarmış; yalnız efe; mürebbiye; zeytin ekmek; mehmaemken; keramet; yüksek ökçeler; uzun ömür; havyar; pireler; herkesin içtiği su; kaşağı; bir hayır; yuf borusu seni bekliyor; gizli mabet; ilk düşen ak)
bütün eserleri – hikâyeler 4 (dergâh, istanbul 1999, haz.: hülya argunşah, 31 öykü: ilk cinayet; birdenbire; hürriyete layık bir kahraman; çirkinliğin esrarı; horoz; dünyanın nizamı; miras; karmanyolacılar; lokanta esrarı; kurbağa dansı; şevkata iman; kurumuş ağaçlar; balkon; iffet; bir temiz havlu uğruna...; uçurumun kenarında; asilzadeler; bilgi bucağında; nezle; kıskançlık; tam bir görüş; açık hava mektebi; â½; mahcupluk imtihanı; inat; bir çocuk aleko; kazın ayağı; foya; sultanlığın sonu; heykel; yaşasın dolap)
devamını gör...
bir kasırgadır o.türkçülüğe veya başka bir ideaya hasretmek yeterli olmaz.toplumcudur.çökmekte olan cemiyeti ve batan devletinin karşısında ızdıraplar içindedir.eski günlerin hayallerine sığınmış,o günlerden ilham alarak bak böyle olunmaz öyle olunur diyerek eski kahramanlar adını verdiği karakterleri konu almıştır.sarayda padişahın kuyusunu kazan,rüşveti meslek edinmiş,yabancı büyükelçiliklerle iş birliği halindeki sadrazamları,nazırları görmüş,kimseye eyvallah etmeyen ve aldığı devlet görevini kendi cebinden karşıladığı parayla yerini getirip şah ismail'e meydan okuyan muhsin çelebi'nin öyküsünü yani pembe incili kaftan'ı yazmıştır.toplumu din adı altında tesiri altında tutan ve uyuşukluğa sevkeden batıl inanışlarla dalga geçmek için perili köşkü,bireyin toplum karşısında ve hayatta izleyeceği tutumu idealleştiren karakter olarak da diyet'teki ali usta'yı yaratmıştır.tarihimizin en utanç verici bozgunlarından olan balkan harbi'nin tesirinden kurtulamamış,sızıyı yüreğinin derinliklerinde hissetmiş ve beyaz lale adını verdiği muhtemelen gerçek olaylardan uyarlanan o korkunç öylüyü kaleme almıştır.ömer seyfettin aynı zamanda bir ters köşeye yatırma ustasıdır.birbirinin devamı olan aynı karakterlere sahip iki hikaye yazar ve hadiseleri olayın farklı cephelerinden ele aldırarak,az önce ak gibi görüneni kara yapar.kimi hikayelerinde osmanlının azınlıkları inanç ve kültürlerinde serbest bırakmasını bu yüzden açıkça eleştirir,eski türk hakanlarına cengiz ve hülagü'ye övgüler yağdırır.sonra o pagan kişiliğin ilk namaz hikayesini okursunuz.annesinin onu kaldırıp,abdest aldırışı,namaz kıldırışı,bir çocuğun ibadeti bu kadar güzel tasvir edilebilir mi?onun içinin derinliklerinde derin bir Allah inancı olduğunu anlayabilirsiniz.ilk dönem hikayeleriyle olgunlaşmış eserleri arasında dil farkı çok http://barizdir.net bir sadeleşme süreci yaşamıştır.ola ki cumhuriyete dönemine yetişseydi yine en tesirli kalemlerden birisi olacaktı.
devamını gör...
maupassant tarzi hikayeciligi benimsemistir.milli edebiyat doneminin bas aktorudur.dilde onemli sadelestirmelere gitmistir.arapca,farsca kokenli kelimeleri kullanmamaya ozen gostermistir.yalin bir dili vardir.edebiyatimizdaki ilk kisa hikayecidir.olay yazaridir.
devamını gör...
kemalettin tuğcu'yla birlikte çocukluğumun depresyonlarının müsebbibi kitapların yazarı. (bkz: kaşağı) aynı çağda yaşasaydık sormak isterdim. neden yazdınız o kitabı neden. hadi yazdınız adına neden çocuk kitabı dediniz. neden hocam neden.
devamını gör...
babam ilkokuldayken yaz tatilde derleme bir kitabının hepsini zorla okutmuştu. o zamanki aklımda bile ve zorla okumama rağmen hoşuma gitmişti. o günden sonra milli eğitim kitapları dışında bir daha karşılaşmadık kendisiyle.
devamını gör...
ant adlı hikayesinin giriş cümlesi "ben gönende doğdum." bu yüzden gönen'de heykeli, ömer seyfettin anadolu lisesi ve adına düzenlen hikaye yarışması var.
devamını gör...
türk edebiyatının en önemli hikayecilerindendir. ama bazı şiir denemeleri de vardır. işte onlardan biri:

bülbülün ölümü

"sevenler bilinmiyor
sevmeyenler bahtiyar!" ö.s.


bir ilkbahar gecesiydi...ay doğdu.
bahçedeki gölgeleri hep koğdu.

karanlıklar sönerken
mavi, billûr ve parlak
bir aydınlık içinden
meleklerden daha ak
genç periler kaçtılar
sanki yerden semâya...
nurdan kanad açtılar
yeni doğan bu aya...

bir ilkbahar gecesiydi... bülbülün
son demiydi, hem bülbülün, hem gülün.

ötmüştü o yüz gece.
ağlamıştı durmadan,
göz yaşları bitince,
kalbi durdu vurmadan.

gül her sabah açardı;
âşıkına acımaz,
serçe beğe saçardı
kokusunu, yaramaz...

bir ilkbahar gecesiydi... tak dedi
bülbülcüğün canına aşk hasreti.
başı döndü! ötmekten
kısılmıştı nefesi.

"o vefasız tünekten
gel, in" diyen bir sesi
duydu. hemen atladı
sevdiğinin yanına.
gül kendini sakladı.
girdi onun kanına...

bir ilkbahar gecesiydi... bülbülcük,
ruhu gayet büyük olan bu küçük
âşık yine gülünü
görmeyince, istedi
ateşinin külünü
dökmek ve bir "ebedî
hicran" denen ölüme
kavuşarak kurtulmak...

"dünya kalsın gülüme!"
dedi, sükûn bularak.

bir ilkbahar gecesiydi... ararken
gördü bülbül, gül yerine bir diken

gitti, kondu üstüne
yüreğini sapladı;
battı diken ödüne.
sıcak kanı kapladı
yapraklara saklanmış
hain gülü ansızın;
benzetti çok utanmış
yanağına bir kızın...

bir ilkbahar gecesiydi... gül soldu.
onu "tali' " denen bir sert el yoldu.

sabahleyin, yerdeki
yaprak yaprak naşına
konan çapkın ve zeki
serçe uçtu başına.
ölen sâdık bülbülün.
sevmek onca bir sırdı;
âşıkına bu gülün
baktı, baktı, şaşırdı!
devamını gör...
vire ve kütük gibi hikayeleri zamanının ders kitaplarında "sadeştirilerek" bizlere okutulmuş yazar. küçük yaştaki beyinlere harbin ve stratejinin inceliklerini öğreten, kurnazlık ile güçlü rakibi devirmenin güzelliğini anlatan hikayelerdir. hikayelerdeki tüm Allah, inşallah, maşallah gibi kelimeler sadeleştirilerek çıkartılmıştı bizim okuduğumuz ders kitaplarında. bunların yanında beyaz lale gibi bir hikayesi de vardır. okuyunca acaba kendisi mi yazdı ? demiş, şüpheye düşmüştüm.
devamını gör...
bir çırpıda okunan güzel hikayelerin yazarıdır.
kitap okumaya belki de ömer seyfettin ile başlanmalıdır.
hem akıcıdır hem sadedir hem de türk kültürünü anlatır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar