sözlük yazarlarının unutulmaz çocukluk anıları

sözluk yazarlarının çocukluklarına damga vurmuşŸ anılardır.
devamını gör...
ilköğretim ikinci sınıfa gidiyorum bizim komşunun kızı var adı * sınıfta bana tikkyce bi hareket yapması sonucunda saçından tuttuğum gibi iki tane örülmüş saç tutamını hocamızın terzi makası gibi büyük suç aletiyle eline verip eve gönderdim * o komşu kızı varya yaşama sebebim o gün bu gündür hayatımın anlamı.*
devamını gör...
kafada dikiş izleri, dizde dikiş izleri, kolu merdaneliye çamaşır makinasına sokmak ve kolda kalan izler. izlerin peşinde izleye izleye gidiyoruz. güzel anılardı vesselam.
devamını gör...
cocukken kardeşimle tartışdığım konu.. o makarnayı şekerli sever, ben peynirli... sonra tenceredeki makarna ikiye bölünür.. herkesin istediğine kavuşur...
devamını gör...
insanlar doğar büyür ve meftaa olur. işte bu esana insana verilen o hafıza insanı öyle bir duruma sokar ki en içinden çıkılmak haller verir. insan büyükdükçe iç geçirir geçmişte yaşadıklarına. -ulan şimdi çocuk olmak vardı. şu sokakta ne top oynardık be. ulan bi mehmet vardı az dövmedim. o değil de bir bayram amca vardı sürekli topumuzu kesmekle tehdit eder sonra topmuzu geri verir camdan bizi izlerdi.. işte böyle şeyler hatırlatır bu hafıza.
devamını gör...
misketle oynanan oyunlar,beştaş,x-o-x,mahalle arası futbol müsabakaları,7 den 70 e evcilik,site içinde bisiklet turnuvası...15 yaşında bile özlüyor insan bunları...
devamını gör...
saatlerce kız kardeşle oynanan evcilik oyunları.bıkmadan,usanmadan bir o bana gelirdi bir ben ona...hey gidi günler hey !
devamını gör...
kim derdi ki akşm ezanından annemin ezan okunuyor diye çağırmasını özleyecek olduğum. ama özledim be canım vallahi özledim işte.

büyüdüm de elime yorgunluktan başka ne geçti ki sanki.
devamını gör...
annemin elektrik süpürgesini çalıştırdıında tüylerimin tiken tiken oluşu, hafif üşüme hissi ve kanepenin üzerine kıvrılarak uyuyakalmak.
devamını gör...
sabahdan akşama kadar sokakda oynadığımız oyunları sonra eve gelip yemek yer yemez sızıp uyumayı özledim.
devamını gör...
ilkokul 1. sınıftayım.okulun ilk günleri...
her zamanki sıradan günlerden biri.sabah erkenden kalkıyorum. annem yarı uykulu yarı uyanık saçlarımı tarıyor.kahvaltı yaptıktan sonra okulun yolunu tutuyorum sevinçle...sonra ders zilinin çalmasıyla diğer arkadaşlarla beraber sınıfa doğru atıyorum adımlarımı.ve fişler, sayı boncuğu.daha sonra ders bitiyor herkes bir an önce kurtulmak istercesine, hızlı bir şekilde sınıftan çıkıyor.bense gayet sakin bir şekilde harkesin koşuşturmasını seyrediyorum.herkes sınıfı terkettikten sonra ben de çıkayım artık bari deyip çıkıyorum kapıdan.merdivene doğru iyice yaklaşıyorum. tam merdivenden aşağı doğru inecekken bir kalabalık üzerime doğru geliyor .o da ne .öğlenci arkadaşlar sınıflara doğru çıkıyorlar.merdiven başında düşünüyorum.insem ezilirim en iyisi ben de onlara takılayım diyorum ve aşağı doğru inecekken onlarla beraber onların sınıfına doğru gidiyorum.sınıfa girdikten sonra kendime güzel bir yer seçip oturuyorum.defterimi, kitabımı açıp başlıyorum ders dinlemeye.öğretmen çok iyi tanımıyor öğrencilerini.bana kimsin diye sormuyor.arkadaşlar da sormuyor ben de hiç sesimi çıkarmıyorum.benim açımdan problem yok.sevdim yerimi.ama ya evdekiler...
o sıralar dedem, babaanem,annem hepsi evimizin inşaaatıyla ilgileniyor...ta ki vakit ilerleyip tüm öğrenciler gelip de benim gelmediğimi farkedene kadar.bir telaştır alıyor hepsini .hepsi panik.işçiler bile bırakmışlar işleri beni arıyorlar.komşular ,akrabalar herkes yolda ,annem sinir krizi geçiriyor polise haber veriliyor.sonra komşumuzdan birinin aklına okula gidin müdüre sorun demek geliyor.hemen halam ve dedem okula gelip müdürle görüşüyorlar.müdür bey de öğrenci sabahçı okuldan çıkmıştır ama isterseniz sınıflar bakalım diyor.tek tek sınıflar geziliyor.sonra benim sınıftaki rahatımı bir kapı tıklaması bozuyor. halam, dedem yanlarında müdür.durumu onlar öğretmene anlatana kadar hala ben de çıt yok.sonra farkediliyorum ve evimin yolunu tutuyorum sımsıkı tutan eller eşliğinde. tüh ya daha tahtayı yazmamıştım deftere....
devamını gör...
10 veya 11 yaşındayım. bir kurban veya ramazan bayramı... herkes evde amcalarım, dayılarım, komşularımız vs. benden iki yaş küçük kardeşimle karşılıklı oturuyoruz. elimde bir makas, onunla oynuyorum. birden çocukluk iç güdüsü mü nedir anlamadım, elimdeki makası kardeşime doğru fırlattım..... evet doğru tahmin ettiniz;makas kardeşimin tam gözünün üstüne saplandı kaldı.
eee ney şimdi bu? o makas nasıl gittiki oraya? ben bunları düşünürken babamın bütün ihtişamıyla üstüme geldiğini gördüm ve birde kardeşimin gözündeki makasla babamla benim arama atladığını gördüm: abi kaç, abi kaç.
Allah Allah, bu nasıl oluyordu ki şimdi, bu nasıl kardeşlik duygusuydu ki böyle.
ben ne olduğunu anlamadan kendimi birden dışarda buldum, peşimden kardeşim.
beraber önce bir eczaneye gittik, kardeşime pansuman yaptırmaya, işimiz bitince doğru sinemaya, oradan şimdi hatırlayamadığım başka bir yerlere.
vakit geçiriyoruz ki babamın sinirleri yatışsın.
akşam döndük eve, tabii babamın sinirleri gitmiş, azalmış ama genede azda olsa nasibimi alıyorum ama ben buna çoktan razıyım.o gece sabaha kadar kardeşimi düşündüm, o günden beri de hep onu düşünüyorum, onu çok seviyorum.
bu gün kızım bile bilir ki: amcası daima ondan önce gelir ve bu durumdan hiç te şikayetçi değil; çünkü o da onun bu sevgiye değdiğini anlıyor.
kardeşim sen bi tanesin, seni bu dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum.
devamını gör...
atari salonundan eve dayak yıyerek geldigim gun. peh.. rezil olmustum komsuların kızlarına.. 1 yıl atariye gidemedim. sonra internete takılmaya basladım zati.
devamını gör...
yaş 6.

tarih: 27 haziran 1997 sıcak bir öğlen vakti. saat 3 felan.

geleceğin playboy'u olacak* hugo, 6 doğum gününü kutlamak için hazırlanmış anne kişisinin pastasını mutfaktan salona getirmesini beklemektedir. o sırada sokağa inmek için anne kişisinin kafasını şişirir. bir hışımla sokağa atlar 6 yaşında olmanın verdiği minimize boyutlar yüzünden park etmiş arabaların arasından aniden, yırtık dondan fırlamışçasına çıkar. çıktığı anda gözleri kamaşır öğlen güneşi gözünü almıştır ve en son gördüğü şey üstüne doğru gelen bir arabanın silüetidir.

2 gün sonra,

- annneeaaa niye hastanedeyizzz ?

evet doğum günümde araba çarptı ve 2 gün sonra kendime geldim. doğum günüm ölüm günüm olacaktı.

(bkz: bu da böyle bir anımdır)
devamını gör...
henüz bir buçuk yaşında iken patatesli çorbaya düşüp yüzme öğrenmek..bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
10 yaşlarındayım. olay bir telefon sesiyle başladı.
evde iki kız kardeşim ve komşu kızıyla oyun oynarken çalan bir telefon sesi sessizliği böldü.evin en büyük kızı olarak telefonu ben açtım.o sırada annem yoktu ve kapı annem tarafından dışarı çıkmamamız için kilitlenmişti..
telefondaki boğuk bir ses babamın arkadaşı olduğunu ve isminin osman olduğunu söylüyordu. ben hemen babamın arkadaş listesisini zihnimden geçirdi ve hayır dedim babamın böyle bir arkadaşı http://yok.ve telefonla beraber içeri koşmaya başladıhttp://m.ve sonrasında başladım senaryo yazmaya.annemin evde olmadığını biliyor bu kişi, eve girecek, bizi öldürecek, daha neler neler...
bu senaryolar çok etkili olmuş olacak ki evin içinde herkes bağırmaya başladı...tabi evin en büyük ve en cesur kızı ben de ...sonra evdeki bağrışmalarımız duyulmadı diyerek önce pencereden, aşağı katta oturan dedeme,sonra komşumuzun kızının annesine ve tüm komşulara bağırmaya başladık kurtarın diye...
her ne kadar olayı anlattıktan sonra komşular bizi ikna etmeye çalıştılarsa da başarılı olmadılar ve çareyi merdiven kurup bizi evden çıkarmak da buldular.
pencereden herkes inmeyi başardı teker teker ama ben inemedim.birden bir yükseklik korkusu sardı beni.evimiz birinci katta ama yine de
inmeyi beceremedim.sonra balkon tarafına getirdiler merdiveni.komşumuz ayşe abla balkona çıktı ve beni kucağına alıp indirdi ...
bu olaydan sonra ne ayşe ablayı unuttum ne de komşulardan olayı işttikten sonra annemin yüz ifadesini...
devamını gör...
eskiler de ekmek karne ile alınırdı..ekmek karnesi 6o tane alınır 1 aylık ekmek ihtiyacını karşılardı. 1 ekmek karnesi demek bir ekmek fiyatı demek.evde annem olmadığı zaman kardeşimle 5 tane karne alır onun karşılığında çikolata, şeker ne alırdık.bizim bakkal da uyanık takoz yapardı.birgün baktık ki karnenin yeri değişmiş bla bla bla...
devamını gör...
sen hiç leblebi tozu yüzünden boğuldun mu arkadaş?

ben boğuldum hem de çocukken.*
devamını gör...
ilkokulda camdan asagiya ogretmenin kafasina tukurmustum, yedigim dayagi hic unutmam.
devamını gör...
babam hacdayken ezanları kardeşimle ben okurduk ben 8. sınıfta kardeşim 7. sınıftaydı.ezanı okumak için adeta birbirimizle yarışırdık.öğle arası okul zili çalınca koşmaya başladım.kardeşim de yanımda koşuyor.tabi büyük olarak onu geçtim ki kardeşimin çelmesi ile yerle bir oldum.o acıyı anlatamam çok sinirliyim çantayı bile almadan koştum arkasından minareye girirken yakaldım.hani kardeşim değilmiş gibi vur Allah vur http://ediyorum.biz kavga ederken ezan okunmaya başladı.en son bilal abi geldi ayırdı bizi ve kendisi girdi okudu ezanı.ben kardeşime o bana baktı epey güldühttp://k.biz ezan okumak için kavga etmiş ama başkası okumuştu.bize ders oldu bu olay.artık sırayla okumaya başladık.
devamını gör...
babam hacdan gelirken iki tane araba getirmişti uzaktan kumandalı polis arabası.kardeşim atladı beyaz benim beyaz benim diye.ben de kırmızıyı aldım.aynı araba ama ne hikmettir benimki hızlı gidiyor.yarışları hep ben kazanıyordum.bir gün kardeşim bıyık altından güle güle geldi gerçi bıyığı yoktu o zaman da neyse.kumlardan ralli yolu yapıp başladık yarışa kardeşimin arabasına birşey olmuş gibi benim arabamın en az iki katı hızlı gidiyor.aklım almadı yenildim ama çok meraklıyım nasıl olur bu diye.kardeşim okuldayken arabasını açtım tornavida ile bir de ne göreyim.sen arabanın dişlisini sök daha büyük bir tane tak.helal dedim yaa bu yaşta bu zeka.evet kardeşimin mekanik zekasının yüksek olduğunu o zaman anlamıştım.tebrikler kardeşim.
devamını gör...
bizim caminin avlusunda kozalak ağaçları çoktu.bu kozalak ağaçları bahar gelince yeşil yeşil küçük kozalak parçaları açardı her biri yüzden fazla.onları ağaçtan toplar duvara sürte sürte yuvarlak bilye yapardık.sonra başla oyuna.yine yeniyorum kardeşimi elindekilerini hepsini kaptırdı bana.kazandığım ağaç bilyelerini duvara koyardım çok diye.oyun bitince kardeşim onların bazılarını aldı kaçtı.nasıl sinirlenmişsem yakaladım kardeşimi dövüyorum babam geldi iki tokat attı bana ama nasıl uff çene kaydı dedim ben.niye dövüyorsun kardeşini dedi.baba bilyelerimi çaldı dedim.güldü babam bunun için mi dedi ağaçta birsürü,toplayın ne dövüşüyorsunuz dedi.yediğim tokatları unutmuş ağlaya ağlaya gülüyordum.
devamını gör...
top oynuyoruz.kardeşimle ben rakibiz.kardeşim rakibin kalecisi.ben forvetteyim.korner kullanacak rakip.kardeşim de kaleden çıktı ceza sahasına girdi.ben de fırsatçılığımı konuşturup ileri gittim.ofsayt yok eskiden ohooo.korner kullanılınca kalecimiz yakaladı topu hooop bana.saha büyük aldım topu sürüyorum boş kaleye doğru.tak tuk küt http://pat.ne oluyor demeye kalmadım ensemde şiddetli bir ağrı,kolumun üzerine düştüm nasıl ağrıyor.burnumu taşa çarptım kanıyor.huyumdur sessiz sessiz ağlıyorum.gözlerimden akan yaşı görseniz dövmekten beter edersiniz kardeşimi sizden önce ben yaptım kendimi toplayıhttp://nca.be kardeşim neden atarsın arkadan ayakkabını enseme.altı üstü bir gol.
devamını gör...
bir akrabamızın evindeydik..yabancı tuvaletleri kullanmak adetim değildir ama oldu bir hata girdim o tuvalete... sonra tuvalet musluğunun ucuna takılmış yere kadar uzanan 50-60 cm uzunluğundaki hortumla karşılaştım.. o günden sonra bir daha iflah olmadım zaten..
devamını gör...
gidilen akşam gezmelerinde evin çocuklarıyla oynanan el el üstünde kimin eli var oyunu

akşam üzerileri okuldan gelince akşam ezanına kadar sokakta diğer çocuklarla oynana çelik çomaklar

mahalledeki erkek çocukların hışmından korkup eski kullanılmayan bir eve sabah girip akşama kadar çıkamamak ve üzerine evde anneden nerdeydin sen hışmına uğramak

en yakın arkadaşla eski değirmen tepesine çıkıp ilk kısır yapma deneyimini yaşamak

yar doç ları profesörden büyük sanmak * *

....
...
..

*
devamını gör...
evvel zaman içinde kalbur saman içhttp://inde.bi ben vardık bi kardeşim.boks maçındayız sanki caminin avlusunda birbirimize girdik.süper yumruklar uçuşuyor http://havada.sağ kroşe aparkart derkeeeen hakem maçı bitiriyor.kulağımı tuttuğu gibi bir tokat atıyor bana.ama kazandım hakem bey beni neden dövüyorsun.canım babacıım kardeşim bana ...... diye küfretti diyemiyorum ki.hakem de bana vur Allah vur edip sessiz sessiz ağlamaklı köşeme gönderiyor beni.
devamını gör...
evimizin balkonunda oturuyoruz.kardeşim geldi.abi şunu tutar mısın diye bana bir kablo ucu uzattı.tutmamla vücuduma gelen elektrik sinyalleri dentrit ve aksonlarımdan hızla geçiyor beni kendimden geçirmeye yetiyordu.elektrik devresi yapmış dinamo yapmış onu da benim üzerimden geçirince tüylerim diken diken dövmeye başladım kardeşhttp://imi.ve babam göründü kapıdan devamı malum yine dayağı biz yedik.
devamını gör...
atari oynamak için gece saat 2'ye kadar babam gilin uyumasını beklemiştik kardeşimle.onların yatmasıyla taktık adaptorü açtık atariyi.hemen başladık maç yapmaya.üstten görünümlü süper bi oyunumuz vardı.bi yeniyorum bunu bi yeniyorum içim içime sığmıyor.tam sevincim dışına vurmak üzere. dokuzuncu maçı kazanmak üzereyim üst üste.1-0 yeniyorum dakika 88.kardeşim gol için bastırıyor.topu kapıyorum kontra atak veeee 2-0.sevincimi dışa vurmak üzereyken atari kolunu başıma yiyiyorum kardeşimden.sevincim anında öfkeye dönüşüyor.sen misin bana vuran dövmeye başlıyorum kardeşimi.kapıdan babam gözüküyor ve hazin son...
devamını gör...
ben tarlayi yakmistim agustos ayinda alevler abartisiz 30 metre olmustu ama tarlanin sahibi cpliyi na uzulmedimde olan islama aglayarak kosan minik bugday tanelerine oldu .
devamını gör...
gündüzlerin çok uzun olduğu bir haziran ayında okuldan geldiğim gibi önlüğümü çıkarıp sokağa fırlamıştım. akşam ezanı okunasıya kadar arkadaşlarla çamur oynamıştık. ezan vaktinin eve girme vakti olduğunu bildiğimizden ezan okunur okunmaz oyunu bırakıp caddenin karşısındaki şadırvanda ellerimizi yıkamak için karşıdan karşıya geçiyorduk (hiçbirimizin annesi bizi o halde eve almazdı). tam karşıdaki kaldırıma yaklaşmıştım ki motorsikletiyle son sürat gelen bir genç bana çarparak metrelerce öteye fırlatmıştı. genç o korkuyla bırakıp kaçmıştı. etrafımda birden bir kalabalık oluştu. bakkal amca beni kucakladığı gibi eve getirdi. sonra hastane, karakol... kırık falan yoktu ama yüzümün bir yarısındaki yara çok korkutucuydu. o yarayı ve çarpma anındaki acıyı hayatta unutamam. yaradan çok şükür hiçbir iz kalmadı ama çarpmanın etkisiyle kafamda büyük bir hasar kaldığını söylerler. **
devamını gör...
okuldan çıkıp eve geliyorum evde kimse yok.bende anahtar var diye kapıyı açıp giriyorum.mutfakta makarna duruyor pişmiş http://halde.ve bir not biz gelmezsek fatma ablangile geçin diyor babam.anlaşılan anacığım yine hastalanmış babam hastaneye götürmüş.makarnaya bakıyorum gözlerim doluyor.nasıl yiyeyim http://ki.bi on dakika öyle kalıyorum.gözlerimde gözyaşım suskun suskun ağlıyorum.kardeşim geliyor abi ne duruyorsun öyle ..... diye bi küfür ediyor.hareket etmiyorum aklım annemde.kardeşim yine bi küfrediyor.sonra babamın sesi duyuluyor.arkamı dönüyorum.kardeşime bağırıyor kime dedin onu çabuk söyle diye.oklavayı çıkarıyor babam bi defa vuruyor kardeşime ve annemin 5 yıllık oklavası iki parça artık.gülüyorum içli içli.babama annemi soracağım ama korkuyorum susuyorum.ondan sonra kardeşimin ağzından küfür duymamışımdır.helal baba iyi vurdun.
devamını gör...
babam bizi kırmamış kardeşim de orta okula geçince ikimiz kullanalım diye 18 vites diye tabir edilen bisikletlerden almıştı.bisiklete biniyor ama seleye oturamıyorduk.bizikleti mahallenin başına götürür taaa mahallenin sonuna kadar gider orada inince bisikletten inip tekrar mahallenin başına getirirdik bisikleti.anlayacağınız bisikleti biz sürmüyor sadece kontrol http://ediyorduk.bi müddet sonra sürmeyi öğrendim artık yukarı doğru da sürebiliyordum.dedim ki kendi kendime artık dönmeye çalışayım.45-50 metre ileride bi dönüş vardı ara sokağa giren.bindim bisiklete.köşeye gelince direksiyonu sola kırdım.çok kırmışım duvara çarpınca fırladım bisikletten.duvar alçak olduğu için diğer tarafa düşmüş ve sonunda kolumu da çıkarmıştım.hikmet midir bilinmez bahçenin sahibi kırık çıkıktan anlayan bi teyzeydi sağolsun kolumu o düzeltti,bisikleti de hızarcı mehmet amca.
devamını gör...
bi gün 8 saat top oynamış eve gelmiş termostan o kadar su içmişim ki hareket edecek halim kalmamış mutfağa yığılıp kalmıştım.annem geldi su içmeye termostan 1 damla su gelmeyince sinirli sinirli bana bakıp "kalk üstünü değiştir.hele akşam hastayım de kemiklerini kırarım." dedi.o tehdit damarlarıma öyle işlemiş ki akşam beni titreme üşütme tutmaz mı.allahtan odanın ışık kapalı sadece salondan ışık geliyor da dişlerimin titrediğini kimseye belli etmiyorum.babam dondurma almış annem dolu dolu veriyor herkese.mecburum yemeliyim yedikçe hareketlerim kaplumbağa hızına düşüyor.derken kolalar geliyor arkadan.içiyorum sessiz sessiz ağhttp://layarak.ve artık tırtıl kadar hızım kalmıyor.hareket eden tek organım dişlerim.tıkır tıkır birbirine vuruyorlar.uyuyup kalıyorum orada.uyandığımda hastanedeydik.1 hafta yattım hastanede vücudumda morluklarla.
devamını gör...
ilkokul 4. ya da 5. sınıfa gidiyorum. babam her akşam eve gazete getiriyor. ben illaki her gün elinden alıp hemen göz gezdiriyorum ama öyle köşe yazısı falan değil takip ettiklerim. o zamanlar gazete benim için çekirge çetin ve neredeyse her soruyu babama sorarak çözmeye çalıştığım bulmacadan ibaret. en fazla dikkat çeken ilginç bir haber olursa haberleri okuyorum o kadar. babam bir ara sabah, hürriyet gibi gazeteler getirmeye başladı. tabi bizim o ''müspet gazeteler'' gibi değil bunlar, bir kere rengarenk. her sayfada sıra sıra hatunlar, sansasyonel haberler, tuhaf tuhaf cinayet haberleri epey dikkatimi çekti. her şeyi okumaya çalışıyorum. yalnız bir kelime var ve her gün mutlaka o gazetelerde karşıma çıkıyor, anlamını bilmiyorum ve bu kadar çok kullanılan bir kelimeyi bilmediğim için de kızıyorum kendime. mutlaka öğrenmem lazım. ağırbaşlılığı ile sürekli takdir edilen bir çocuk olarak babama dönüp gayet öğrenmeye meraklı bir tavırla sordum;

-baba seks ne demek? * *

babam önce nefesini tuttu sonra bana hayretle bakarak nerden duyduğumu sordu.
-gazetelerde her gün karşıma çıkıyor ve ben bilmediğim için diğer yazılanları anlamıyorum. diyerek sitem ettim birde.

zavallı babam ne söyleyeceğini bilemedi. her şeyden önce benden beklemiyor böyle bir soruyu ve öyle hazırlıksız yakalanmış ki. kem etti küm etti ve sonunda pes edip '''bilmiyorum'' dedi.
ben pes etmedim tabi hemen mutfağa ''anne seks ne demek'' diye ısrarla sormaya devam ettim. annem de nerden duyduğumu sordu ama öyle babam gibi değil. cevabım ne olursa olsun beni duvara yapıştıracakmış gibi. biraz mahçup ''gazetede okudum'' dedikten sonra bu kelimeyi bir daha ağzıma alırsam bana yapacaklarını sıralayıp odaya gönderdiğinde ayıp bir şey olduğunu anladım ama iş işten geçmişti.

olaydan çıkarılacak ders: anlamını bilmediğiniz kelimeleri başkalarına sormayın. hele anne ve babaya asla!
devamını gör...
anıları uzun uzun tasvir edip sıkmayı planlamıyorum. ayrıntılar çok da ilgi çekmiyor zannımca. neticeler:
günlerden birgün* annemi mutfağa kilitlemiştim. komşular kurtardı.
günlerden birgün* kızkardeşimin kaval kemiğini kırdım. * *
devamını gör...
kimi zaman bakkaldan birşey alır parasını deftere yazdırır eve gelirdim.annem nasıl aldığımı sorunca hep şey derdim.
"beleşe yazdırdım anne." meğer aslı borca yazdırmakmış.
devamını gör...
anne = a
ben = b
yaş emin olmamakla beraber 5

a:oğlum git bakkaldan ekmek al kahvaltı edicez
b:kaçtane anne
a:2-3 tane al işte
b:(gidilir gelinir)aldım anne..
a:oğlum burda 5 tane var
b:çıkartma mı olcaktı anne 2-3
a:?!?&?!'
b:anne çıkmıyoki..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar