müziğin insan üzerindeki garip etkilerinden biridir. zaman zaman fazlaca dinlediğimiz ve aklımızda dinlediğimiz vakitle özdeşleşmiş şarkılar vardır. uzun süre sonra tekrar dinlendiklerinde insanı tutup geçmişe götürürler.

2017'nin başları. okul yolundayım. hocamın dersi olacak ama kaybettiğimde duyacağım hüznü bilmediğim için melankoliğim. halbuki dur bekle, daha kötü günler gelecek! kendimi yersiz yurtsuz sanıyorum ya olacaklardan bihaberim. birkaç ay sonra yaşayacağım hiçbir şey aklımda yok. biri söylese de inanmam zaten. olmayacak diyorum ama olacağını biliyorum. içimde taşıdığım umudu herkesten gizliyorum. üzülmem diyorum, olmazsa o kadar da üzülmeyeceğim! olmuyor, üzülmüyorum. yaşama amacımı kaybediyorum yalnızca. bir ölüden farksız bulurdum ya hep kendimi, bir ölüden gerçekten farksızım şimdi.

katıldığım önerme. müziğin ve kokunun zaman makinesi gibi bir etkisi var. bir koku insanı alıp yıllar öncesinde bi cumartesi günü çarşı iznine çıkış saatine götürebiliyor mesela. ya da bi şarkı gözlerinden hep ilk seferki sıcaklığındaki o yaşı akıtabiliyor. tuhaf.
güzel bir müzik dinlerken insan “süre” denilen bir hâli yaşar; yani geçmiş, şimdi ve geleceğe yönelik tüm şuuraltı birikimi harekete geçer. hafıza sezgisel olarak canlanır, saat zamanı kişinin tecrübesine göre değişen bir süre boyunca aşılır. shakespeare’in tabiriyle, hayatın “rüyaların yapıldığı kumaştan” örülü dokusu belli belirsiz kendini gösterir ve insan, şuurunun saflığı oranında, geçmişi ve geleceği bir doğru üzerinde bölmeden hâl’de toplayabilir.
sık sık yaşadığım hal. zaman makinesi işlevi görüyor zihnimde.

özellikle ortaokul son ve lise yıllarıma giderim 1993-94-95-96 yıllarında çıkan şarkılarla. mesela 2 gündür deniz arcak dinliyorum, neler neler geliyor aklıma. kah gülüyorum kah pişman oluyorum kah üzülüyorum..
doğru bir önermedir. hayatımda ilk elma şekeri yediğim günü daha dün gibi hatırlıyorum. televizyonda gördüğümde acaip heveslenmiştim. rahmetli babam bize almıştı çarşıdan.
velhasıl demet sağıroğlu'nun arnavut kaldırımı şarkısını ne zaman dinlesem aklıma o gün gelir.
arabesk ve melankolik şarkıların yapmış olduğu transferdir.

geçmişe zihninizi götürürken keşke fiziken de götürse ve o geçmişi hiç yaşanmamış hale dönüştürebilseydik, şarkıların anlamını yitirmelerini sadece kendi adımıza silebilseydik.
buz gibi bir gün boş otobüsün arka koltuğuna oturmuşsun, yağmuru seyre dalmışsın. içine yaşamın rutinine kapılıp gitmenin verdiği bir burukluk peydah oluyor yaklaştıkça varıcağın noktaya..sonrasında otobüs duraktan yolcu almak için duruyor,kapı açılıyor kafanı kaldırmaya ilk başta tenezzül etmiyorsun lakin ağır çürük çilek kokusuyla dolan otobüste parfümün kime ait olduğu konusundaki merakın ağır basmakta. kafanı kaldırıp baktığında yolculuk boyunca hiç farketmesen de tamamen boş bindiğin otobüste tek boş yerin yanındaki koltuk olduğu kafana dank ediyor ve o kokunun sahibinin de yanına doğru geldiği gözüne çarpıyor, göz göze geliyorsunuz ama sen gözünü kaçırıyorsun dağınık oturma şekline çeki düzen vererek dışarıyı seyretmeye devam ediyorsun. yanındaki kız telefonunu çıkarıyor içinden söyleniyorsun telefonu olmadan nefes alamayan klasik türk insanı işte! kulaklığını takıyor ne dinlediğini merak ediyorsun müzik zevki nasıl acaba gibi sorular içini kemiriyor. bir müddet sesizlik hüküm sürüyor & ardından ses net gelmese de tınısından anımsıyorsun rock around the clock çalıyor mutluluğunun tarifi yok çünkü o günlere gittin o güzel günlere geri döndün işte o sıcak yaz gününe denize gitmeye hazırlanan aile fertlerini beklerken bahçede sıcakla beraber kokusu ağırlaşıp burnuna daha bir şenlik veren papatyaların arasından geçerken mırıldandığın o müzik! ve otobüs ineceğin yere varmıştır gece kabusundan uyanmış gibi ayılıp inersin otobüsten,yüzünde anlamsız bir gülümsemeyle bir derin nefes alırsın ve günün sırf bu tatlı flash back yolculuğu vesilesiyle güzel geçer...
şarkı dinliyorsanız şarkılar götürür, kahve içiyorsanız kahveler, yağan yağmur veya bir resim.
o ilk duyguya ne zaman değil ne ile sahip olduysanız o götürür sizi. hem sadece geçmişe değil, bazen uzaklara bazen yalnızlığa bazen de geleceğe götürür.
|
senkronize gelecege goturen sarki dinlediginizde, kafaniz karisir, gununuzde, yani bugunde kalirsiniz. ki zamane sarkilari da corba zaten.
geçenlerde erdal'ın canımın istanbul köşesi şarkısına denk geldim. salçalı ekmek kokusu geldi o an burnuma.
|

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar