Dünün Favorilenenleri

aylaynır bile kullanmayan kız

lisansını ve yüksek lisansını boğaziçi üniversitesinde tamamlayıp, doktorasını syracuse university’de tamamlasa da, center for policy research bünyesinde araştırmacı olarak çalışsa da, istanbul bilgi üniversitesi’nde ders verse de, tübitak’ta danışmanlık görevi üstlense de, makroekonomi alanında doçentlik unvanı almaya hak kazanıp, tim, müsiad, iso ve deik gibi iş dünyasının çeşitli kuruluşlarına ekonomi danışmanlığı yapsa da, istanbul medipol üniversitesi ekonomi ve finans bölümü’nün kurucu başkanlığını yapsa da, nihayetinde bir gün cumhurbaşkanın ekonomiden sorumlu başdanışmanı olduğunda, tek konuşulan şey çirkinliği olacaktır. çirkin diye her yerde linç edilecektir. twitterda, instagramda, sözlüklerde çirkin diye yemediği hakaret kalmayacaktır. niyahetinde sessizce profil fotografını hafif rötuşlu bişeyle değiştirecektir. alın kırdınız kırdınız.

üstelik cidden çirkin falan olduğu için değil, sadece makyaj yapmadığı için. şimdi makyajsızlık güzellemelerini, kızların aşırı makyaj yaptığı eleştirilerini falan geçiniz efenim geçiniz.

(bkz: hatice karahan)

erdoğan ve üstler meclisinin büyük planı

osmanlının kuruluşundan bugüne dek süregelen ve varlığına hep inandığım yüksek istişare / strateji heyetinin türkiye üzerinde etkisi , ülke sınırlarıyla kalmayıp tüm islam coğrafyasını yakından ilgilendiren kısa ve uzun vadeli planları/kararları dönemsel olarak işlevini korumaya devam ediyor.
daha anlaşılabilir olmak için heyete , ister ‘ak saçlılar ‘ ismini takın , ister ‘birileri’ deyin, ister ‘dedeler’ deyin. nerede yaşarlar,kimlerdir bilemem fakat aktif siyasette yer almadıklarından emin olduğum bu heyet mes’eleyi bütün olarak ele alarak milletin evet dediği siyasi liderlere yön vermekte.
bundan 9 sene önce tanımadığım yaşlı bir amca sohbet ederken ' evladım osmanlı bunlara 100 yıl süre verdi. süre doluyor 'ifadelerini kullanmış olması son 60-70 yıl içerisinde ülkemizde yaşanan siyasi olayların neticesinde nelere gebe kalındığını ortaya koyuyor.
osmanlı’nın süre verdikleri elbette ingilizlerden başkası değildi. ingiltere’nin hindistan rüyası osmanlı devletinin sonunu getirse de fatih’den ertuğrul’a , alpaslan’dan rasulallah’a kadar uzanan istişare geleneğinin bozulmamış olması umutlarımızı daha da diri tutmakta.
tarih ;
dîni , kisve edinerek
türkiye cumhuriyeti devleti ve türk islam ülkelerinin kılcal damarlarına kadar sirayet ederek kontrol altına alan, , siyasi ve bürokratik bağımsızlığına / gücüne inanan amerikan menşeili fetö ‘nün içine sızıp, o’nu lav eden r.tayyip erdoğan’ı , büyük oyunun başrol oyuncusu olarak yazacak.
osmanlı subayı m.kemal atatürk’ün ölümünden sonra bağımsızlığımızı kaybettiğimize inandığım ülkemizin sinir uçlarına dokunarak, nokta isimler belirleyen, (ister kabul edelim ister etmeyelim )
tsk , emniyet ,eğitim ,yargı ve bütünüyle bürokraside çok güçlü olan yapı , ak parti dönemi ile ön saflara çekilerek deşifre edildi. onların dünyasında her şey yolunda giderken attıkları her adımın ,atadıkları her adama verilen yolun yem olduğunu anlamaları zor olmadı.
fetö devletin içine mi sızmıştı ?
-hayır !
100 yıldır devleti idare eden zaten onlardı.cıa ajanı olup ülkemizde başbakanlık yapan siyasileri unutmayalım !
siz hangi strateji ile gizliliği esas almış bir yapılanmayı deşifre edebilirsiniz ?
düşünmek gerekir.
hakimler,savcılar,subay/astsubaylar , emniyet müdürleri,komiser,komiser yrd.,polis memurları,öğretmenler,sivil toplum örgütleri, yardım kuruluşları,siyasiler,bürokratlar
tüm bunların örgüt ile bağı olup olmadığını soru cevapla öğrenmeyi düşünmediniz umarım !
çok basit gidelim
bir il’in milli eğitim müdürüsünüz
size bağlı ilçe eğitim müdürleri ve okullarında bu yapılanmanın farkındasınız ancak kimlerin bu yapı içerisinde yer aldığını bulmanız neredeyse imkansız.
bodoslama dalarsanız bakan veya müsteşar tarafından görevden alınma riskiniz var. peki nasıl hareket edersiniz ?
yapılanmadan olduğunu düşündüğünüz bir kişiyi ilçe milli eğitim müdür olarak atarsanız bakın neleri tespit etmiş olursunuz .
1-atadığınız ilçe milli eğitim müdürü’nün atadığı tüm okul müdürleri
2-atanan okul müdürlerinin atadığı tüm müdür yardımcıları
3-atanan müdür yardımcılarının ilgili olduğu öğretmenler
4-müdür yardımcıları tarafından ayrıcalık tanınan öğretmenlerin diyalog kurduğu aileler, evlerine gittiği öğrenciler

devam edelim.

tuskon ! ( türkiye işadamları ve sanayiciler konfederasyonu )
tuskon neydi ? fethullah gulen'e gonul vermiş işadamlarinin kurmuş oldugu dernek.peki dönemin basbakani yurt dışı gezilerine giderken neden tuskon a kayitli işadamlarini da goturuyordu?
çok basit degil mi !
tuskon yakın markaja alınarak , fetö ile bağı olan tüm işadamları tespit ediliyor .
binevi orgutun finansal ayagini gormeye çalisiyordu.şuan tamamına kayyum atanmış durumda.

aktif eğitim -sen ! ( aktif eğitimciler sendikası )
aktif eğitim - sen ,fetoye gonul vermiş ögretmenlerin olusturdugu bir sendika idi. hani soruyoruz ya ' madem sendikaya üye olmak suçtu neden 3 yıl açık tuttunuz ? '
çunki mesele fetonun egitim'deki ayağını aktif tutarak bağı olan öğretmenlerin kendi kendilerini deşifre etmeleriydi.
sonuç olarak aktif-sen ile fetonun ogretmenleri , tuskon ile de işadamları ( finansal ayağı ) günyüzüne çıkmıştı.
aynı taktiği yargı, askeriye ve emniyette düşünün !
ve şimdi yazının başına dönelim ‘’ tsk , emniyet ,eğitim ,yargı ve bütünüyle bürokraside çok güçlü olan yapı , ak parti dönemi ile ön saflara çekilerek deşifre edildi. onların dünyasında her şey yolunda giderken attıkları her adımın ,atadıkları her adama verilen yolun yem olduğunu anlamaları zor olmadı ‘’
ak parti ile fetö güçlendi mi yoksa oyuna getirilerek deşifre mi oldu ?
elbette deşifre oldu ve tasfiye süreci de sadece türkiye sınırlarında kalmayarak diğer türk ülkelerinde eşzamanlı olarak başlandı.
fetö ‘yü türkiye sınırlarından çıkarın !
pkk,dhkp-c,fetö,ışid gibi terör örgütlerini yöneten ve yön veren aynı masanın insanlarıdır.
şuan verilen mücadele sadece fetö’nün tasfiyesi değil ülkemize sirayet etmiş küffarın tasfiyesidir .
tarih ;
kürtleri ve kürtlüğü kisve edinerek
büyük israil’in güvenliği için kurulan ve ülkemizi işgal etmeye çalışan ermeni asıllı pkk terör örgütü’nü , çözüm süreci ile oyalayıp dağdan şehire çekerek imha eden ve kendi silahı ile vuran r.tayyip erdoğan’ı yazacak. (pkk neden şehre cekilmek istendi ? ayrica yazariz)
heyet
erdoğan liderliğine diriliş ismini koydu !
bugün islam coğrafyasının neredeyse tamamı erdoğan’ı lider olarak kabul etmiş ve umutların diri kalması için başkan demekte.
türkiye prangalarından sıyrılıyor ve yeniden doğuyor. türkiye asıl sahibine iade ediliyor.
süleyman soylu ve numan kurtulmuş’un ak parti’ye katılması
devlet bahçelinin kritik yerlerde ak parti lehine kararlar alması
erdoğan ‘ın liderliğinde yeniden büyük türkiye’nin kabulüydü.
çünki osmanlı sahipsiz değildi
ve süre dolmaktaydı…
r.tayyip erdoğan’ın uykuda olan bu millete bıraktığı en büyük miras şüphesiz özgüven ve umuttur,cesarettir,benliktir..
hasılıkelam
tüm uyayanlari uyandırmak için bir uyanık yeter !

çiftlerin birbirlerinden bir şey gizlememesi gerekliliği

çift derken sevgili olanlar ne halt yiyorsa yesin.

en çok evli olanların dikkat etmesi gereken nokta. ama piyasadaki evliliklere baktığımızda en büyük problemlerden birinin de bu olduğunu görürüz. niye bana söylemedin muhabbeti uzar gider. karı da böyledir, koca da. ama çift arasındaki güven unsurunu yok edici en büyük etkenlerden biridir.

gizlememek derken aile ile ilgili durumları 3. şahıslardan duymaktan bahsediyorum.

benden bir şey gizleyen gizli şeyler de yapabilir filan derken uzar gider olmayacak yerlere.
|

sözlüğün dışarıdan görünüşü

--- alıntı ---

"insanlar giderek aptallaşıyor. muazzam bir teknolojiye sahibiz ve buna rağmen bilgisayarlar, basit birer mastürbasyon makinelerine dönüştü. internetin bizi daha özgür, daha demokratik yapması gerekirken; yaptığı tek şey, howard dean'in başkanlık adaylığını düşürmek ve 24 saat illegal pornografiye erişim imkanı sağlaması oldu. insanlar artık yazmıyorlar, blog tutuyorlar. konuşmak yerine sms gönderiyorlar; ki ne noktalama ne de gramer kuralları var, lol ve lmfao gibi kısaltmalar.. gördüğüm kadarıyla bir grup salak insanın, kendileri gibi salaklarla sözde iletişim kurmak için kullandıkları ilkel bir dil; tıpkı mağara devri insanının konuşmasına benziyor."

tom kapinos - “ californication ”

--- alıntı ---

beraber haşrolmayı göze alamayacağımız insanları sevmek

el vela vel bera akidesinden bihaber olma durumundan neşet eder genellikle. bir hayat nizamı olan islam, kimi sevip (vela) kimden beri duracağımızı (bera) da belirlemiştir elbet. bu, bir nevi islam toplumunun kimlik tespitidir. vela'mız Allah, resûlullah ve müminlerden başkası değildir, kalanlarsa ya düşmanımızdır ya da yok hükmündedirler. bu akide sahabeye dinin direği olan namazdan yıllar önce öğretildi. ne yazık ki bugün onu bunu seviyoruz, deli gibi seviyoruz, hiç ölmeyecekmiş gibi seviyoruz.

kamu spotu: (müminsek) ekteki duruma düşmemek için sevdiklerimizi gözden geçirelim.

ek:
- blabla'yı çok seviyorum ya, çok iyi bilmem ne yapıyor.
+ beraber haşrol inşallah
- hıgh

istiridye mantarı

yukarıdaki tariflerden anladığıma göre, kendisinin lezzetini unutturacak kadar baharat-sos vs. ile pişirdiğinizde nefis olabilen bir mantarmış.

kusura bakmayın erenler ama, o saydıklarınızla beni de pişirseniz bayağı bi lezzetli olurum herhalde.

çalışan kadın isteyen erkek

ev hanımı kadın, yatan kadın mı bunu irdelersek meseleyi çözmüş oluruz bence.
fıtrat gereği, iş olgusunu dışarıda başkaları belirli kriterlerin ve arz-talebin peşinden koşup paraya çevirmek olarak görüyoruz. çağımızda her kapıyı açan yegane unsur gibi gözüken para, iş olgusunu bu yönde çok fazla değiştiriyor. ev dediğimiz kavram evlenince farklı oluyor. evlenmek bu konuyu farklı bir boyuta taşıyor. bekar iken evinizde bir düzen olmayabilir. oladabilir. fakat bekar iken kazandığınız 2500 lira cebinizde durmazken evlendiğinizde kazandığınız 2500 lira sizlere bereketin matematik ile ölçülemeyeceğini çok aşikâr bir şekilde sunuyor. erkekler adına konuşayım. bekar iken evde yemeğinizi hazırlıyor ütülüyor yıkıyor asıyor evinizi temizliyor olabilirsiniz. fakat evlendiğinizde bunları yapmayı nedense bir anda terketmişsinizdir büyük ölçüde. sebebi nedir ?
fıtratınız size bu meselelerin yuvanın iç döngüsüne ait olduğu mesajını vermiştir bile. halbuki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem kendi söküğünü kendisi dikerdi, ev işlerine yardımcı olur, koyunları sağardı. o dönemde koyun sağmak ev işiydi mesela. beyin kendine has işlerinden birisi değildi. mesela bir dönem soba yakmak ev işiydi. hatun kişi yakardı sobayı sabahları...

anlayacağınız bizler çalışan kadın kavramnın bile içini boşalttık afedersiniz. bil hassa bu konuda konusunda da güzel çalışıyorsak demek ki ?

hocam ev işlerini yapan kadın olmak çalışmayan kadın olmak değildir.. zihinlerimize işlenen bu seküler algıdan kurtulmak gerekiyor. çalışmak demek sadece toplumun içinde bir meslek dalına sahip olmak demek değildir. üretmek ve birşeyleri sadece yuva adına fedakarca yapabilmek dahi çalışan kadın olmaya yeter.
nihayetinde hazreti hatice validemiz de ticaret ile meşguldü fakat evlendiğinde mesleğini peygamber efendimize bırakmıştı. bence bazı arkadaşların bekâr kalma sebebi çalışan kadın meselesinin cılkını çıkarması.

nasibinizi bulunca seçici davranmayın gençler. hadi bakim.

eğitim için batı'ya gidenler ajan oluyor

sayın reis-i cumhurumuzun açıklaması. kendisi ile ilk defa aynı fikirdeyim. adam haklı beyler. dalga geçmiyorum.

fakat yıllarca kafamı kurcalayan bir mesele var. 28 şubat zulmü yüzünden yurtdışında okumak zorunda kalan arkadaşlar da mı öyle?

işte açıklama:

--- alıntı ---

cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan, eğitim için batı'ya gönderilenlerin çoğu zaman batı'nın sadece kültürünü alarak, benliklerini de kaybederek ülkelerine döndüklerini söyledi.

erdoğan, kendilerinden ülkeleri için kurtuluş reçetesi hazırlaması beklenenlerin batı'nın gönüllü ajanları haline geldiklerini ifade etti. abd'de bulunan erdoğan, türken vakfı geleneksel gala yemeği'ne katıldı.

erdoğan: parlak beyinlerimizi batı'ya kaptırıyoruz konuşmasında, yaklaşık iki asırdır ülke olarak yurt dışına öğrenci gönderildiğini belirten erdoğan, osmanlı devleti'nin son döneminde devletin zayıflamasının önüne geçebilmek için idareciler tarafından batı'ya öğrenci göndermenin bir çözüm yolu olarak görüldüğünü anlattı. buradaki amacın batı'nın ilmini ve fennini almak, yetişmiş insan kaynağı ile devleti çöküşten kurtarmak olduğunu söyleyen erdoğan, "niyet son derece samimidir ancak hedeflenen sonuca bir türlü ulaşılmamıştır" diye konuştu. ilim ve fen tahsili için batı'ya gönderilenlerin çoğu zaman batı'nın sadece kültürünü alarak, benliklerini de kaybederek ülkelerine döndüklerini dile getiren erdoğan, kendilerinden ülkeleri için kurtuluş reçetesi hazırlaması beklenenlerin batı'nın gönüllü ajanları haline geldiklerini ifade etti.

'bunların ihanet edemeyecekleri hiçbir değer, hiçbir ilke yoktur'

erdoğan, "kendi milletine tepeden bakan, kendi değerlerinden tiksinen bu sözde aydınların bize verdikleri zararı emin olun düşman dahi vermemiştir. çünkü bunlar ülkesinin menfaatleri için çalışmak yerine yabancı şirketlerin, devletlerin, kurum ve kuruluşların çıkarlarına hizmet etmişlerdir. geçmişte türkiye'nin sanayi hamlelerini daha emekleme aşamasındayken sabote edenlerin bunlar olduğunu görüyoruz. bu kesimlerin ülkemizin her açıdan dışa bağımlı olması için özel çaba harcadıklarına da şahit oluyoruz. bunların ihanet edemeyecekleri hiçbir değer, hiçbir ilke yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

--- alıntı ---

Haberin devamı: