süleymaniye vakfı imsakiyesi

abdulaziz bayındır tarafından kurulan süleymaniye vakfı'nın ramazan ayında çıkardığı imsakiye. mobil uygulama olarak da telefonunuza indirebilirsiniz. diyanetin imsakiyesinde belirtilen imsak vakti ile süleymaniye vakfı imsakiyesindeki imsak vakti arasında 70-75 dakika oynuyor. ben açıkçası bu imsak konusunda abdulaziz bayındır'ın doğru tespit yaptığını düşünüyorum ancak elindeki teknolojinin yeterli olmama ihtimalini göz önünde bulundurarak diyanetin belirttiği imsak vaktinden 70 dakika değil ama 40 dakika kadar daha geç oruca başlıyorum.
devamını gör...
geçen yıl olması gerektiğinden daha uzun süre oruç tuttulduğunu belirten vakfın imsakiyesi. hesapları doğru da olabilir ama düşününce fazlanın zararı olmaz, sakata gelmeyelim de.*
devamını gör...
peki abdulaziz bayındır da diyanetin imsakiyesine göre sahur yapıp iftar açıyorsa. hiç düşünmüyor musunuz ya benim kafamı sürekli kurcalardı bu ihtimal.
devamını gör...
islam birlik ve beraberliği sağlamak için gelmiştir. icma diye de bir uygulaması vardır. bu vakıf ve bu vakıfın savunduğu efkar-ı islamiyye'yi (demek isterdim ama diyemiyorum, islamla uyuşmayan fikirleri diyeyim) yakından görmüş biri olarak, günümüzün fıkıh, siyer, tefsir ve hadis ilimlerini ve bunların usulünü bilmeden ortaya çıkıp reformist kesilen hatta neo reformist kesinlen insanlar olarak görüyorum. imsakiyelerine de güvenmemekle beraber, imsakiye meselesini bir kenara koyarak dediğim gibi islam'ın ruhuna ters bir anlayış olduğunu düşünüyorum farklı bir imsakiye kullanma meselesini...

bu vakıfla ilgili olarak da bu konuda ne kadar objektif olduğumu şöylece izah edeyim ve alenen gördüğüm dengesiz ve üslupsuz hatta ilmi olmayan bazı konuşmalarına nasıl rast geldiğimi de hatırladığım kadarıyla anlatayım:

bu vakıf bitirdiğim üniversitenin yabancı diller hazırlık fakültesine çok yakındır. * bir dönem yabancı diller fakültesindeydim. dersten ara vakitlerde oraları keşfe çıkıyordum. bir gün bu vakıfta arapça derslerinin yapıldığını duydum ve gittim hatta bir süre devam ettim... tabii bu süre içerisinde orada derse katılan arkadaşlarla tanıştık. ders dışında oturacak bir yer var hatta ikram var diye işime de geliyor tabii . *
neyse, arapça dersinden sonra başka derslerde yapıyorlardı ama ben katılmıyordum. birgün yine arapça dersindeyiz ders bitti hadis dersi varmış. kalayım dedim. bir hoca hadis dersine girdi. *
bu hoca hadis kitabı yazmış oradan da ders yapıyor. şimdi nasıl anlatırım burada bilmiyorum, küçümseme değil, ders yapan hocalar akademiden insanlar, arapça biliyorlar ancak dinleyenler daha avam insanlar... ** burda bir parantez açayım o akademiden kişilerin yazdığı argümanları dinledikten sonra bu insanlara da avam demek ayıp oluyor. birazdan neden olduğunu anlatacağım.
zayıf hadisleri toplamış kitabına okumaya başladı. neden zayıf olduklarını anlatıyor. ama o nasıl bir anlatış... kendine göre mantıki kıyaslar yapmış ancak gayet subjektif. neyse tam da o derse mi denk geldi o gün öyle mi bitti bilmiyorum ama dersin ortasında oradakilerin tepkilerine bakarak anladığım kadarıyla hatırı sayılır bir hoca geldi. karşıladılar hoş beş iltifattan sonra, o da konuşmaya başladı. ama nasıl bir konuşma... hadis ve sünneti yerden yere vuruyor. yok şu sünnet değil bu sünnet değil diyor. oradakilerde "biz onu öyle bilmiyorduk yaptığımız ne kadar saçmaymış" demeye başladılar. şu an hatırladığım kadarıyla söylediklerinden birini zikredeyim: üç parmakla yemenin sünnet olmadığını, o zamanlar da çatal ve bıçak olmadığı için öyle yenildiğini falan söyledi. ama üslup yerlerde. yok bu yapılanı sünnet diye yapmak çok saçmaymış, gereksizmiş, o zamanlar öyleymiş, böyle sünnet mi olurmuş, sevabı falan da yokmuş, uydurmaymış, şimdi hatırlamıyorum ama gerçekten çok daha ağırlarını da söylemiş olabilir.
neyse ben artık dayanamadım zaten o saate kadar için kanım kanım kaynıyordu. sussam daha da suçlu hissedecektim.
dedim ki "siz bunun sünnet olmadığını söylüyorsunuz. Allah aşkına * siz ekmeği de mi çatalla yersiniz. hem sünnet dediğimiz şeyin amacı hz.peygamberi hatırlamaktır. hz.peygamberi hatırlamak ise, niyeti Allah a yöneltmektir. çatalla da yersin kaşıkla da yersin. ama bir şeyi hz.peygamber in yaptığı şekilde yapmak o niyette olmak demek Allah ı hatırlamaktır. sevabını bir kenara koyuyorum, yoldur, rehberdir, ahireti hatırlamaktır. daha başka şeylerde dedim ama hatırlamıyorum. ama şu var ki orada bu yanlış fikirleri dinleyen ve daha sünnetin ne olduğunu bilmeyen insanları bir nebze o dakika düşündürdüm. bu benim için yeterliydi. bunu söyleyen hoca da cevap veremedi. e tabi öyle falan dedi...

doğrusu o zamanlar hadis usulünü bilmiyordum, senedi tahkik etmedim ancak şunu kesin olarak biliyorum ki orada söylenenler "sünnet" anlayışına tersti ve bilmeyen insanları da yanlışa sürükleyiciydi.

oradakilerin tavırlarına gelirsek, hocaların tavırlarına, zaten ben herşeyi biliyorum, arapçanın sırrına vakıf oldum düşüncesiyle okyanusun bir damlasında boğulmuş kişilerdi.

daha sonra zaten pek uğramadım diyebilirim. ancak girişte oturan kişi tarafından artık mimlenmiştim ve gittiğimde ulemalara, sufilere sürekli tahrik edici bir şekilde kötü lafla söylüyordu.*

*
devamını gör...
sabah namazı vaktini zamanında kıldıran, orucu bakara 187'ye uygun zamanında başlatan imsakiyedir.
devamını gör...
doğru bile olsa fitne fitnedir.

diğer söylemlerine bakınca asla dikkate alınmamalı zaten.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar