said nursi

''milletimin imanını selmatte görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım''diyen bir dava adamı
|
risale i nuru insanliga kazandiran buyuk islam muderrisi....
batinin materyalist filozoflarinin karsisinda islamin koyu savunucusu...
islam neferi. (bkz: idealist)
kürt köyü nurs'ta 1878'de dünyaya geldi. (bitlis-hizan)

çağ insanının yaşadığı buhranlara kuran'ı rehber edinerek çareler üretmiş yüce kişi. hayatı zindanlarda geçmiş, lakin o zindanları birer medreseyi yusufiyye'ye çevirmiş dava adamı. binbir meşakkatle yazdığı eserleri risale-i nur külliyatında birleştirilmiştir. mekanı cennet olsun, Allah ondan razı olsun.


|
cumhuriyet nesli tarafından yanlış tanıtılan bir dahi.

tarihin defterlerini karıştırdığınızda en başta peygamberlerin ve onların gerçek anlamda mirasçıları olan din adamlarının kıymetini ne ademoğlu ne havvakızı tam takdir edememiş, bu takdirsizliğin cezasını ise çağdaşı olan insanlar ve onların yetiştirdiği nesiller çekmişlerdir.

cumhuriyet nesli ise said nursi ismini duyunca, senelerdir kendi iktidarlarının döneminde devletin bütün imkanları ve o neslin bukalemun aydınları tarafından, cumhuriyet nesline kötü tanıttırılmak için herşeyin yapıldığını görememek ya körlüktür ya da kendisine rehber aldığı cahil veya aydın aydınların izinden yürümektir.

cumhuriyet nesli said nuri hazretlerini ve onun kendisinden daha önemli olan eseri risale-i nur'un adını duyunca yapılan telkinler sunucu, kürtçü, bölücü, gerici ve devlet düşmanı bin insan ve eser hayaline bir nevi mecbur bırakmışlardır.

aslen nasıl yıllarca dünyayı adaletle yöneten ataları olan osmanlıyı bize barbar ve kızıl sultanlar diye takdim ettiler aynen öyle de islam düşmanları şahsiyetinden ve eserlerinden çok korktukları said nursi hazretlerini ve eserlerini öyle yanlış ve kötü tanıtmışlardır ki vatanı için hayatını ortaya koyan bu büyük dâhiyi, bir vatan haini sepetine koyma gafletine girişmişlerdir.

cumhuriyet nesli ne zaman onun adını ya da eserlerini duysa ister türk olun ister arap hemen kürtçü damgasını size yapıştırır. eserlerini ve davasını bilmediklerinden dolayı dünyada kürtçülük ve risale-i nur kadar birbirine zıt iki kelime bulunmadığı gene bilmediklerinden dolayı, türkiye'deki bölücü kürtçü hadiselere karşı, risale-i nur'dan daha mükemmel bir panzehirin asla bulunmadığı gerçeğine umarım yanlışlarından dönerek anlarlar.

â“viktor hugolar, shakespearler, dekartlar, edebiyatta ve felsefede bediüzzaman'ın bir talebesi olabilirler. mehmet akif. â“

hakkında pek bilinmeyen bilgiler:

-devlet idam etmesi halinde iç savaş çıkacağı korkusu yüzünden ülkedeki en katil insanların toplandığı bir koğuşa hapsedilmiştir. adamlar o kadar psikopatki neden çayın demi az diye cinayet işleyen tipler! gerisini siz düşünün. o koğuşa girdikten sonra tüm koğuş ahalisinin kalpelerini yumuşatmıştır. hatta koğuşun en psikopatını öyle etkilemişki " hocam yatağımda bir pire buldum. öldürürsem günah olurmu?" diyecek kadar değiştirdiği sölenir. zaman içinde o koğuştakiler bediuzzaman said nursinin talebeleri olucak ve talebelerde nice talebeler yetiştirecektir.

-atatürk'ün, cumhuriyet kurulduktan sonra konuşma yapması için kendisini bizzat meclise çağırdığı kişidir.

-"ben mevlana'nın zamanında gelseydim mesneviyi, mevlana benim zamanımda gelseydi risaleleri yazardı. o zaman hizmet mesnevi tarzındaydı, şimdi ise risale-i nur tarzındadır" diyerek anlatmıştır derdini

-"risale-i nur'u anlamıyorlar. yahut anlamak istemiyorlar. beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. bu hususta en derin meseleleri hallettim. hatta bu hususta bazı eserler te'lif eyledim. fakat ben, öyle mantık oyunları bilmiyorum. felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. ben, cemiyetin iç hayatını, manevã® varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. yalnız kur'an'ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki islam cemiyetinin ana direği budur. bu sarsıldığı gün, cem'iyet yoktur." said nursi

-şeyh said isyanı çıkmadan kendisinden yardım istenmiş fakat o bunun doğru olmadığını kendisine bildirmiştir. arkasında o kadar seveni varken, kürtçülük polikatısını en iyi yapabilecekken bunu yapmamıştır. talebeleriyle birlikte kafkas cepesinde savaşmış hatta rusya'ya esir düşmüşken hala vatan haini olarak gösterilir. o böle buhranlı bir dönemde bile kalkınmanın ve aydınlanmanın eğitimle olduğunu bildiği için savaş dönemi olmasına rağmen abdülhamid'in yanına iki kere gitmiştir doğuya üniversite açılması için. cumhuriyet kurulduğunda ise kendisi özel konuk olarak meclise çağırılmış kendisine doğunun valiliği teklif edilmiş fakat kendisi bunu kabul etmemiştir.

-"akli dengesi bozuktur" diye hastaneye gönderilen ama doktorun incelemesinden sonra "bu adam deliyse dünyada akıllı adam yoktur" diye rapor tutulan mütefekkir.

-birinci dünya savaşında bitlis'in müdaafası sırasında gönüllü milis kuvvetlerinin komutanı olur. savaş sırasında yaralanarak ruslara esir düşer. sibirya'ya kosturma esir kampına götürülür. bir gün rus başkumandanı nikola nikolaviç koğuşları teftiş ederken bediüzzaman başkumandanın karşısında ayağa kalkmaz. neden komutanın karşısında ayağa kalkmadığı sorulduğunda "ben islam alimiyim. imanlı kimse gayri müslime kıyam edemez" der. başkumandan nikolaviç çok sinirlenir ve bediüzzamanın idamını emreder. son isteğin nedir diye sorulduğunda namaz kılmak istediğini söyler. üstad namazını kılarken başkumandan, üstadı izler ve bir anda idam kararından vazgeçer.
|
20.asrın en deli dahi devrimcisidir. isyanını her daim haykırmış, putları tek tek kırmış devasa adamdır. kelimeler ile bütün düşmanlarını bertaraf eden, sözen ve gerçek bir liderdir.

nota: çağımızın light şakirtleri üstadın sadece iman ve yaşantısına saplanmışlardır. lakin üstad her türlü cehaletin ve korkunun karşısında cesaretini sergilemiş ve büyük savaşçı olduğunu racon keserek ortaya koymuştur!
|
"vicdanın ziyası, ulã»m-u diniyedir. aklın nuru, fünun-u medeniyedir. ikisinin imtizacıyla hakikat tecellã® eder. o iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. iftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder."
bu hikmetli ve ferasetli analizin sahibi.
cemil meriç, said-i nursã® hazretlerinin eserleri için "mill㎠hazinemizdir" demişti. okunmalı derim, sıkı okunmalı. son devrin kıymetli din alimlerinden... içindeki güzellik ile içindeki zenginlik ile
sonsuzluğa yürüyen bir şahsiyet. ve bu çiğ çağa karşı muhalif elbette. giyimi, bakışı, eserleri, dili, örnek yaşantısı ile medeniyetimizin atar damarı. ne büyük bir kaynak ki akar durur şunca sene. bir dağı düşlemek gibi. ve ak pınar serinliği. Allah ondan razı olsun. mekanı cennet olsun.
çağımızın manevi hastalıklarına şifa olacak reçeteleri vehbi bir ilimle insanlığa risale-i nur adlı eseri ile vermiş, müthiş bir hafızaya sahip, tavizsiz, hoşgörülü, ihlaslı bir islam müceddidi. eserleri dünyada 50 farklı dile çevrilmiş ve dünya çapında sempozyumlarla hareketi tanınmaya çalışılmaktadır. eğer gerçekten eserleri okunursa ve hayatı incelenirse bugün kendisine ve risale-i nur hareketine yapılan haksız eleştiriler ortaya çıkacaktır. milletin imanını selamette görürsem cehennemde yanmaya razıyım cümlesi onu az da olsa tanıtmaya yeter. (tıpkı hz.ebubekir'in duasında olduğu gibi, Allahım vücudumu o kadar büyült ki cehennemi kaplasın müminlere yer kalmasın..bu ne fedakarlık)
|
son bin yılın mürşidi. çok fazla kerameti olan bir alim. müthiş zeki, müthiş esprili, müthiş bir hitabet, müthiş bir hafıza, mucizevi bir güç ve kuvvet... ülkemizdeki tüm müslüman cemaatlerin üzerinde çok derin bir etkisi olmuştur. üstad, mehdi'nin pişdar bir neferi olarak tanımlıyor kendisini. risalelerin ise bir zemin hazırlayacağını, mehdinin risaleleri kullanacağını söylüyor...
süleyman hilmi tunahan efendi hakkında övgüyle bahsetmesine rağmen, cemaatin neden tasvip etmediğini anlayamadığım büyük din alimidir.
|
hayatı boyunca yaptıklarıyla saygıyı da sevgiyi de hakedendir.bir çok dini inancı zayıf insana yazdıklarıyla doğru yolu gösterdiğine inanıyorum.tefsirleriyle* içimizdeki şüpheleri tamamiyle söndürmüş layıkıyla inancımıza bağlı bir hayat sürmemizi sağlamıştır.minnettarız.
|
20.yüzyılın müceddidi ve son bin yılın mürşidi olarak tanımlanmasıyla şaşırdığım muhterem zat. çünkü kavram kendisiyle çelişiyor. bin yılda bir gelen müceddid,her yüzyılda bir gelen ise mürşid-i kamildir.*
|
ondan bahsetmenin bana düşmeyeceği, kelime bilgimin yetmeyeceği, kendini islama adamış büyük insan...
hayatı boyunca hic evlenmeyerek peygamberimizin evlenin cocuklarınız olsun, kıyamette ben ümmetimin cokluğuyla övüneceğim hadisini uygulamaya gecirmeyen alim kişi.*
|
åžüphesiz ki dinimiz nefsin istediklerine tamamen karşı çıkmayan bir din olduğu için peygamberimiz evlenmekte bir sakınca olmadığını buyurmuştur.kanaatimce bediüzzaman said nursi ise davasından başka bir mesele ile alakadar olmak istemediği için evlenmemeyi uygun bulmuştur.muhakkak çocuk sahibi olmak için evlenmeye gerek görmemiştir zira hapishane hayatında iman nuruyla şereflendirdiği onlarca azılı mahkum da bediüzzaman said nursi'nin çocuğu sayılır.tıpkı şu zamanlarda inancı zayıf insanları eserleriyle şereflendirdiği,onlara doğru yolu gösterdiği gibi...
|
bitlis'in hizan kasabasının nurs köyündendir.kürt asıllıdır.şeyh sait cumhuriyret devrimleri sonrası kendisiyle görüşmeye gelmiş;islamın elden gittiğini,kendisinin etrafında birçok talebesi bulunduğunu ve güçlerini birleştirip büyük bir ayaklanma yapma teklifinde bulunur.şu tarihi cevabı alır;'asırlardır islamın bayraktarlığını yapmış bu milletin neferlerine silah çekilmez..'sonuç mağlumdur.ayaklanma bastırılır ve şeyh sait idam edilir.en büyük hayali van'da doğudaki kürt halkını eğitmek için medreset-ü zehra namıyla bir eğitim kurumu açmaktı..bugün bölgedeki pkk belasından ancak onun öğretileriyle kurtulunabileğine inanılır.rusya'da esir düştüğü sırada rus komutanla arasında geçen dialog çok meşhurdur.öğrenilesi,okunası gerek büyük insan..dava adamı..
zalimlere asla boyun eğmemiş mücahid kimse. mustafa kemalden sonra en çok sömürülen islam alimi
islamı inceleyip bundan bir felsefe çıkarmış kişi. bu konuda yazdığı kitaplara da risale-i nur denmiş. çok güzel kitaplardır ama * maalesef tefsir değildir.
meclisin açılış duasını yapmış kişi.
|
kendisini anlatırken hayatını eski said ve yeni sait dönemleri olarak ikiye ayırır. olgun, neyin ne olduğunu anlayan bir ilim, bir dava adamı olarak siyasetten elini çekmiştir. öğrencilerine de böyle olmalarını tavsiye etmiştir. dolayısıyla fethullah gülen ve cemaatine fethullahçı derken anlatmak istediğimiz tam da budur. fethullah gülen kendi kitaplarını kendisi yazmış ve kendine ait bir yeni zemin inşa etmiştir. inşa ettiği zemin siyasetten, ekonomiden toplumsal hayatın tüm unsurlarından en son raddeye kadar da istifade etmekte ve o alanlardan yükselmektedir. bu nedenle diyoruz fethullah gülen ve ekibi nurcu, risalei nur talebesi olarak adlandırılamaz. küresel ekonominin, zülüm imparatorluğunun baş müsebbibi devlette isteseydi ikamet eder miydi etmez miydi bediüzzaman? istese mevcut iktidarlarla barışıp, siyasete göbeğine kadar batıp rahat edemez miydi? zoru neydi bediüzzaman'ın? kendisi takiyyecilik pardon tedbir yapmadığı halde güya kendisini nur camiasının içinde tevehhüm edenler neden hep öyle davranıyorlar? televizyon programlarındaki kadınlar ve erkeklerin hepsi de tam da ülkede cari olan ideolojik odağın istediği gibi değil mi? inanın midem bulanıyor.
türklerin türk gördükleri kürtlerin de kürt gördüğü büyük islam alimidir. hemen hemen her gün şahit olsam da "keşke türk olsaydı" sözlerine, yine de onunla aynı halktan olmaktan onur duyuyorum!
nurcuyum deyip risale i nur talebesi olmamış insanlar yüzünden yanlış anlatılan yanlış tanıtılan üstadım...
|
zübeyir gündüzalp ağabeyden,
bediüzzaman hazretleri, harikulâde müsâ­tesna ve mümtaz bir müfessir-i kur’ân’dır. kur’ânã®, imanã® ve islâmã® hizmet uğrunda, ehl-i imanın imanlarının kurtulması davasında, kur’â­ân’ın ve islâmiyetin muhafaza ve müdafaâ­ası yolunda, terakki ve tealisi, intişar ve inkiâ­şafı cihadında, hayatını istihkar eden büyük bir önder insandır ve namdar bir fedakâr-ı islâmdır.

merhum bediüzzaman said nursi hazretâ­leri zihnen ve bedenen, mânen ve maddeten, harikulâde bir hayatiyet ve cevvaliyete, himmet ve gayrete, kuvvet ve celadete maliktir. bütün ömâ­rü boyunca dinsizlikle mücadele etmiş, dünâ­yanın maddã® kuvvet ve satvetine cesaret-i imaniye ve şecaat-ı islâmiye ile göğüs germişâ­tir.

ehl-i imanın imanını kurtarmış ve onlara müâ­cahede ve dayanma gücü zerketmiştir. ilmã® kudret ve dehâsı, imanã® salabet ve haşmeti muâ­kabilinde islâm düşmanlarını kendisi âhirete göç ettikten sonra dahi dirilmeyecek bir mağâ­lubiyete düçar etmiş, müslümanları muvaffak ve muallâ bir hale yükseltmiştir. islâm dinine durmadan terakkiler kaydeden parlak bir devir açmış, milel-i islâmın mesut bir istikbale kaâ­vuşmasını temin etmiştir
ne zaman adını duysam "kendisini bu dünyaya sığdıramayanlar, dünyasını bir sepete sığdıran bu adamdan ne istediler" lafı aklıma gelir. yaşadığı zulümleri kendisine yaşatanlara Allah hakettiklerini sunacaktır inşallah.
keşke risaleleri ezberlenmesede, anlaşılsa dediğim deha ,belki o zaman muhasır medeniyetler seviyesine ulaşırdık.
ünlü türkiye tarihçisi erik-jan zürcher in modernleşen türkiye nin tarihi adlı kitabında modernist diye sınıflandırdığı düşünür. kendisinin dini modern rasyonel bir tabana oturtmaya çalıştığı düşünülmektedir. kendisi, kanımca, modernite de devrimlerin fikirlerle yayıldığını görerek, dinin kompleks modern düşünce sistemine oturtulmasının, dinsizliğin yayılımına karşı etkili bir yöntem olabileceğine inanmıştır. fakat, yine kanımca, yanılmıştır zira islam'ın yani hakkın asıl düşmanı dandik materyalist ideolojiler değil insanın kendisini haşa tanrı gibi gormesini dolaylı olarak dikte eden modern yaşam tarzıdır (benmerkezcil ve menfi hayat anlayışı) (bkz: modernite). ideolojiler bu yaşam tarzının meyvesidir. yani said nursi, islam'ı, deyim yerinde ise ideolojiler seviyesine indirgemeye çabalamıştır ve bu her ne kadar iyi niyetle yapıldığı söylense de yanlış bir adımdır. bu yanlış adımın meyvesi de ne yazık ki fethullah gülen dir. fethullah gülen hak dini bir ideolojiymişçesine başka dinlerle uzlaştırmaya çalışmaktadır. bunu yaparkende said nursi nin kompleks düşünce bazlı felsefi yaklaşımlar metodunu kullanmaktadır. yani fethullah gülen hocasının izinden gidiyor beyler.
zürcher'in kendisini modernist diye tanımlamasının sebebi, modern paradigmalara kendi argümanlarıyla cevap verebilecek bir islam yorumu geliştirmesinden kaynaklanır. ideolojilerin dinleşip hayatı domine ettiği, insanların düşüncelerinden inançlarına, yaşam tarzlarından yaşadıkları mekanlara kadar her şeyi etkisi altına aldığı bir devirde, yıllarca hayatı din ve ahiret eksenli yaşamış bir toplumu -hayattan kopmadan- maruz kalacağı travmadan korumaya çalışmıştır.

bu, islam'ı ideolojiler seviyesine indirgemek değil ideolojilere anlayacakları dilden cevap vermektir, pozitivist anlayışın bilimsellik adı altında zihinleri ifsad etmesini engellemektir, ve kapanmacı/savunmacı bir yöntem yerine canlı/dinamik bir tarzla islam'ı asliyetini kaybetmeden hayatın içinde ve kalplerde yaşatmaktır.

nitekim döneminde anlaşılmayan ve aydınlar tarafından gereğince takdir edilmeyen bu yola samimi müslümanlığıyla halk sahip çıkmıştır. ancak kendisinden çok sonra, aydınlar ve farklı gruplar kendisinin bu yolunu takip etmeye çalışmışlardır.

şimdi ise, aynı anlayışı postmodern çağa ve küreselleşen dünyaya adapte etmek isteyen fethullah gülen'dir. ve tıpkı said nursi'nin anlaşılmayışı ve yalnız bırakılması gibi, gülen de benzer şekilde yalnız bırakılmakta, haksızca eleştirilmektedir. tıpkı said nursi'nin samimi dindar müslümanlar tarafından sahiplenilişi gibi, gülen de aynı kitle tarafından halisane bir şekilde desteklenmektedir. ve tıpkı said nursi'nin okumuşlar tarafından ancak çok sonraları takdir edilip yönteminin takip edilmesi gibi, gülen de entelektüel çevrelerde yeni yeni anlaşılmakta ve takdir görmektedir. hatta ilginçtir, liberal/demokrat entelektüeller bu noktada islamcı aydınlardan (özellikle siyasetle angaje olanlarından) daha açık fikirli ve anlayış sahibidirler.
|
risale-i nur külliyatının yazarı. "ümitvar olunuz,şu istikbal inkılabatı içinde en gür seda islamın sedası olacaktır." diyen islam alimi. hayatı çilelerle ve sürgünle geçmiştir.mezarının yeri bilinmemektedir.
|
nihayet ihl sozlukte kendisi hakkında adam akıllı yorumlar yapılmaya başlanmış düşünürdür.

efendim:

1. kendisinin modernitenin aksine sadece aklı değil kalbi de işin içine katarak paradigmalar bina ettiği soylenmiş. lakin kalp kavramı batı toplumunda da duygulara ve vicdana tekabul etmektedir. bu yolla modernite den kendisini farklılaştırmak mümkün değil. burada yapılan şey de aslında vicdan kavramının rasyonel tabana oturtulmasıdır. halbuki islam dini yaşamın tamamını düzenleyerek insanı ehilleştirir ve gayri muslumlerden farklılaştırır. ibadetler, haramlardan kaçınma, helallerle yetinme, dinin ince noktalarına dahi hassas yaklaşma (ornegin ayakkabıyı çıkarırken iki ayağı birden çıkarmaya çalışma) gibi insan yaşamının düşünce bazlı olamayan kısımlarına müdehale eder ve insan zihninin algılayamayacağı bir şekilde onu ehilleştirir. bu yolla düşünce hal hareket vicdan ve insanın diğer bütün unsurları birbiri ile ahenge kavuşur. burada said nursi ye yapılan eleştiri kendisinin islam dinini düşünce bazlı bir platformla kısıtlamaya çalışmasıdır. kendisi bariz bir şekilde ornegin fıkhi oğelere kitaplarında çok daha az yer ayırır fakat aslında yapılması gereken hepsine gerektiği kadar yer ayrılmasıdır. müslüman elbetteki düşünür ama hayatı kesinlikle düşüncesinden ibaret değildir. yani ruh sadece akılla ve kalple (artık nasıl tanımlıyorsanız) işlenen bir şey değildir, ruh ibadetlerle haramdan kaçıp helale sığınmakla dine bir yaşam düzenleyicisi (sadece fikir değil) olarak bağlanmakla işlenir.

2. kendisinin moderntiye karşı konumlandırmadan modern ideolojilerle mücadele etmek için ideoloji sahasına inmesi asıl yapılan hatadır. çünkü o ideolojiler tanım gereği (bkz: ideoloji) kendi tanıdıkları gerçekler içinde bütünlüklü ve tutarlıdırlar. bunun yanında islam dininin kapsayıcılığı tabiki de ideolojilerde mevcut değildir ama bunu anlatmanın yolu islam dinini fikri platforma indirgemekten geçmez. islam en güzel hal ile anlatılır. bunun için lütfen peygamber efendimiz zamanının tebliğ metoduna bakınız ve sahabeye dini nasıl aktardığına dikkat kesiliniz. said nursi nin (ve fetullah gülen in) geleneksel islami metodlardan ne kadar farklılaştığını da görebilirsiniz bu yolla.

3. erik-jan zürcher'in tespiti elbetteki bir muslumanı anlatmak için kifayet etmeyecektir ama o muslumanın tavırlarının modernitenin içinden çıkma birisi tarafından nasıl okundugu elbetteki çok önemlidir zira muhtemelen moderniteyi bizden daha çok tanımaktadır. modernitenin içinde olmasına ve birçok modernist düşünüre vakıf olmasına rağmen bu şahıs said nursi yi modernist kategorisine layık gormustur. bu da elbette said nursinin modernist bir yapıya sahip olmasına işarettir.

4. vahyin inşası terimi ayrıca bir önem arzeder. faucault'a göre ideolojinin tanımı gerçeklerin belli bir düşünce sistemine göre inşa edilmesidir. fakat her ideoloji aynı gerçeklikleri kabul etmek zorunda değildir (örneğin marksistler kerametleri reddederler). burada vahiy gerçek olarak algılanmış (ki dogrudur) ve bu gerçekler üzerine bir düşünce sistemi bina edilmiştir. fakat bu çaba fazlasıyla ideolojik tanımlamaya uygundur ve ideolojik gerçek inşa etme metodolojisi ile fazlasıyla benzeşmektedir. said nursi haricindeki islam alimleri boyle birşeye yeltenmediler zira islam dinini ideoloji çerçevesine oturtmak bir dini fikirsel platforma indirgemek demekti. elbette ki kuran-ı kerim düşünsel olarak yorumlanacak ama din bir bütündür ve sadece düşünceyle elde edilebilecek şeylerden ibaret değildir. buna belki çok kızacak nurcu arkadaşlar ama açıkçası hristiyanlıktaki reform çabaları ile de benzeştiği yerler mevucttur (tamamen benzeşıyor demiyorum bu çok büyük bir itham olur). reformistler hrisytiyanlığı ayakta tutmak için aydınlanmanın benmerkezcil fikri yaklaşımları ile aynı platformda tartışma yolunu tercih ettiler.


bilgisi, dik duruşu, onuru, inancının samimiyetiyle bende hayranlık uyandıran ve örnek aldığım insanlardan biri...
kendisinin gaye-i hayatıyla en ufak bir ilişkisi olmayan bir takım insanlar tarafından ismi üzerinden ırkçılık yapılan zat. oysa bu odakların dedelerine kendisi ne de güzel cevaplar vermiştir;

--- alıntı ---

"meşrã»tiyet hâkimiyet-i millettir. yani efkâr-ı ammenizin mücessemi olan mebusân [fikirlerinizin cisimleşmiş şekli olan milletvekilleri] hâkimdir; hükümet hadim ve hizmetkârdır. öyle ise kendinizden teşekkã® ediniz [kabahati kendinizde arayınız]. her kabahati hükümet ve türklere atmakta çok aldanırsınız."

"kürtlerin ekseriyet-i mutlakası bulunan üç yüz elli milyon kardeşi, unsuriyet ve menfã® milliyet fikrine feda etmek ve o mübarek hadsiz kardeşlere bedel, kürt namını taşıyan ve kürt unsurundan addedilen mahdut [az sayıda] birkaç dinsiz ve mezhepsiz bir mesleğe girenleri kazanmaktan yüz bin defa istiâze ediyorum [allah'a sığınıyorum]."

"türk milleti asırlardan beri islâmiyete hizmet etmiş ve çok velã®ler yetiştirmiştir. bunların torunlarına kılıç çekilmez; siz de çekmeyiniz. teşebbüsünüzden vazgeçiniz. millet irşad ve tenvir edilmelidir."


daha fazlası: http://nurcuu.blogcu.com/be...

--- alıntı ---


ben kürt said'in ayaklarının altını öpebilmeyi göğsüme takılmış en büyük bir onur nişanı olarak kabul ederim, onun üzerinden kürtçülük yapıp bilerek ya da bilmeyerek müslüman kürt ve türklerin arasına soğukluk sokmaya çalışanların da suratlarının ortasına tükürürüm.




|

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar