Bu Ayın Favorilenenleri

sözlükteki değerli yazarların yavaş yavaş gitmesi

bazı sebepleri var.

bunlardan biri sözlükte konuşulmaya değer bir konunun tartışılamaması. mesela geçenlerde bir yazar gelmişti (mahlasını hatırlamıyorum). yazar gelir gelmez içi dolu, ciddi başlıklar açtı ama bırak tartışmayı okunduğuna dair bir işaret bile görmeyince bir daha uğramadı.

ben kalemi kuvvetli bir yazar olsam buraya geldiğimde ilk önce ortama bir bakarım, tanımları okurum ve genel havayı anlamaya çalışırım. ondan sonra burda yazıp yazmayacağıma karar veririm. ama yeni gelen ve ergen muhabbetlerini aşmış bir yazar tanımıma artı verdi ne demek istiyor acaba gibi başlığa o kadar tanım yazılmasını hayretle karşılıyordur kesinlikle.

ve bizim yazarlar ciddi problemli. ekşi yazarlarına saydırırlar ama ekşi yazarları kadar ciddi meselelerde konuşacak iki kelimeleri yoktur. ciddi alınmayacak kadar saçma da olsa adam kafa yoruyor, içi boş bir dava olsa da peşinde koşuyor. geçmişte çok şaşırdığım bir haber vardı. böyle bayram seyran değildi ama köprülerden geçiş o güne mahsus bedavaydı ve bu durum bir hafta öncesinden tüm haber kanallarında duyuruldu. yani sağır sultan bile duydu. ama o gün geldiğinde bir adam yok ben para vereceğim diye görevlilerle tartışmıştı. tartışma gerekçesi ise köprülerin bedeva olduğundan haberi olmaması ve ücret vermeden geçmesi durumunda ceza yiyecek olmasıydı. ulan sağır sultan bile duydu köprülerin bedava olacağını, hiç mi haber izlemez/gazete okumazsın. hah o adam bizim sözlük yazarları işte. ülke yıkılsa kimsenin umrunda değil. sadece gündem değil aga hangi ciddi konuyu ne kadar tartışıyoruz ki burda. ama geçen scar saolsun bir tanımda yazmış ulan ülke yıkılıyor bu nedir diye, harbiden nedir bu. o ekşi'de beğenilmeyen ekşi yazarları kadar umrumuzda değil ülke. ama sorsan lağım çukurundaki adamlar onlar.

tabiki geyik olacak hep ciddi olunmaz. ama sürekli geyik, sol frame'de elle tutacak bir mevzu olmaması bazen insanı gerçekten soğutuyor.

bir mod olarak bunu söylemem pek doğru değil ama söyleyeceğim. bizim yazarlarım gerçekten nankör. iyi ki diyorum bu sözlükte bugüne kadar ciddi bir reklam geliri elde edilmedi. eğer derviche moderne, bir ssg veya kanzuk gibi sözlükten gelir elde etseydi bizim yazarlardan bazıları evler derviche'in evini basarlardı. sevsek de sevmesek de bu adam bir cebinden harcayıp bir platform vermiş bize. beğenmezsen çeker gidersin ama o güne kadar hahah hihihi yazan yazar incir çekirdeğini doldurmayacak bir durumdan dolayı kıyameti koparıyor. başlık açıp saydıran mı ararsın, tanımlarla saldıran mı ararsın, tanım silip gitmeye çalışan mı ararsın. hele tanım silmeye çalışanlar gerçekten komik. hakkını da ara ama bunun daha dinlenir, ciddi alınabilir yolları var. bu adam yaptığı fedakarlık ile kahrı çekilecek kadar hatırı haketti ama bizim bazı yazarların umrunda değil. ulan çekip gitmek nedir. tamam işin gücün, özel hayatından dolayı olabilir ama şuna kızdım gidiyorum nedir. daha bizim yazarlar bu kadar vefasızken değerli adamlar niye dursun.

son olarak çok dikkatimi çeken bir nokta daha var. hoşlanılan kız ile tanım kasan yazarın birden bire ciddileşmesi olayı. günlük olarak geyik tanım girişini yaparken biri geliyor ve özellikle dini konularda konuşulmayan bir şey söylediğinde, tartışmaya açık bir mevzuyu gündeme getirdiğinde, kısaca farklı bir şey söylediğinde o hoşlanılan kız uzmanı yazar birden bire alim kesiliyor başımıza. ulan o kadar ciddi meseleler geçiyor sol frameden umrunda olmuyor ama mevzu din olunca damarına basılmış gibi yazmaya başlıyor. ha din önemli o konu başka diyen olabilir ama o savunulan din de bu kadar boş iş ile ilgilenmeye izin vermiyor.

bak bu kadar uzun tanımı ne zamandır yazmamıştım. benim gibi kıçı kırık yazara zor geliyor nasıl olsa okunmaz diye düşündüğüm için, okumaya değer yazar napsın lan burda.
|

en iyi iran filmleri

1) (bkz: gaav) 1969
-----------------------------------------------
2) (bkz: children of heaven) 1997
------------------------------------------------
3) (bkz: turtles can fly) 2004
------------------------------------------------
4) (bkz: the song of sparrows) 2008
------------------------------------------------
5) (bkz: a time for drunken horses) 2000
------------------------------------------------
6) (bkz: the wind will carry us) 1999
------------------------------------------------
7) (bkz: baran) 2001
------------------------------------------------
8) (bkz: a separation) 2001
------------------------------------------------
9) (bkz: khane-ye doust kodjast?) 1987
-------------------------------------------------
10) (bkz: the color of paradise) 1999
--------------------------------------------------

uyuşturucunun toplumda bir tabu olması

hata üstüne hata.

bilinmezin karşı konulamaz çekiciliği, aykırı olmanın doğasında bulunan kural etiklerini çiğneme, yasak elma...

bırakalım artık sobaya "cız" demeyi. bu demek değil ki tekellerde yapıştırılıp parklarda üflenmeli. öyle değil ya sanki. şşş..

dünya üzerinde elde edilebilecek maksimum hazzın eroinde olduğunu gizlemektir onu çekici kılan.

iki duman metle benim diyen adamı cümlelerle yok edebilmenin gücünü saklamaktır onu çekici kılan.

en dertsiz adamı kıskandıracak rahatlığı sunan marijuanayı yasaklamaktır onu çekici kılan.

cennete gittiğini ileri sürecek kadar hadsizleştiren lsd'yi konuşmamaktır onu çekici kılan.

"kaka bunlar" diyerek gizlenen maddelerin tadına varanlar, geri bıraktıkları dünyayı doğruları gizlemekle suçluyor. öyle ki dünyayı karşısına alıp madde ve maddeseverlerle saf tutuyor.

üstünü örtmek neye yarıyor söyleyeyim. merdiven altı veya kapalı tarla üretimlerle sokaklarda ölü gençleri bulmaya. 11 gramdan fazla esrar bulundurduğundan içeri tıkılıp hayatı kararan insanları toplumdan uzaklaştırmaya. extasy pazarlığında 5 lira içen birbirini kesen torbacılara. ve daha nicesine...

uyuşturucu satılan mahallelerin girişine bir ekip otosu koyup, tuzağa çekilen yeni yetmeleri karakolda döven polislerdir gidişatın sorumlusu. terfi adına ufak kaçamaklara göz yuman büyük balık avındaki amirlerdir gidişatın sorumlusu. gümrüklerde, limanlarda üç kuruşa ciğerini satan kahpeler, denetimde beş kuruşa adamlığını satan hainlerdir gidişatın sorumlusu.

tedavi için amatem'e gelenleri legal uyuşturucularla besleyip yeşil reçeteleri ilaçları veren zihniyete ise kocaman bir "hastır" çekiyorum müsaadenizle.

........

anlatın insanlara, bilsinler. sonuçlarının kötü olacağını saçma sapan anlatırken gerçekleri gizlemek ne getirecek anlatın bana. doğru söylemek kötüye itmek değildir. saklanan cinsellik zinaya, ayıp kumar vegasa götürüyor anlasanıza!

eğitim vermek değil önemli olan. zorunlu eğitimi 13 yıla çıkarmak değil eğitime önem vermek. toplumu analiz edip doğru bilgilerle birey yetiştiremedikten sonra diplomalı çok eşek bulursunuz yüksek dozdan kaldırım taşına sarılan, ama kalbi atmayan...

alsana bir duman. yasak mı? peki...

kocaya itaat

evlilerden ziyade bekarları kızdıran eylem.
eşinizi "rakip" mi görüyorsunuz ki bu kadar irrite ediyor? "bir" olmak. tekamül, tekemmül.
haklar, sorumluluklar.
seküler ve materyalist bir yaşam bizi çepeçevre sarmış ki, itaat etmeyi tamamen köleleşmeyle eş tutuyoruz. * müslümanız diyerek, ahlakımızı kuran ve sünnetten o kadar uzaklaştırmışız ki, haklı olarak çevremizi saran evlilik örnekleri üzerinden kendi "eş" rolümüze odaklanıyoruz.
itaat etmeyi ve itaat edilen olmayı "kuran ve sünnet" bağlamında anladığımız da, problem saydığımız bir çok şeyin ne kadar kolay çözüldüğünü idrak edeceğiz.
erkeklerin eşlerine ve çocuklarına dair sorumluluklarını öğrendiğimde kadın olduğum için Allah'a şükretmiştim. babacığıma da çok üzülmüştüm. düşünsenize her biri için ayrı hesaba çekileceksin, helal rızık getireceksin, ilim almalarını sağlayacaksın, yaşam koşullarını iyileştireceksin, hey gidim hey.

ölüm

"ağızların tadını kaçıran ölümü sıkça anın." buyuruyor Allah'ın rasulü.

bi baktım da sözlükteki yazar arkadaşımızın acısı tanımasak bile yüreğimize işliyor. çünkü bize aslında en yakın olan ama aklımıza getirmediğimiz ölüm söz konusu olunca insan bambaşka bir ruh haline bürünüyor.

insan konuşamıyor, ama o konuşamayışta ne mânâlar gizli; anlatılacak ne çok dert var.

öyle işte dostlarım, öyle...

son olarak: ölümlü olduğumuzu unutmayalım, ve nolur kalp kırmayalım. vallahi gelip geçici olanlardan başka bir şey değiliz!

11 eylül 2001 dünya ticaret merkezi saldırısı

11 eylül yalanı, hakkındaki teoriler filan artık kabak tadı vermiş olsa da;

herkes bunu dünya ticaret merkezine ait kuleleri konuşurken aynı tarihte 3. uçakla pentagon'a yapılan saldırıyı nedense kimse konuşmuyor. sanki bilinçli olarak işin pentagon boyutunun üzeri örtülmeye çalışılıyor gibi. çünkü dünya ticaret merkezi kulelerine yapılan saldırı da somut deliller var. gerçekten oraya kamikaze dalışı yapan uçaklar mevcut. her ne kadar kurgunun parçası da olsa bu çarpışmalar kurgunun bir parçası olarak gerçekleşti yine de. ancak işin pentagon boyutu hep flu.

zira pentagon'a yapılan saldırı(yapıldığı söylenen saldırı) neticesinde olaydan hemen sonra çekilen görüntülerin hiçbirinde uçak enkazına dair tek bir delil dahi yok. basına servis edilen nasıl olsa güvenlik kamerası görüntüsü diye, hollywood efektçilerine de muhtemelen çok zahmet vermemiş olan bir iki görüntü, basına röportaj veren bir iki yalancı şahit o kadar. fbi resmi raporunda da patlamanın şiddetiyle açığa çıkan alev bulutunun enkazın büyük bölümünü erittiği belirtilmiş. yersen...

kaza raporu modellemesi:


kazadan hemen sonra uçağın çarptığı bölüm:

hz.ali'nin risale-i nur'ları haber vermesi

şu veya bu şekilde gaipten haber veren yahut geçmişte kendilerinden haber verildiğini iddia eden herkesten koşarak kaçın. bunların kabalacılardan, apokalipsecilerden farkı yok. aynı şekilde ahir zamandan haber veren ve hadis olduğu ileri sürülen rivayetlere de itibar etmeyin, israiliyat olması yahut çeşitli çıkar düşünceleriyle uydurulmuş olması kuvvetle muhtemeldir.

kendini zümre i naci olarak gören her topluluktan uzak durun. bu psikoloji insanlara her türlü haltı -allah yolundayım inancıyla- işletir ve zerre kadar vicdan azabı çektirmez. kişi için sa'yinden başkası yoktur. evet ameller niyetlere göredir ama akıl da insana boş yere verilmemiştir, sorgulamadığın ameli niyet kurtarmaz.

dünyaitiraf.com

kendi kendime söz vermiştim ama dayanamadım! yine sözümü tutamadım. 2 gün önce ailece gittiğimiz piknik dönüşünde çöpün kenarında ölmek üzere olan yaklaşık 3 haftalık bir kedi gördüm. ilk başta ölü sandım, sonra elime aldım baktım yaşıyor. etrafa sorduk annesi, kardeşleri var mı diye, yokmuş. başka bir yerden biri getirip bırakmış üstelik mahallede beslediğimiz bir köpek var o da saldırmış çocuklar elinden zor almış falan. bir görseniz bir lokmacık bir şey. onu o halde bıraksam gece uyku uyuyamazdım. aldım hemen güzelce yıkadık, yedi içti bir güzel uyudu. ertesi gün vete gittik 400gr kilosu, düşünebiliyor musunuz? yine yenildim kendime işin özü, ev artık kedi evine dönecek böyle giderse. ama şuna karşı koyulur mu allasen?

karısının bikini giymesine izin veren adam

anladım demek istediğini benim gibi kıskançsın,bekarım ama bende izin vermem karım olsa merak ettiğim şey o adamın derdi seni niye geriyor onu bana izah edermisin?
kadın giymek istedi eşi müdahale etmedi peki yani bundan sanane onu bir açıklasana, merak ettim.geniş diyorsun belki karısını öyle görmek hoşuna gidiyor siz her önünüze gelene aç köpek gibi mi bakıyorsunuz?yani güzel duyguların yaşanmışlıkların olmadığı yanında eşi olan birini sapık gibi kesen sizsiniz hadi o size göre normal geliyor sonra bir de karısına izin veren adam suçlu ve geniş oluyor anladım abi iyi akşamlar diliyorum size o kafayı hiç değiştirmeyin aynı devam.

eskikitaplarim.com

telif yasasına takılmayan veya baskısı bulunmayan bir çok kitabı bulmak mümkün...

site yönetimi telif yazısı gönderilen kitapları yayından kaldırıyor...

ama devasa bir kitap arşıvi mevcut...

e-kitap okumaktan gocunmuyorsanız buyrun site sizindir...

*

yağmur

nurullah genç naadı.

nasıl da severdim ve nasıl da unutmuşum. insan yaşam telaşında boğuldukça sevdiği şeyleri bile unutuyor. ne acı.

--- alıntı ---


çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım,
bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide,
dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım.


--- alıntı ---

çiftlerin birbirlerinden bir şey gizlememesi gerekliliği

çift derken sevgili olanlar ne halt yiyorsa yesin.

en çok evli olanların dikkat etmesi gereken nokta. ama piyasadaki evliliklere baktığımızda en büyük problemlerden birinin de bu olduğunu görürüz. niye bana söylemedin muhabbeti uzar gider. karı da böyledir, koca da. ama çift arasındaki güven unsurunu yok edici en büyük etkenlerden biridir.

gizlememek derken aile ile ilgili durumları 3. şahıslardan duymaktan bahsediyorum.

benden bir şey gizleyen gizli şeyler de yapabilir filan derken uzar gider olmayacak yerlere.
|