Bu Haftanın Beğenilenleri

regl kanı ile 15 temmuz kutlamak

şehit kanıyla alay edenin elinden tacı almayacaksın, o tacı ona monte edeceksin.

yarışma bilmem, bu kimseyi tanımam. ancak bu tweet dolayısıyla yargılanmazsa yazıklar olsun bizim hukukumuza.

sungu ortaokulu

muş merkeze bağlı sungu beldesinde bulunan ve halihazırda görev yaptığım okuldur. ve burada bu başlığı açmamın sebebi okulumuzun gerçekten birçok alanda eksiklerinin bulunmasıdır. köy okullarının içler acısı halini 2017 türkiye'sinde bile halen çoğumuz biliriz. bizim okulumuzunda bunlar eksik kalır yanı yok gibi. gerek kütüphanesinde gerek anaokulunda akla gelmeyecek eksiklikler mevcut.


dilenmek gibi olacak ama varsın bu birbirinden değerli çocuklar için dileneyim burada.


geçtiğimiz dönem boyunca çatıda biriken kar yüzünden tavanlarda akmamı yaşanmadı,üst katlara su çıkmadığından temizlik sorunu mu yaşanmadı,montlarla bir kış boyu ders mi anlatmadık?


hani bu güzel aile ramazan etkinlikleri,tiyatro,gezi vs etkinlikleri düzenliyor ya gelin hep birlikte kış başlamadan çocuklarımız içinde güzel bir etkinlik yapalım.
kitap katkısı olabilir,oyuncak katkısı olabilir. artık o seviyedeki çocuklar için neler olabilirse...


ey sözlük yönetimi !
yapalım haydi güzel birşeyler.









kariyer sahibi kadınlarla evlenmeyin

daha çok bir kurt binici başlığı gibi dursa da danimarkalı yönetme michael noer tarafından söylenmiş söz.


--- alıntı ---

kariyer sahibi bir kadınla evlenmek...

"ne yaparsanız yapın ama asla kariyer sahibi kadınla evlenmeyin!"

erkeklere bir tavsiye. güzel veya çirkin; kısa veya uzun boylu; sarışın veya esmer... evleneceğiniz kadın nasıl olursa olsun, kesinlikle kariyer sahibi olmasın. neden? çünkü pek çok sosyal bilimci kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağlam olmayacağı konusunda hemfikir. aslında her ilişki kendi içinde stres barındırabilir. ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, çalışan kadınların boşanmaya ve aldatmaya daha yatkın olduklarını; çocuk doğurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor. ayrıca çocuk doğursalar bile bundan mutsuz olma ihtimalleri çok yüksek. araştırmaların bulunduğu bir yayın olan social forces'ta son zamanlarda çıkan bir araştırmanın sonuçları, 'ekmek getirmekle' yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde. mutlu bir son olmasa da, başarılı erkekler başta olmak üzere pek çok erkek benzer özlemlerle kadınlara ilgi duyuyor. tipik kariyer sahibi kadın iyi eğitimli, bilgili ve hırslı olur. bunlar ilk bakışta güzel özellikler, değil mi? tabii ki... ama en azından evlenene kadar. sonra, o daha başarılı oldukça sizden daha az memnun olmaya başlıyor. durum tanıdık geliyor mu? istikrarlı bir ilişki pek çok faktörün bir araya gelmesinden oluşuyor. bunların arasında eşinizin ailesi, kaç yaşında evlendiğiniz, hangi ırktan olduğunuz, dini inançlarınız ve sosyo-ekonomik statünüz yer alıyor. tabii ki çalışan kadınların da mutlu evlilikleri oluyor. ancak çalışmayan kadınlara göre daha az. 'kariyer sahibi kadın' olmanın da bazı kuralları var. örneğin bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadın üniversite eğitimi almış olmalı, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor olmalı ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olmalı. eğer yapılan çalışmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başınızı belaya soktuğunuzu kabul etmeniz gerekiyor. journal of marriage and family'de (evlilik ve aile dergisi) 2003 yılında yapılan bir araştırmaya göre bu kadınlar işlerini bırakıp, evde oturup çocuk bakmaya başladıklarında mutsuz oluyorlar. social forces'ta (toplumsal güçler) bu yıl çıkan bir habere göre kocalarından daha çok para kazandıklarında da mutsuz oluyorlar. journal of marriage and family'de 2001 yılında yayınlanan araştırmaya göre ise kadınlar kocalarından çok para kazandıklarında, bu kez mutsuz olan taraf erkekler oluyor. neden? aslında çalışan kadınlarla boşanma oranları arasında ekonomik teoriye ve sağduyuya dayalı karışık ve tartışmalı bir ilişki bulunuyor. klasik ekonomide evlilik bir işbölümü anlamına geliyor. geleneklere göre erkekler ev dışında çalışarak para kazanır; kadınlar ise ev işlerini yapar ve çocuk büyütür. her işi yapan kişi bellidir. ve bu işbölümü kimin evde kimin ev dışında olduğunu umursamadan yapılmıştı. nobel ödüllü gary s. becker'a göre, evliliklerdeki işbölümü azaldığında; örneğin her iki taraf da kariyer sahibi olduğunda çiftler için evliliğin değeri baştan aşağıya düşüyor. çünkü bir evliliğin devam etmesi için gerekli olanların çok azı yapılıyor. bu da taraflar için hayatı zorlaştırıyor ve boşanmalar artıyor. deneysel çalışmaların hepsi bu sonuca varıyor. 2004'te john h. johnson yaptığı araştırmalara göre çiftlerin çalışma saatleri arttıkça boşanma olasılıkları da artıyor. aslında kadınların çalışma saatleri bu ihtimali artırırken, erkeklerin çalışma saatleri boşanma durumunda etkili olmuyor. "ayrıca her iki tarafın da çalıştığı evliliklerde boşanma oranı, tek tarafın çalıştığı evliliklerden daha fazla," diyor johnson. kariyerin evliliğe zarar vermesinin bir diğer sebebi ise çiftlerin farklı insanlarla daha çok zaman geçirmesine imkân tanıması. yani eşiniz ev dışında çalışıyorsa sizden daha çok beğeneceği biriyle tanışma ihtimali fazladır. "çalışma ortamı potansiyel eş bulma yerleridir," diyor araştırmacı adrian j. blow. dahası, yayınlanan haberlere göre iyi eğitim almış çiftler, evlilik dışı ilişkiye daha yatkın oluyor. örneğin yılda 30 bin dolardan fazla kazananların aldatma ihtimali daha fazla. eğer aldatma boşanmaya neden oluyorsa, başınız gerçekten belada demektir. istatistiklere göre boşanma hep alkolizm, depresyon ve intiharla doğrudan ilişkilendiriliyor. başka araştırmalarda da boşanmanın kanser, kalp krizi ve cinsel sorunları tetiklediği ortaya çıkmış. ayrıca boşanmanın ekonomik sonuçları da göz ardı edilemez. yakın zamanda tamamlanan ve the journal of sociology'de (sosoyoloji dergisi) yayınlanan 'evlilik ve boşanmanın sağlık üzerindeki etkisi' başlıklı bir araştırma, boşananlar varlıklarının ortalama yüzde 77 azaldığını ortaya koyuyor. öyleyse neden kimse bekar kalmıyor? çünkü, bilimsel olarak cevap vermek gerekirse, sağlam bir evlilik, mutlu bireyin sahip olacağı tüm avantajları içerir. sosyal ve sağlık yönünden pek çok faydaları vardır. 2004'te yayınlanan 'sosyal bilimcilerin evliliğin faydaları hakkında bildikleri' başlıklı bir raporda, evliliğin 'pek çok durumda çocuklar için daha iyi koşullar' sağladığı, erkeklerin daha çok kazanmasına olanak verdiği ve mutlu bir evliliğin bireylerin sağlık ve ruh durumunu olumlu yönde etkilediği gerçeklerinin altı çiziliyor. başka bir deyişle, iyi bir evlilik, daha iyi kazanç, daha uzun, daha sağlıklı bir hayat ve daha iyi yetişmiş çocuklar anlamına geliyor. sonuç olarak, sosyal araştırmaların gösterdiği neden sonuç ilişkileriyle kafa karıştırmamak önemlidir. yani evliler bekarlardan daha sağlıklı olduğu için, evliliğin sağlığın garantisi olduğu sonucunu çıkarmamak gerekir. buradan sadece sağlıklı insanların çoğunun evli olduğu gerçeğini çıkarabiliriz.


--- alıntı ---

dünya sözlük

biraz önce işleyişi hakkında yeni bir şey keşfettiğim mecra.
din kültürü öğretmenleri teması üzerinden açılan 18 eylül 2017 başlıklarının çoğunun birden sol frame'de sırra kadem basması hadisesi. eskiden bu tip flood başlıklar sol frame'i boğmasın diye tematiğe yönlendirilirdi. orada da göremedim. hoş zaten en başından beri bir yazarın sözlükte bir konuyu gündeme getirmek için onunla ilgili açtığı başlıkların tematiğe yönlendirilmesine de gıcığım ya neyse. başlıklar silinmemiş aratınca bulabiliyorsunuz, aman ne kadar güzel bir haber... ama başlıkların açılış zamanına, altına girilen en son tanımın zamanına göre sıralanması gerektiği sol frame 'de çıkmıyor.

yani benim anladığım yönetimin, sol frame biraz daralınca yazılanları halının altına süpürerek "tamam yeter artık bu geyiği yaptığınız, şimdi başka şeyler konuşulsun yazılsın" deme yetkisi ve insiyatifi var. peki olmalı mı? üzerine düşünülmeli...

aslında tüm interaktif sözlüklerde buna benzer uygulamalar var neredeyse, ama en azından burada olmamasını dilerdim. kumarı her zaman oynatan kazanır durumu biraz. yani yazarlar arasında önemli bir gündem ya da muhabbet konusu olabilecek bir hadisenin, modlar çok fazla konuşulmasını istemiyorsa onu halı altına süpürebilir. dolaylı yoldan onu değil, bunu konuşalım diyebilir. demokrasiler de aşağı yukarı aynı biçimde işler. siyaset bilmini iyi bilenler sonucu muallakta olan şeyleri referanduma götürmez mesela. referandumlar sadece kendi istediği şeyi, halk da istiyorsa eğer, özellikle riskli konularda alınacak kararın sorumluluğunu kendi üzerinden atmak için yapılır. aslında bu tip toplulukların gündemlerini belirlemeye yönelik uygulamalar her yerde var. mesela başka sözlüklerde bunu ticari pr yönlendirmeleri, reklam amacıyla kullanıldığı düşünülürse en azından daha masumca geliyor buradaki uygulama biçimi.

arkadaşsızlık

son zamanlarda muzdaribim bu durumdan,mesela bakıyorum şimdi görüşemediğimiz arkadaşlarıma hepsinin çok iyi çevresi var onlarla tanıştım on numara insanlar hepsiyle çok iyi anlaşıyoruz ama benim karşıma hep gereksiz insanlar çıkıyor mecburi karşılaştığın senin seçemediğin tipler gelince yalnızlığı tercih ediyorum son günlerde amaçsız amaçsız sokaklarda gezip bir kafeye oturuyorum tek başıma yemeğimi kahvemi alıyorum tekrar kalkıyorum çok üzülüyorum lan.normalde hayal edebileceğinizden daha iyi benim şöyle bir arkadaşım olsun be dediğiniz arkadaşlarla mecburi yolumuz değişti.bunları düşündükçe daralıyorum yalnızlığın kalabalıkların içinde daha belli oluyor bir de...

sözlük yazarlarının karalama defteri

bugün doktor tarafından tembelliğim tescillendi defter. ben bir iki kutu vitamin vs beklerken o tahlil sonuçlarıma bakıp "her şey yolunda sadece kronik tembellik sendromun var. necatiyle mi barışıyorsun, işine mi yoğunlaşıyorsun bilmiyorum ama kendin için bir şeyler yap" dedi.

eve dönerken şunu yapayım bunu yapayım diye düşündüm düşündüm neticede amaann beklediğim sonuçlar bi açıklansın ondan sonra yaparım dedim ve kendim için kahve koydum. biz de bu şekil bi tembeliz.

sigara düşmanlarının sigaradan daha itici olması

vallahi hiç kimse kusura bakmasın ama öyle. iticilik sıralaması tam olarak şöyledir;

sigara içen < sigara < sigara düşmanı

sigara içen adam kendi halinde içer. zararı kendinedir. ergenler hariç hemen herkes içtiği sigaranın ne denli pis bir şey olduğunu da bilir. ancak bu sigara düşmanları yok mu? işleri güçleri kafa ütülemek. yanlarında içersin "pasif içici oluyoruz" derler, çok üstlerine vazifeymiş gibi sigara verdiğin paranın hesabını yaparlar, durup durup sosyal mesaj verirler, "kanser olacaksın" deyip felaket tellallığı yaparlar falan filan. en itici olanı hangisidir biliyor musunuz? bak şunu söyleyenler;

"zararlı olduğunu bildiğin halde neden içiyorsun?"

ilişki yıllandıkça kabalaşmak

birçok çiftin bile isteye yahut bilmeyerek gerçekleştirdiği bir fiildir. aslında çoğu zaman bunu yapanlar farkında olmasalar da bu bir ilişki yönetme, birbirini idare etme yönteminin parçasıdır. kişiler her ne kadar tam anlamıyla memnun olmadıkları bir ilişki yaşıyor olsalar da aralarında oluşmuş olan kuvvetli bağ sebebiyle memnuniyetsizliklerini kısmen azaltarak deşarj olmalarını sağlayacak davranışlar sergileyip ilişkiyi devam ettirme eğilimindedirler. ilişki yıllandıkça kabalaşmak ise işte tam da bu eğilimin neticesi mahiyetindedir.

karıcım-kocacım
hanım-bey
kadın-adam
karı-herif
ömür törpüsü-boyu devrilesice

dünyaitiraf.com

tam bir deadline insanıyım. muhakkak son güne iş kalacak; yoksa ben, ben değilim. sonra tabii son 72 saatte toplam on saat uyku, fincanlarca kafein.. bunca yıldır dünyadayım, bir kez bile şaşmadı bu. istikrarımı kutlar kendime hayatta mutluluklar dilerim. ayrıca deadline'ından önce iş bitirenlere de çok gıcığım, selamunaleyküm.
|

aylaynır bile kullanmayan kız

lisansını ve yüksek lisansını boğaziçi üniversitesinde tamamlayıp, doktorasını syracuse university’de tamamlasa da, center for policy research bünyesinde araştırmacı olarak çalışsa da, istanbul bilgi üniversitesi’nde ders verse de, tübitak’ta danışmanlık görevi üstlense de, makroekonomi alanında doçentlik unvanı almaya hak kazanıp, tim, müsiad, iso ve deik gibi iş dünyasının çeşitli kuruluşlarına ekonomi danışmanlığı yapsa da, istanbul medipol üniversitesi ekonomi ve finans bölümü’nün kurucu başkanlığını yapsa da, nihayetinde bir gün cumhurbaşkanın ekonomiden sorumlu başdanışmanı olduğunda, tek konuşulan şey çirkinliği olacaktır. çirkin diye her yerde linç edilecektir. twitterda, instagramda, sözlüklerde çirkin diye yemediği hakaret kalmayacaktır. niyahetinde sessizce profil fotografını hafif rötuşlu bişeyle değiştirecektir. alın kırdınız kırdınız.

üstelik cidden çirkin falan olduğu için değil, sadece makyaj yapmadığı için. şimdi makyajsızlık güzellemelerini, kızların aşırı makyaj yaptığı eleştirilerini falan geçiniz efenim geçiniz.

(bkz: hatice karahan)