Bugünün Favorilenenleri

en iyi iran filmleri

1) (bkz: gaav) 1969
-----------------------------------------------
2) (bkz: children of heaven) 1997
------------------------------------------------
3) (bkz: turtles can fly) 2004
------------------------------------------------
4) (bkz: the song of sparrows) 2008
------------------------------------------------
5) (bkz: a time for drunken horses) 2000
------------------------------------------------
6) (bkz: the wind will carry us) 1999
------------------------------------------------
7) (bkz: baran) 2001
------------------------------------------------
8) (bkz: a separation) 2001
------------------------------------------------
9) (bkz: khane-ye doust kodjast?) 1987
-------------------------------------------------
10) (bkz: the color of paradise) 1999
--------------------------------------------------

uyuşturucunun toplumda bir tabu olması

hata üstüne hata.

bilinmezin karşı konulamaz çekiciliği, aykırı olmanın doğasında bulunan kural etiklerini çiğneme, yasak elma...

bırakalım artık sobaya "cız" demeyi. bu demek değil ki tekellerde yapıştırılıp parklarda üflenmeli. öyle değil ya sanki. şşş..

dünya üzerinde elde edilebilecek maksimum hazzın eroinde olduğunu gizlemektir onu çekici kılan.

iki duman metle benim diyen adamı cümlelerle yok edebilmenin gücünü saklamaktır onu çekici kılan.

en dertsiz adamı kıskandıracak rahatlığı sunan marijuanayı yasaklamaktır onu çekici kılan.

cennete gittiğini ileri sürecek kadar hadsizleştiren lsd'yi konuşmamaktır onu çekici kılan.

"kaka bunlar" diyerek gizlenen maddelerin tadına varanlar, geri bıraktıkları dünyayı doğruları gizlemekle suçluyor. öyle ki dünyayı karşısına alıp madde ve maddeseverlerle saf tutuyor.

üstünü örtmek neye yarıyor söyleyeyim. merdiven altı veya kapalı tarla üretimlerle sokaklarda ölü gençleri bulmaya. 11 gramdan fazla esrar bulundurduğundan içeri tıkılıp hayatı kararan insanları toplumdan uzaklaştırmaya. extasy pazarlığında 5 lira içen birbirini kesen torbacılara. ve daha nicesine...

uyuşturucu satılan mahallelerin girişine bir ekip otosu koyup, tuzağa çekilen yeni yetmeleri karakolda döven polislerdir gidişatın sorumlusu. terfi adına ufak kaçamaklara göz yuman büyük balık avındaki amirlerdir gidişatın sorumlusu. gümrüklerde, limanlarda üç kuruşa ciğerini satan kahpeler, denetimde beş kuruşa adamlığını satan hainlerdir gidişatın sorumlusu.

tedavi için amatem'e gelenleri legal uyuşturucularla besleyip yeşil reçeteleri ilaçları veren zihniyete ise kocaman bir "hastır" çekiyorum müsaadenizle.

........

anlatın insanlara, bilsinler. sonuçlarının kötü olacağını saçma sapan anlatırken gerçekleri gizlemek ne getirecek anlatın bana. doğru söylemek kötüye itmek değildir. saklanan cinsellik zinaya, ayıp kumar vegasa götürüyor anlasanıza!

eğitim vermek değil önemli olan. zorunlu eğitimi 13 yıla çıkarmak değil eğitime önem vermek. toplumu analiz edip doğru bilgilerle birey yetiştiremedikten sonra diplomalı çok eşek bulursunuz yüksek dozdan kaldırım taşına sarılan, ama kalbi atmayan...

alsana bir duman. yasak mı? peki...

elektronik sigara likitinde fare zehiri ve ağır kimyasalların bulunması

başka gazetelerde haber yapan oldumu bilmiyorum. milliyet gazetesinde rast geldi bana.

kullanıcı kişi sayısı minimum; 300 000 olarak görülüyor.

300 000 x 10(ortalama sigara maliyeti) =3 000 000 günlük olarak sigara firmalarının toplam kaybı.
3 000 000 x 365......... hesaplamadım bile çılgın para.

şimdi bu bu ülkede çoğunluğu vergi olan sigaralardan devletin kazancını ele alınca devletin halkın sağlığını iplemediğini ispat ediyorum.

elektronik sigara ülkemiz hariç bir ülkede akademik sayısı az olmak üzere, labaratuvar araştırmaları ile ispatlı ve kaynaklı araştırmalarla sigaraya nazaran çok çok daha az zararlı olduğu ve likit malzemelerinin ve aromaların böbrekleri susuz bıraktığını, vücuttan çok hızlı atılabildiğini kanıtlamışlardır.

böbrekler ve dolayısı ile karaciğere hasar verme riskinin yüksek olmasından dolayı elektronik sigara içenlerin su tüketimlerini ciddi şekilde kontrol altında tutarak sigaraya oranla %1-2 zararla kalacakları de ispatlanmıştır. su tüketimine dikkat etmeyenlerin ise sigaradan farksız biçimde vücut hasar alacakları söyleniyor.

evet bunlar akademikve bilimsel araştırmaların sonuçları. yüzü aşan aratırmanın sonuçları ise; %90 aynı sonuçlar.



kendi likitini kendisi yapan birisi olarak;(biyolog arkadaşımdan yardım alıyorum)

merck adı altında güvenilirliği ve sterilliği sabit olarak bilinen en iyi firmanın gliserinini, ve nikotini, ve aynı klsamanda olan sigma firmasının propylenglicol ürününü ( mikroorganizmaların üremesini engellemek için kullanılıyor) kullanarak elde ediyoruz.

propilen glikol ve gliserin'in kimyasal yapılarına google eşliğinde ulaşılabilir. ağır metal yada fare zehiri falan yoktur. türev ürünlerde değillerdir.

ancak şu var fare zehiri likiti güzelleştiriyor ve deneyen varsa yeşillenirsin bende katarım yani.



yalan haberin kaynağı için;

yalan haber

özel mesajın sol şeride aktarımı

bu yolla bi sürü yazara ceza verildi. ben püsküüt arkaaşı tanımam bilmem lağkin yaptığı şey yannış. cipiu ile aralarında olan bi tartışmayı bize yansıtması ve hele hele bizi taraf tutmaya yönlendirmesi daha beter cezayı hak ediyo. ki kaldıki püsküütün yazdıklarına en çok oy veren insanım. ara sıra kendisine yazdıkları ile ilgili mesaj da atarım. yaptığı yanlış. kimse kimseyi zan altında bırakamaz. kendisine bu durumu hiç yakıştıramadım. bağalım ceza alacak mı?

25 eylül 2017 ıkby bağımsızlık referandumu

geri dönüşü olmadığı anlaşılan referandum. ben demiyorum, barzani diyor. barzani ilginç bir figür. zamanında türkiye'nin verdiği kırmızı pasaportla yurt dışına çıkardı. şimdi türkiye'nin bütün itirazlarına rağmen referandumu yapacak. tam bu noktada birden türkiye'deki iç siyasi hesaplaşmalar devreye giriyor. ne deniyor: barzani ile dosttunuz, ne oldu şimdi? barzani'ye de mi söz geçiremiyorsunuz? yine mi kandırıldınız?
ne kadar da sığ bir bakış açısı. aslında bu sığlık türkiye'nin her yerine sinmiş vaziyette. ülke insanının tek amacı var. günü kurtarmak, günü tartışmak, günle iştigal etmek. geleceğe dair bir projeksiyon ara ki bulasın.
biz asıl meselemize dönelim. barzani evet. çocukluk hayali olan referandumu yapacak. peki sonra ne olacak? devlet olacak. hadi canım. öyle mi sahiden? 1926'da ırak ve türkiye arasında imzalanan ankara anlaşmasına göre, türkiye, ırak'ın toprak bütünlüğünü tanıyor. eğer ırak kendi toprak bütünlüğünü sağlayamazsa, ankara'nın müdahale hakkı doğuyor. sanırım elimizdeki en kullanışlı argüman bu. sadece bu da değil. bugün kuzey ırak'ta ticari faaliyetlerin en baskın ülkesi türkiye. yüzlerce türk menşeli firma kuzey ırak'ta faaliyet gösteriyor. yine türk bankalarının da kuzey ırak'ta şubeleri var. sonra, barzani'nin yurt dışında sattığı petrol dünya piyasalarına ceyhan üzerinden ulaşıyor. yani barzani'nin nefes borusu türkiye. habur sınır kapısı kapanırsa, barzani'nin ve dolayısıyla kuzey ırak'ın işi zor. amma velakin şöyle de bir şey var. her ne kadar barzani türkiye'ye fiziki olarak muhtaç olsa da, piştiyi değil pokeri seviyor. masaya iki kişiyle oturmuyor. kendine göre farklı angajmanlar geliştiriyor. kah iran'la birlikte, ırak'a savaş açıyor. kah abd ile birlikte ırak'ın işgali sürecine dahil oluyor. kah rusya ile büyük anlaşmaların altına imza atıyor. kah israil'le dostluğunu pekiştiriyor. kah almanya'ya göz kırpıp yüklü silah yardımları alıyor. yani barzani, sadece barzani değil. kendisi kaba tabirle, yedi kocalı hürmüz'den hallice bir lider. ayrıca başkanlık süresi de dolmuş biri. ne hikmetse, sırf parasızlıktan ötürü yeni başkanlık seçimini yapamıyor. yani o koltukta da şu an fiilen oturuyor. önceki yıl kendisine karşı gezi parkı benzeri pek çok eylem yaşanmıştı kuzey ırak'ta. iran destekli gruplar barzani'ye kazan kaldırmıştı. lakin usta pokercimiz barzani ne yaptı etti, koltuğunu korumayı başardı. ancak, barzani'nin boyaları dökülüyor. sonunun geldiğini görüyor olmalı ki, referandum hamlesiyle kendine alan açmaya çalışıyor. burada da desteği dünyayı küresel lobileriyle parmağında oynatan israil'den görüyor. realist bir bakış açısıyla israil, türkiye'ye göre daha tercih edilebilir duruyor. tabi burada win-win söz konusu. barzani devleti kurup kendini sağlama alacak, israil de, bölgesel risklerin had safhada olduğu, fay hatlarının kırıldığı ortadoğu'da kendine sağdık ve kullanışlı bir müttefik oluşturacak. patron abd ise istemem yan cebime koy politikası güdüyor. referanduma yarım ağızla karşı olduğunu söylüyor ama elinin altında barzani'yi caydırabilecek yüzlerce enstruman olmasına rağmen kılını kıpırdatmıyor. burada her zaman ki gibi israil-abd çıkarlarının örtüştüğü bir düzlem söz konusu. kuzey suriye'de bir kürt koridoru oluşturan abd, anlaşılan o ki, koridoru ırak'ın derinliğine kadar uzatmanın derdinde. tabi gün gelecek, o derinlik türkiye ve iran'ı da kapsayacak. kimbilir belki o gün gelip çatmıştır.
barzani'nin durumu bana esed'in 2011 yılındaki günlerini hatırlatıyor. o dönem türkiye, en yakın müttefiki haline geldiği esed'in ayağına giderek defalarca kez halkın reform çabalarını görmezden gelmemesi gerektiğini vurgulamıştı. ama esed, iran-rusya eksenini türkiye'nin dostluğuna tercih etti. sonuç ne oldu? dün öyle ya da böyle bağımsız politikalar güdebilen suriye devleti, bugün iran ve rusya'nın arpalığına dönerken, onlarca abd üssünün yer aldığı bir mezbelelik oldu. korkarım barzani de aynı yolda ilerliyor. türkiye'nin dostane uyarılarına kulak kabartmak yerine, ileride ikby'yi de ortadan kaldıracak bir ateşin ortasına kendini atıyor. burada türkiye'ye düşen, suriye'deki gibi ağırdan almak yerine hızlı hamlelerle sonuca gitmek olmalı. yoksa yine bir açmaza düşmesi kaçınılmaz olur.

insanları dinden soğutan sözde alimler

insanlar dinden soğusun diye sapasağlam alimlerin bir kaç sohbetini cımbızlayıp pislik saçan ağızlarıyla sosyal medyada gündem yapanlara göre sayıları azdır. kadını sadece kadından ibaret değil, erkekler de dahil bir nesli yetiştiren kişiler olarak görmeyi ısrarla reddedenler bu medya fırsatçılarına kolayca kanabiliyor. ki bunların feminizm, modernlik ve rasyonalizm etiketiyle beyin ve bedenlerini kullandığı bunca kadın varken alimlerimiz kadınlar hakkında konuşmak zorunda. ayrıca konuşmalarının yüzde doksan bilmemkaçının kadınlarla ilgili olduğu iddiası safsatadır. bunu söyleyen kişinin o konuşmaları hiç dinlemediğini hemen ele verir. ama yok, sözcü ve cumhuriyet gazetesi filan diyorsa doğrudur(!) hiç dinlemeyin alimleri ne gerek var.

yazarolabildimmi

yazar olabilmeyi başaracak kadar inatçı biri. istediğini almasını bilen, azimli. sende hoşgeldin. buraların sakinliğine kanmayın. akşama kuşatma başlayacak.