Bu Ayın Favorilenenleri

revolver

maşallah sözlükte pek aktif bir yazarımız. hayırlı işler.
bir ara hatırlarsa ben whatsapp'da cevap bekliyorum.

gülmeyin, döverim.

türkmenistan yaragly güyçleri

türkmen ordusunun resmiyetteki adı. manası haliyle “türkmenistan silahlı kuvvetleri” oluyor. geyik için müsait bir isim farkındayım ama çağrışımlarınıza hakim olunuz, zihinde olan zihinde kalsın lütfen.

ali doğan şenel

14 ağustos 2017 günü haber geldi. ali salvador bahia. da son kez gittiği yurtdışı görevinde gemi de yüksekten düşerek hayatını kaybetti. 8 ekim 2017 de nikahı olacakti. geri de parmağın da yüzükle bir genç kız hayalleri ve umutları ile öylece kala kaldı.
cebindeki son parayla kitap alıp eve yürüyerek gittiğini bilirim. bir kızım olsa saçları lüle lüle giydiysem bjk formasını götürsem stada derdi. bütün hayallerini dünyasını anlatırdı. bir kızla tanıştım bacı ilk senle gorusturcem dedi. kardeşim icin bu kadar mutlu olabilirdim. giderken video atmis gidiyoruz diye gemi açılırken sevdicegine son kez gidiyordu oysa yurtdisina. son kez gitti gerçekten.. onunla.ilgili anlatacaklarım o kadar çok ki.

başörtüsünün altından bone takmak

bir eylem.

insan olmak zor, kadın olmak daha zor, müslüman bir kadın olmak daha daha zor, tesettürlü müslüman bir kadın olmak en zor.

herkesin üzerinizde söz söylemeye hakkı var. şalınıza karışırlar, eteğinize karışırlar, bonenize bile karışırlar. bone takmasanız önünden iki tel saçın görünüyo bu nasıl tesettür derler, taksanız o nasıl iğrenç bi görüntü derler.

laf edenlere bir gün başörtüsü örtülüp dolaştırmak lazım. sonra bone mi takıyorlar, iç başörtüsü mü takıyorlar görürüz.

şaka mısınız abi?

ev kızı

bu sene oynadığım rol. şımaracak kimsen olmayınca hayat seni koca bir ev kızına dönüştürüyormuş sözlük... (yüksek lisansa kabul edilmedi.) ben yeni olduğumdan pek bilemiyorum sabah namazına kalkıp poğaça hamuru yoğurmak ev kızlığı level kaç oluyor? bilen aydınlatsın lütfen.

bırakıp gittiğin kadarız



bir dönüşle dönüyoruz
yorgunuz, tenimiz esmer
içimizde mağrur bir hüzün
yaralarımız var, eczası olmayan vurgunlar
en çok kadınlarımıza yakışan ağlamakla
en çok erkeklerimize dokunan çaresizlikle
yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
biraz daha yaklaşıyoruz
bir el uzatımında akşamın alacasındayız

islam ın kadına verdiği değer

güneş balçıkla sıvanmaz. islam'ın kadına verdiği değer kimi yerlerde erkeğe verdiği değerden daha üstündür.

günümüzde müslüman toplumlar büyük ölçüde ataerkildir. islam, daha doğrusu müslümanlık, bulunduğu kabın şeklini almış, 5 bin yıllık ortadoğu ataerkillik kültürü sebebiyle ataerkil bir davranış modeli geliştirmiştir.

öte yandan islam düşmanlarının göz ardı ettiği bir husus var ki islam’ın şeref hanesine yazılabilecek ölçüde önem arz etmektedir. günümüzde yaşayan en büyük anaerkil topluluk olan minangkabaular müslümandır. yine pek çok anaerkil adeti hala yaşatan tuaregler de müslümandır. demek ki ataerkillik islam’ın kaderi değil ve islam içinde de anaerkil ve eşitlikçi bir cinsiyet rolü dağılımı resmen mümkün.

islam'ın kadına bakışının müslümanların kadına bakışından farklı olduğuna dair kanıtımız da var:

--- alıntı ---

abdullah bin ömer (r.a) şöyle der: “biz rasûlullah (s.a.v) zamanında hakkımızda bir vahiy gelir korkusuyla hanımlarımıza istediğimiz gibi davranmaktan sakınırdık. Allah rasûlü (s.a.v) vefat edince istediğimiz gibi konuşup davranmaya başladık.” (buhârî, nikâh, 80)

--- alıntı ---

birtakım konu başlıklarıyla fikirlerimizi serdedelim.

islam'da kadının sembolik anlamı:
1. ilk inananının kadın olması: hz. muhammed'in tecrübe ettiğinin vahiy olduğuna ilk inanan ve hz. muhammed'i de bu yönde telkin eden hz. hatice'dir. bu bakımdan ilk inanan hz. hatice yani bir kadındır.

2. ilk 'finansör'ünün kadın olması: hz. muhammed insanlara Allah'ın dinini tertip ederken onlarla verdiği ziyafetlerde bir araya geliyordu. bu ziyafetlerin büyük kısmını hz. hatice karşılıyordu.

3. ilk şehidinin kadın olması: hatırlatmak gerekirse islamiyet'in ilk şehidi hz. sümeyye'dir.

islam'ın kadına verdiği haklar:
1. miras hakkı: o dönemde kadının miras hakkının olması ve bunun dinen tanınması büyük bir olaydır. herkes kadının mirastaki payının az olmasına takılıyor ama bizatihi miras hakkının olması önemlidir. kaldı ki islam'da erkeğin kadına nazaran daha fazla mali yükümlülüğünün olması bu durumu açıklamaya kafidir.

2. mülkiyet hakkı: islam'da kadına zekat, sadaka gibi mülkiyet hakkıyla mümkün olabilecek ibadetlerin yüklenmesi aslında islam'ın kadının mülkiyet hakkını ve mülkünde dilediğince tasarruf yapma hakkının teminatıdır.

3. boşanma hakkı: çoğu kimse bilmez ama islam'da kadının eşini boşama hakkı dahi vardır: tefviz.

4. biat hakkı: hz. muhammed kadınlardan da bizzat biat almıştır. bu bakımdan yönetimde kadının iradesine başvurması, kadını doğrudan muhatap alması gayet tabii tanınmış bir hak olarak değerlendirilecektir.

5. talep etme hakkı: kuran’da pek çok hususta kadının sosyal haklarını düzenleyen hükümler vardır. hatta bir surenin adını mücadile suresidir, mücadile mücadele eden kadın anlamındadır. gerçekten de islam’da kadının her şeyden önce hukuki hakların en temel çıkış noktası olan talep etme hakkı vardır ve korunmaktadır. öyle ki halife ömer’e dahi çıkışan kadın örneği islam tarihinde yerini almıştır.

islam’ın kadına verdiği pozitif ayrımcılıklar ve yüksek unvanlar:
1. mehir: ne babasına ne de ailesine verilen, sadece evlenecek kadına verilmesi gereken mehirin evlilik sigortası olduğunu söylemek pekala yerinde olacaktır.

2. nafakadan muafiyet: islam’da kadın zengin dahi olsa evi geçindirmekle yükümlü değildir.

3. kız çocuğunun nimet olması: islam, cahiliye toplumundaki bazı aşiretlerin kız çocuklarını diri diri gömmesi gibi adetleri yasaklamakla kalmadı, kız çocuk sahibi olmayı nimet saydı. öyle ki 2 kız çocuğu olup da onu güzelce yetiştirene cennet müjdelenmiştir. erkek çocuk için aynı şey söylenmediğine göre doğrusu islam’ın bu hasleti kıskanılacak bir durumdur.

4. hz. muhammed’in soyunun kadın tarafından devam etmesi: hz. muhammed’in erkek çocuğunun vefat etmesi üzerine müşrikler peygamberimizle alay ediyorlardı ki kevser suresiyle Allah kız çocuğu sahibi olmanın şerefini vurguladı. sadece kız çocuğunun olunmasını ebterlikle özdeşleştiren arap geleneği ters olarak Allah kız çocuğu sahibi olmayı soyun devamı için bir yeterlilik olarak bize emretti. hz. muhammed’in soyunun kızı tarafından devamı sadece bir zorunluluk değil işte böyle bir inceliğe de matuf bir manifestodur.

5. iftiradan korunma: islam’da bir kadına mesnetsiz zina isnat etmek en ağır suçlardan biridir ve ağır cezaya tabidir. görüldüğü gibi islam kadının cinsel dokunulmazlığını korumayı bu kadar önemser.

6. namus müdafaasının şehadetle eş tutulması: islam’da bir kadın taciz tecavüz gibi bir cinsel saldırı esnasında kendisini savunurken ölürse şehit sayılır. islam’ı kadın düşmanı görenlerin böyle bir kadına verebileceği en büyük paye kurban olmakken islam iffetli kadına işte böyle bir yüce makam tahsis eder.

7. anneliğin kutsallığı: herkesin bildiği gibi islam’da cennet annelerin ayağı altındadır. bu söz eğer ‘‘cennet babaların ayağı altındadır’’ şeklinde olsa islam’ı kıyasıya ataerkillikle suçlayacakların bu mucizevi sözün hikmetine bigane kalması onların kötü tıynetinin bir nişanesi değil de nedir?

bitirirken: ‘‘bana üç şey sevdirildi: güzel koku, kadınlar, gözümün nuru namaz’’. hadis-i şerif.

ben gerdun değilim

yavşağa bak sen, seni reelde görürsem akşamı beraber nezarette geçirebilmek için elimden geleni yaparım a ibine!

taciz etmek ne demek lan, aciz sünepe!

ben gerdun değilim

gerdun’um ben aslında.

bu sözlük cogito iken geldim galiba. ihl vardı o zamanlar ve bazı arkadaşlar burayı kurmuş, ihlden sevdikleri arkadaşları buraya beklediklerini söylüyorlardı dm yoluyla.


kayıt oldum tabii, çoğu sevilecek, kırılmayacak insanlar neticede. yazdık karaladık bulunduk. gerdunu gömmeyi öldürmeyi çok istedim. Bir sürü başka sözlüklerde de oldu Hesabım. Hala yaşıyorum ekşide. Kaçıncı gelişimdi bilmiyorum sözlüğe ama bir ara dayanamayıp (#1815031) entrysinde de bahsettiğim gibi gerdun’u yaratan onca şeyi bir kişiye yazmıştım ben.

2009 yılı olsa gerek yazmaya başladığım. ayşe de yazar o zaman ihlsözlükte. ben yazdıkça okurdu o. o’naydı neticede. hayır sözlük aşkı filan değildi. yazardık ama ikimizde.

8 yılı geçmiş. ayşe’den sonra iflas ettim, aöf bitirdim askere gittim, döndüm yeniden iş kurdum, alkolik oldum ot kullandım tövbe ettim bir daha içtim..

ne yaptıysam öldüremedim gerdun’u. kaçtım ve her geri gelişimde belki arada buralara bakıyordur, belki görür diye yazdım. bazen saçmaladım, onu beklerken bilinen gerdun’un dışına çıktım ama hep durdum. yolu geçmedi. belki de bir yerlerden bakıyor, bilemiyorum.


ben gerdun’um olmaktan yorulsam da. bununla kavga etmeyeceğim artık. hayatımdaki en büyük başarım sevdiğimi doya doya söylemekti ayşe’ye. o’nun sevmesiydi beni. sırf o takip ediyor diye beni; işimde başarılı oldum, o bakmıyor diye salıp battım. diferansiyel denklem çözerdi, oturup bir bilinmeyenlerden başladım. bir daha hiç bu kadar anlamlı yaşayamayacağım. gerdun olmak ayşe’nin sevdiği kişi olmak demek ve ben bu onuru yok sayamam. daha yüksek mertebeye çıkılmaz.

batman’da bir çay ocağının sırf sigara içmek önünde oturup telefon ekranına baka baka, aç karnına çay içerek hala gerdun’ım ben.

gerdun olmak bu, ben gerdun değilim diye çıldırmak da. seni sevmek de buydu ayşe. iyi ki doğdun demiş miydim?
|

davut heykeli

28 şubat sürecinde imamhatip mezunlarına yönelik idari baskıdan bunalıp göçmüştü ilk olarak arjantin’e. beş parasız, yalnız, çaresizdi. insanlığıyla insan kazandı, yüreklere girdi, çalıştı, öğrendi, meslek edindi. sözlüğümüzün abilerinden, reislerinden, adam gibi adamlarından ali doğan şenel idi. kaptanlık yapıyordu, kuru yük gemisiyle dünyayı dolaşıyordu. en son türkiye’ye geldiği vakitlerden birinde kadıköy’de buluşup yemek yemiş dertleşmiştik. tekrarı olsun demiştik, nasip değilmiş. öğrendik ki ekmek teknesinde yani gemisinde kaza sonucu güverteye düşerek vefat etmiş gencecik yaşında.

allah taksiratını affetsin, mekanını cennet eylesin abim...

sözlüğümüzdeki oylama duyarsızlığı

dünya sözlük yazarlarının objektifinden başlığına bakıyorum da maşallah oylar havada uçuşuyor. 15'er 20'şer artılar göz kamaştırıyor. Allah daha çok versin. demek ki meselemiz yazar sayısındaki azlık değil. gerçekten bir duyarsızlık var. objektif başlığındaki fotoğraflar da görülüyor diğer başlıklardaki tanımlar da. peki bu uçurum niye? şahsi görüşüm şudur ki; insanlara gerçekten fayda sağlayacak, uğraşılmış, zaman harcanmış bilgi eksenli bir tanım, bir kedi fotoğrafından daha değerlidir. en azından benim gözümde öyle.

muhammed raşid erol

nakşibendi meşayıhının 39.silsilesinden, gavs-ı bilvanisi seyyid abdulhakim el hüseyni hz'nin halifesi.
yüzbinlerin hidayetine, Allah'ın izniyle uyuşturucu-alkol bağımlıların tevbesine vesile olmuş, halim, ziyadesiyle mütevazi, cömert bir Allah dostu.
peygamber efendimiz* gibi zehirlenmiştir ve aynı şekilde zehrin vücutta ilerleyen zamanlarda faaliyete geçmesi vesilesiyle ahirete irtihal etmiştir.
Allahu teala sırrını yüceltsin, bizleri de yolundan ayırmasın.
|

atatürk'e hakaret eden üniversite öğrencisi

bu öğrencinin yaptığı şey bir sonuçtur..

yıllarca atatürk'ün arkasına saklanan yobaz güruhu
başörtülülere ve müslümanlara etmediklerini bırakmayıp
yok atatürk şöyle yok atatürk böyle diye diye
bu insanları atatürk'ten nefret ettirdiler..

atatürk ilkeleri dediler
Allah'ın emrettiği namusu bellediği örtüsünü zorla açtırdılar..

salak salak bahanelerle milletin sakalını zorla tıraş ettiler..
başörtünün şeklinden niyet okumaya giriştiler..
tarihin en yobaz en bağnaz en ahmak
en alçak en cahil zırcahil işlerinden birine imza attılar..

halbuki müslümanlara böyle barbarca eziyet edilmeseydi
bu insanlar en azından sadece nötr olurlardı..
atatürk'ten nefret etmeyi gerekli görmezlerdi..
gündemlerinde bile yoktu..

bak yine yasanın arkasına sığınıp
mahkemeye verecekmişler falan..
bi akıllanmadılar gitti !!

dünyevi mecmua

sevgili yazar arkadaşlarım, değerli moderasyon ve sayın monark!

hepimiz bu sözlükte bir şeyler yazmaya çabalıyor ve kendimizi, fikrimizi ifade etmeye çalışıyoruz. kimimiz kendisini musikiye adamış, kimimiz sinemaya. hepimizin birçok farklı noktada yazdığı şeylerin ortak noktası ise yazdıklarımızın birileri için bir şeyler ifade etmesi. hepimiz farklı düşüncelere de sahip olsak, dünyaya farklı farklı açılardan da baksak; sanırım hepimizin fıtratında bir yerlerde iz bırakmak var. sözlükte yazdığımız tanımlarla birbirimize çok şey katsak da yazdığımız edebi ve sanatsal içerikli tanımlar sözlük mantığı sebebiyle, diğer tanımların arasında kaybolup tozlanmaktalar.

işte bu yüzden yaklaşık bir senedir ara verilen ve kollektif bir çalışma olan dünyevi mecmua’yı yeniden canlandırma amacındayız. sözlükle alakalı her işte olduğu gibi, bu işte de sözlük yazarlarının desteği en önemlli faktör. Allah’a hamdolsun ki farklı farklı yaratılmışız. kimimiz çizim konusunda çok yetenekli, kimimizin tarihsel bilgisi çok, kimimiz sinemaya ilgili ve kimimiz de çok güzel fotoğraflar çekiyor. inanıyorum ki sözlükteki yazarların yeteneklerinin çeşitliliği de bu mecmuayı çok daha güzel yerlere getirecektir.

eyleme dönüşmeyen arzunun ruh bozukluğuna yol açacağını bildiğimiz için kolları sıvadık. sizlerden gelen fikirleri bekliyoruz. öncelikle bu e-dergi işiyle bilhassa ilgilenmek isteyen yazarların bana özelden yazmasını rica ediyorum. ben ne yapabilirim ki deyip de kimse geri de durmasın, çünkü bir dergide herkese düşecek iş vardır. kimimiz tashih işiyle uğraşır, kimimiz kapakla ve kimimiz de içerikle.
biz böyle bir adım atmaya niyet ettik. umarız ki son birkaç aydır taze bir nefes gelen şu sözlükte bu mecmua da çok güzel bir adım olur.

öncelikli hedefimiz dergi için bir a takımı oluşturmak ve çalışmalara, fikir alışverişlerine başlamak.

esenlikle kalınız.

hedefimiz dünyevi mecmua 7. sayı!

not: görüş, öneri ve her türlü fikrinizi özelden bekliyorum. umarım birileri mesaj kutumu yakar. size güveniyorum!

ps:tasarım işini ben halletmeye çalışacağım inşallah!

önceki sayıları incelemek isteyenlere;
1.sayı
2.sayı
3.sayı
4.sayı
5.sayı
6.sayı