çeşitli tartışmalar, tuhaf iddialar, cevap verilmeyen sorular ile gittikçe derinleşen ve karmaşıklaşan cepheleşmelerdir. ayı izi kurt izine, at izi it izine, tilki izi çakal izine girdi adeta. kim kripto, kim hain, kim menfaatçi, kim ahlaksız bilemiyoruz ama kimsenin tam masum olduğunu söyleyemeyeceğimiz bir mazi söz konusu. herkesin twitter geçmişleri vaktiyle bir şeylere bazı şeyleri elde etmek için göz yumduklarını ele veriyor. cumhurbaşkanının uçağında yer almak, bir gazeteye genel yayın yönetmeni olmak, kanallarla program anlaşmaları, vekillik koparmak, danışmanlık kovalamak gibi ithamlar en revaçta olanlar...

daha önceleri de ufak tefek restleşmeler oluyordu ama artık kılıçlar daha açıktan çekiliyor.
önce pelikan dosyası ile başlayan süreç var. hilal kaplan ve süheyb öğüt'ün yıldıray oğur ve etyen mahçupyan karşıtlığı aşikardı.
mesele genç siviller dönemine uzanmakla birlikte beri tarafta esra elönü, salih tuna yoldaş sayılırken karşı tarafa ibrahim karagül, ceren kenar gibi isimler koyuldu.
tehditçibaşı ömer adıyaman ve tuhaf söylemler üzerinden yürüyen sait çamlıca ise ayrı bir alemdeler zaten, biraz fuat avni'cilik oynuyorlar.
diğer yandan bazı muhafazakar twitter fenomenlerinin akil abisi ve yenişafak yazarı ismail kılıçarslan'ın gücünü yanına çekmek isteyenler oldu.
şehir üniversitesi rektörlüğü meselesinde ali atıf bir karşıtı tavırla hareketlenen koridorda mehmet ali önel, fahrettin altun ve burhanettin duran sivrilirken, onları eleştiren isim sosyal medyada salieri olarak yan hesabı bulunan ve ak ekip ile arası sağlam olan abdülhamit kırmızı olmuştu.
köşe yazılarından dolayı akşam gazetesiyle ilişiği kesilen gülay göktürk'e nagehan alçı'nın destek olması ise abdülkadir selvi'yi rahatsız etmişti.
ağır abiler düzeyinde nasuhi güngör, hikmet genç, ahmet kekeç ekibine karşı ise mustafa karaalioğlu, nevzat çiçek, taha özhan konumlandı.
kurtuluş tayiz ve melih altınok da inceden devreye girdi, karşılarında gönderme yapan bir hakan albayrak buldular.
aktrolller olarak adlandırılan ekibin güçlü isimlerinden esat ç ve taha ün ise sert söylemleriyle cemil barlas ve ömer turan'ı kızdırdılar. lağım faresi, veledizina, şerefsiz gibi hakaretler bu mücadelede havaalarda uçuştu.
son olarak fatih tezcan'ın tek seferde hem hasan öztürk hem turgay güler hem ersoy dede'yi hedef göstermesi meselenin o kadar ufak olmadığını gösterdi. ersoy'un nuh gönültaş'a saygı duyduğunu belirttiği canlı yayın herkesin hatırında, turgay'ın hakkında söylenenler ise çok ağır ve kendisi tek bir cevap bile veremedi henüz.

işin sonu nereye gider bilinmez ama medyaya güven konusunda müthiş bir çöküntü yaşandığı gibi takipçilerin paranoyaklaşmasına ramak kaldı. millete çekirdekli seyir imkanı sundukları aşikar, bilhassa gezici aydınlar ve pensilvanyacı medyatikler için!!!
devamını gör...
dostluklari (bkz: menfaat ilişkileri)ne bağlı insanlar arası hatta ülkeler arası oluşabilecek cephelerdir...

aynı rusya ile olan ilişkilerimiz gibi...sakın araya girmeyin siz kötü olursunuz onlar yine iyi olabilirler..

sosyal medyada bende görüyorum bu didismeyi..şu aralar en mrshuru fatih tezcan ile turgay güler arasında olan didismedir...
devamını gör...
iğrenç ötesi bir cepheleşme. yüksek sesle kim bağırıyorsa, sağa sola kim omuz atıyorsa bir kere onun icabına bakılmalı. bu tiplerin sevgisi de zarar getirir. twitter'da gözlem yapmıştım biraz. iğrenç bir halleri var. sağı solu etiketleyenlerin icabına bakılmazsa, bunlar haricinde kimse kalmaz sonunda.
devamını gör...
sag medya bence oldum olasi maldir. hic bir özgünlük, fikri mücadele yok cogunda. rte ne derse onu mansete cekip; rte'yi destekleyen demeclerden baska yaptiklari hic bir halt yok. gazetecilik bu ise ben de yaparim.

simdilerde de hocacilar vs reisciler diye ayriliyorlar.

iste kim daha cok yalarsa o öne cikiyor.

magazinsel iceriklerden kurtulup sistematik sekilde fikri mücadele vermedikce daha cok cekisirler.

cogunun fikri altyapisinda milli ve manevi degerlerimiz olan insanlar, üstadlar yoktur. ulan su star gazetesi sadece rte'ye yaranmak icin necip fazil ödül töreni düzenliyor. bi de üstadin evlatliktan reddettigi rasim özdenören'e saygi ödülü veriliyor. saka gibi.
devamını gör...
çakma fuat avnicilikten öteye gidememiş, basiretsiz bir kavga, tartışma ortamından başka bir şey sunamamıştır.

hatta ve hatta bu alanda fikri bir savunma mekanizması da geliştirilememiş güya tarihi bazı şahsiyetlerin isimleri nick name olarak kullanılmış, arkaya gizemli fotolar oluşturulmuş ve baltalar elimizde, uzun ip belimizde biz gideriz sosyal medyaya hey sosyal medyaya şarkısı söylenmiştir.

zamanın ruhunun dili olan dijital çağ bu kafayla yakanılamaz. gezide, 17 aralık'ta vs yerlerde çeşitli toplantılarda bu söylemler gerek şahsım, gerekse bir ekip öncülüğünde söylenmiş hatta çözümsel noktalarda el taşın altına konularak yazılımsal olarak da bazı destekler (ücretsiz bir şekilde sırf devlet millet için) sunulmuş fakat veto yenmiştir. ankara'ya dahi gidilmiş bir sosyal medya dili oluşturulma sevdasının peşine düşülmüş bu uğurda çeşitli iftiralara maruz dahi kalınmıştır.

bu kısır döngü kırılamadığı için bu alanda artık ümit tükenmiştir. bırakın bu entelektüel olduklarını iddia eden insanların oluşturdukları cepheyi zaten parti olarak, belediyeler olarak sosyal medya doğru kullanılmamış. bilmem ne kahvesinde vatandaşlarımızı dinledikten öteye gidilememiş ve dahi partisel bazda sadece meydanlardayız huuu şurdayız burdayız x şehri sahip cıktı demokrasi şu bu twitleri dışında kamu oyu bile oluşturulamamıştır.

sosyal medyayı madem böyle kullanmak istiyorlar, böyle seviyorlar bize düşen çekirdek almak ve izlemektir.

dijital çağda içerik yönetiminin kurallarını falan bu adamlara öğretecek kalibre de insanlar değiliz biz. biz ne bilek beyim böyüüükler bilir.
devamını gör...
sadece medya değil edebiyat alanında, sanat alanında neredeyse son 20 yılda yükseldikleri tüm alanlarda bu durum söz konusu. yıllarca kısılmış seslerinin, dışlanmışlıklarının hırsını birbirlerinden çıkarıyorlar gibi. sayılan isimlerin çoğuna bakıyorum nispeten genç isimler. yani bu son 20 yıl içinde parlamaya başlamışlar. nitekim yaşını başını almış çınarlar bu gibi konularda daha aklı selim. yani o dışlanmışlığın, hor görülmenin kralını yaşamış adamlar ama pek öyle kavga gürültü içinde olmazlar. böyle yaşın verdiği bir olgunluk sanırım. arada istisnaları da var. neyse konu grubun sosyal analizi değil tabi.

herkes birlik beraberlik için ellerini birbirine uzatmışken size ne oluyor lan diyesim geliyor. mesela nurettin veren'i konuk almak için dört takla atıyorlar, yazılarında filan referanslar veriyorlar. hadi geçmişi bir tarafa bırakın 17-25 aralık'tan sonra bile yüzüne bakmadınız bu adamın. 10 senedir doğu perinçek'ten başka dinleyen kimse olmadı adamı. doğu perinçek dedim de bak, geçenlerde atv'de gördüm bu adamı. atv ve doğu perinçek? elbette fetö karşısında 40 yılı deviren bir mücadelesi var bu adamın ama diğer yandan düne kadar kandilde apoyla halay çeken fotoğraflarını bastığınız adam değil miydi bu? doğu perinçek'e uzanan birlik beraberliğin zeytin dalını niye birbirlerine uzatamıyorlar merak ediyorum? mesela fatih tezcan neden ülke tv'de çıkmaz, turgay'ı atv'de neden göremeyiz ya da melih'in bir yazısı neden analizmerkezinde çıkmaz? doğu perinçek'in duran saati günde beş kez doğru gösteriyor da, birbirinzinki iki kez mi?

geçmişte yukarıda adı zikredilen yazarlardan biri ile yaşadığım bir hadiseden bahsedeyim. o zaman başka bir yerde, adını da vereyim hatta mürteci sözlük'te takılıyorum. burası yok daha o zamanlar... bir şey oldu bu isimlerden birinin yazısı gündem oldu sözlükte tartışıldı. bu zat tutmuş aramış "siz nası bunları yazarsınız, mahkemeye vereceğim sizi filan" arkadaşlarla bu şok telefon üzerine istişare ettik. hakaret filan yok ortada, millet biraz sert eleştirmiş. o zaman bunu dediğimi çok iyi hatırlıyorum "ulan ekşide, başka yerlerde hakkında neler neler yazılmış, ağzını açmamış gelmiş burada bize çemkiriyor"

ama anlıyorum ben bu psikolojiyi. o mecralarda zaten itibar sahibi değilim, zaten yerden yere vuruyorlar. inancın, görüşlerin, duruşun yüzünden ağzınla kuş tutsan da asla sana yılmaz özdil'e baktıkları gibi bakmayacak o cenah sana. o yüzden bari bizimkiler tutsun kaldırsın beni, bizimkiler övsün, bizimkiler değer versin istiyorsun. belki bizimkiler dediğin için bizimkiler dediğin insanların söyledikleri daha çok yaralıyor seni. ama her şey karşılıklı. kısmen de hak veriyorum yalnız sen temeline, senin durduğun yere söven adama göstermediğin/gösteremediğin tepkiyi kendi mahallenin çocuğu seni sadece eleştirdi diye gösteriyorsan bir sıkıntı vardır orada.

yani bir de şöyle sakat bir algı da var en başta; "bizim mahallenin çocukları bana sahip çıksın". eyvallah çıksın da, hak ettiğin için çıksın, aynı mahallede oturuyorsunuz diye değil. mesela adamın iki dil bir bavul'u var, yol'u var, uçurtmayı vurmasınlar'ı var, duvar'ı var varoğlu var... ideolojisi bir tarafa sinematografik açıdan da çok sağlam filmler. sen de ne var; the imam, anka kuşu... bir tane 28 şubat filmin yok. bir tane muallak var. o da film mi değil mi, muallak da...yapılan işler ortada şimdi, ne yapayım bizim mahallenin çocukları diye methiyeler mi düzeyim bu işlere... adamlar da selda bağcan, aşık mahsuni şerif, ahmet kaya var. sen uğur ışılak'ı bize ozan diye yutturmaya çalışıyorsun. hal böyleyken şimdi sırf bizim mahallenin çocuğu diye bunu yutmamız mı gerekiyor. uğur ışılak'ı alkışlayıp mahallenin çocuğu diye büyük ozan muamelesi yapmamız mı gerekiyor. göz var, nizam var, kulak var... mesela seni eleştiriyorlar diye senin mahallenin çocuklarına laf yetiştirmek yerine hepimiz işlerimize odaklansak aslında...el vursa çıtı çıkmayan adamların, dostun attığı gül acıtır edebiyatı bana samimi gelmiyor. buradan görünen; baya fırsatını bekleyen tipler. biri bir gül atsa da, levyeyi çekip bütün hırsımı ondan çıkarayım diye bekliyorlar...

çünkü sebebi, sonucu, kimlikleri farketmeksizin levyeyi çekip 10 kişiyi darmadağın eden biri hep kahraman olur bu toplumda değil mi? ama emin olun özellikle şu süreçte mahallesiz, sokaksız, kimsiz, kimliksiz kavgaları ayıranlar, barıştıranlar daha büyük kahramanlardır gözümüzde. 15 temmuzdan sonra halk askerle barıştı, siyasilerle barıştı, siyasiler birbiriyle barıştı, sağsız,solsuz meydanlarda demokrasi için durdu insanlar, mardin'de, cizrede polis taşlayan insanlar kayboldu, polisle omuz omuza darbecilerin önüne durdu insanlar. kavga eden bir tek siz kaldınız farkında mısınız?
devamını gör...
28 ekim 2017 melih gökçek istifası ile beyaz tv üzerinden büyüyen tartışmalar, cem küçük'ün mavi marmara edepsizliği ile islamcı tayfaya da sıçrayan, yenişafak gazetesi ile star gazetesi arasındaki gizli albayraklar mücadelesi, rasim ozan ve nagehan alçı hakkında fetö soruşturması başlatılması ile dağılan sol çıkışlı yalaka tandemi, mehtap yılmaz ile şamil tayyar çatışması ile gün yüzüne çıkan troll iç savaşı ile iyiden iyiye çapı komplike biçimde genişleyen ve it izlerinin birbirine girdiği cepheleşmelerdir.

zaten medya etiği ve ahlaki duruş deyince beynimizin ''404 not found'' çektiği ilk isimlerden bazılarını bile alt alta okuyunca mide bulantısı kaçınılmaz oluyor ki örneğin; hilal kaplan, şamil tayyar, ömer turan, fatiz tezcan, mehtap yılmaz, savcı sayan, ahmet kekeç, turgay güler, rasim ozan kütahyalı, nagehan alçı, kurtuluş tayiz, cem küçük, esra elönü, cemil barlas...

tabii tüm böyle isimlerin yuvalandıkları gazete ve kanal gibi mevzilerde akraba-tanıdık-ortak-asistan gibi etiketlerle bıraktıkları larvalar da bir yandan olgunlaşıyor, hepsi kelebek olmayacak elbette ama daha nice pis ilişkiler ağı örmeye yetecek kadar salya-sümük biriktirdiklerinden şüpheniz olmasın.
devamını gör...
bunun en büyük sebeplerinden biri aynı tarafta olmanın zamanında yeterli görülmesidir. aynı taraftayiz ama sen niteliksiz birisin demediler hemen aldılar tv programlarının vazgeçilmezi haline getirdiler. iyi de bunların kusurları aşikar olunca ne olacak demediler. ağzı olan konuştu sonra bunlara itibar edenler ve itibar etmeyenler keskin çizgilerle ayrıldılar. sol medyada böyle olmuyor. solda doğruyu konuşanı da yanlış konuşanı da el üstünde tutuyorlar. terörist destekçisi de aynı vatanseveri de aynı kişilerce destek buluyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar