Bugünün Favorilenenleri

tek insanla ömür boyu beraber olmak

evliliği sadece dünyalık düşünen kimselerin anlayamadığı tuhaf geldiği durum. bu kafa yapısıyla kadın yahut adam yaşlanıp çirkinleşti diye kapının önüne koymak lazım. fakat refika i hayatın ahirette hurilerden daha güzel suret verileceği vad ediliyor. yani evlilik sadece sevişip sevişip sonra sıkılmak değil dünya ve ahirette birbirilerine arkadaş bir dost birer sevgili olmaktır. bu kafa yapısıyla evlenmiyorsanız evlenip toplumun temel taşının içine tükürmeyin.
|

ad hominem ve korkuluk mantık hatası arasına sıkışan meseleler

meseleleri tartışırken tez antitez/bilgiye karşı bilgi bağlamından sapmak sıkça yaşanan bir durum.
sokakta, tv'de, sözlük'te...

ortada bir mesele var ve muhatabınız söylemlerinize cevap vermek yerine kişiliğinizi hedef alarak söylemlerinizin altını boşaltmaya çalışıyor.
acizlik bu; ad hominem.

ola ki ad hominem'den kurtuldunuz. bu sefer de karşınıza korkuluk mantık hatası çıkıyor. muhatabınız konu hakkındaki kötü, uç, istisna bir örneği genelleyerek önünüze engel koymaya çalışıyor.

her iki durumda da barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar kaidesi yerle yeksan oluyor.
meseleler tartışılır olmaktan çıkıyor.
işin acı tarafı şu ki, bilgiye ulaşmanın saniyeler mertebesine düştüğü bir çağda yaşanıyor bu.
ekonomik manadaki arz talep dengesine benzer bir durum söz konusu; bilgiye erişim kolaylaştıkça bilginin cazibesi azalıyor.

belki de esas mesleği hayret avcılığı olanlar bu yüzden bu kadar popülerdir.

allah’ın her duaya icabet etmemesi

ayette şöyle geçer: “insan çok acelecidir, hayra dua eder gibi şerre de dua eder.” durum böyleyken Allah teala’nın her duamıza cevap vermiyor oluşu aslında bizim hayrımıza. ya bilmediğimiz halde bizim zararımıza neticelenecek duamız kabul olsaydı?
sırf bu inanış için iman edilir, sırf Allah teala’nın bu merhameti için o’nun yolunda ömür tüketilir...

mustafa kemal atatürk

batı tarzını benimsediği için büyük çoğunluğu batının yoluna taş koyacak aşağıdaki fabrika ve kurumları açmıştır. bilin bakalım bu kurumlar olmasa çoğunlukla bunları nereden alacaktık? başka yönlerini eleştirin ama batıya döndü yüzünü demek biraz tuhaf kaçıyor.

1-ankara fişek fabrikası (1924)

2-gölcük tersanesi (1924)

3- şakir zümre fabrikası (1925)

4-eskişehir hava tamirhanesi (1925)

5-alpullu şeker fabrikası (1926)

7-uşak şeker fabrikası(1926)

8-kırıkkale mühimmat fabrikası (1926)

9-bünyan dokuma fabrikası (1927)

10-eskişehir kiremit fabrikası (1927)

11-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1928)

12- ankara çimento fabrikası (1928)

13-ankara havagazı fabrikası (1929)

14-istanbul otomobil montaj fabrikası (1929)

15-kayaş kapsül fabrikası (1930)

16-nuri killigil tabanca, havan ve mühimmat fabrikası (1930)

17-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1931- genişletildi)

18-eskişehir şeker fabrikası (1934)

19-turhal şeker fabrikaları (1934)

20-konya ereğli bez fabrikası(1934)

21-bakırköy bez fabrikası (1934)

22-bursa süt fabrikası (1934)

23-izmit paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1934 temel atma)

24-zonguldak antrasit fabrikası (1934 temel atma)

25-zonguldak kömür yıkama fabrikası (1934)

26-keçiborlu kükürt fabrikası (1934)

27-ısparta gülyağı fabrikası (1934)

28-ankara, konya, eskişehir ve sivas buğday siloları (1934)

29-paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1935 - tamamlandı)

30-kayseri bez fabrikası (1934 temel atma)

31-nazilli basma fabrikası (1935- temel atma)

32-bursa merinos fabrikası (1935 temel atma)

33-gemlik suni ipek fabrikası (1935 temel atma)

34-keçiborlu kükürt fabrikası (1935)

35- ankara çubuk barajı (1936)

36-zonguldak taş kömür fabrikası (1935)

37-barut, tüfek ve top fabrikası (1936)

38-nuri demirağ uçak fabrikası (1936- ilk türk uçağı nud-36 üretildi)

39-malatya sigara fabrikası (1936)

40-bitlis sigara fabrikası (1936)

41-malatya bez fabrikası (1937 temel atma- bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları atatürk'ün sağlığında açılmıştır.)

42-izmit kağıt ve karton fabrikası (1934- temel atma)

43-karabük demir çelik fabrikası (1937- temel atma)

44-divriği demir ocakları (1938)

45-izmir klor fabrikası (1938- temel atma)

46-sivas çimento fabrikası (1938-temel atma)

bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır. kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır. tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir. tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 türk lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 türk lirasına düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.

haftada 7 ayrı diziyi takip eden kişi

bizim evdedir ve kişi değil kişilerdir.
annem ve babamın hergün izlediği biri dizi mutlaka var. saat 12 ye kadar, son reklam ve son sahneye kadar bırakmazlar diziyi.

sigara ve bilgisayar yüzünden başka odada takılıyorum, annem arada bir gelip bir şeyler anlatıyor ; adamın başına şu gelmiş, kadın şunu yapmış gibi. önceden anlattıklarını gerçek sanıp ciddi ciddi dinliyordum , sonradan farkettim diziyi anlatıyorlar şimdi '' hıı , tamam'' diyip geçiyorum.

bir de akşam yemeği vakti saat 6 gibi malum programlar var ki evlere şenlik. ne yapsam izlemelerini engelleyemiyorum caydıramıyorum, onun yerine arka sokakların bilmem kaçıncı bölümünün bilmem kaçıncı tekrarını açıyorum daha dayanılır geliyor valla.

insanı mutlu eden kokular

uyandığında aldığın sucuklu yumurta kokusu.

anneanne-babaanne evi kokusu

toprak kokusu (buna ölürüm)

fındık çuvalı kokusu (bu beni öldürür)(yani mutlu etmez aslında)(ama neyse köyde olduğumu bildireceğinden ona da razı olduğumdan yine de mutlu edici) (tamam bu da son parantez)

yeni çorap kokusu

rutubetli köy evinin yatak kokusu-rutubet kokusu

kavurma kokusu

ben bu listeyi sayfalarca uzatırım da neyse kokular beni aşırı etkiliyor.

------> tabiki kızların o parfüm şişelerini üstüne döküp gezmeleri durumunda etkilediği tek şey sinir-öfke damarlarım oluyor. tahammül edemediğim kadar kötü bir durum. ayaklı parfüm şişesi misiniz kardeşim?!?!? bence kullanma zaten de kullanıyorsan da Allah aşkına acı biraz o ozon tabakasına yav!

doğu guta

sivil kayıpları hayli fazla. terörizm ve muhalefet sebebiyle bölge bombardımana tutuluyor. oradaki sivillerin oradan çekip çıkarılması lazım ancak şam'ın göbeğine elini uzatan kolunu kaptırır. diğer türlü de vicdan, insanlık... iki ucu pis değnek.

yine de şunu belirtmekte fayda var. tüm batı medyası bir oyuna girişti. kızılhaç dahi bu oyunun içinde. sözüm ona "21. yüzyılın en büyük sivil katliamı" imiş. hayır! o raddede bir girişim değil arkadaşlar. bakın destek gibi algılanmasın. sadece halep'e susan arakan'a ses çıkarmayanlar neden şimdi insancı oldular onu göstemeye çalışıyorum. vuran doğrudan rusya olunca algı tezgahları başladı. buna dikkat edin.

düzenleme: ayrıca arkadaşlar sivil katliamı bahanesiyle suriye'de ateşkes planı var. türkiye bu bizi bağlamaz dedi ancak tezgahta afrin operasyonunu durdurmakta var.

Allah sivillerin, çaresiz müslümanların yardımcıları olsun.

ntv şöyle bir çalışma yapmış;

üst düzey yönetici alımı için iş görüşmesine giden minyon tipli insanın dramı

minyon tipli olmak genelde güzel bir durum olarak addedilir. malum insanlar genç görünmek isterler. özellikle kadınlar. ancak bu minyon görünüm bazen sıkıntıları da beraberinde getirebilir. bunlardan biri de iş görüşmesi.

-merhabalar efendim.
+ya bu çocuğu kim aldı içeri? çık dışarı çocuğum.
-çocuk mu? 34 yaşındayım ben efendim çoluğum çocuğum var benim. iş görüşmesi için geldim.
+pardon beyefendi kusura bakmayın. buyurun.
-teşekkür ederim.
+eveeet. insan kaynakları müdürü pozisyonu için başvurmuşsunuz mehmet bey. tecrübeniz var mı?
-evet efendim. gıda üzerine bir firmada 5 yıl insan kaynakları müdürü olarak çalıştım.
+beşikteyken başladınız herhalde. ahahaha... şey pardon özür dilerim.
-çok şakacısınız.
+yüksek lisans mezunuymuşsunuz. daha çok ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi gibi duruyorsunuz. ahahahaha... pardon sinirlerim bozuldu.
-sorun değil efendim.
+mehmet bey, işlerimiz yoğun olduğu için bazen mesaiye kalabilirsiniz. bu sorun olur mu? anneniz babanız kızmaz inşallah. ahahahaha... çıldırıyorum...
-evliyim demiştim efendim.
+çocuk yaşta evlilik hukuken yasak diye biliyordum. ahahahah... mehmet kusura bakmayın lütfen.
-beyefendi ayıp oluyor ama.
+oyy senin ayıbını yerim. kızarmış da bu.
-ben artık kalkayım.
+nasıl isterseniz biz sizi ararız mehmet bey. arkadaşlar mehmet beyi evine bırakın kaybolmasın sokaklarda. ahahaha...
-tövbe tövbe...

türkler araplaştırılıyor goygoyu

"tırılmasına" gerek yok. arabesk kültürü varoşta yaşayan muhafazakarı da kısmen "araplaştırmıştır" 20 - 30 senedir zaten. berkecan daha düne kadar bunun bir türkiye gerçeği olduğunun farkında dahi değildi. lakin şimdi heryerde görüyor, kaygı duyuyor küçüğüm. kıyamam.

buna karşılık gerek resmi gerekse gayriresmi olarak 16. yy. menşeili bir "geleneksel ortodoks sunni" inancına fazlaca gereksiz ve uzun vadede zararları dokunabilecek bir ehemmiyet verilmiyor da değil. orası apayrı.

ha ama bu araplaşma mı? hayır berkecan, bunun adı "araplaşma" değil işte.

modern tıbbın hastalık üretme hastalığı

prof ahmet rasim küçükusta'nın omuz verdiği iddia. bununla ilgili bir kitabı da var galiba. böyle sivri çıkışlara karşı itidalli olmakta yarar varsa da günümüzün emperyalist güdümündeki dogmatik bilim yücelticiliğine karşı ön yargıları kırabilecek ciddi bir itiraz, fakat tıbba karşı da bilinçsiz ön yargı oluşturabilecek sivrilikte.

- mr'ların yüzde 90'ı gereksiz yere çekiliyor.
- kanser taramalarının çoğu kandırmaca. ınsanlar kendilerini kullandırmasın.
- ilaçların çoğu boşa veriliyor. yüzde 37'si çöpe gidiyor.
- antibiyotik yazan değil, yazmayan doktor makbuldür. ama bizde tam tersi geçerli maalesef.
- grip aşılarının etkinliği sıfır.. ben hayatta vurdurmam.
- her yıl gereksiz yere binlerce biyopsi yapılıyor, röntgen çekiliyor.
- leblebi çekirdek yer gibi anjiyo yapılıyor. stent takılıyor. bunlar vücuda zarar veriyor.
- check-up kampanyaları gerçek bir tuzak. akciğer filmi vücudunuza zarar veriyor.
- ınsanlar kendiliğinden geçecek hastalıklar ıcın kesinlikle hastanelere gitmesinler. tahliller vücuda radyoaktif ışın veriyor. gereksiz ilacın faydası yok zararı var.
- "başlangıç" diye birşey uyduruldu. hastalara, alzheimer, reflü, astım başlangıcı teşhisi konuyor. amaç hastayı boş çevirmemek. başlangıç diye birşey yok. ya hastasın ya değilsin.
- kolestrol ilaçlarının tedavi yüzdesi çok düşük. zararı daha fazla. hayat tarzınızı değiştirmek ilaçtan çok daha etkili. doğal beslen, hareket et bu beladan kurtul.
- nodül çok abartılıyor. nodülün kansere dönüşme ihtimali çok düşük. bunun için gereksiz tahlil ve teşhisler yapılıyor.
- vitamin haplarının sağlam insanlara hiçbir faydası yok. "ben yorgunum" diye vitamin hapı alınmaz.
- köpek balığı kıkırdağı ile kanser tedavi edildiği iddiası tamamen uydurma. köpek balıklarının kansere yakalanmadığı düşüncesi de safsata. bu hayvanlarda kırk çeşit kanser tespit edildi.
- "bitkisel ilaçların hepsi masumdur. yan etkisi yok" düşüncesi doğru değil. unutmayın, haşhaş, tütün, zehirli mantar da birer bitki.