Geçen Ayın Favorilenenleri

görücü usulü

geçen yine bir görücüye gidiyorum. bana hep şişman, yaşlı, çirkin, psikolojik sorunları olan, hayattan bezmiş falan kız buldukları için yine böyle bir şeydir dedim. anneme ''bak hep böyle güzel, şöyle güzel falan diyorsun ama hiç dediğin gibi çıkmıyor'' dediğimde kızı düğünde halayda gördüğünü ve ismini cismini yerini öğrendiğini bu sefer doğru söylediğini söyledi.
neyse inandık bu sefer ve kızın evine gittik. zaten heyecanlı ve panik atak hastasıyım birde bunun üzerine kız evine gidiyorum. neyse kızın evine doğru yola çıktık. kız 6. katta oturuyor ve asansör çalışmıyor. sıcak havada altı kat çıktık. kapıya geldiğimde kalbim hem yorgunluktan hem heyecandan küt küt atıyor. nefesi başka yerlerimden alıp veriyorum. kapıyı kızın baba annesi açtı. bizi içeriye buyur etti. içeri annem ben ve kız kardeşim geçtik. kanepeye sıralı bir şekilde oturduk. nine de karşımıza oturdu. 1 dk sonra kızın annesi içeri girdi. o da karşımıza oturdu. gözler kızı arıyor ve ortamda derin bir sessizlik. ihtiyar nine ortamı açmak için ''oğlumuz ne iş yapıyor ?'' dedi. annem. ''ingilizce öğretmeni'' dedi. ihtiyar kadın; '' konuşabiliyor mu ?'' dedi. annem ; '' derdini ifade edecek kadar kendini anlatacak kadar konuşuyor'' dedi. ihtiyar kadın ; '' oğlumuza diyorum konuşabiliyor mu '' annem; '' konuş oğlum ablalara ingilizce'' dedi. ihtiyar kadın az biraz daha sesini yükselterek ''hanım efendi !! oğlumuza soruyorum'' dedi.
bende az biraz sesle ingilizce bir şeyler saçmaladım. ihtiyar kadın az biraz sinirlenerek '' oğlum anlat kendini o anlamda dedim'' dedi.
bende '' öğretmenlik mesleği ile iştigal etmekteyim'' dedim. ''iştigal'' ne ya. Allah beni netmesin. iştigal ne !! 40 yaşındayım ömrümde ilk defa bu kelimeyi kullanıyorum.
annem de o ara lafa girip '' gayemiz zat-ı alinizi rahatsız etmek değil, efkar-ı umumiyede kızınız ile oğlumuzun muhabbetini kurmaktır. cevabı müspetiniz kalb-i hazalimizi memnun edecektir'' dedi. ortam bir anda osmanlı da saraydan kız isteme faslına döndü. sanki mısır sarayında tosun paşanın kızını istiyoruz.
neyse ihtiyar nine meyve falan ne istersiniz durumuna geçince heyecanla birde ağzımdan ''armut'' lafı çıktı. armut ne la !! armut nee !! kendimden utandım. bu ülke topraklarında görücü evinde armut isteyen tek damat adayı eminim benimdir.
neyse ki evde armut varmış. ihtiyar kadın kızın annesine ''kalk kızım herkese çay oğlana armut getir'' dedi. 5 dk sonra kız annesi elinde çaylar ve armut ile geldi ikram etti karşımıza oturdu. biz hala evin kızını bekliyoruz. sonra ihtiyar kadın yanındaki kızın annesine dönerek ''kızım da işte ev hanımı ama eli hamarat bir kız'' dedi. o anda annem ve benim içimde öyle bir ''dankkkk'' sesi oldu ki dışarıdan bile duyuldu. meğerse 50 yaşlarında görünen kadın kızın annesi değil kızın ta kendisiymiş. biz şoku belli etmemeye çalışarak olayları 5 dk idare ettik sonra kalktık. yolda eve giderken arabanın hızını 200 km çıkardım ve anneme bakarak ''bana mantıklı bir şey söyle'' dedim. annem kızı düğünde gördüğünü genç çıtı pıtı bir kız olduğunu söyledi. kendisi 6 derece gözlük takıyor. ''anne Allah aşkına sen 6 numara gözlük takıyorsun salonun en gerisinde oturduğunu söylüyorsun kızı nasıl gördün'' dedim. annem de tamam ama ayrıca ayşe teyzeme de kızı gösterdiğini söyledi. hey yavru heyyy. ayşe teyzeymiş. ayşe teyzede ileri derecede katarak var ve mahallede lakabı '' kör ayşedir'' Allah bilir annem o gözü ile düğün salonunda kızı gösterecem diye büfeyi işaret etmiştir kör ayşe teyze ise Allah bilir nereye baktı ne anladı. belki de tarif ettikleri kız diye bir şey yoktu düğün salonunda çelenge bakıp onu kız sandılar. neyse ben bir şey demiyorum umarım kurt binicinin bahtı açık olur.
devamını gör...

dünya sözlük kararnameleri

karar: 3 mayıs 2018 - 00:01 itibariyle nickaltı başlıklarına yazarın herhangi bir tanımı veya sözlükteki aksiyon niteliği refere edilmeden girilen subjektif içerikli tanımlar doğrudan silinecektir.

sebepler ve motivasyon: sözlüğe yeni gelen yazarların, mevcut yazarlar arasındaki nickaltı cancişliği nedeniyle kendilerini yalnız ve yabancı hissetmelerinin önüne geçmek; sözlüğün esas gayesi olan yazılanlar üzerinden interaktivite oluşturma fonksiyonunu yerine getirmek; nickaltı girerek tanım kotasını doldurma gayretinde olanlara prim vermemek; sözlükte kalite standardını aşağılara çeken nickaltı tanımların azalmasını sağlamak.

örnek: bir yazar başlığına ''çok güzel bir arabası olan yazar'', ''iyi yemek yapan yazar'', ''whatsapp mesajlarına bakması gereken yazar'' gibi sözlüğün geri kalanını ilgilendirmeyen veya sözlüğe değer katmayan ifadeler yazılamaz. yazarın sözlükte yazmış olduğu bir tanım üzerinden tebrik, destek veya eleştiri getirmek üzere nickaltı tanımı girilebilir. kişinin sözlükte edindiği sözlük yazarı rolü hakkında bilgilendirme tanımı girilebilir. açtığı başlıklara, değindiği konulara, oylama ve diyalog eğilimleri yorumlanabilir. böylece hem o kişi profili ve onun yazdıkları daha çok kişinin dikkatini çekecektir hem de argüman veya kontr-argüman oluşturma ve beyan etme kültürümüzün gelişmesine mütevazı bir katkı sağlanacaktır.
devamını gör...

dünya sözlük 2. fotoğraf yarışması oylaması

herkese merhaba;
2 hafta süren katılım süreci tamamlandı ve oylama haftası geldi çattı.
oylamamız 2 haziran cumartesi gecesi 12:00'de sona erecek.
oy vermek için yapmanız gereken, fotoğrafların üzerinde belirtildiği numara ile birlikte, "oyum şu numaralı fotoğrafa" diye bana özel mesaj atmanız.
fotoğraf gönderen yarışmacılar da, haliyle kendi fotoğrafları hariç* oy kullanabilirler.
bu güzel fotoğraflarıyla yarışmaya katılan herkese teşekkürler ve başarılar.

oylamanın adil olması açısından, hem katılımcıların hem de oylayanların, kime oy verdiklerini veya fotoğrafın kime ait olduğunu gösterir davranışta bulunmaması rica olunur.

fotoğraflar; en boy oranlarına karışılmadan, fotoğraf kalitesini de bozmadan, makul boyutlara getirilmiştir.
fotoğraf numaraları, fotoğrafların üstünde yer almaktadır.

1. numaralı fotoğraf - sony xperia xa ultra


2. numaralı fotoğraf - nikon d3100


3. numaralı fotoğraf - canon eos 550d


4. numaralı fotoğraf - canon eos 100d


5. numaralı fotoğraf - canon eos 1200d


6. numaralı fotoğraf - samsung nx1100


7. numaralı fotoğraf - sony xperia xa ultra


8. numaralı fotoğraf - lenovo k5 note


9. numaralı fotoğraf - samsung nx300


10. numaralı fotoğraf - nikon d7200


11. numaralı fotoğraf - canon eos 700d


12. numaralı fotoğraf - canon eos 1100d


13. numaralı fotoğraf - huawei mate 10 lite


14. numaralı fotoğraf - canon eos 600d


15. numaralı fotoğraf - samsung galaxy note 5


16. numaralı fotoğraf - samsung galaxy note 4


17. numaralı fotoğraf - iphone 6s


18. numaralı fotoğraf - canon eos 760d


19. numaralı fotoğraf - samsung galaxy s8


20. numaralı fotoğraf - canon eos 1300d


21. numaralı fotoğraf - nikon d5100
devamını gör...

evlilik teklifi

masumiyetini kaybetmiş teklif. artık bunu bir gösteriş aracı olarak kullanmaya başladık. tekne, kalabalık, kamera, yine kalabalık, olabildiğince planlı her şey. mahremiyetten her şey çok uzak. düğünlere yine bu yüzden anlam veremem. sadece iki insanı ilgilendiren bir sürecin herkes nasıl parçası olabilir? daha fenası çift evleniyor diye eğlenen, coşku içinde dans eden o kalabalık, çift anlaşamayıp ayrılmak istediği zaman nasıl ortadan kaybolabilir? sadece mutlu anlarda mı ihtiyaç vardır insana? bunlar hep soru.

evlenme teklifi evlenme teklifidir. gösterişten uzak olması gerektiği buradan belli aslında. biri beni evliliğe davet ediyor. evlilik dediğin son derece sade, son derece sıkıcı ve son derece mahrem bir alan. haliyle davet edildiğim yerde bir tek benim olmam gerekiyor. ayrıca davet eden tarafın olması lazım. o olmazsa olmuyor çünkü. gerçi ben olmayınca yine olmuyor. bir şekilde iki kişi gerekiyor. ama diğer insanlar olmadan oluyor. o zaman diğer insanlara gerek yok.

ben evlenme teklifini sessiz sakin bir yerde aldım. pırlanta düşmanı bir insan olduğum için buna özel yüzük hazırlatmıştı. yüzüğü görüyorlar, çok ucuz diyorlar. hııı hazırlık yapmadı mı yaniee? bir fotoğraf bile yok muaaağğ? oyuncak yüzük gibi ahaha. yemin ederim teklifin keyfini çıkaramadım. yüzüğün fiyatı bilinmediği halde benim olmadığım her yerde dedikodu konusu yapıldı. fiyat biçildi. 400 tl falan denilmiş. önemi asla yoktu, önemi olsa fiyatını öğrenirdim o kişiden. o da olayları duyduğu halde hiç ses etmedi. görgüsüz değildi. tebrik edilesi, aşık olunasıydı. ama bir şekilde bunun dedikodu konusu yapılması insanı garip bir duruma sürüklüyor. bir şekilde olaylar istediğimiz gibi gitmedi, karşı taraf yüzüğü geri istemedi, atsam mı yoksa yine de geri mi göndersem diye düşünürken yüzüğün içindeki markadan yüzüğün fiyatına ulaştım ve gözlerim o gün bugündür şoka uğramış gibi kocaman açık. hala kapatamadım. ve işte o süreçte fiyatı buymuş, doğrusu ne, ne yapmalıyım diye sorarken fiyatı duyan tüm o insanlar yüzüğü bana ver dedi, satıp tatile gidelim dedi, alışveriş yap o parayla dedi. bir kişi bile nasılsın ayrıldıktan sonra demedi.. yüzüğün değeri benden fazlaydı. yüzük bir kenarda hala geri verilmeyi bekliyor, ben başka bir kenarda kaldım. hala bana yüzüğü soruyorlar ve hala kimse nasıl olduğumu sormuyor.

o günden beri evlilik teklifi denilen şeyin ticarete dönüştüğünü düşünüyorum. çoğu insan için bu sadece gösteriş nedeni. yüzük pahalı olmalı, çok fazla tanık olmalı, herkes bilmeli. önemli olan bir hayat paylaşmak mı yoksa hayatı sergilemek mi bilemiyorum. bu devirde bu teklif bile önemini yitirmiş onu biliyorum. işte tüm bu nedenlerle doğru insanın doğru insana teklif etmesi gerektiğine inanıyorum. eğer gösterişe dönüyorsa bence o insandan çok fayda gelmez. o evlilikten yine fayda gelmez.
devamını gör...

15 yıldır iktidardasınız ne yaptınız goygoyu

unuttuklarım vardır illaki ama şunları hatırla türkiye..

2002 aha da iktidar oldular naparız telaşı..
2003 ırak tezkeresi..
ırak savaşı..
2004 kofi annan planı (kıbrıs)..
2005 avrupa heyecanı..
2006 danıştay..
2007 hrant ve dahası..
-cumhurbaskanlıgı secimi 367 krizi..
türkiye malezya oluyor mahalle tartışmaları..
2008 parti kapatma..
-ergenekon..
2009 küresel ekonomik krizi..
2009 yerel seçimler..
2010 mavi marmara..
2011 şike operasyonları..
-cemaatle ufak tefek sorunların baslaması dersane meselesi..
2012 mit operasyonları..
2013 gezi kalkışması..
-17-25 aralık operasyonları..
2014 cumhurbaskanlıgı secimleri..
2015 genel secimler..
2016 15 temmuz darbe kalkışması..
2017 ...
2018...

çok normal bir ülkeydik..
di mi..
devamını gör...

president

sözlük’e ve sözlük’ün çok değerli yazarlarına veda edecek olan mod/yazar.

yazar dostlar aranızdan ayrılıyorum, bu gidiş asla bir unutulmak eylemi ile sonlanmasın dilerim. hep iyilik ve hayırla anacağınız işler yapmaya çalıştım sözlük’te. açtığım başlıklarda, girdiğim entry’lerde her daim adaleti gözetmeye çalıştım, fikir-düşünce-ırk-siyaset ayrımı yapmamaya özen göstermeyi kendime hep bir yol gösterici tayin ettim.

uzun süreli yazarlık süreci ile başlayan sözlük hayatım, sizlerin oyları-destekleri ile mod olmakla taçlandı; bu misyonu bana yakıştırıp iyi işler yapmama vesile olduğunuz için sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

mod olurken söylemiştim: sözlük hayatı da tıpkı dünya hayatı gibi gelip geçicidir; mod olmak-yazar olmak; veyahut dünyalı olmak anonim olmak...tüm bunlar hiçbir statü belirtmez. mühim olan insanlara güzel şeyler katmak ve hoş bir sadâ bırakabilmek...umarım bu niyetle başladığım modluk/yazarlık sürecimde bunu az da olsa başarabilmişimdir.

haklarınızı helal edin, bu süreçte yanlış kelime seçimleri ile incittiğim yazar üstadım olmuştur elbet...bu vedanın hatrına o da president’ı affetsin...

sözlük sizleri bir araya getirme imkanı sağlıyor, düşüncelerinizi ifade etme ortamı sunuyor, aynı düşüncedeki bambaşka bir şehirde ve meslekteki insanla tanışma fikir alışverişi yapma imkanı sağlıyor dostlar. bu yüzden sözlük’ün size olan katkısını mutlaka hissedeceksiniz.

diğer sosyal medya ortamlarından ayrıyız, farklıyız, internet ortamında güzel olan ne varsa; ahlak sınırlarını aşmayan-maneviyatı eksiltmeyen ne varsa bu sözlük’te hissediliyor, yaşanıyor. bunu diğer sözlük’lerde yazar olan/olmuş arkadaşlarımız bilirler...

sözlük’teki bu havayı her daim muhafaza edin, düşüncelerinizi-hislerinizi bu çerçeve dahilinde yansıtmaktan geri kalmayın.

küfür ile değil; sağlam argüman ve dik duruşlu kelimeler ile yazarlık kariyerinizi devam ettirin. bu hem sizi kişilik olarak ilerletecek hem yazarlar arasında sevilen biri olmanızı sağlayacak hem de oluşturduğunuz-çizdiğiniz profil izlenimini daha da kalıcı hale getirecektir...

sözlük’e ve sizlere dair sıralanacak bir hayli kelimem var; ama beni tanıyanlar bilir başta da dediğim gibi bu veda hiçbir zaman unutulmak vedası olmasın dilerim...
hüzün biriktirmek çok da istemiyorum bu entry’de o yüzden ben gideyim, adım kalsın; dostlar beni hatırlasın...

haklarınızı helal edin, sizleri Allah’a emanet ediyorum...
devamını gör...

müslüman hanım alimler

günümüz alimlerinden hindistan'lı muhammed ekrem en-nedvi'nin 40 ciltlik eseri. en son kırk ciltti ve 75 cildi bulacağı söylenmiş.

eserin içeriğine gelecek olursak adından da anlaşılacağı üzere geçmişten günümüze kadar gelen ve islam dünyasının en tanınmış erkek alimlerine dahi ders veren kadın alimlerin günümüz kadınlarına örneklik teşkil eden hayat hikayeleri anlatılıyormuş. halihazırda türkiye'de bulunmuyor sanırım. muhammed ekrem en-nedvi'nin söyleşilerini baz alarak yazıyorum onu belirteyim.

örneğin en bilinen kadın alimlerden "zeyneb binti el-kemal’in derslerine 400 kişi katılıyordu. bunların çoğu erkek idi. muhaddisler adet olarak genelde derslerine katılanların isimlerini not ederlerdi. zeynep binti el-kemal de derslerine iştirak eden 400 kişinin adını kaydetmiştir. bu kişilere hadis kitaplarından dersler vermiştir. ünlü islam alimlerinden tacuddin es-subki zeyneb’in öğrencilerindendir. imam ibni hacer, zeyneb’in talebelerinden umm ahmed tatar bint el-izz’den ders almıştır."

beni en şaşırtan kısım ise burası;
"kadının yolculuk yapması zor tabi eski dönemlerde. ancak buna rağmen babaları ve eşleri ile ilim yolculuğuna çıkmış bir çok hanım âlim var. örneğin fatıma bint sa’d el hayr endülüs’te dünyaya geldi. çin’de büyüdü. isfahan’ın cüzdan adındaki bir köyüne ilim öğrenmek için rıhleye (yolculuğa) çıktı. orada tanınan bir âlime olan fatıma cüzdaniyye’den imam taberi’nin hadis kitaplarını ders aldı. fatıma bint sa’d hocası fatıma cüzdaniyye’den imam taberi’nin mecmuu’l kebiri’ni ders almış, ezberlemiş ve icazet almıştır. daha sonra medine, mekke, şam ve mısır’a gitmiştir. hatta islam uleması, “mısır’da hadis ilminin yaygınlaşması fatıma bint sa’d’ın vesilesiyle olmuştur” der."

biraz uzun oldu fakat 40 ciltlik eseri iki cümleyle anlatmak olmazdı.
devamını gör...

dolar

bu aralar tayyip erdoğan'a fena yüklenen para birimi.
akpli arkadaşlar neye inanırsa inansın, dün yaşadığımız tl'deki büyük çöküşün nedeni tayyip erdoğan'ın bizzat kendisi. para politikaları ve merkez bankasi ile ilgili akil almaz teorini bütün dünyanın seni izlediği bir sırada, karşında dev sermaye sahipleri varken beyan edersen, herkes gerçeklikten ne denli koptuğun konusunda hemfikir olur. bu ipe sapa gelmez teorileri miting meydanlarında, muhtar toplantılarında elli kere tekrar etmenin bir alışkanlığı mıdır bilmiyorum, ama bu ülkede istediğin herşeyi yapıp söyleyebilmenin dayanılmaz sorumsuzluğu kapıkuleyi geçince biter. karşı tarafta herkes heybesindekine göre kilo çekiyor. faizi de artırırsın, o her fırsatta saldırdığın küresel sermayenin oyun bahçesi olan " serbest piyasa ekonomisi"ne biat mesajı da yayınlarsın, yıllardır oy devşirmek için kamplaştırdığın vatandaşa doviz almasın diye de yalvarırsın, yıktığın güveni bir nebze olsun düzeltsin diye jet hızıyla ekonomi bakanı ve merkez bankası başkanını ingiltereye de yollarsın. ülkenin ve dünyanın gerçeklerinden bu kadar koparsan, tıpış tıpış gönyeye sokarlar adamı, bütün façanı bozarsın. 2009 sonrası ülkeye oluk oluk akan ucuz parayı yandaşları bayındır etmek için kullanmak yerine nitelikli üretime gömseydin, bu konuşmayı yaptığın günün ertesi onlar peşinden gelirlerdi "abicim sen de haklısın, bir orta yol bulunur sakin ol!" diye.

bakın her gün "faiz lobisi, diş güçler, üst akıl" diye bağıran adam, iktidarındaki belki de ekonomik olarak en çalkantılı günün ardından son zamanlarda gördüğüm en aklı başında konuşmasını yapıyor. eee lobi, üst akıl, küresel aktörler falan ? aradığımız düşmana neden tam da şu an ulaşılamıyor? iç siyasette sürekli propagandası yapılan yollar, köprüler, havaalanlarını aslında kimin parasıyla yaptığımızı mı hatırlattı birileri ? dış güçlerin oyunuymuş; ulan dolar elin adamının parası olduğuna göre, doğası gereği dış güç olması normal değil mi ? akp iktidarından önce evde kendimiz mi yapıyorduk doları? yerken iyi kıtır kıtır, sapına gelince bu mızıkçılık neden ? bu paranın dilediği zaman bu ülkeyi terk edebileceğini düşünmeden sülalenin hayırsız üyesi gibi varı yoğu tüket, adam çekip gidince de "daha karpuz kesecektik" diye sitem et. her zaman "dış" olan bu güce neden bu kadar göbekten bağlandın o zaman ? diye soran yok nasıl olsa.
devamını gör...

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

içeriği acayip geldiği için sırf tekke kültürüne ait diye rahatça ve bilmeden saldırılmasına imkan tanıyacak bir anlatı.

ruya görüp Allah’ın kendisinden oğlunun boğazını bıçakla kesmesini istediğini düşünen peygamberin anlatıldığı kıssa kuran-ı kerim’de geçmektedir malumunuz. en az karısını sunmak kadar absürd, haram, akla aykırı bir şey değil midir bir masumun canına kast etmek? hem de bir ruya üzerine. hz. ibrahim’den murad edilenin oğlunu kesmesi olmadığı nasıl kendisine lutfedilen kurbanlık hayvan ile anlaşılmışsa tekke kültürü içindeki bu tip anlatılarda da muradın akla aykırı-haram olan şeyh talebi olmadığı hikayenin sonunda anlaşılır. sonuçta kıssa, bilgi kaynağı bakımından hangi katmanda bulunursa bulunsun* anlattığı şey aynıdır: islam’ın özü olan teslimiyet. fakat çok tanrılı dinlerde nasıl temsili olanın tanrılaştırılmasıyla asıl din tahrif edilmişse, bugün tam tersi şekilde temsili olanı anlamaktan nasipsiz kimseler eliyle kupkuru bir din anlayışı ortaya çıkıyor. dünyasözlük’ün de bu bakımdan ekşisözlük’ten aşağı kalır potansiyeli yokmuş, bilvesile görmüş olduk.
devamını gör...

17 yaşındaki bebelere ak parti iktidarı öncesini anlatmak

yıl 1999.
dedem gözünden rahatsız gözü kanlanmış doktor yok. elinde de egzamalar azmış, her tarafı dökmüş. muayene olmak için devlet hastanesinden sıra almamız lazım. gece saat 3'te dedem kaldırdı beni. devlet hastanesine kadar 4 km. yürüdüm. saat 4.30 gibi hastaneye geldim. önümde 2 kişi vardı. sıraya girdim. saat 6.20'de sabah ezanı okundu. 7. 30'da sıra 500 metreyi geçmişti. 7.40'ta sıra dağıtmak için temizlikçi geldi ve sıra numaralarını önce güzelce ayırdı. küçük bir bölümünü dağıtmak üzere ayırdı, diğerlerini masanın altına sakladı.
benden önceki amcalardan biri dahiliye sırası aldı. ikincisi dahiliye ve cildiye aldı. üçüncü sırada ben vardım. ben de göz ve cildiye istedim. göz sırasını 17. sıra aldım, "cildiye kalmadı" dedi.

tabi ben ortalığı karıştırınca bana bir cildiye numarası verdiler 49 numara.
saat 9'da doktorlar muayeneye başladılar. ben hemen reçete sırasına girdim. dedem muayene olduktan sonra geldi ve yer değiştirdik. ssk defteri onaylatmak için sıra beklenirdi saatlerce.
dedem defteri onaylatırken ben eczane kuyruğuna girdim. 1 saat te öyle geçti. tam biz alırken öğlen saati girdi ilacı alamadık. yalvar yakar vermedi adam ilacı. saat 1'de eczane açıldı ve biz ilacı aldık. geri döndüğümüzde 49 numaralı cildiye sıramız geçmiş, almadılar bizi.
sonra dedemin tanıdığı biri araya girdi ve bizi o temizlikçiye götürdü. adam da eski para ile 1 milyon liraya bize yeni numara sattı. sonra biz o numara ile muayene olduk. tekrar sıra alıp defteri tekrar onaylattık. sonra tekrar sıra alıp eczaneden numara aldık ve eve döndük.
toplamda 2 krem 2 kıytırık ilaç ve 1 göz damlası almak için 2 kişi canhıraş bir şekilde aç susuz tam 15 saat cebelleştik.
eve geldiğimizde "hem göz hem de cildiye, iki doktora birden muayene olduk" dediğimiz zaman hiçkimse inanmadı bize.

inanılmazı başarmıştık çünkü!
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

sanırım hayal kurarken malzemeden çalıyoruz. çünkü sürekli yıkılıyor" diyor grange.
montaigne'ye göre ise; yıkımın sebebi malzemeden çalmak değil, malzemeyi çürük zemine kurmaktır:
"insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun
devamını gör...

muharrem ince'nin nagehan alçı'ya verdiği ayarlar

fizik öğretmenim yine şaşırtmamış nagehan alçı'dan gelen efsane pasları 90'a takmıştır.
1
2
3
4
5
6
kekelettiği an
izlemeyenler için full versiyon
--! spoiler !--

+nagehan alçı: sivas katliamına katliam demeyen karamollaoğlu ile aynı ittifakta olmaktan rahatsız değil misiniz?
- muharrem ince “bu soruyu erdoğan’a da sorabilir misin? ben hiç karamollaoğlu ile aynı partide siyaset yapmadım ama erdoğan yaptı.”

--! spoiler !--
devamını gör...

muharrem ince

eğer olurda seçilemezse yeni başkan'ın bir şekilde düzenleme yaparak bu adamı meclise alması lâzımdır. her şey oy , milletvekilliği değildir. kendisinin halk nezdinde ciddi bir tabanı vardır ve bu chp'den de büyüktür. kılıçdaroğlu'nun şu tabloyu görünce şerefli şekilde istifa etmesi lazım gelir.

kendisinin 3 seçimde yapamadığı etkiyi ve toplayamadığı kalabalığı 1 ay olmadan gerçekleştirmiştir. demokrasi adına bir kazançtır. kendisine oy vermeyecek birisi olarak tebrik ediyorum. güzel mücadele ediyor..
devamını gör...

asperger sendromu

bir türlü yazamadığım ama en çok yazmak istediğim tanım, tanı, sendrom, bilmem ne. neden yazamıyorum, yazınca neden silmek zorunda hissediyorum bilmiyorum. bir farkındalık oluşturmak gerekiyor ama onu biliyorum.

yüksek işlevli otizm olarak bilinir ancak bu hala tartışılan bir konudur. zaten dışarıdan kolay kolay fark edemediğiniz bir insan size asperger sendromluyum dediği zaman aklınıza gelen şey otizm olmaz. zaten onlar bazı bilim adamları gibi ben otistiğim diye gezmez. davranışları gayet normaldir sadece farklıdır. değişik bulunurlar ama hiçbir zaman anormal olarak görülmezler. hatta garip bir saygı hali bile uyandırırlar çevrelerinde ve hatta bazen çok ciddi tepki bile çekebilir.

konuya girmeden önce şunu belirteyim. psikoloji sürekli yenilenir. sürekli tazelenir. antisosyal bozukluk ile ilgili daha düne kadar empati yapamıyorlar denilirken şimdi şöyle söyleniyor. bir empati düğmesine sahipler ve istedikleri zaman empati düğmelerini açıyorlar. bazı sendrom ve bozukluklar üvey evlattır. bir tane psikolog ortaya çıkmış, madde madde antisosyal bozukluğu anlatmış, bugün hala internet üzerinde bu yazı var. kimi izledin? kaç antisosyal bozukluğa sahip insanın tedavisini üstlendin? neye göre belirledin tüm bu maddeleri? plan yapamadığını söylüyor mesela, peki seri katiller nasıl cinayet sonrası yakalanmıyor. çoğunda antisosyal teşhisi varken bu adamların plansız cinayet işlediğini söyleyebilir miyiz? madde madde çürütebilirim. bunun üzerine yüzlerce kitap ve makale okudum. üzerlerine yapışan bu katil ve her an katil olabilirler algısı yüzünden bu bozukluğa sahip biri tedaviye elbette yanaşmaz. sonra şöyle diyorlar. tedavi için kendisi adım atmaz. tamam ama sen onu madde madde kötülürken tedavi için neden adım atsın?

haliyle sen %40 özür oranı vermeyi uğraşırken asperger sendromlu tedavi istemiyor, aileler hiç istemiyor. zaten bir çok doktor bu teşhisi koyamıyor. depresyon ve ilaç tedavisi konusunda çok ustalaşmış durumdalar. asperger sendromu teşhisi alana kadar 3 ayrı teşhis alabilirsiniz bu ülkede. öncesinde erkeklerin yaşadığı bir durum olduğu düşünülürken aynı oranda kadınların yaşadığı ortaya çıkmış. şimdi şöyle söyleniyor. kadınlar kendi teşhisini koyarsa doğru kabul ediyoruz. yani bilim diyor ki biz çok bir araştırma yapmadık, 74 yıldır geldiğimiz nokta bu, biz bunu yaygın gelişimsel bozukluk içine koyduk ama kendi aramızda içinde olmaması konusunda hala tartışıyoruz.

bir doktor, uzman ya da buna benzer bir şey değilim. ben deneyimlerimden bahsetmek istiyorum. çünkü asperger sendromlu çocuklar otizmli çocuklar gibi fark edilmiyor ve bu ülke sınırları içinde inanılmaz eziliyorlar. eğitim hakkından yararlanamıyor. oysa ilgi alanı olan konuyla ilgili yetiştirilse inanılmaz başarılı olabilir. uzay, arabalar, müzik ya da farklı bir konuya ilgi duyan bu çocukların ilgisinin içinden çıkamadığı durumda doğru bir yönlendirme ile neleri başaracağını düşünün. bugün bir çok bilim adamının asperger sendromlu olduğu söyleniyor. bizim ülkemizden ne çıktı?

çocuğunuzun asperger sendromlu olduğunu düşündüğünüz noktada şiddet uygulamak, onu banyoya kilitlemek, sırf ilgi alanından çıkıp sosyalleşmesi için sokağa atmak tedavi yöntemi değildir. adam olsun diye yapılan bu tür şeylerin hiçbir faydası yok. asperger sendromlu çocukların ilgi alanı genişletilebilir. sosyalleşmesi için en baştan yardımcı olunabilir. mimiklerin anlamları öğretilebilir. ağlamak, gülmek, gülümsemek ve şaşırmak gibi. mimik çalışmasını sağlayabilirsiniz. empati üzerine çalışmalar yaptırabilirsiniz. vücut dili okumayı öğretebilirsiniz.

karşınızda insanları anlamayan ama sosyalleşmek için can atan bir çocuk var. üstüne beyni parçalama yeteneğine sahip. insanları anlamaya çalışırken o insanların ruhunu görmeyi öğrenecek. bu çocukların inanılmaz yetenekleri olabilir. sosyal ve motor becerilerinde zayıf olması gibi detaylara takılmayın. onun beyni bulunduğu çevreye alışmak için ona yardımcı olmak için hazır. inanılmaz iyi bir analiz yeteneğine erişebilir. bugün saf, mecaz anlamları anlamayan, akranları tarafından ezilen çocuğunuz yarın o insanların karşısına geçip tüm zayıflıklarını onların yüzlerine söyleyebilecek duruma gelecek.

asperger sendromlu çocuklar empati yapamadığı için çok dürüst bir şekilde düşündüklerini söyler. düşündüklerini sosyalleşmek için kullanmadığı için düşüncesiz biri gibi görünebilir. sinsi ve tehlikeli olduğu zannedilir. ağlayan insan için acaba niye ağlıyor diye düşünebilir. benim önerim çocuğunuza duyguları anlatmanız. duyguları tanımlayamayan bir çocuk var karşınızda. hissediyor ama tanımlayamıyor. hissettiği şeyler ilgi alanından aniden kaçışıyor. bu yüzden bir şey hissettiği zaman kağıda yazmasını söyleyin. unutacaktır. mutlaka tekrar edin. ona kural olarak koyun bunu. o duygunun karşısına duygunun adını yazın. duyguları öğrensin. duygular hakkında okusun. duyguların tüm insanlara nasıl hissettirdiğini bilsin. bu empati yapması için zemin hazırlayacak.

çocuğunuzun kuralları var. çok kuralcı olabilir. madde madde kurallarını yazabilir. dua ederken bile öncesinde kağıt üstünde tasarlayıp sonra Allah'a okuyabilir. koyduğunuz kurallara sürekli uygun davranabilir. anlaşabilmek ve sözünüzü dinletebilmek için saatleri kullanarak kurallar koyun. mesela saat 11.00 yemek saati. yoksa inatlaşır. bu çocuklar çok inattır. acıya duyarlılığı sizin gibi olmadığı için ne dövdüğünüz için müthiş bir acı duyup bunu ceza olarak algılar ne de onu neden dövdüğünüzü algılayabilir. sebep sonuç ilişkisi kuran sizsiniz. böyle bir çocuğu zaten neden dövüyorsunuz o da çok başka konu. ayrıca saat 11.00 yemek saati ise her gün beklentisi bu olacak. kendinize güveniniz yoksa saatleri kullanarak kurallar koymayın. kurallarınızı yazılı olarak iletin. onun koyduğu kurallara uyun.

dikkatini ilgi alanı olduğu konu hariç dağınıktır. disleksi ile beraber izleyebilir sendrom. kitap okurken aynı anda müzik dinlemesini ya da ders çalışırken aynı anda yürümesini sağlayabilirsiniz. yemek yerken televizyon izleyebilir. bir film izlerken aynı anda resim yapabilir. bir şekilde dikkatini iki farklı şeye vermek isteyebilir. böyle daha başarılı olabilir. dikkatini sadece böyle toplayabiliyor olabilir.

çocuğunuza hayvanların ve insanların fiziksel durumlarda canının yandığını öğretmeniz gerekir. bir şeylerin içini açmak konusunda son derece istekli olan bu çocukların bir böceği ya da farklı bir türü ameliyat ettiği ile karşılaşabilirsiniz.

vücut temasından ya çok hoşlanır ya hiç hoşlanmaz. cinsellikten ya çok hoşlanır ya da hiç hoşlanmaz. vücut mahremiyeti çok üstün durumdadır. bazı insanların vücuduna dokunmasını ister, bazı insanların temasından hoşlanmaz. eğer tek başına oturmak istiyorsa saygı duyun. rehberlik öğretmenine durumu anlatın. ona dokunmadan önce izin isteyin ya da eliyle sizin elinizi bırakın vücudunda gezdirsin. dokunmasından hoşlandığı yerleri size öğretmesine izin verin. bu duruma alıştırmaya çalışın.

tek taraflı iletişim kurabilir. gel dersen gelir, git dersen gider. mecaz anlamlardan anlamaz. yalan söylenmesinden asla hoşlanmayabilir. son derece dürüst biridir. karşı tarafın hatasını gördüğü an hızla uzaklaşabilir. yabancılaştığı an göz temasını tamamen kesebilir. yıllarca göz teması kurmadan sizinle aynı evde yaşayabilir. küstürmeyin. güvenini sarsmayın. onlarla yaşamak zor ama güzeldir. tek taraflı iletişim kurduğu zaman bunu ona düzgün şekilde söyleyin. ayıp olur diye düşünmeyin. susması gereken yeri öğretin. insanlarla soru cevap şeklinde iletişim kurmaya alıştırın.

yürüyüş bozuklukları görülebilir. kız çocuklarında topuklu ayakkabı, daha dik yürümesi için başının üstüne koyulacak bir kitap ile sorunu aşabilirsiniz. bırakın topuklu üzerinde gezinsin etrafta. dik yürümediği her an mutlaka dik dur diyin. kamburlaşma hali sürekli tekrar edebilir. vücut kendini rahat bırakabilir. içe basma sorunu görülebilir. ellerini havada tutabilir. bunlar bir süre sonra aşılacak sorunlar. deneyin ve öyle kalmasına izin vermeyin.

bisiklete binmek gibi şeyler onun için zordur. bisiklete binmek istiyorsa başında durun. korku duygusu çok gelişmediği için kaza sonrası ders alma görülmez. adrenalin hoşuna giderse o bisikletle çok acayip şeyler yapabilir. korkuyu öğretin. kazaları öğretin.

bunun yanında korkuyu bilmeyen çocuk dışarıyı güvenli bulmayabilir. sokağa çıkmasını istiyorsanız ama istemiyorsa oturup nedenlerini anlatmasını söyleyin. harita ve krokilerden yararlanın. yaşanacak tehlikelere karşı önlemler geliştirin.

ses, koku, tat ve ışık konusunda son derece duyarlıdır. kabus ve migren ile savaşma ihtimali çok yüksek. sesleri öğretin mutlaka. onunla gece uykusuz kalın ve tüm seslerin nedenlerini sıralayın. siz duymuyor olabilirsiniz. uydurun. böcek ya da eşyaların genleşme sesi olabilir. bu sesleri beyni korkunç yaratıklara dönüştürebilir. engelleyin bu durumu. kulak tıkaçlarından yararlanabilirsiniz sokağa çıkarken ya da seslere alıştırabilirsiniz.

bebekliği sırasında kapı zili sesi ya da herhangi bir ses nedenli çığlıklar atabilir. direkt olarak otizmli diyecek mutlaka doktor bulabilirsiniz. sesleri algılama şekli nedenli o yaşta irkilme, ağlama ve kilitlenme türü krizler görülebilir. bu tür bir durumda hastaneye götürdüğünüz zaman doktor polis çağırabilir. şiddet uygulamak ya da benzeri bir şey ile suçlanabilirsiniz. bunlar sesleri algılama şekli ile alakalı. sese yavaş yavaş alıştırın. televizyon en kısık, ses artıyor yavaş yavaş, biraz daha mesela. ışık aynı şekilde. buna uygun anahtar düzenekleri var, onları kullanabilirsiniz böyle bir farklılık görürseniz. kendi sesinize yine böyle alıştırın. arabaya binmek istemeyebilir motor sesi nedenli. küçük yaşta alıştırmak gerekiyor.

bu inanılmaz algılama şekli nedenli müzik konusunda belli bir yeteneğe sahip olabilir. şarkıyı dinlerken nota hatasını anlayabilir. piyano ya da farklı müzik aletlerine yönlendirmek çocuk için daha iyi olabilir.

daha bahsedilecek çok şey var aslında. aspergerli çocuklar beceriksiz ya da aptal değil. sadece farklı olduğu durumlar var. tedavi konusunun ben çok zor olduğunu düşünmüyorum. ilgi ve sabır ile yıllar içinde topluma uygun ve yaşıtları gibi davranan bir çocuk yetiştirmek mümkün.

bu sendroma sahip çocukları ve yetişkinleri sevin. yargılamayın. sizin gibi düşünmesini beklemeyin. onlarla iletişim kurmak çok zor değil. net olmak yeterli.

ediş: ah en önemlisi. rutin ve kural konusunda takıntılı olduğu için ne zaman bir rutin belirlerse hemen o rutini çaktırmadan bozun. imkansız değil. baştan müdahale ederseniz rutini konusunda takıntısı oluşmaz ama sürekli yeni rutinler oluşturacak. sosyal hayatına zarar vermeyecek rutinler konusunda müdahale etmeyin, sıkıntılı bir rutin ise o saatte, tam o anda mutlaka olayın içine girin. mesela hep aynı battaniye ile uyumak isterse ve siz o battaniyeyi yıkayıp kurutamadıysanız uyumayı istemez, huzursuz olur ya da battaniye ile banyo yapmak isteyebilir. mesela bu kötü bir takıntı. böyle bir durumda battaniyeyi ilk baştan ortadan kaybetmek gerekiyor. bunlara dikkat edilmesi ve sürekli takip edilmesi gerekir.
devamını gör...

hayatın anlamı

insanların gençken aradığı, sonra da yaşlanmaya başlayınca "yokmuş yahu" deyip bir kenara bıraktıkları o muhteşem cevap.

ama aslında sorunun cevabı o kadar basit ki, bir an durup dünyanın dönüşünü seyretmek, bulutsuz bir gecede gözlerini kaldırıp evrene bakmak o cevabı bulmak için yeterli.

hatta en temel biyoloji kitabı bile size bu sorunun cevabının bir parçasını verebilir...

gerçekte hayat "anlamlarla" ilgilenmez. bununla vakit harcamaz. hayat sadece "devam etmekle" ilgilenir. yıldızlar korkunç bir güçle içten içe yanarlar, ağaçlar uygun zamanda çiçek açar. hayat sadece varolmaya devam eder, burada yada uzak bir gezegenin üzerinde, hiç fark etmez. bu yüzden hayat anlamlarla ilgilenmez. buna ayıracak vakti yoktur.

ve içinde bir anlam arayanlar için de bomboştur. tıpkı bembeyaz bir defter sayfası gibi...

insanoğlu için yapılacak tek şey vardır. bu bembeyaz defter sayfasını ne şekilde dolduracağına karar vermek. yani kendi hayatının anlamına kendin karar vermelisin.

tüm ömrünü para kazanmak ve bu parayla ne istiyorsan satın almakla mı geçireceksin? tamam, senin hayatının anlamı bu demektir.

yada belki bir alim olup yaradılışın sırlarını mı çözmek istiyorsun?

belki ölmeden önce bir defa olsun bir yıldız gemisinin güvertesinde durup, o sonsuz gibi görünen karanlık boşluğu dolduran yıldızları, rengarenk nebulaları ve daha nice isimsiz harikayı seyretmek mi istiyorsun? olabilir, işte hayatının anlamını seçtin, yolun açık olsun...

demem o ki; zor olan hayatın anlamını bulmak değildir çünkü olmayan bir şeyi zaten bulamazsınız.

zor olan kendi hayatınıza bir anlam bulabilmek ve hayatınızı bu anlamla doldurabilmektir.

öyle ki zamanı gelip "bir büyük belkiyi aramaya" giderken geride sadece pişmanlık ve boşluk kalmasın...
devamını gör...