sözlük yazarlarının şiirleri

#edebiyat 

sözlüğümüzün şair ruhlu yazarlarının, paylaşmak isteyecekleri şiirleridir.
devamını gör...
seviyorum ama kimi,
en tatlı birisini,
nasıl anlatsam sana,
ilk harflere baksana.
*
devamını gör...
bir gözü kör zamirler
mezmur gönüllü kızı
işaretlemişler hicaz şarkıya
koşuşturmalar başlamadan evveldi
tüm bunlar

koşuşturmalar

istikamete selamet veren
nerede ise sağ işaret parmağı
yön tayin etmiş
bu taraf
o taraf
şu tarafa

her işaret bir yol çizmiş
bu o şu yıllardır
tabeladır izlek bilmezlere
sıfatlara can vermiş
edat sen dur!
ünlem geçecek

ünlem

çağırmayla başlamış dirimi
ve ardı sıra bir gölge
yanık, boz bozlak çığırtı
hayret edip şaşıran sese
beis görmemişler sele
dünden havesli kapılmaya

yârin ensesine bir şaplak
atamadınsa kervandan çık
dedemin ağıtı
kasıkta at koşturmaz
niyetin bu ise eğer
devamını gör...
her işim ağır aksaktı;
gittim hallerden hal beğendim ben de.
ve artık...
acelem var ölmeye...
devamını gör...
gözlerimden tut yoksa öleceğim
bir şey var aramızda
ürkek, sevimli ve az bulunan.
gözlerimi titreten, yüreğimiz sızlatan bir şey
kalbimin kanamalarını durdur o yeşil gözlerinle.
sevdiğim;
yaralı ellerimi tut, kalbimin üstüne dokun şefkatle.
bir şey var aramızda
korkak ellerimi yüzüme sürdüren birşey
gözlerimden tut yoksa öleceğim.
devamını gör...
bir küçük siyah nokta
kalbe düştü düşüncen.
bedenimi yakacak yarın,
hatıramda enzarın
akıl almaz esrarın
bir küçük siyah nokta..
aynı yolda yürürken,
kalbe düştü düşüncen.
*
devamını gör...
''tekerlemeler öğret bana,
içinde barış ve sevginin barındığı.
şiirler öğret bana,
içinde kelimelerin ağıt yakmadığı...''
devamını gör...
evet
diye başlayıp biter mi bir şiir
evet.
devamını gör...
dua

suskun bıçak sırtı bir gece gibi
dönüyorum semada.
ayaklarımda ısırılmış kabuk bağlayan
acımsı tutkular.
yolların şiirlerinden kalma.
ne zaman düşsem toprağa
yüzüm kanar ellerinde
çocuk bir çığlıktır
artık bünyemde.
kaybolmuş düşler ülkesinde.
bir rüyadır olsa olsa
olan.

yazılmışlardan arta kalan ne varsa
döktüm ortaya
heybem boş.
taşı kuma çeviren bir sözcük buldum
koydum ruhuma ayet niyetine.
oysa yeryüzünde böbürlenerek yürümedim.
eğdim boynumu.
ürktüm.
ceylandım.
kanadım boyuna.

ırmak boylarında kaldım.
nehirler akarken yüzümün
gölgesinde
sırtlanlar gördüm
bir gece
gözlerimin içinde.
tanıdım ve bildim kendimi.
hem yaratılmışların en muhteşemi
hem en rezili.

kibrin ve gururun heybetine yenildiğim zamanlarda oldu.
ateşin gögsüne yaslandığım
emzirdiğim kanımdan
zamanlarda.
bildim gördüm geçtim.
ürkektim. ceylandım.
kanardım boyuna.

ateş attım gecelerin karanlığında
gül bitmedi omuzlarımda
sustum.
pustum.
yetmedi.
dimağıma yapışan bütün heceleri
söktüm ! hiddetle kalbimin nakşından.
ne büyüktüm ki
kanım kurtarmıyordu hiç bir harfi!
ki bir zamanlar kocaman tevhidi kurtarırdı
dilimizin ucundaki " Allah "
şimdi hayyamsı bir kabile gibi
iman oyunları oynuyoruz.
ne inanıyor
ne vazgeçiyoruz.
ah biz insanlar
ürkeğiz
ceylanız
kanıyoruz boyuna.

aşk için atılan düğümler
sökülüyor limanlarımdan.
bütün gemileri serbest bırakıyorum
akıntısında hayatın.
tek bir limana yansıyor
gözlerimin feri.
adına dua diyorum.
adına umut diyorum.
adına rahman diyorum.
sığınıyorum.
sığınıyorum.
ben sığındıkça büyüyor
büyüdükçe rahman oluyor.
ah biz insanlar
biz inanmış gibi yapanlar.
ürkek birer ceylan gibi
sığınıyoruz kapına.
koyma geride.
al, iste.
iste ismail olalım.
boynumuz önümüzde.

ma.
devamını gör...
çiçekler senin güzelliğinden açardı. güzelliğin ancak çiçekler kadardı.
yüzün bahar kokar ve sen baharı kollarımda arardın.
aradıkların hep bulamadıklarındı.
nehirler akarken gözlerimizin ferinden
hangi deniz bizi ayırabilir ki birbirimizden.
say ki
hiç düşmedin bahtıma
say ki
hiç dokunmadın alnıma
say ki
hiç girmedin kanıma

buna inanabilir misin ?

nereye saklansam yüzünün secdesi kapanır kıblegahıma.
devamını gör...
ben bir 'yol'um,

nerden başladığı nereye varacağı belli olmayan
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama vaktim yok..
tarlaların arasından, dağın en yamaçlarına doğru dikilen
çicek tarlalarını geride bırakmış tam denize ulaşmışken
sarp kayalıklarda takılmış kalmış
kimler bilmeden geçti bilemezsin işte;
işaretim ben, vardıran, yardım eden, gösteren
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama vaktim yok
en kalabalık gürültülü şehirlerden, en tenha köşelere ulaşan
birilerinin biryerler için niyet edip tutturduğu,
hep varacak bir yerleri olanlar için kılavuz, rehber
kendisine faydası olmayan ezildikçe çiğnendikçe aşınan, ama vazgeçmeyen
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama dedim ya vaktim yok.
kıtalararasını buluşturan, insanları kavuşturan, hasretlikler gideren
türkülere bile konu olan niyet edenin niyetince tutturulan
bir askerlik, bir sevdalık, bir vuslat, bir yamaç
bir geçit, bir köprü bir duanın tasviri
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana ama dedim ya vaktim yok..
devamını gör...
"hiçten geldim herşeye gidiyorum,
Allah'ım yol uzun geldi,ben geri dönüyorum"
devamını gör...
yazarsın kalem olur,
ana yoldan şaşar,
tali yola saparsın...
kul olursun beşere,
beşer gider, hakka kalınca...
sevgilinin kıymetini kaybedince anlarsın.

söz olur uçarsın,
kaybolmazsın korkma onu ararsın...
devamını gör...
gittin..
gidişine bi anlam veremedim ya ben,
susuşuma hangi anlamları yükledin sen.?
devamını gör...
kerahette bir uyanış
ocakta kaynayan çay
bir sigara
usulca
genzini yakar
bir akşamüstü istanbul
buradan başlar

susuyor ve çok bulut var
biriktirdiği ne varsa
orada
metroda, duraklarda

kıyafetsiz
yakalanmış gibi
meydanlarda

öyle ya!
hiçbir kez
itiraz etmedi
yenilmek artık biraz
alışmak gibi

geceleri geliyorlar
bir duman gibi
yükseliyorlar
burnuna giriyorlar ve gözlerine
durmuyorlar

hoyratın biri
ellerini çalmıştı
eksik sevişiyor bu yüzden biraz
yetinmiyorlar

'yanaşsana' diyor geceye
'korkuyorum'
sokuluyor
uyuyorlar
sessizlik böylesi üzülmez
bir masalüstü
susuyorlar

bir adım ve sonrası, sonrası
ve saçları hala uzun
çayı yine şekersiz içiyor
ve bazen bir sigara
ne kadar erken bitiyor

hadi ama
acıyor işte
bu kadarı kâfi de
kalbine üfle
zamanıdır şimdi
bir sigara
usulca
genzini yakar
bir akşamüstü istanbul
buradan başlar
devamını gör...
çocuklarım, kadınlarım ve masallarım hakkında.

aklımdan geçen uçan halılara inatla toprağa basmanın isyanı var içimde.
ihtilal düşlerinden sıyrıldığımdan beri
köy kokulu çocuklar geliyor aklıma
masum gözleriyle gülen çocuklar.
vurulmaya hazır lastik ayakkabılı çocuklar.
yoksul ve yorgun olmamın yegane sebebi bu sanırım.
iyi şiirler de yazdım zamanında.
güzel kadınlar da sevdim.
sevdiğim bütün kalabalıklar arasından
kaçtığım tenha sokaklar gibiydi kadınlarım.
kaybedilmeye hazır kadınlarım
terketmeye hazır kadınlarım.
kim anlattı bu masalı bilmiyorum
mutluluk denilen hikayenin sonunun olmadığını
kim söyledi bilmiyorum.
ağaçlar vardı,
kalemler vardı,
toprak ve uçan halı vardı.
anlatacak ne kadar çok masal vardı.

ne gerek vardı ?
masallar anlatmaya.
devamını gör...
sehersiz sabahların eflatun şehirleri
mosmor bir utanç, böbürleniyor geceye karşı
gözlerini kısmış, kendi buruk dallarını seyrediyor
yollardan geçenlere takılmış kala kalmış öylece,
avuçlarında dünden kalan sırılsıklam camgöbeği bir trajedi,
esasında baştan beri burdaydım siz sonradan geldiniz der gibi,
kızıltılı kahve rengi akşamları, aklaşan bir griliğe bürünüyor
sehersiz sabahlarda eflatun şehirler

aralığından güz mevsiminin gelmesini bekliyor gibi
bir kapı eşiğine oturmuş, zamanlı zamansız gelgitlerine şaşıyor
dalga geçer gibi dalgalarıyla, mavi örtüyor üzerlerine üşümesinler diye
dikey umutları yatay hüzünlere gark oluyor
kulaklarına fısıldıyor geçenlerin ceplerinden çıkardığı türküleri,
kırıp yapıştırdıkları yanlarını en derin korkularda besliyor
ölüm susan uğultularda kanayan bir gül gibi kangren
sehersiz sabahlarda eflatun şehirler

devamını gör...
bir tane de ben paylaşayım. bana ait değil de.. belki bir zamanlar aitti. ya da hiç olmadı. her neyse.. ben yazmadım ama.

suskun durduğuma bakma
karanlıkta bekleyen
yalnız bir kadının ağlamaya meyli var
içimdeki bulutlarda...

bak,
yağmur yine başladı.

sen bir günah işlesen
ben tevbeye kapılıyorum
seni kırsalar bir yerinden
eğiliyor kederimin dalları.

bir suçum var biliyorum
birikiyor gözlerime gölgeler
kor taşlar oynuyor içimde
-kıyametti belki-
her çocuk gibi, her çocuk gibi.

ah...
ölmüş kalmışım ben
aksime bakamadan bir kıyıda
vurulmuşum karnımdan,
ayağımdan,
dereler kızıl ve sessiz
akmıyor bile.

kandırıldım
biliyorum...
devamını gör...
düşlerimde kemik kırılma sesi,
tuzumdaki susuzluksun bana..
aklımı bıraktım bir delinin avuçlarına,
yoluma çıkan herkeste bir sen arıyorum....


masum ateşlerde yanar günahlarım,
gözlerimi şekerlerle dağlarlar..
ne zaman sussa hasta fikirlerim,
kanımdan ırmaklarda ellerini yıkarlar...
devamını gör...
şimdi sus ve dinle sanki kulakların ölmemişcesine
çürümüş beynimin cılk yaralarına tuzu bas,ve ele ununu eleğini derime as..
saptırımlarınla uzaklaştı benliğim ve gördü hücrendeki mikrobu
sustu ellerim
diken diken oldu tüylerim
kemiklerimden fışkırdı aktı öfkem,ve sesinle geçmişimde oldu tecavüzün sillesi..


çıplak bir bıçağım etinde yaramı gör
düşününce öl.!
sonra bak yukardan dünyaya,
gördüğün bu gerçek,öldüğün yalanları düşlerime göm...
devamını gör...
*

ben efkârlı biriyim, hem de çok...
efkârlanmayı çok severim...
arada şiir yazar, efkarlanırım,
arada efkarlanır şiir yazarım...

ben ağlamayı çok seven biriyim...
arada ağlar efkarlanırım,
arada efkarlanır ağlarım...

yalnızlığı severim kimi zaman,
sessizliği severim çoğu zaman...

türküleri severim bir de...
türküleri dinlerim, efkarlanırım, ağlarım...
efkarlanmak için türkü dinlerim,
bazen ağlamak için,
bazen efkarlı olduğum için...

değer veririm arkadaşlarıma,
çabuk güvenirim insanlara,
hem de bir insanın ismini ve cismini bilmeden de...

eskiden ayakkabı boyardım,
şimdi o günlerimi özlüyorum...
eskiden hamallık, çaycılık bile yaptım,
şimdi o günlerimle gurur duyuyorum...

kitap okumayı çok severim,
kaybolurum kitabın içinde,
bazen arayanlar, bir kitabın içinde, bir maceranın tam ortasında bulurlar beni...

doğayı, doğada yalnız kalmayı, doğada onunla kalmayı çok severim bir de...

şimdilerde ilginç bir gölgede serinlemeye çalışıyorum ve efkarlanmaya...
devamını gör...
gidişinden arta kalan...

gidişinden arta kalan
tutunamadığım bir hayat ve sende buz tutan zaman
bir de siyahlarım kaldı dingin mavilerimi yutan

gidişinden arta kalan
vurgun yemiş bir beden
ve bir de suskun bir yürek bedenime ağır gelen

gidişinden arta kalan
sessiz isyanlarda büyüyen ahım
ve birde yokluğunun kara zehrine dokunan ruhum

gidişinden arta kalan
esaretine gönüllü yıllarım
ve o yılların içinde asırlık yalnızlığım

gidişinden arta kalan
rengi geceye çalan sevdan
bir de gündüzlerim kaldı yokluğuna boyanan

gidişinden arta kalan
vurulan düşlerim kaldı gözlerinde kaybolan
ve birde senden kalan saat ölüme kurulan





devamını gör...
uzak diyarlarda arama beni
aşka sevdaya sor söylesin
vuslatı bilmez bu deli gönlüm
ettiğim vedaya sor söylesin...

yürüdüm yollarda adım adım
kırıldı bazen kolum kanadım
kime ne ki, ne imiş muradım
ettiğim duaya sor söylesin...

göz görmeyince gönül katlanır
yelken açılır ufka, kanatlanır
kim ne bilsin sinede ne saklanır
akan gözyaşıma sor söylesin...

ne gerçeğim ben ne de düşüm
her insan gibidir yürüyüşüm
ha yaşamışım ha ölmüşüm
sarıldığım kefene sor söylesin...

koskoca şehir sanki dört duvar
neçare alın yazımda bu var
kime ne, ha yok olmuşum ha var
yattığım mezara sor söylesin...

dar gelir halili sana bu yerler
sen gittin ya artık yana bu yerler
kim öle kim kala bu yerler
yazdığım satıra sor söylesin...
devamını gör...
senin aşkından kalbim volkan gibidir
en sevdiğim tatlı kazan dibidir

leyla sev beni sokma müşküle
seninle kaşık atalım iki tabak keşküle...
devamını gör...
yazdığım birbirinden değerli mısralar kötülendiği için siz poet olayını iyi bilen eksici abileri üzmemek adına akrostişli bir şiirimi paylaşayım;

sarı güller solmadan kopar al birini
ellerinle okşayıp göğsüne takıver
nice yıllar sevmedim henüz sevdim birini
işte merak edersen ilk harflere bakıver
...............
saçının tellerini ellerimle okşasam
ellerimi saçından çekerek alır mısın
viran olan kalbimi satlığa çıkarırsam
ilk müşterim sen olur severek alır mısın
yalvarsam her gün sana kalbini çalmak için
onu benden saklar mı yoksa uzatır mısın
rahatsız etsem seni her gün buluşmak için
uzaklaşır kaçar mı yoksa yaklaşır mısın
mevsimsiz olsa bile kalbimde açar mısın..

ayrıca edit: ne o öyle, o surat ne hıı? şimdi şu üstte yazdıklarınız şiir de bu ne... b.k atmayın şiirimer. en azından ben netim bu şiirde, duygularımı lirik biçimde ifade ediyorum. sizin gibi kulağımı tersten göstermiyorum. adam olun eksilemeyin, poetikanıza tükürürüm haaa....
devamını gör...
başımın üstünde altından tac
sandığım biçare cam imiş leyla,
onulmaz derdime zehirli ilaç
kandığım biçare can imiş leyla...


ayine-i samedde nedir işin,
haktan bir rahmettir benden gidişin
hani sonsuzdu güya sevişin?
anladım zamanda an imiş leyla...

ateşin sönmesin yanma leyla'da
mum'i sen hakkı sanma leyla'da;
bulurum, sakın ha kanma leyla'da
oysa bir ufacık zan imiş leyla

narrateur
devamını gör...
yollara yalnızlığın tozu düşmüş
tozlarda mı kayboldun nazlı çiçek
şu sevda resmine dertler üşüşmüş
pozlarda mı kayboldun nazlı çiçek!!!

açılmaz mı hiç goncan mevsim mi kış
niçindir bu garib gönlümü yakış
sevdam ki yokluktan varlığa kaçış
gizlerde mi kayboldun nazlı çiçek!!!

sözlerin hani? nerede o kokun?
kalbime saplandı zehirli okun
inleyen gönlüme şifanla dokun
dertlerde mi kayboldun nazlı çiçek!!!

eritti zaman yok olduk bak biz
sen orda ben burda ikimiz aciz
visale dair yok mu oldu her iz
yollarda mı kayboldun nazlı çiçek!!!

mutluluktan uç sen, ağlama hep gül
sevdana reçete basit bir formül
bir yanın sabır bir yanın tevekkül
zorlarda mı kayboldun nazlı çiçek!!!

inlettin ney gibi, boştu nameler
bilmem neler görürüm daha neler!!!
kalbine kök salmış tüm bahaneler
sözlerde mi kayboldun nazlı çiçek!!!

neçare halilim gelmesin... hoş gör
biçare bir umut vermesin hoş gör
Allahtan gayrısı sevmesin "boş" gör!!!
boşlarda mı kayboldun nazlı çiçek!!!

(bkz: yasemin)
not: böyle birisi yok he.
devamını gör...
deryaları aştı bozduğun tevbelerin
elinde köle olduk nefs-i emmarenin...
devamını gör...
sünnet olmayan amel bin düşer kıymetinden...
kurtuluş ki tekçare ayrılma sünnetinden...
devamını gör...
susma söyle yar yüreğim buna nasıl dayansın
zaman mı geçmişim ondan benim için her ansın...
devamını gör...
nereye dönsem her noktada sensindir aşikar
ey malik-ül mülk ya hannan-ı mennan beni kurtar...
devamını gör...
isteriz ki olsun gönlümüzde bir yar-ı sadık
ne garib hak'tan başkasını bulamadık!!!
devamını gör...
leyla...leyla her yerde hep leyla
mecnun çölde yanmış sebep leyla...
devamını gör...

gelmedin...

hayal tuvalime
resimler çizdim
vuslatın renklerinden
gelmedin

hasret ayazında
çiyler düştü üstüne
soldu renkleri umudun
gelmedin

susuz yüreğimde
kardelenler büyüttüm
zemheri yokluğunda
gelmedin

keder içtim
yılların zehirli gözesinden
her gün batımında
besledim düşlerimi
yarına dair
gelmedin...
ve durdu zaman...
devamını gör...
m

tırnaklarımdan süzülen kan
bulandırır 'm' harfini
ki birinci tekil şahıs ekidir
sana ait isimlerin sonuna eklenen

-göz kırptıracak parmak çıtırdatacak
kalp çarptırıp soluk aldıracak takadı
yaptım yazılmış kanla muska
aşkına ermek aşamasızsa
kusturur aşkın yalınlığı
aşılmazsa başına buyruk faydalanma
çiğ nedamet gebe kalacaktır
cılk yumurta düşmanlığa-

melekler tenezzül etmez rüyalara
çağıldamaktadır tırnaklarımdan kan
tüm kadınları karafatma bilme yanılgısı
şahıs eki kullanınca beni kötürüm yapan
devamını gör...
çekyat


ağlamaz plastik kapılar pencereler
tokmak takısı yoktur lastik kapıların
takısız güzellik nasıl olacaksa

saksılar isyandadır durmaz artık
saklanacak sırrı kalmamış
gıcırdak alüminyum pencerelerde

ısıtmaya muktedir olamayan petekli kalorifer
uyuyan kedileri cazip kılmaz
oysa altıgendir tüm petekler

tavana ışık oyunları aksettirmez
yatağa giren çocuğa düş olacak
kendisi uyuyan kömür sobaları

kuşlar şaşkın uçuyor
alışamamış garipleşmiş
konacak pervaz bulamamaktan

çekip yatmaya benzer
hayatımız bu evde çekyat
12.09.2004
devamını gör...
dört misafir


tamamına eremeyen her gece yarısında
dört misafir gelir bana her gece yarısında
kimi pörtlek göğebakan gibi açar
kimi pörsük papatyalar gibi solar

dilsiz meram anlatmayan kelimeler ellerinde
soğuk kan kırmızı mürekkeple
yazılar karalar alnımın orta yerine
yürek yakan bir ağıttır yazan
yalnızlık

çatı arasında eski ve lüzumlu
bir eşya arayan kadın gibi
kurcalar beynimin orasını burasını
memleketin kötü gidişatı gibi kördüğüm
sıkıntı

dert çiçeklerinin toplar azap polenlerini
larva ızdıraptan yapar köşesiz petekleri
kahır döller iken kederi neslin devamı için
hüzün ve gam başlatır koruk korkular üretimini
elem

indirir yere yavaş yavaş melekler birer gözyaşı
cinler arasında dolaşır elden ele kına tası
birine kırk gece düğün diğerine kırk sene yas
görülmüştür sahiplenilmeyen çocuğun kirli kara başı
günah
14.11.2004
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar