Geçen Ayın Favorilenenleri

dünyaitiraf.com

aldığım ilk gerçek yenilgi hayattan vazgeçmeme neden oldu. öncesinde sahip olduğum yaşama enerjisi sıfırlandı. artık tutkularım yok. yaptığım her şeyi sırf birileri ne yapıyorsun diye sorduğunda verecek cevabım olsun diye yapıyorum.

bu dünyada gerçek anlamda hiçbir şey yapmak yahut olmak istemiyorum sanırım. doğdum, büyüdüm ve heba oldum. yazık.

toplumsal çöküş dönemlerinde yönetimde artan israf ve lüks düşkünlüğü

toplumsal çöküşten kasıt, ilimde, irfanda, insanlıkta geriye gidiş, fazilet, haysiyet gibi insani değerler yerine, mal, mülk, şöhret, şan gibi masivaya yönelmektir. bu dönemlerin en bariz bir diğer özelliği ise toplumun aynası olan yönetimin, yönetici kesimin, kısacası ümeranın aşırı lüks düşkünü olmasıdır.

mezkur dönemde ümera, evvelki dönemin yöneticilerinin sadeliğine taban tabana zıt bir anlayışa sahiptir. misal fatih sultan mehmed gibi bir sultan (hatta halefleri birçok sultan dahil) topkapı gibi mütevazı bir sarayda oturur idi.

osmanlı toplumu ne zaman ki daha yukarıda sayılan çürüme ve bozulma ile malul oldu ve bunların bir sonucu olarak askeri, siyasi ve ilmi manada gerilemeye başladı; evvela aynı saraya lükse kaçan eklemeler yapıldı. mesela revan köşkü, çinili köşk ve bilmem ne köşkü..

mesela aynı dönemin sultanı sultan ibrahim devri için samur devri denir. Zira Sultan, lüks tüketim olan samur kürke düşkün idi. Malumunuzdur ki daha sonra lale devri gelir. her ne kadar bu tanımlar ve sıfatlar dönemin bütününü şamil olmasa da hakikate müteallik bir yön barındırmaktadır.

sonraları bu da yetmedi ve dolmabahçe, çırağan, beylerbeyi gibi israf ürünü, şaşaalı ve lüks saraylar yapıldı. üstelik düşman addedilen avrupa üslubu hakim olan saraylar idi bunlar. sorulduğunda bu durum itibar ve prestij göstergesidir denildi. fakat burada bahsedilen itibar, itibari bir şeydi. sathi ve tamamen makyaj idi. zaten bu itibarın pek etkili olmadığını, lise veya ortaokul düzeyinde tarih bilgisi olanlar bilirler.

ragıp paşa vardır meşhur. bahsedilen bu gerilemenin yaşandığı dönemin devlet ricalinden. o der ki osmanlı, dişleri ve pençeleri sökülmüş bir aslan gibidir. uzaktan bakınca aynı heybeti mevcuttur ve korkutur. fakat yanına yaklaşınca işin iç yüzü anlaşılır.

tabii bu şatafatın ve şaşaanın bir bedeli vardı. misal topkapı eklemeleri olan yapılar, mevcut hazineden yenmesine sebep olurken; sonra saydığım müstakil saraylar ile birlikte dönemin diğer şatafat ve lüks tüketimi (hanedan azasının günlük hayatta kullanılan lüks araç-gereçler, arabalar edinmesi) yüzünden dış borçlanmaya gidilmesine sebep olmuştur.

bahsedilen konuda, bu dönem yöneticilerinden tek istisna sultan hamid’tir. bu bile onu kurtarmaya yeter bence. diğerleri ise müsrif sultanlar olarak tarihe kaydolmuştur.

kısacası bir toplumda ve özellikle yönetici kesimde lükse düşkünlük had safhaya ulaşmışsa oturup yıkılışı bekleyin.

hâmiş: bu mantık ile bakarsak türkiye cumhuriyeti ıskat-ı cenin’dir. Zira cumhuriyetin başından beri lüküs hayat sahnelenmektedir.

imdi türkiye’yi ne bekliyor diye merak edenlere tavsiyem, oturup tarih öğrenin. unutmadan dondurmacı ile müfteri mıstık’tan değil. adam gibi tarihçiler var. onlardan öğrenin. aksi halde size sadece yalın kılıç küffar üzerine giden ecdadı anlatanların duygusal tuzaklarına düşersiniz. çünkü tarihin faydası ve amacı sizin koltuklarınızı kabartmak değildir. ibret alıp tezekkür etmenizi sağlamaktır. kuran-ı kerim’de belirtilen şekilde...

(bkz: nahl suresi 90)

vallahu alem bi’s-savab ve ileyhi’l-merci ve’l-me’ab.

ülke ekonomisinin 15 yıldır çökmesi

verilere bakalım;

asgari ücret (dolar olarak);
2001 : 97.64 dolar (kur 1.25 tl)
2017 : 370.40 dolar (kur 3.79 tl)

asgari ücret ile alınabilen benzin miktarı;
2001 : 98.6 litre (benzin 1.24 tl/lt)
2017 : 261 litre (benzin 5.38 tl/lt)

belirteyim; yukarıdaki veriler benim için kıstas değil. burada ekonomi tartışmaları genelde bu veriler üzerinde döndüğü için paylaştım.

takip edebildiyseniz, ağustos ayından bu yana uluslararası kuruluşlar/otoriteler türkiye'nin büyüme tahminlerini hep yukarı yönde revize etti. bu, çöken bir ekonominin belirtileri mi?

gerçekçi olmak gerek; olanı yok gibi göstermek gerçeği değiştirmez.

ekonomik alanda yapılacak en büyük eleştiri konusu gelir adaletsizliği. bu konu da eğitim gibi, nedense, bi türlü çözülemiyor.

hanim aga

#5940502

bir insan ancak bu kadar sığ görüşlü olabilir.
kimsenin imanı beni ilgilendirmez ama benim inandığım dinin peygamberi "şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim." [tirmizî, rada' 10, (1159)]. diyorsa ben kocama ancak itaat ederim. (dinen bir sakınca yoksa) yine benim peygamberim en kıymetlisine, kızına “ey fatıma! sen ali’ye cariye ol ki, o da sana köle olsun” deyip eşine itaat emrederken itaat etmeyip karşısında durmak hangi zihniyet getirisi?
şuan üniversite bitirmek üzere ve hakimlik sınavına hazırlanacak biri olarak söylüyorum eşim müsade etmese çalışmam. bu dünyada belki az gezer, az yerim ama ahirette Allah cc bana sen niye eşine itaat etmedin diye sormaz inşallah. tabi herkesin kendi görüşü ama insanları genele alıp yaftalamaktan, sebebi ne diye bilmeden yorum yapmaktan vazgeçmenizi tavsiye ederim. benim görüşüm bana sizin görüşünüz size!

t: yazar.

dünya sözlük yazarlarının objektifinden

ilk başta hiç güzel çıkmayan bir resim gibi geldi. o yaşlı amca işi bozmuştu. oysa o yaşlı amca ve bebek kediler şu hayatta gördüğüm en uyumlu şeyler olabilirler. ayrıca her kedi gördüğümde çok mutlu oluyorum. yıllar önce böyle diyenlere tikky kız derdim. galiba ben de bir tikky kız oldum ve kedilere aşık oldum. sağolun yeni valide camii kedileri...

dünya sözlük sokak hayvanlarını sahiplendirme platformu

dün karşı komşumun evinin önünden geçerken avucum kadar küçük iki kedi gördüm. birbirlerine sarılmışlardı. muhtemel üşüyordur diye düşünüp biraz sevip uzaklaştım. dönüşte ev sahibinin süt verdiği görünce biraz sohbet ettik.

kedilerin ikisinin de gözleri yara. mikrop kapmış. yenidoğan hayvanlar annesinden uzak olunca böyle olurmuş. tabi sonradan öğrendim ben kör sanıyordum.

abla veterine götürmek istemiş.
ama çok pahalı gelmiş muayene ücreti de. o söylediği miktar benim öğrenci bütçemi de aşıyor.
sonra die antwoord a fotoğraflarını attım.
gitti bir sürü yere ilan verdi. bir sürü çaba gösterdi. ertesi gün telefonumu arayan arayana!

bi tane böyle kedi bakmış biri benimle iletişime geçti.
maddi olarak bir çay parasına, manevi olarak ise büyük bir sevgiye ihtiyacım olduğunu anladım. deli gibi yağmur yağarken gittim dolaştım buldum ettim.

lan bu kediler sadece sevgi ile 1 günde iyileşti. anneme yalvarıyorum ama eve almıyor. strafordan yuva yaptık.

sahiplenseniz ya.

yunus günçe'nin çıkardığı şiir kitabı

iyi yapmış sağolsun.

insanlar bazen bir hayal uğruna da bir şeyler yapabilir. belki bir şiir kitabı çıkaracağına dair kendine bir sözü vardır ?
sıradan bir insanın kendince yazdığı şeyleri derleyip şiir tarzında bir kitap çıkarması gibi. onu farklı kılan ünlü olması. eğer ünlü olmasa idi kimse farketmeyecekti bile .
sizce dünyada bunun gibi kaç bin tane kitap vardır; düşünülmeye değer mi ?

kendi kendine ergenliğin buhranlı anlarında sağa sola karalanan saçma şeyler.
okurken dahi utanıyor olabilir.
ya da çok beğeniyor ...
kendi de farkında belki...
belki değil.
önemli olan onu yapmış olmayı istemek.
istemek ve yapmak.

herkes nobel edebiyat ödülüne
aday gösterilecek bir şey mi yazmak zorunda ?
merak ediyorum herkes neden mükemmel ?


almadığım, okumadığım, okumayacağım bir şey olmasına rağmen; iyi ki yapmış diyorum.

çünkü; hayat birileri beğensin sevsin alkışlasın diye yaşanan bir şey olmamalı.


* özgüvenini tebrik ediyorum.

üç boyutlu ses

sesin geliş yönünü farklılaştırarak aynen reel hayattaki gibi algılamamızı sağlayan bir teknoloji. şunu kulaklıkla dinlemenizi ısrarla öneririm. kulaklık şart yalnız. yoksa algılanamıyor.

soğan kürü

bir soğan yemeklik doğranır
bir bardak kaynar suyun içine atılır
soğuyana kadar beklenir
suyu süzülüp,soğanları atılır
suyunun içine,3 çorba kaşığı bal,1 tatlı kaşığı toz tarçın,yarım tatlı kaşığı toz zencefil,bir limonun suyu eklenir.

alın size formül, hasta olmayı beklemeyin. kış kurtarıcısı olur kendisi, tecrübe ile sabit. özellikle öksürük varsa tavsiye ederim.

sözlük yazarlarının karalama defteri

acı kahve tadında kelimeler biriktirelim bu gece.
o geceyi seviyor belli,uykuyla kanlı bıçaklı gözler çok sever geceyi.
kitaplardan kokular sürünüp geceye çıkar,kağıda kaleme dokunur.mürekkep tadı var ağzında kesin,yoksa yazamaz acıyı!
bilinmek ister belli.
anlatmak ister.
yarası, aslında kendisi !
yağmurun sesine hayran bir çocuktur,yaşına bakmayın!
anlatsan masal dinler,hayaller devşirir,uçan halılarla kaf dağına varır,leyla'ya özenir.
balkona çıkar,aya bakar,hüzünlenir,yarasına özenir.
susar.
susarız bizde.
rüya gördük kaç gece,kaç gece tesadüfe sığınmaya kalktık,yok değil!
aklımızla ölçülecek hesap değil bu. dipsiz kuyuya taş mı atılır gece gece?
onda bir kalp var, közden, belli !
közü avuçlamak yürek ister. aslında kolaydır ehline laf cambazlığı!şöyle kuşlu çiçekli bir şiir sererdik sofrasına ama yok be abi!

ilişemeyiz, kuyusu kendi,delisi kendi,taşı kendi!
|

dm den yürümek

dm den değil ama twitter dan yürüyüş destanı olmuş resmen. olay şöyle başlamış:

not: resimlerin hepsini ekledim. biraz uzun oldu kusura bakmayınız. peşin peşin yazdım ki ne kadar uzun, sayfanın dibini bulamıyorum diye bana da mesajdan yürümeyin. *





bilginin kalıtsal olarak aktarılması

princeton üniversitesi ile mozambik lurio üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü bilimsel araştırmaya göre insanoğlunun sonradan öğrendiği tüm bilgi ve beceriler aslında potansiyel olarak bir sonraki nesle aktarılıyor. yani eğer bir baba tıp okumuşsa eğitimi boyunca elde ettiği tüm bilgiler çocuğuna kalıtsal olarak aktarılıyor. peki bir çocuk neden bu bilgileri kullanamıyor. çalışmayı yürüten ekipten filipe guebuza'nın yaptığı açıklamaya göre aktarılan bilgilerin kullanılmaya başlaması için beynin depolama sistematiğinin ve bilgilerin açığa çıkarılması sırasında meydana gelen kompleks kimyasal sürecin sırrının çözülmesi gerekiyor.
guebuza, bu çalışmaya ilham veren şeyin kaza geçiren bazı insanların kendilerine tamamen yabancı dilleri konuşmaya başlamaları şeklinde meydana gelen vakalar olduğunu söylüyor. teoriye göre bu durum o kişinin atalarından birinin bu dili bilen birisi olmasıyla açıklanabilir.
araştırma, bilgilerin ortaya çıkarılmasını sağlayacak süreci yapay olarak gerçekleştirmeyi ve kişinin beynindeki atalarından gelen tüm bilgilere erişmeyi amaçlıyor.
bu araştırmanın tarih ve eğitim konusunda çığır açacak bir çalışma olması bekleniyor.
guebuza son olarak çalışmanın tamamen mozambikli bir kaç bilim insana ait olduğunu fakat princeton üniversitesi'nin "bizimle ortak çalışın yoksa sizi kimse ciddiye almaz, mozambikli biliminsanı nihohohaa" demeleri üzerine ortak bir şekle büründüğünü belirtti.

paul auster

ıc dünyamdan notlarda şöyle demiş yazar:

"birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire yapın. çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir..."