Geçen Ayın Beğenilenleri

girilen mekanda söğüşleneceğini anlamak

geçenlerde ankara'dayım. yoldan gelmişim midem kazınıyor. dedim ki bir şeyler yeme vakti geldi kapo.

bir iki evrak işim vardı hallettim bakına bakına yürüyorum. o esnada bir tabela gördüm. vahşice "ciğer" yazıyor. birde ışıklı ki bildiğiniz yanıyor sönüyor. çölde karşılaşılan hayrat gibin sevindim, daldım mekana.

açlıktan olsa gerek ki mekanı tartmadım girmeden. ciğer yiyecektim lan gözüm dönmüştü adeta. zombi gibi girdim.

kapıda karşılamalar tabi, vay efendim hoşgeldiniz, bu ne yakışıklılık, sizi nasıl alalım, tek miyiz, buyrun şöyle lütfen falan. dedim bırak laga lugayı ne var? abi dedi ciğer var. gönder gelsin dedim. nereden bileceğim ki lan nereden nereden?

masa 4 kişilik agalar. eleman geldi diğer servisleri kaldırıyor. dedim uğraşma hacı bana zararı yok. yok abi meze getireceğim dedi. lan koca masayı mı kullanacaksın demedim tabi "iyi ne halin varsa gör" bakışı attım yaktım sigaramı bekliyorum.

aga iki dakika sonra çocuk sandık kadar tepsiyle geri gelmez mi? yemin ederim 11-12 tabak meze. lavaş bile iki çeşit. yan masayıda çek bari pezev... pardon, diyemedim. çocuk nevaleyi masaya indirirken, ben çocuğa bakıyorum, çocuk bana. anlamsız bir etkileşim.

peşine beş şiş ciğer geldi. anlamlı anlamlı afiyet olsun dedi lavuk, bozuntuya vermeden sağol aslan dedim. dedim, dedim de... kafamda cepteki parayı hesap ediyorum ses etmeyin.

olur mu olmaz mı derken beş şiş daha ciğerle geldi bizimki. kafamı kaldırıp " e ebenin ki ama" demedim, bakış attım. "ye abim ye" bakışı attı oda bana. bunlar hep bakışlarla. sözler; buyrun abim, sağol kardeşim.

lan kursağımdan da geçmiyor ki. bilmediğim etmediğim yer. üstümde hesap kartı da yok kimseden para isteyeyim göndersin. bunları düşündükçe ciğerim yanıyor, önümdeki ciğerlere gözüm gidiyor, ağlamaklı oluyorum.

şeytan giriyor kanıma, "aga sen buradan koşarak çıksan bir Allah'ın kulu yakalayamaz seni, var git yoluna, hem fazla yemedin, 10-20 lira masaya bırak kaç!" falan, yediremiyorum.

neyse dedim lan inceldiği yerden kopar, plansız şekilde hesabı istedim, spontane kahroluşumu herkes görsün dedim. hesap geldi, başta açmadım. çay var mı dedim bari çayda içeyim, son dileğim olsun. hemen abi dedi gitti bu. göz ucuyla şöyle bir baktım, kapattım. aha... açtım sümeni dikkatlice baktım. dedim Allah sizi kahretmesin. 30 lira için mi beni gerdiniz bu kadar.

aslında 30 lirada çok, yani ben tek başımayken katiyen bu meblağlara beslenmem. ama kafadan geçen 100 civarı iken 30 lira gelince hissedilen mutluluk paha biçilemez.

not: 5 lirada bahşiş attım bizim anlamlı bakışçıya. bozdurup bozdurup harcasın pezev.... neyse.

bu da böyle bir hikayemdir dostlar.

hayata dair iç burkan detaylar

kedi doğurdu. bebe, parmak çocuk. bildiğin bebek gibi bağırıyor. hiç ememedi anasını. analık bizim hanıma düştü. elinde şırınga yavru elimizde. ana bize bakıyor biz anaya. emsin diye önümüze yatıyor sessiz sedasız. yavru ememiyor. sütü de az zaten. önce gelmemiş. yatak odasına aldık. gözümüzün önünde dursun diye. sabah beşe kadar yavru aralıklarla ağlar gibi ses çıkardı, bağırdı. her batısında hanım elinde şırınga başına koştu. bir ara elime aldım bedeni soğuk. üşür diye "hoh" yapa yapa ısıttım. sonra sıcak su torbası koyduk. saat 6 gibi dua niyetine adına "yaşar" dediğimiz parmak çocuk dayanamadı. büyük oğlan küçük oğlan yaşar öldü diye hüngür hüngür ağlıyor. hanım ağlıyor. ben bir hoşum. tatsız tuzsuz iki bardak çay içip evi terkettim.
akşam çiçek tarhının kenarında minicik bir mezar, başında da "yaşarın anısına" yazılı şekilsiz bir taş.

bugün de gönül telleri titredi çok şükür. yaşar yaşasaydı ciğer alacaktım ona...
|

mustafa islamoğlu

"peygamber yetimdi. öyle ise sen de ananı öldürsene. o da sünnet!" diyerek saçmalamakta çığır açan muharrif. bakın işte, bu adamın sünnetten anladığı bu kadar.

dünya sözlük moderatörlerinin yapabildikleri

2011'de açılan sözlüğü 2009'daki yazılanlardan ötürü savcılığa şikayet eden yazarlar olduğu sürece yapabildikleri şeylerin çok daha fazla olması gerekiyor sanırım, mesela bazılarına sayı saymayı yok yok düşünmeyi hayır hayır insanlığı öğretmek.
troll ve fake hesap kahpeliği yapmak ayrı, hangi ifade hangi sözlükte yazılmış cehaleti ayrı. emektar ihl sözlük ekibi şikayet eden arkadaşı öğrenince ona kim aracılığıyla ne yapar bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki ancak kendi hayatı kararmış ve hiçbir halt olamamış zavallılar başkalarının acılarıyla beslenebilir!

mustafa kemal atatürk

--- alıntı ---

38 yasinda hakkinda tutuklama karari cikarildi.
39 yasinda olum cezasina carptirildi.
sonra ne mi oldu?
ordu mufettısı .
kongre reısı .
meclıs baskanı

--- alıntı ---

bu bilgiye göre vahideddin önce idama mahkum edip sonra ordu müfettişi olarak atamış.

atış serbest..

dünya sözlük yazarlarının objektifinden

peygamber devesi, fabrika da yarı baygın gibi bir halde buldum, hareketsizdi, kolumun üzerine koyup dışarıya çıkardım, kendine geldi, ama hiç kaçmak yürümek gibi bir tepki vermedi. kamerayı çevirdikçe o da kafayı çeviriyor poz verircesine, mükemmel bir yaratılışa sahip. üzerinde ki her bir detay muazzam. gözleri, dikenli bacakları, simetrik lekeleri...

|

bir erkeğin kendini en güçlü hissettiği an

ilginç gelebilir ama sağlam bir dayak yedikten sonra.

bir seferinde iri kıyım 4 abi, esnaf kurtarana kadar dövmüştü beni. adrenalin acıyı örtüyordu. sadece vücudumun istisnasız her yerine inen sayısız darbenin sesi içimi sızlatıyordu. insan insana öyle vurmazdı.

ölmediğim için kendimi çok güçlü hissettim. ondan sonra yenilebilecek en kuvvetli dayağın, bundan daha fazla olamayacağına kanaat getirdim ve insandan korkmaz oldum. asıl güç korkmamaktır.

d: imla.

1 ağustos 2017 artı oyları verenlerin görülmesi

merhaba dünyalılar ;

nasılsınız inşallah ? ben yine pek bir iyiyim. bu kadar iyi olmamda sözlüğün 2017 yılının tanım rekorunu kırmasının da katkısı var tabi. güzel bir ivme yakaladık, hepinizin parmaklarına sağlık.

sizler bolca tanım girerken bizler de boş durmayarak tanımlara verilen artı oyların kim ya da kimler tarafından verildiğini gösteren bir özellik getirdik.

bu özellik son 30 günü baz alarak ;

150 tanım girmiş yazarlar için yalnızca kendi tanımlarına verilen artı oyları görebilme
300 tanım girmiş yazarlar için sözlükte girilen bütün tanımlara verilen artı oyları görebilme

hakkı sunmuştur. eksi oyların görünümü şimdilik söz konusu değildir.
oyları görebilme hakkı kazanan yazarlar, tanımlara eklenen dürbün ikonuna tıklayarak verilen artı oyların sahiplerine liste halinde ulaşabilirler.

temmuz ayında sözlüğe göstermiş olduğunuz ilgi için hepinize teşekkür ederim. ağustos ayı için uygun gördüğümüz hedef, bu ay girilen 22431 tanım sayısını 25.000'e ulaştırmak.

bizler sözlüğü geliştirmek, daha işlevsel bir hale getirmek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız. sözlük ile alakalı merak ettiğiniz her şeyi gerek özel mesaj yolu ile gerek ise dunya ile sözlük röportajı buradaki soru-cevap konumdan bana iletebilirsiniz.
|

dünyaitiraf.com

takvimlerde bahar olsa da dondurucu sogukta bi kasabada doğdum ben. 32 yil önce. babam ve annem anne ve babalarinin çocukları olmuyor diye birbirlerine söz vermisler eger saglikli olursa birbiri ile evlendirecekler. beşik kertmesi durumu yani. ayrica uzak da akrabalar.yillar geciyor evleniyor annem babamla. soyadi bile degismiyor cunku ayni..
ıcinde hem zihinsel hem bedensel engelli halamin yasadigi ,fakirlik diz boyu, babamin ve amcamin universitede oldugu dönem annem babaannemlerle yasiyor. evlendikten sonra kasabada kaldığımız tüm sure zarfinda denebilir. yaşadıkları yazsam roman olur cinsinden..

babaannem koyuyor adimi benim. duyunca cok hosuna gitmiş. diretmis ve koymuş. diger iki kardesimin ismi de dedelerin adlari. tabi babam nufusa gidip harf uyumu olsun diye annemin babasinin adını izole etmese iyiydi.* neyse gel zaman git zaman unv bitiyor halamin yasadigi yer golcuk kocaeli askeriye muh alacak ilani goruyor babam. zaten askerligi istanbulda yapıyor ve ablasina geldiginde goruyor ilani. basvuruyu yapıyor sans bu ya aliniyor.

sonrasi babaannem icin tam felaket. kasabada surekli yeminler ediyor. oyle alismis ve oyle cok severmis ki bizi.. siz giderseniz ben ölürüm, siz gelmeye karlar yağar mezarima dermiş..

ben 5 yasindaydim. babamin golcukten ev tuttugu haberi geldiginden birkac saat sonra babaannem fenalasti. kalbi dayanmadi bu habere..morardi. kollarını iki yana acip ben gidiyorum evlatlarim dedi..evde herkes kosturdu. din ogretmeni amcam falan kuran aradi. ancak yasin vel kuranil hakim diyebildi. sonrasi yok bende. 5 yasinda gözümün önünde tontonumu kaybederek ölümle tanistim ben.

aradan yillar geçti 2004te koyden aradilar vakit biraz geceye dogru. dedem vefat etmis. koyde amcamlarla konusurken bi an sigaranin külünü kul tablasina birakacak gibi eğiliyor sonrasinda Allah diyor ve o kadar.. o da gitti kalpten..
haber almamizi apartmandakilerin basimiza toplanmasini , dedemin ismi verilen kardesimin 2 gun sonra unv sinavina girecek diye komsuya emanet edip gitmemizi babamin yolda hem araba kullanip hem aglamasini hic unutmadim..

bu ara yine bi kalp vakasi var. kilo problemi olmayan tansiyonu sekeri olmayan yürüyüş yaoan yapan babam gogus ağrısı sebebiyle doktora gitti. ekg efor anjiyo derken sonuclar kötü. Allahin sevgili kuluymussun eger bu sebeole kroz gecirseydin seni kurtaramazdik diyorlar..umutluyum ama bi yandan kritik bi bypass bekliyor bizi bu pazartesi. genetik faktoru de var. ıncelikler yuzunden de.. ah su kalp!

babam ki depremde enkazdan kurtarildi , arabamiza kamyon carpti bilegine platin takildi.. yani kefeni 2 kez yirtti.

geçen konuşuyor sanki veda konusmasi gibi. soyle yasadim boyle yaptim Allah cok şükür bunlari verdi vs insana koyuyor be.. hemen toz kaciyor gozlere.. şöyle bi ilişkiniz varsa nasil kacmasin ki ? #1513580">#1513580..

3. bi kalp kaybi olmaz insallah.. korkuyorum. ödüm koparcasina korkuyorum..

rabbim tum yakinlarimizi cennet mekan eylesin. sabrımızı artirsin. kalanlarimiza saglik sihhat versin..

60-70 bin tl civarı evlilik masrafı

evlenmeden önce bir kez daha düşündürür.
sonra tekrar düşündürür.
sonra tekrar.

sonra da süründürür.
artı...öğrenci falansanız öğrenim kredinizi vs ödersiniz.
olmadı eşinizin de varsa onu da ödersiniz.

anne babadan bir yan geliri olmayanın zordur işi. bağı bahçesi...köyü tarlası...
he tabi düğün ritüelleri var bilhassa hanımkızların olmazsa olmazları...
bir kere evleniyoruz cart...
bir kere evleniyoruz yine cart...

not: burdaki cart kredi cartı'dır.

nerde şu "bir kilim yeter sevgilimciler"
nerde şu kıraçın şarkısında "bir Allahım var bir gitarım... bu dünyada yapyalnızım razıysan gel benimle" diyenler...

pocahontas

mesajlara topluca doneyim :

bizi turlu sinavlarla test eden , zorluğun yaninda kolaylik veren Allaha hamd olsun.

babamin bypass ameliyatı ufak bi kanama disinda basarili gecti. bundan sonra yogun bakim >normal oda >eve cikma seklinde seyredecek bi nekahet donemi var. umuyoruz enfeksiyonsuz geçer..

dua eden ,insirah okuyan , derdimle hemhal olan , moral motivasyon anlaminda desteklerini esirgemeyen , enseyi karartmami engelleyen herkesten Allah razi olsun.. çok acayip insanlarsiniz var ya.. ne diyecegimi bilemiyorum.. sag olun var olun.. !

daha guzel gunlerde gorusmek uzere..
saglicakla &selametle..

erkeklerin başı açık gezmesine dair cübbeli ahmet hoca yorumu

misal peygamber iskoçya'dan olsaydı o etek sünnet olmazdı. çünkü erkek ve kadın için belirlenmiş tesettür ölçüsü vardır. tesettüre uygun giyildiği sürece ne giymiş olduğunun bir önemi yoktur, ancak bir küfür inancının sembolü sayılan giyecekler hariç.

haa sünnet mevzusuna gelince, öyle görünüyor ki sizin de idrak düzeyiniz cübbeli'nin daha üstünde görünmüyor.
peygamberin fiilini taklit etmenin değerliliği, fiilin bizzat kendisiyle ilgili değildir. dolayısıyla peygamberin hatırlanmasıyla, yaşama ve ölüme karşı ayık tutmasıyla ilgilidir. yani sünnet seni ayık tutar, ayık kalmak için peygamberi taklit edersin. ayık durmanın sevabı var mıdır? elbette vardır. ibadetlerin gayesi zaten ayılmaktır, ayık kalmaktır. ha sarık, cübbe, şalvar giyip yanmayan kefen satan adamın zaten hayatı kaymıştır. ona uyan adamın da öyle. sırf bu soytarılar böyle yapıyor diye peygamberin sünnetini hafife alanların aslında bu soytarılardan farkları da yoktur.

evlilikte denklik meselesi

eşim 2 üniversite mezunu, yüksek lisansı var, ben ise lise diploması olan biriyim. yaş olarak benden 1 yaş büyük, çalıştığı dönem de benden daha fazla para kazanıyordu. ben bu ülkenin en doğusunda bir şehirde doğdum * ailem oralı. eşim ise bu ülkenin en batısında doğdu *, ailesi oralı, 10 yıllı geride bıraktık, bir gün bile kültürel bir kavgamız olduğunu hatırlamıyorum, bir gün bile benden habersiz bir çöp bile aldığını hatırlamıyorum, bir gün bile bana cahil muamelesi yaptığını hatırlamıyorum.

biz genel de yemek konusunda tartışıyoruz...

bence bütün olay, insanların birbirlerini nasıl ve biçimde anladıklarıyla ilgili. bir kaç gündür, bekarlarla ilgili başlıklar açıyorum, maksadım ve amcım ise insanların bazı konularda taviz vermeleri gerektiğini hatırlatmak. hiç bir insan her konuda fikir sahibi olamaz, Allah resulünün sünnetini takip edenler görecektir. yeri gelir eşleriyle istişareler yapar, yeri gelir onlar ile yarışır, yeri gelir onlara ev işlerinde yardım eder. bizler onun ümmeti olduğumuzu söylüyoruz, onun yaptıklarını yapmanın faziletlerinden bahsediyoruz. o zaman bu sınıflandırmalar neden.

bakın Allah resulünün ilk eşi hazreti hatice annemiz ekonomik olarak da, yaş olarak da Allah resulünden büyüktü, efendimiz hz. hatice annemiz vefat edene kadar, hiç kimseyle evlenmedi. burada önemli olan eşlerin birbirlerine ne kadar tahammül edebildikleri kendilerinden ne kadar fedakarlır yapabildikleri. gönüller bir olduktan sonra sormak lazım acaba insanı mutlu edebilecek başka ne olabilir.

hz. ali k.v efendimiz hz. fatma annemizle evlendiklerinde evlerinde bir döşşek iki yemek kabı vardı. ne kaybettiler sevgilerinden.

bence hepimiz, kendimizi ördüğümüz duvarlar ile kısıtlıyoruz. sevmek, hoşgörüye sahip olmak demektir. hayatımızdan kur'an ve sünnet çerçevesinde onun yasak ve emirleri dışına çıkmadan kişisel beğenilerimiz isteklerimiz ve arzularımızdan verebileceğimiz tavizler ile bir ömür kurabiliyoruz.

evlilikte denklik mevzusu bana çok anlamsız geliyor bazan.