referandumda hayır diyenlerin sebepleri

çünkü diktatörlük geliyor.
çünkü kuvvetler ayrılığı.
çünkü erdoğan...
çünkü..

açın bakın o anayasa diye bağırdığınız kitapçığa. 100. maddeden itibaren olması lazım yanlış hatırlamıyorsam. cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen maddeleri bir okuyun.
sonra yeni anayasa metnini okuyun. diktatörlük mü yoksa başka bir şey mi o zaman karar verin.
bununla birlikte, bugüne kadar mevcut anayasa ile k.k. ve avanesi tarafından, fetöcüler tarafından irrite bir dil ile "diktatör, yezid, firavun" gibi totaliter, mutlak monarşik düzen sahiplerini anımsatan ve dini jargonda karşılığı hoş olmayan bir takım ünvanlarla anıldı baştaki kişi. sualim şu. hangi durumda yalancısınız? hani diyorsunuz ya. yalancısınız siz diye. şimdi ben soruyorum. hangi durumda yalancısınız? ya eski düzende, anayasanın verdiği hakları tam anlamıyla kullanmayan cumhurbaşkanına diktatör derken yalan söylüyordunuz yahut şimdiki metne göre yönetim erkine ulaşacak adama iftira edip yalan söylüyorsunuz.
hangi durumda yalancısınız? neden yalanı adet edinip, sizin dışınızdaki herkese kendi suçunuzu isnad ediyorsunuz?

kuvvetler ayrılığı hiç bir ülkede tam anlamıyla uygulanmayan bir şeydir. batının bize yutturduğu bir durumdur.
kuvvetler ayrılığı mı görmek istersiniz? fatihin kadıyla hikayesini okuyun. aha işte o kuvvetler ayrılığıdır.
şu anda bu düzeni bize satan batı ülkelerinin, hedeflenmiş medeniyetlerin hiç birisi bu ilkeye işine gelmediği müddetçe bağlılık göstermez.
şimdi sualim şu:
neden yalan söylüyorsunuz?


cevabı ben vereyim. çünkü yalan söylendiğinin farkında değilsiniz. hani omurgasız, koyun, çomar dedikleriniz var ya.. onlardan en ufak farkınız yok. sadece siz soldan giderken onlar sağdan gidiyor. onlar ne kadar koyunsa siz de o kadar koyunsunuz. o kadar çomarsınız. yok farkınız.
çünkü sosyal medya pompacılarının pompaladığı yalanlara kanıp bugün hala "diktatörlük ve kuvvetler ayrılığı" safsatasının peşinde koşuyorsunuz.
çünkü isnad ettiğiniz tüm kabahatlari kendi bünyenizde cem etmişsiniz. kabahatinizi başkasına yıkmak peşindesiniz.
ola ki, referandumdan evet çıkarsa "bu halk çomar" diyeceksiniz. hayır çıkarsa bu halk aydın öyle mi? ulan nasıl diktatörlük karşıtısınız? baskı rejimini dürtükleyen zaten sensin.

tanım: umurumda bile olmayan sebeplerdir. herkes reyinde hür babam.
devamını gör...
çünkü yalancılarla aynı yoldan yürüyen kişiye müslüman denemez. bense elhamdülillah müslümanım ve hiçbir rantın bunu değiştirmesine izin vermem.
devamını gör...
özgürlüğümüz elimizden alan tek adam dikta rejimini getireceği için karşıyım. başa hangi partiden kim geçerse geçsin bu böyle olur denetimin az olduğu bir yönetim iyi değildir. yolsuzluğu , liyakatsızlığı nasıl engelleyeceksiniz bu sistemle ?
devamını gör...
çünkü bir müslümanım. aynı zamanda laiklerle ve teröristlerle aynı saftayım. özgür değiliz bir kere. mesela şey yapamıyoruz. şey işte. neyse kafam çok karışık. ben zaten evet diyecektim sanki.
devamını gör...
adil bir taraf göremiyorum o yüzden. ayrıca; başkanlık sistemi > eyalet sistemi > özerklik > (...) olarak gideceğinden endişeliyim.

zaten her istediğini yapabiliyorsun, sözünün üstüne söz yok, söz geçiremediğin bir devlet organı yok, istediğini istediğin şekilde yapıyorsun, daha bu sevda niye ?
devamını gör...
kafiri bilmem. kafirin kendince sebepleri olabilir beni ilgilendirmez. fakat müslümanların sebeplerini acayip merak ediyorum doğrusu. ha bazı siyasi görüşünü, yok gemisini, vakfını bilmem nesini din gibi görenleri saymıyorum tabi.
devamını gör...
tek adam-tek parti-tek ideolojinin tarihimizdeki en keskin yansıması olan ve müslümanlara zulmeden mustafa kemal'in yönetim şeklinin yine müslümanlar tarafından örnek olarak gösterilmesi.

bir müslüman olarak bana bu sebep yeter. bir kişiyi ve bir partiyi kutsallaştıranlar ve bunları iman meselesi olarak görenler ne düşünürse düşünsün ne derse desin umurumda değil...
devamını gör...
1- başkanlık sistemi için örnek aldıkları amerika'da bile başkan partili değilken, senin seçeceğin başkan partili olup, bir de üzerine yüksek yargının %70 ini  seçme hakkını alırsa, yargı siyasetin emir eri olmaz mı?
2- referandumdan evet çıkarsa, başkana tek başına kanun yapma yetkisini de veriyorsun. sana referandum öncesi, ‘başkan kanun değil, kararname çıkaracak, meclis kanun çıkarınca kararname hükümsüz kalacak’ diyen olursa, gelme bu oyuna kardeşim!  çünkü meclisin çıkardığı kanunu başkan veto edebilecek. veto edilen yasa ancak meclisin salt çoğunluğu ile (301 oy) tekrar kabul edilebilecek ki, bu dediğim tek adam yönetiminde imkansız kardeşim.
3- başkan istediği zaman meclisi fesih edebilecek. yani, senin seçtiğin vekillere hadi güle güle diyebilecek. birilerinin ama o da tek adamdı dedikleri mustafa kemal atatürk’e bile bu yetki verilmemişti kardeşim. evet dersen, milli mücadelenin en temel taşı olan milletin meclisini, tek adamın dudağından çıkacak kelimeye teslim edersin kardeşim.
bu durumda, oldu mu sana yargı, yasama ve yürütmenin tamamı adına konuşan, karar veren tek kişi!
4- hatırla 2010 referandumunu! yetmez ama evet kampanyalarını da aynı ekip yürütmüyor muydu? ülkeyi bu referandum sonrası cemaate teslim etmediler mi? bugün 2010’da yetmez ama evet diyenlerin bir kısmı nerede sevgili kardeşim? vatana ihanetten ülkeyi terk etmediler mi? 
5- istikrar devam etsin diye evet diyeceğim diyorsan, 15 yıl iktidarda olan bir partinin ülkeyi getirdiği son durumu konuşalım kardeşim. her gün terör haberi izliyor muyuz? patlıyor muyuz kardeşim? sınırımızı kim delik deşik etti? referanduma aylar varken, sana terör sopasını gösteren, seçeceğin başkanın yardımcısı değil mi kardeşim? madem referandumdan evet çıkarsa terörü bitirebilecek güce sahipler, bugün ölmene neden göz yumuyorlar, hiç düşündün mü kardeşim? bu taktiği hatırla kardeşim! kaybetmeye yaklaştıkları haziran seçimi sonrası da aynısını yapmışlardı. önce içindeki korkuyu büyütüp, sonra bir süre rahatlık vererek oy topluyorlar. bu defa farkına var kardeşim.
6- 15 temmuz'u bize yaşatan cemaat kimin eseri? biz avaz avaz yargıyı cemaat ele geçirdi dediğimizde, kim bize bu davaların arkasındayız diyordu? bu vatanı için canını vermeye hazır askerleri yıllarca tutuklayıp, genelkurmayı cemaate teslim edenler kimlerdi? firari savcı zekeriya öz’e özel aracını veren kimdi kardeşim? 15 temmuz’u yaşamamıza sebep olanları büyütüp sonra aldatıldık diyen bir kişiye bunca yetkiyi verdikten sonra ya bir daha aldatılırsa kardeşim? sonra ne olacak!
7- bugün dolar 4'e dayandı mı kardeşim? gezi eylemleri zamanı 2'ye çıkan dolar sonrası eylemcileri hain ilan etmişlerdi onu da hatırladın mı? başkanlık açıklamasından sonra büsbütün tırmanan doların sorumlusu kim kardeşim?  senin cebindeki para erirken, yolsuzluklara imza atıp cebini dolduranları hatırladın mı kardeşim? bir düşün ve sor kendine, istikrar bunun neresinde!
8- referandumdan evet çıkarsa, gelecek başkan suç işlese bile meclisin 2/3’ü yargılansın demediği sürece başkan ve ekibi suç işlemeye devam edecek. bugünün meclisinde dahi bu çoğunluğun sağlanabilmesi mümkün değilken, yarın nasıl olacak sevgili kardeşim?
uzun lafın kısası, referandumda evet dersen başına gelecekleri engelleyecek bir supap olmayacak kardeşim. hadi bugün reisine güvendin. o yanlış yapmaz dedin. yarın reisin yerine geçecek kişiye güvenebilecek misin? mesela tek adam olmak için bu ülkeyi kana bulayan fetullah gülen yarın gelse başına, kim koruyacak seni?
bu defa iş ciddi. 15 yıl önce yapılan hataları düşünerek değil, bugün neler olduğuna bakarak, intikamsız kur geleceğini. kindar olma, aklını kullan kardeşim.
devamını gör...
çünkü tayyip erdoğanı falan geçtim

varsayalım bir robot üretseler ve bu robotu ülke nasıl yönetilir ile yükleseler

hatta sıfır hata ile yönetse yine bu sistem çıkmazda çünkü sistem sıfır hata değil.

siz hala anlamadınız mı
sorun robotta değil başkanlık sisteminde.
devamını gör...
neden mi hayır
sevgili kardeşim
aynı evde oturuyor olsaydık sana böyle hitap edecektim, aynı ülke’de oturuyoruz, yine sevgili kardeşimsin. neden mi? çünkü:
tıpkı aynı evdeymişiz gibi anlatacağım.
bizim evin kuralları vardı (anayasa); babam reis (başbakan) olarak evin bütün konularının koordinasyonunu üstlenmişti. annem içişleri, üretim ve ticaretten sorumluydu. dedem bütçemizi yapardı; babam, annem ve kardeşlerimle ben kazandığımız bütün parayı götürüp ona verirdik, o da zorunlu harcamaları yapar, geri kalan paramızı nasıl harcayacağımıza ayda bir toplanır birlikte karar verirdik. anneannem medya ve iletişim faaliyetini yürütür, konu komşuya güzel bir dille halimizi ahvalimizi anlatır, onların durumunu da bize iletirdi. büyük ağabeyim teknoloji bakanı, küçük kardeşim de enerji bakanıydı. ben mi? ben sanatçı oldum, bazen yazılar yazıyor bazen de şarkılar besteliyordum. geçinip gidiyorduk işte.
derken bir gün babama bir haller olmaya başladı. sonradan öğrendik ki o sıralarda kendine bir ortak bulmuş, adı f ile başlıyormuş. bu f babama hangi vaatlerde bulunduysa babam onun dediklerini yapmaya, istediklerini vermeye başlamış. gün gelmiş o istekler her ay kazanıp da dedeme götürdüğümüz paranın tamamına yaklaşmış, o zaman babam evdeki bütün değerli eşyaları, tabloları yok pahasına satmaya başladı. bunların parasıyla evin yolunu yaptırdı ama lüzumundan geniş ve gösterişli oldu. ha, bir de köprü yaptırdı, ancak hiç kimsenin oturmadığı bir yerde yaptırdığı için üzerinden kimsecikler geçmedi.
en kötüsü de babam hiç laf söz dinlemez oldu. tutturdu hem kendisinin hem annemin hem dedemin hem anneannemin hem de kardeşlerimin işini tek başına yapmayı. bir tek benim işimi üstlenmedi, onu da bana yapmayı yasakladı. hepimiz şaşkın şaşkın yetkiyi ona verdik, bizim evin kurallarına hiç uymasa da. ben şimdi işsiz kaldım, bu da yazdığım son yazıdır herhalde.
derken babam ortağı ile bozuştu, neden olduğunu hiç anlayamadık. bu defa da tutturdu bizim köyün bütün yetkilerini istemeye. köyün imamı da o olacakmış, hakimi de savcısı da…köylüler önce mırın kırın ettiler ama sonra baktılar bununla başa çıkılmıyor, “aman, verelim gitsin” dediler. iyi de babam ne anlar haktan hukuktan, dinden imandan?
bir de baktık babama hiçbir şeyler yetmiyor, bankalara borçlanmış, tutamayacağı sözler vermiş, doktorlar sonradan bunun adına “güç zehirlenmesi” dediler. evde annem ve kardeşlerim ona karşı çıkmaya yeltendikçe herkesi birbirine düşürdü, kardeşi kardeşe düşman etti.
satacak bir şeyimiz de kalmamıştı ve hepimiz borç içindeydik. kavga etmekten aklımızı başımıza toplayamıyorduk.
bütün bunlar başımıza en baştan beri bir küçücük kelimeyi söylememiş olduğumuzdan gelmişti. ne miydi o söz? “hayır” bari şimdi diyelim.#hayır
devamını gör...
''..hiç ilgimi çekmiyor'' diye devam etmesi gereken başlık.
devamını gör...
ben tatmin oldum. osmanlı'yı tayyip'in yıktığı konusunu hep düşünürdümde dile getirmezdim. artık rahatım.

devamını gör...
çünkü çok tatlısın.
şu hayırcıları tek cephe ilan edip onun üzerinden duyar kasanlara da ayrı bir ayar oluyorum. kardeş sen de evet diyerek abdullah öcalanla, hadi onu geçtim nihat doğanla filan aynı cephede yer alıyorsun onu ne yapacağız.

aynı şey işid üzerinden, fetö üzerinden müslümanlara yapılınca ya ikisi aynı şey değil onlar müslümanlığı kullanıyor, müslümanlıkla birlikte anılamaz deme hakkın var ama bir hayırcı kalkıp onlarla hayır diyenlerin hepsini bir tutamazsın deyince olmuyor mu yani?

bir dönem size bidon kafalı, cahil, göbeğini kaşıyan adam denildiğinde haklı olarak ne kadar rencide olduğunuzu hatırlayın. şimdi aynı şeyi hayırcılara yapılıyor, yok maddeler okunmamış v.s. ne oldu güç size geçince zulüm mübah mı kılındı?

edit: konunun muhattabı bir tanım silinmiş.


devamını gör...
ortada bir teklif var bu teklif görünürde 18 maddelik bir anayasa teklifi içini açıp baktığımızda 76 ayrı maddeyi düzenliyor.
açıp okumaya kalktığımızda geri dönüşlerle belki üç dört saat sonunda işin içinden çıkılabiliyor.
teknik anlamda böyle bir kusuru var.
bu işin şekli tarafı. önemli ama çok da önemli değil.

bu değişiklik teklifine karşı çıkıyorum çünkü;

* bu teklifi hazırlayan düşünce şöyle bir kurgu yapmış kafasında; biz bir tek adam rejimi yaratalım demiş. ( tek adam rejimi burda belirtilmiyor fakat ben bu teklifin içinden çıkanı böyle yorumluyorum. ) tek kişiye devredelim, bütün yetkiyi ona verelim. yürütme yetkisiyle beraber mümkün olan en geniş yetkiyi verelim. onu sınırlayabilecek demokratik sistem içinde ne kadar ihtimal varsa onlarıda sıfırlayalım, sıfırlama riskinide ortadan kaldıralım.

bu teklif böyle bir düşüncenin ürünü.

*** neden böyle düşünüyorum ***

- burada yürütme yetkisi cb veriliyor bu yüzden rejim değişikliği deniyor, diyoruz. hani ne alakası var cumhuriyet rejimi değişmiyor ki... adı yine cumhuriyet, yine millet cumhurbaşkanını seçecek, mecilisi seçecek yani suriye de de cumhuriyet rejimi var. ırak da da cumhuriyet rejimi vardı, libya da da cumhuriyet rejimi vardı...
adının cumhuriyet rejimi olması önemli değil. içeriğini nasıl dolduracağız önemli olan bu yoksa adının ne olduğuyla ilgili bi promlem yok. demokratik cumhuriyet bizim anayasamıza göre olan demokratik cumhuriyet ve hukuk devletinin ortadan kalktığını iddia ediyor.
niye, nerden çıktı bu kadarda keyfe keder bir şey olur mu ? diye akıllara soru gelebilir.

- 1 - sistem diyor ki; klasik devlet teorisinde nedir ? 3 tane güçden bahsedilir. " yasama-yürütme-yargı" ülkenin egemenliğin, temsil edildiği.
bu sistemde deniyor ki; yürütme yetkisini 1 kişiye verilim. kime ? cumhurbaşkanına.

bir kişiye yürütme yetkisi veriliyor yani başbakan ve bakanlar kurulu kalkıyor.
bugun başbakan ve bakanlardan oluşan bakanlar kurulu ile cumhurbaşkanı birlikte yürütme içinde.
şimdi deniyorki bu yetkinin hepsi cumhurbaşkanına verilsin.

durum böyle olunca;
- http://c.başkanı istediği kadar başkan yardımcısı atayabiliyor.
bir olur,iki olur, üç olur sınırı yok.
en az bir tane atamak zorunda.
ama istediği kadar atayacak.
bu seçilmiş kişi olmayacak eğer meclisin içinden atayacak olursa onunda milletvekilliği düşecek o ayrı. seçilmiş olmayan birini başkan yardımcısı yapabilecek.
o seçilmeyen kişi http://c.başkanına vekalet edebilecek.

farzı muhal;

http://c.başkanı bir rahatsızlıga tutulsa 1 senelik bir tedavi süreci geçirse onun yerine seçilmemiş kişi başkan olarak bu yetkileri kullanacak. senim benim seçmediğim belki siyasi bir geçmişi dahi olmayan birisi benim http://c.başkanım olacak.
bunun doğru olmadığını düşünüyorum.

- bakan, bakanlıktan istediği kadar bakan tayin edecek. bakanlıkların kurulması, dağıtılması, işleyişi, merkez ve taşra teşkilatı, bütün bakanlıkların nasıl işleyeceğini http://c.başkanı kendisi kararname ile tek başına belirleyebilecek.

yürütme yetkisini bu şekilde http://c.başkanına verilecek.

peki ? demokrasilerde kuvvetler ayrılığından bahsediliyor. kuvvetler ayrılğı bu şekilde olmuyor ki ? eğer devlet eli kötüye kullanılacak olursa kötüyüde bırakalım hatalı kullanılacak olursa.
yani meseleyi sadece seçilecek kişinin kötü niyetli ya da iyi niyetli olması diye algılamamak lazım. hata yapabilir. insan beşer şaşar demiyor muyuz ? ( belkide demiyoruzdur dün hata yaptık bugün hata yapmadık, aldatılmadık ) burasıda düşünülmeye değer.
o kişinin yetkilerini başka bir devlet gücünün sınırlaması lazım buna kuvvetler ayrılığı diyoruz ama bu durumda kuvvetler ayrılığından bahsetmek imkansız.

*** yürütmeyi bir kişiye verdikten sonra onu kim denetleyebilir ? - yasama- organı ***

- tbmm ve yargı denetleyebilr.
bu sisteme bakıyoruz. yürütmeyi biz http://c.başkanına verdik bunu bir kenara koyalım. bunu olurda meclis denetler diye o riski sıfırlamak için meclisin eline ayağına 7 ayrı pranga vurulmuş. yargıya da 4 ayrı pranga vurulmuş.

bu prangalar neler?

-1- partili cumhurbaşkanı
cumhurbaşkanının tarfsız olması kalkıyor. partinin genel başkanı oluyor. partili cumhurbaşkanı meclisi kontrol etsin diye getirilmiş bir mekanizmadır. kontrol etsin ki meclis http://c.başkanını denetleyemesin. ayrıca ben a partisini tutmuyorsam benim c.b kim olacak ?

-2- bu kadar yaptık yetmedi. olurda meclis çoğunluğu başka bir partiden olursa ne olacak ? o zaman denetleyebilir. o riskide sıfırlamaya çalışalım. nasıl ?
iki seçim birlikte olsun demişler. http://c.başkanı ile meclis seçimi milletvekili seçimi aynı gün olsun ki millet sandığa gidince irade nasıl oluşuyorsa kimi http://c.başkanı seçiyorsa onun partisini 1. parti yapsın.
belediye meclislerinde böyle değil mi ? kim belediye başkanı olursa çoğunlukla % 99 belediye mecliside onun çoğunluğuyla olur.

yetmemiş...

-3- belki meclis kendi iradesini kullanmak isteyebilir tereddü ile bu sefer 3. bir bariyer koymuşlar meclise. siyasi denetimi ortadan kaldırmışlar.
gensoru yok, güven oylaması yok ( buna itiraz edebilirsiniz başkanlık sisteminde bunlar yoktur diyebilrsiniz ama başka güven mekanizmaları var bunlarda bizim sistemimizde yok. amerikada bakanlar tek tek senatonun onayına sunulur)
gensoru kaldırılıyor güven oyu kaldırılıyor, sözlü soru denetimi kaldırılıyor siyasi denetim yoluda bu şekilde tıkanıyor. meclis, ne bakanların atanmasında söz sahibi ne onay yetkisi var. bakanların meclis ile bağı tamamen koparılıyor. milletvekillerinin kabineyi denetleme yetkisi yok.

-4- yargısal denetim.
bunu da kaldıralım demişler. nasıl ?
şuan.
bakanlar ve başbakanın yüce divana sevki için işlediği bir suç ile ilgili
276 oy gerekiyor (meclisin salt çoğunluğu),
55 milletvekili önerge vermesi,
basit çoğunluk ile soruşturma açılması,
en sonunda salt çoğunluk ile sevk edilme... bu şekilde yargılama gerçekleşebiliyor.

şimdi bu sistemde ne olacak ?

- 55 millet vekili yerine %51 e çıkıyor 301 kişi soruşturma isteyecek
-soruşturma açmak için 360 ı bulacak
-yüce divana sevk için 400 ü bulacak.

bu imkansızdır arkadaşlar. yargılanmaları en az 10 kat zorlaşıyor.

ee diyorlarki http://c.başkanınınkini kolaylaştırdık. hayır

- bugunki http://c.başkanı ile bu değişiklikler olduktan sonraki http://c.başkanı aynı http://c.başkanı değil.
önerilen sistemde http://c.başkanına başbakanın yetkisini, bakanların yetkisini, nerdeyse yasama organına ortak olma yetkisini veriyorsunuz.
o zaman o http://c.başkanının yargılanmasını en az http://c.başkanının sorumluluk düzeyine çekmek lazım ama tam tersine daha da zorlaştıran bir güç merkezi geliyor.

-5- kararname çıkarmak.
- http://c.başkanının çıkardığı kararname, adı karaname fiilen işleri kanun gibidir.
meclisin hiçbir onay yetkisi olmadan http://c.başkanı temel hak ve özgürlükler ve siyasi hak ve özgürlükler hariç ekonomik, sosyal haklar dahil olmak üzere her konuda kararname çıkarabilir. yani devleti kararname ile şekillendirip yönetibilecek bir sistemden söz ediliyor.
meclisin yasama tekelinin ortadan kaldırılmasıdır bu.
http://c.başkanının yasama yetkisine sahip ortak edilmesi anlamına gelir.

yetmedi...

-6- başkanlık sistemlerinde bütçe yasama meclisinin başkanı sınırlayan en önemli kozudur.

- önerilen sistemde eğer bütçe meclisden geçmez ise bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulanabilir.
bu demekki, başkan bütçe ile dahi sınırlanamayacak meclise muhtaç değil.

yetmedi...

-7- fesih yetkisi

- bütün bunlara rağmen olurda meclis başkanın yetkilerin sınırlamaya kalkarsa meclisi fesih yetkisi verelim. şimdi diyorlar ki meclisi fesih yetkisi değil yenileme yetkisi hatta ankaray ı donatmışlar, tv reklamlarında da var meclisin fesih yetkisi kalkıyor seçimleri yenileme yetkisi geliyor. bugün fesih yetkisi kalkıyor denildiğine göre buğun bu yetki var demektir. bunu kabul ediyorlar. peki bugün hangi şartlarda http://c.başkanının fesih yetkisi var ? 45 gün içinde hükümet kurulamazsa. sadece 1 şart ile.

peki bu anayasada bunun adına fesih yetkisi mi diyorlar ? hayır 116. madde yenileme yetkisi diyor. cumhurbaşkanı, 45 gün içinde hükümet kurulamazsa tbmm seçimleri yenilenmesine karar verebilir, meclis başkanına da danışarak.

şimdi diyorlar ki fesih yetkisini kaldırıyoruz yenileme yetkisi getiriyoruz. ya hu burdada yenileme diyor zaten. hem de daha ağır hale getiriliyor. hem de hiçbir gerekçe göstermeden.

* hiçbir gerekçe göstermeden yenileme yetkisi veriliyor ***

- denetimsiz bir tek adamı bu şekilde yaratıyor.




*** hayır veriyorsan teröristsin***

--- sürekli atılan bir taşı üzerime alıp cevaplamak istiyorum ---

- pkk, pyd,fetö gibi grupların hayır kampanyası yürüttüğünü aynı şekilde avrupada da hayır kampanyası yürütüldüğü buna rağmen onlarla " sözde " aynı safta olmanın onlardan olmak yani bir terörist yaftalamasına maruz kalındığını her yerde şu sözlükde dahi defalarca gördüm. bunu nasıl açıklayacağımızı sormuşlar.

bir kampanyayı nerede kimin nasıl yürüttüğü değil bir kampanyanın içeriğine, getirisine götürüsüne bakarak hareket etmek gerekir. yoksa bunun gerisi hamasettir.

türkiyeyi bölmek isteyen bütün güçlere karşı bir olmak hepimizin görevidir. pkk terör örgütüdür evet, ülkenin birligine bütünlüğüne kast edecek her olay karşısında dururuz burda bir endişe yok. avrupanın evet propagandası karşılığında takındığı tavra bütünüyle karşı çıkıyorum. hollandanında almanyanın da bu tavrını doğru bulmuyorum yanlış bir noktda durmuştur.
bu mesele bizim meselemiz bunları başkaları üzerinden tartışmayalım.
bu meseleleri cepheleşme üzerinden tartışmayı doğru bulmuyorum. sadece örnek olsun diye yazıyorum. madem biz fetö pkk ve uzantıları ile aynı safta duruyoruz.


barzani türkiyeyi geldi bu süreçte türk bayrağının yanına kürk bayrağını koydular. kendi televizyonundan yaptığı açıklamaları biliyoruz.
bm bile karşı çıkıyor bizim hükümetimizden ses yok.
barzani durdu ben evet için çalışıyorum dedi. şapkamızı çıkarıp önümüze koyacağız. aklı selim davrancağız.

biz terörist değiliz lakin bu söyleme bizi muhatap ediyorsanız iki kez düşünün.




devamını gör...
günübirlik siyasi eleştiriler. mesele daha geniş bir mesele halbukiysem. darbeler üreten bir sistemin revize edilmesi söz konusu. halk desteğinin bir lider üzerinden daha güçlü temsili. kalplerinde hala eski hastalıklarını taşıyan bir kesimin ülke idaresindeki karışık hesaplardan maksimum yarar sağlayarak halka rağmen halkçılık yapay politik söylemlerinin halk tarafından onaya daha muhtaç hale gelişi falan filan.
devamını gör...
bunu anlamanın çok basit bir yolu var.

gelin evet'çilere soralım. "bu maddeler geçse, ve bir şekilde selahattin demirtaş başkan olsa ne olurdu?"

basit değil mi?

hayır'ı hızlı bir şekilde anlatmak mümkün bu şekilde. çok hızlı.
devamını gör...
bu saatten sonra umrumda bile değil alıntılar..
1500 tane http://c.başkanı yardımcısı atayacaklar..
lokantaları kapatacaklar..
türü sebeplerdir..
ha unutuyordum az daha..
cift başlılık olacak..
gülmeler..
ayrıca
mevcut sistemdeki geniş yetkili cumhurbaskanı iliklerine işlemiştir..
sistem degisikligini rejim degisikligi diye de okumuslardır..
tekrar etsek faydası olur mu?
deneyelim..
hükümet sistemi degisiyor yoldaslar..
cok sevdiginiz rejim aynen devam..

devamını gör...
-şu anki sistemde cumburbaşkanı yetkileri çok kısıtlı olduğu halde anayasayı takmayıp tüm kanunları çiğneyenler mi yeni getirecekleri sistemde yasalara saygılı olacaklar.
-aynı seçimle hem cumhurbaşkanı hem meclis seçilecekse ve buna rağmen cumhurbaşkanı meclisi keyfi olarak yenileyebilecekse demek ki kendi partisine bile güvenmiyor. nasıl güvensin ki. partiyi kurarken yola çıktığı hiç kimse yanında değil. hepsiyle bir şekilde düşman oldu.
-cumhurbaşkanı bile akpartiye güvenmiyor, biz niye güvenelim.
devamını gör...
tayyip düşmanlığı veya kıskançlığı başka bir sebep yok. uzun uzun yazmaya gerek yok yani. ve evet teröristlerle aynı safta duruyorsunuz ve yine evet ahirette bedelini ağır ödetecekler.
devamını gör...
teröristlerle aynı cephede durduğumuza inanmıyorum.
hdp'nin yürüttüğü politika kararsızları evete sürüklemekten ibaret bir tür kurmaca.
ayrıca bunun pariticilikle ya da cumhurbaşkanını sevme ve sevmememe gibi çocukça düşüncelerle alakası yok.
önümüzde canlı bir suriye örneği var. oda yetmedi yine amerika'nın işgaline uğramış bir ırak duruyor. bu ülkeler bir zamanlar başkanlık sistemiyle yürütülüyordu. büyük orta doğu planının asıl hedefi en başından beri bizdik. bu plana çanak tutacak bir şeye alet edilmek istemiyorum.

ve sorarım size hangi devlet dokuz aydır sözde ohalde kalır ve yine ohal'de referanduma gider? böyle bir yasa yok ama şimdiden ülkede istenildiği gibi at koşturulabiliyor. tam yetkiyle olacakları düşünmek bile istemiyorum.
devamını gör...
hayır diyenlerin sebepleri derken, diyenin sebebi, sebebi mi olacaksınız hayır diyenlerin hayırdır...*
devamını gör...
ak partinin 15 yıllık iktidarında meydana gelen savaşlarda taraf olduğu islam ülkeleri:

-ırak işgali
incirlik hava üssü açılarak ırakın işgalinde amerikanın yanında yer aldı.

-suriye iç savaşı
amerika ile birlikte öso gruplarına eğit donat adı altında askeri eğitim ve silah verilerek kendi ordusuyla savaşması için suriyeye gönderildi
amerika ve nato sayısız defa suriye ordusunu vurması için göreve davet edildi, vurduğunda az vurdunuz daha da isteriz dendi.

-afganistan işgali
amerikan işgaline karşı oluşabilecek direnişi engellemek üzere nato gücünde afganistana asker gönderildi.

-libya işgali
fransa, amerika, nato libyayı bombalarken libyaya gidecek yardımların önünü kesmek için akdenize gemi gönderildi,
iç savaşta isyancılara dağıtılmak üzere 4 ayrı uçakla 100 milyon dolar nakit para gönderildi
izmirdeki hava üssü libyayı bombalaması için natoya açıldı.




ak partinin 15 yıllık iktidarında savaşta taraf olduğu hristiyan ülkeleri:
-herhangi bir hristiyan ülkeyle savaşmadı veya savaşta taraf olmadı.


geçtiğimiz 15 yıla bakarak yeni islam ülkeleriyle savaş açılmasına hayır, daha fazla müslüman kanı akıtılmasına hayır,


7 haziran 2005’te abd’ye giderken: “biliyorsunuz bop, bir alt biriminin eşbaşkanlığını üstlendiğimiz bu proje. olay sadece ortadoğu’yu kapsamıyor. bu konuda yapacağımız çalışmalara komşu ülkelerden başladık. suriye, lübnan, fas, tunus gibi ülkelere geziler düzenliyoruz. yakında cezayir’e gideceğiz, ürdün’e gideceğiz.”

21 şubat 2006’da tbmm grubu’nda: “…genişletilmiş ortadoğu ve kuzey afrika inisiyatifi’ndeki rolümüz, eşbaşkanlık görevimiz bize özellikle ortadoğu’da önemli görevler yüklemektedir. bugüne kadar başlattığımız bütün dış politika hamleleri, bu parametre üzerine kurulmuştur. az önce bir kaçını hatırlattığım bu girişimler, aynı dış politikanın, aynı vizyonun tutarlı ve tamamlayıcı parçalarıdır.”


bop'a hayır, bop eş başkanına hayır






devamını gör...
bir sokak röportajından:

-amca oyunuz?
-hayır kızım.
-neden amca?
-çünkü biz başbakanımızı çok seviyoruz kızım, gitmesini istemiyoruz.

nasrettin hoca'nın torunu olmak yani bir bakıma.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar