Geçen Haftanın Favorilenenleri

islam ın kadına verdiği değer

güneş balçıkla sıvanmaz. islam'ın kadına verdiği değer kimi yerlerde erkeğe verdiği değerden daha üstündür.

günümüzde müslüman toplumlar büyük ölçüde ataerkildir. islam, daha doğrusu müslümanlık, bulunduğu kabın şeklini almış, 5 bin yıllık ortadoğu ataerkillik kültürü sebebiyle ataerkil bir davranış modeli geliştirmiştir.

öte yandan islam düşmanlarının göz ardı ettiği bir husus var ki islam’ın şeref hanesine yazılabilecek ölçüde önem arz etmektedir. günümüzde yaşayan en büyük anaerkil topluluk olan minangkabaular müslümandır. yine pek çok anaerkil adeti hala yaşatan tuaregler de müslümandır. demek ki ataerkillik islam’ın kaderi değil ve islam içinde de anaerkil ve eşitlikçi bir cinsiyet rolü dağılımı resmen mümkün.

islam'ın kadına bakışının müslümanların kadına bakışından farklı olduğuna dair kanıtımız da var:

--- alıntı ---

abdullah bin ömer (r.a) şöyle der: “biz rasûlullah (s.a.v) zamanında hakkımızda bir vahiy gelir korkusuyla hanımlarımıza istediğimiz gibi davranmaktan sakınırdık. Allah rasûlü (s.a.v) vefat edince istediğimiz gibi konuşup davranmaya başladık.” (buhârî, nikâh, 80)

--- alıntı ---

birtakım konu başlıklarıyla fikirlerimizi serdedelim.

islam'da kadının sembolik anlamı:
1. ilk inananının kadın olması: hz. muhammed'in tecrübe ettiğinin vahiy olduğuna ilk inanan ve hz. muhammed'i de bu yönde telkin eden hz. hatice'dir. bu bakımdan ilk inanan hz. hatice yani bir kadındır.

2. ilk 'finansör'ünün kadın olması: hz. muhammed insanlara Allah'ın dinini tertip ederken onlarla verdiği ziyafetlerde bir araya geliyordu. bu ziyafetlerin büyük kısmını hz. hatice karşılıyordu.

3. ilk şehidinin kadın olması: hatırlatmak gerekirse islamiyet'in ilk şehidi hz. sümeyye'dir.

islam'ın kadına verdiği haklar:
1. miras hakkı: o dönemde kadının miras hakkının olması ve bunun dinen tanınması büyük bir olaydır. herkes kadının mirastaki payının az olmasına takılıyor ama bizatihi miras hakkının olması önemlidir. kaldı ki islam'da erkeğin kadına nazaran daha fazla mali yükümlülüğünün olması bu durumu açıklamaya kafidir.

2. mülkiyet hakkı: islam'da kadına zekat, sadaka gibi mülkiyet hakkıyla mümkün olabilecek ibadetlerin yüklenmesi aslında islam'ın kadının mülkiyet hakkını ve mülkünde dilediğince tasarruf yapma hakkının teminatıdır.

3. boşanma hakkı: çoğu kimse bilmez ama islam'da kadının eşini boşama hakkı dahi vardır: tefviz.

4. biat hakkı: hz. muhammed kadınlardan da bizzat biat almıştır. bu bakımdan yönetimde kadının iradesine başvurması, kadını doğrudan muhatap alması gayet tabii tanınmış bir hak olarak değerlendirilecektir.

5. talep etme hakkı: kuran’da pek çok hususta kadının sosyal haklarını düzenleyen hükümler vardır. hatta bir surenin adını mücadile suresidir, mücadile mücadele eden kadın anlamındadır. gerçekten de islam’da kadının her şeyden önce hukuki hakların en temel çıkış noktası olan talep etme hakkı vardır ve korunmaktadır. öyle ki halife ömer’e dahi çıkışan kadın örneği islam tarihinde yerini almıştır.

islam’ın kadına verdiği pozitif ayrımcılıklar ve yüksek unvanlar:
1. mehir: ne babasına ne de ailesine verilen, sadece evlenecek kadına verilmesi gereken mehirin evlilik sigortası olduğunu söylemek pekala yerinde olacaktır.

2. nafakadan muafiyet: islam’da kadın zengin dahi olsa evi geçindirmekle yükümlü değildir.

3. kız çocuğunun nimet olması: islam, cahiliye toplumundaki bazı aşiretlerin kız çocuklarını diri diri gömmesi gibi adetleri yasaklamakla kalmadı, kız çocuk sahibi olmayı nimet saydı. öyle ki 2 kız çocuğu olup da onu güzelce yetiştirene cennet müjdelenmiştir. erkek çocuk için aynı şey söylenmediğine göre doğrusu islam’ın bu hasleti kıskanılacak bir durumdur.

4. hz. muhammed’in soyunun kadın tarafından devam etmesi: hz. muhammed’in erkek çocuğunun vefat etmesi üzerine müşrikler peygamberimizle alay ediyorlardı ki kevser suresiyle Allah kız çocuğu sahibi olmanın şerefini vurguladı. sadece kız çocuğunun olunmasını ebterlikle özdeşleştiren arap geleneği ters olarak Allah kız çocuğu sahibi olmayı soyun devamı için bir yeterlilik olarak bize emretti. hz. muhammed’in soyunun kızı tarafından devamı sadece bir zorunluluk değil işte böyle bir inceliğe de matuf bir manifestodur.

5. iftiradan korunma: islam’da bir kadına mesnetsiz zina isnat etmek en ağır suçlardan biridir ve ağır cezaya tabidir. görüldüğü gibi islam kadının cinsel dokunulmazlığını korumayı bu kadar önemser.

6. namus müdafaasının şehadetle eş tutulması: islam’da bir kadın taciz tecavüz gibi bir cinsel saldırı esnasında kendisini savunurken ölürse şehit sayılır. islam’ı kadın düşmanı görenlerin böyle bir kadına verebileceği en büyük paye kurban olmakken islam iffetli kadına işte böyle bir yüce makam tahsis eder.

7. anneliğin kutsallığı: herkesin bildiği gibi islam’da cennet annelerin ayağı altındadır. bu söz eğer ‘‘cennet babaların ayağı altındadır’’ şeklinde olsa islam’ı kıyasıya ataerkillikle suçlayacakların bu mucizevi sözün hikmetine bigane kalması onların kötü tıynetinin bir nişanesi değil de nedir?

bitirirken: ‘‘bana üç şey sevdirildi: güzel koku, kadınlar, gözümün nuru namaz’’. hadis-i şerif.

ben gerdun değilim

yavşağa bak sen, seni reelde görürsem akşamı beraber nezarette geçirebilmek için elimden geleni yaparım a ibine!

taciz etmek ne demek lan, aciz sünepe!

muhammed raşid erol

nakşibendi meşayıhının 39.silsilesinden, gavs-ı bilvanisi seyyid abdulhakim el hüseyni hz'nin halifesi.
yüzbinlerin hidayetine, Allah'ın izniyle uyuşturucu-alkol bağımlıların tevbesine vesile olmuş, halim, ziyadesiyle mütevazi, cömert bir Allah dostu.
peygamber efendimiz* gibi zehirlenmiştir ve aynı şekilde zehrin vücutta ilerleyen zamanlarda faaliyete geçmesi vesilesiyle ahirete irtihal etmiştir.
Allahu teala sırrını yüceltsin, bizleri de yolundan ayırmasın.
|

atatürk'e hakaret eden üniversite öğrencisi

bu öğrencinin yaptığı şey bir sonuçtur..

yıllarca atatürk'ün arkasına saklanan yobaz güruhu
başörtülülere ve müslümanlara etmediklerini bırakmayıp
yok atatürk şöyle yok atatürk böyle diye diye
bu insanları atatürk'ten nefret ettirdiler..

atatürk ilkeleri dediler
Allah'ın emrettiği namusu bellediği örtüsünü zorla açtırdılar..

salak salak bahanelerle milletin sakalını zorla tıraş ettiler..
başörtünün şeklinden niyet okumaya giriştiler..
tarihin en yobaz en bağnaz en ahmak
en alçak en cahil zırcahil işlerinden birine imza attılar..

halbuki müslümanlara böyle barbarca eziyet edilmeseydi
bu insanlar en azından sadece nötr olurlardı..
atatürk'ten nefret etmeyi gerekli görmezlerdi..
gündemlerinde bile yoktu..

bak yine yasanın arkasına sığınıp
mahkemeye verecekmişler falan..
bi akıllanmadılar gitti !!

dünyevi mecmua

sevgili yazar arkadaşlarım, değerli moderasyon ve sayın monark!

hepimiz bu sözlükte bir şeyler yazmaya çabalıyor ve kendimizi, fikrimizi ifade etmeye çalışıyoruz. kimimiz kendisini musikiye adamış, kimimiz sinemaya. hepimizin birçok farklı noktada yazdığı şeylerin ortak noktası ise yazdıklarımızın birileri için bir şeyler ifade etmesi. hepimiz farklı düşüncelere de sahip olsak, dünyaya farklı farklı açılardan da baksak; sanırım hepimizin fıtratında bir yerlerde iz bırakmak var. sözlükte yazdığımız tanımlarla birbirimize çok şey katsak da yazdığımız edebi ve sanatsal içerikli tanımlar sözlük mantığı sebebiyle, diğer tanımların arasında kaybolup tozlanmaktalar.

işte bu yüzden yaklaşık bir senedir ara verilen ve kollektif bir çalışma olan dünyevi mecmua’yı yeniden canlandırma amacındayız. sözlükle alakalı her işte olduğu gibi, bu işte de sözlük yazarlarının desteği en önemlli faktör. Allah’a hamdolsun ki farklı farklı yaratılmışız. kimimiz çizim konusunda çok yetenekli, kimimizin tarihsel bilgisi çok, kimimiz sinemaya ilgili ve kimimiz de çok güzel fotoğraflar çekiyor. inanıyorum ki sözlükteki yazarların yeteneklerinin çeşitliliği de bu mecmuayı çok daha güzel yerlere getirecektir.

eyleme dönüşmeyen arzunun ruh bozukluğuna yol açacağını bildiğimiz için kolları sıvadık. sizlerden gelen fikirleri bekliyoruz. öncelikle bu e-dergi işiyle bilhassa ilgilenmek isteyen yazarların bana özelden yazmasını rica ediyorum. ben ne yapabilirim ki deyip de kimse geri de durmasın, çünkü bir dergide herkese düşecek iş vardır. kimimiz tashih işiyle uğraşır, kimimiz kapakla ve kimimiz de içerikle.
biz böyle bir adım atmaya niyet ettik. umarız ki son birkaç aydır taze bir nefes gelen şu sözlükte bu mecmua da çok güzel bir adım olur.

öncelikli hedefimiz dergi için bir a takımı oluşturmak ve çalışmalara, fikir alışverişlerine başlamak.

esenlikle kalınız.

hedefimiz dünyevi mecmua 7. sayı!

not: görüş, öneri ve her türlü fikrinizi özelden bekliyorum. umarım birileri mesaj kutumu yakar. size güveniyorum!

ps:tasarım işini ben halletmeye çalışacağım inşallah!

önceki sayıları incelemek isteyenlere;
1.sayı
2.sayı
3.sayı
4.sayı
5.sayı
6.sayı

bir kere evleniyorum deyip damadı 70 bin lira borca sokmak

olgunlaşmamış hanımlarla evlenirseniz karşılaşabileceğiniz eylem.

zira mantıklı ve mutlu olmayı düşünen hiçbir hanım saçma isteklerde bulunmaz!

ama şunu unutmayın, evlenecek olan kızı aileler “bulunmaz hint kumaşı” oladak gördüğü için, kız almak kolay mı... kafasına girebiliyolar...

Allah’a şükür o tarz bi ailem yok.

efendime söyliyim oğlanın durumunu bile bile fazla altın isteyen kızlar bile duydum!
altınla evlenen kızları alan damatlar da biraz şeydir...

inşallah büyük konuşmuyorumdur...
zira ben şimdi evlenince kuaföre verilen masrafı da saçma buluyorum, fotoğrafçıya verilen parayı da saçma buluyorum...
hatta misafir odası koltuk takımı durumunu da saçma buluyorum!

ama gel gör ki çevremde öyle fettan kadınlar var ki...

geçen bi ortamda evlenirsem evimi gayet spor ve lükse kaçmadan döşeyeceğimi söyledim. resmen 3 insan katili olmuşum gibi bir kadın çıkıp “aaaaaa misafirin gelse o spor takımlarda mı oturtacaksın” dedi
evet?
misafirin kıçı her gün saray koltuğu görüyoe sanki...
ne tipitip insanlar var ya...

sözlüğümüze yazar kazandırma çağrısı

son derece iyi niyetli, samimi ve ciddi bir çağrıydı; küçümseyenlere, eleştirenlere, saçmalayanlara rağmen.
altı buçuk yıldır değişmeyen bir şey var. sözlüğümüzdeki insanlar bu platformda bulunma gerekçeleri bakımından ikiye ayrılıyor; sözlüğü kullananlar ve sözlüğü sahiplenenler.
sözlüğü kullananların amaçları çok çeşitli olabiliyor, zaten sözlük de açık bir kaynak olarak aslen buna hizmet ediyor yani o kadar alternatşf varken yeni bir sözlük olarak ortaya çıkış sürecimiz zaten belli hassasiyetler doğrultusunda ihtiyaca binaen insanların kullanması için faydalı bir ortam oluşturma güdüsüne dayanıyor.
sözlüğü sahiplenenler ise doğal olarak emek vermekten, kendiyle özdeşleştirmekten, misyonuna inanmaktan geri durmuyorlar. sözlüğü sahiplenenlere dikkat ettiğimizde dikkatimizi çeken şey, fikirleri veya tavırları ne kadar sert ve uyumsuz olursa olsun duyarlılıklarıyla diğerlerinden çok daha insancıl görünmeleri. çünkü heyecanlarını geçip giden zaman öldürmüyor, vefa denilen duygudan yoksun değiller ve herkesi kendileri gibi sanma hatasına düşüyorlar. bazen bu durum hata olmuyor; tuzak oluyor, kasıt oluyor, provokasyon oluyor. çünkü birilerinin hiç hoşuna gitmiyorlar, sözlükte empati ve sempati yönü güçlü kimseye tahammülü olmayan ve buranın ıssız bir çöle dönmesi için bıkmadan pusuda bekleyen kişilerin nefretini kazanıyorlar. o tahammülsüz kimselerin sırf heves kırmak için sarfettikleri laflar, sırf emektarları yormak için sebep oldukları kırılmalar, sırf fitne çıkarmak için ördükleri iletişim ağları onlarca kez beyhude bir çaba olarak başlarında patladı. fakat yılmıyorlar zira fayda üretmek gibi bir dertleri yok, gayeleri yapmak değil yıkmak üzerine. sabırla mücadele edeceğiz, inşa etmekten geri durmayacağız.
arkadaşlar, lütfen farkına varalım; sözlüklerde çok sayıda kişi yazar olur ama hepsi baki kalmaz. türlü türlü sebeplerle ortamdan uzaklaşanlar olur, sonuna kadar kalanlar olur, ara sıra uğrayanlar olur ve hepsi de gayet normal tercihlerdir. bugün aramızda eskilerin çok rağbet gören, çok sevilen bazı isimleri hem de kendi istekleriyle aramızdan ayrıldılar diye sözlüğü suçlamanın manası nedir Allah aşkına? aynı şekilde, onlar artık yok diye onlardan önce bile burada olup halen yazan veya onlardan sonra gelip sözlükte çok sevilen-sayılan-okunan bunca insanı değersiz mi göreceğiz? yahu bu sözlük altı buçuk yıl önce ilk açıldığında ancak iki ay ömrü var diyenler oldu, yirmi kişiyle ne kadar dayanacaksınız ki diyenler oldu, şu giderse sözlük biter bu yazmazsa sözlük akmaz diyenler oldu; peki o kişiler şimdi neredeler, yoklar ama bu seferde güncellenmiş modeller aramızda kol geziyor maalesef. hepimiz çok farkındayız ki fikrini söylemek ayrıdır insanları üzmek ayrıdır, açık sözlülük ayrıdır yıkıcılık ayrıdır, eleştiri ayrıdır provokasyon ayrıdır. vaktiyle söylenenlere kulak asıp paydos etseydik, tacizlere boyun eğip sözlüğü kapatsaydık, bazı kişiler gidince ümidimizi yitirip biz de yazmayı bıraksaydık şu anda yukarıda bahsi geçen aramıza sonradan katılmış yüzlerce kıymetli şahsiyeti hiç tanıyamayacaktık hatta bunları yazabileceğimiz bir sözlüğümüz bile olmayacaktı. ilk sözlük kurulduğundan bu yana piyasaya çıkan 169 sözlüğün çoğu gibi sözlükler çöplüğünde yer almak için mi çıktık yola, onun için mi dişimizi sıktık her yanlış anlaşıldığımızda, bu yüzden mi aslolan insandır deyip yediğimiz darbeleri yansıtmadık? tabii ki hayır, tek kişi kalana dek sonuna kadar gideceğiz. binlerce insanın tanıştığı bir mecrayı ucuz fantezilere yem mi edeceğimiz sanılıyor, bu sözlüğün gelişmesi için her dönemde arı gibi çalışan moderatörler var oldu ve olacaktır çünkü kazanılmış bu değeri yitirmek istemeyen sağlıklı akıl ve ruh sahipleri hiç bitmeyecek.
sözlüğümüz eskiye nazaran çok daha fazla kişiye ulaşıyor, her ay bir öncekinden daha fazla kişi sözlükteki içeriklerden faydalanıyor. çok daha fazla insan google ve yandex gibi arama motorları aracılığıyla sözlüğe ulaşıyor, işin güzel yanı tıkladıkları başlıklar sanıldığı gibi kızlı erkekli başlıklar değil, kavramsal nitelikte bilgiler veya özgün yorum içeren gündem veya kültür başlıkları oluyor. yakında zaten ağustos 2017 itibariyle tuttuğumuz ilginç istatistiklerin memnun edici neticelerini sizinle de aylık olarak paylaşacağız, oradan kendiniz daha net çıkarımlarda bulunabilirsiniz. lütfen kimsenin sizi etkilemesine, durdurmasına, kandırmasına izin vermeyin. ilk günden bu yana az ya da çok emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz...

lethe

(#5977866) dostum sen buna yörük yurdu demişsin ama bu bildiğin yerli ve milli masaüstü fotosu olmuş. edit: ah ben.

çed raporu

çevresel etki değerlendirmesi raporu.
proje ve yatırımların çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirgenecek şekilde gerçekleştirilmesi, mevcut yahut potansiyel etkilerin saptanması ve çözümlerinin ortaya konması hususunda genel bir değerlendirmedir. kanunda gösterilen projeler, yatırımlar ve kamu tüzel kişilerinin kamulaştırma işlemleri için çed olumlu raporunun alınması zorunludur. aksi halde projeler faaliyete geçirilemez.

üniversitelerin yüksek liseye dönmesi

üniversitede okuyanlara bakıyorum da okulu uzatanlar hariç hemen hepsi çocuk gibi. görüntü olarak değil ha; görüş, duruş ve meselelere bakış açısından söylüyorum. 15 yaşında çocuk gibi bakıyorlar hayata. o yüzden yüksek lise tabiri cuk diye oturuyor.

lethe

kendisiyle yaz aylarında bu manzara ve bu manzara ya karşı çay içip oksijeni içimize içimize çekerek sohbet etmeyi önerdim fahri hemşehriliği de duyunca hemen geldi. inşallah erkenden gidip 2018 yazında bekler beni orada.