suriyeli mülteciler

son zamanlarda komplo teorilerine çokça malzeme olan insanlar! dikkat çekerim insan bunlar. savaştan kaçan hani. suriyeli.

ne zaman hepsine elkaideci olarak bakmaya başladık?
akp'ye karşı yeni bir koz olarak kullanmaya karar verdiğimizde mi?
yoksa akıllı bir alevi olarak sunnilere karşı hamle yapmak istediğimizde mi?
veya mültecileri çekememeye başladığımızda mı?

emin değilim.
devamını gör...
bir tanesi arkadaşımdır. anlattıklarını dinleseniz elinizde taş ve sopayla Allah Allah nidalarıyla halep'te direnirsiniz. ama işte sesi yüksek çıkan mazlum değil zalim olunca halk tv yönlendirmeli direnmeler, taksimi elinde megafonla düşürmeler falan haklı hareketlermiş gibi geliyor gezi zekalılara.
devamını gör...
üç beş soru ezberleyip ahkam kesilmemesi gereken konudur.

varsa elinde bir veri, kaynağı belli bir bilgi, haber getir ciddiye alalım. yoksa böyle oturduğun yerden soru sorup hiç cevap vermeyerek propaganda yapma taktiği 1970'lerde işe yarıyordu.

tartışmaya, soru sormaya, düşünmeye, yanlışlar eksiklikler varsa hukuk içerisinde çözümlenmesine karşı olduğum falan yok. her zamanki adetinize uyup yanlı(ş) anlamayın lütfen.

ayrıca dünyada hangi ülkede mülteciler oy kullanıyor meraktayım? bari destekli soru yapın.*
devamını gör...
(bkz: tabi örtmenim)

entelektüeli tek l ile yazıp da entelim demek de ayrı bir vaka.(bkz: kardeş çok güldürdün sağol)

bu işler sağdan soldan duymalarla olmaz. ortada hala kayda değer bir veri yok.(bkz: kafan çok güzelmiş güle güle kullan)





























tanım: üzerlerinde garip iddiaların üşüştüğü insanlar.

geniş zaman kullanılmayınca tanım olmuyor demek değildir ayrıca. cümlenin sonuna -dir konulmasa da tanım olabiliyor canlar.
devamını gör...
kamplarda kalanlar savaş bittikten sonra muhtemelen ülkelerine dönecektir ancak sehir merkezlerine yerleşenler hic de geri dönecekmis gibi görünmüyor.
devamını gör...
sevenleri de var sevmeyenleri de. ama şu bir gerçek ki; vatanından istemeyerek ayrılan, zorunda bırakılan insanlar gözüyle bakmamız gerekenlerdir. bir ülkede, sığınmacı olarak yaşamanın hüznünü sanırım sadece mülteciler bilir.
devamını gör...
ensar bilinci nerede? diye sordurtandır.

hani biz müslümanlar, muhacire(göç edene) ensar(cömert ev sahibi.gibi) olurduk bir zamanlar?

laf aramızda her türlü göçe hep karşı çıkanlar olurmuş. tarihçiler diyor. örnek balkan mübadelesi.
devamını gör...
başımın üstünde yeri olmayan insanlardır.
vay be kardeşlerimiz ne kadar da yardımsever, ne kadar da hoşgörülüymüş.
bu ülkede suriyeliden, ıraklıdan, afgandan önce yüz binlerce yoksul, günde bir ekmeği 5 boğaza pay eden türk aileleri var.
onları bugüne kadar niye hiç görmediniz vitrin yardımseverleri?

esad'ın cenevre görüşmelerine kadar halep'i alıp savaşı bitirmesi şuan ki gidişatta şiddetle muhtemel gözüküyor.
esad işi bitirdiğinde bu sığınmacıların katil akrabaları da gelecek ve durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alacak.

devamını gör...
"müslüman, müslüman kardeşidir." sözünden yola çıkarak kardeşlerimizi ağırlamak güzel bir davranış. inşallah bizler ensar gibi olabiliriz, onlar da muhacirler gibi olabilirler.
devamını gör...
mültecilerin bir takım yaramazlıklarından maddi ve zahiri sıkıntı maddi almış biri olarak yine avrupada gurbetçi olarak kalmış birisi olarak yurtdışındaki türk ve kürtlerden daha az zararlı insanlardır. hani övünüyordun. ürdün dört milyon nufusuyla 2 mlyon suriyeli barındırıken seksen milyonluk övüncün nerde..

(bkz: alamancı)

(bkz: almancı)
devamını gör...
vardı bu konu! *

zulme uğramışlar, evsiz barksızlar, yardıma ihtiyaçları var, müslüman kardeşlerimiz... e tamam.

ama bir de işin diğer yönü var. basında da -artık- sık sık duymaktayız olay çıkaranlarını. basın harici birinci ağızdan duyduklarım var. adamlar çalıştığı işyerini soyup kaybolmuşlar.

buralarda bir adam vardı. elektronik işleriyle uğraşıyordu. türkçe konuşuyordu ama aksanı bariz belli oluyordu. sorduğumda, ''suriye asıllıyım ama avrupada büyüdüm'' demişti. bunu bir gün polisler götürdü. adam sahtekarın tekiymiş. çok kişiyi dolandırmış. mülteci olup olmadığını bilmiyorum ama sonradan mülteci sınıfına sokmuş kendisini diye duydum. çıkmış sonra.

***

bahsetmiştim; (bkz: arap kızları)

ya adam tutturmuş suriyeli kız alalım sana! diye. neymiş efendim, kapıdan girince elinde ibrikle bekliyorlarmış. sonra ayaklarını yıkıyormuş bir güzel. saygıda kusur etmezlermiş. yok dedim lan inanmam. mümkün değil! bizim buralarda ibrik bile kullanımdan kalkalı hayli zaman oldu be. arkadaş bağlantıyı ayağıma getirdi. ''konuş'' dedi, inanmıyor. arkadaşın arkadaşı aynı şeyleri tekrar. gülüyorum! *

ya hem öyle kız mı alınırmış? aile ile gidip alacakmışsın. suriyeli kızlar; türkler bizimle evlensin diye yalvarıyorlarmış. ya nedir ne değildir, yukarıda saydık. hırsızı var, kötüsü var, iyisi de vardır ama zor işler.

her yerde olduğu gibi onlarda da dürüstler de sahtekarlar da vardır illa ki abi.
devamını gör...
buyuk dis oyunlarin parcasi haline gelmis insanlardr. bir de din ile pohpohlanan toplumlarda bunlara merhamet gosterilir. bu insanlar olsun aci ceksin demiyorum ancak bunlari bu hale kimler soktu? bunun cevabi suriye yonetimi mi? ayrica bu multecilere musluman kardeslerimiz diye yardim eli uzatmayalim, insan olduklari icin uzatalim. din somurusu daha cok can yakacak..
devamını gör...
türk vatandaşı olmaları halinde oy kullanacak olan mültecilerdir.
devamını gör...
haber sitelerindeki yorumlarda sürekli yerden yere vurulan aşağılanan insanlar.
"sığınmacı" kelimesini bile ben bu müslüman ve şerefli bir tarihi olan türk milletinin ağzına yakıştıramıyorum.
soğuktan donarak açlıktan kırılarak ya da bir yakınını ya da bebeğinin kahbe bir kurşunla gözlerinin önünde vurularak can verişini izlemedikçe empati yeteneğini hiçbir zaman kullanamayacak insanlara ise söyleyecek söz bulmak için kaç dil konuşabiliyor olmak gerekir tam bir soru işareti...
devamını gör...
bazı kesimler bu kardeşlerin kabul edilmesine sıcak bakmıyorlardı.

kabul edilmeyip suriye'de kendi hallerine terk edilselerdi ne olacağını gördük geçen gün yayınlanan resimlerde.
devamını gör...
türkiyeli müslümanların çok şükür yanlız bırakmadığı multecilerdir.müslüman olmayanların ne dediği ne yaptığı pek de önemli değil.
devamını gör...
Allah yardımcıları olsun dediğimiz insanlardir. suriyeden savaştan esad zulmünden kaçtılar burda yanı turkiyede uçkur düşkünü şerefsizlerle başa çıkmaya çalışıyorlar. haberlerde falan görüyoruz güneydoğu suriyeli bayan siginmacilari bazı dallamalar 2. hatta 3. eşi olarak alanlar varmış. bu adamlar öyle zengin adamlarda değil. kirayı ödeyemiyorsan kizini ver diyecek kadar alcalan insan musveddeleri dahi varmış. 50 60 yaşında ki adamların cüzi bir ücret karşılığı suriyeli kızlarla evlendiğini duymuştum. yazıklar olsun lan ne ara böyle bir millet olduk biz. bu insanların yok pahasina en ağır işlerde çalıştırilmasina deginmiyorum bile.
devamını gör...
5-10 yıl sonra göreceğiz suriyeli mülteciler sorununun ne menem bir şey olduğunu.
öncelikle, mülteci kamplarında barındırılanlardan söz etmiyorum, bu kitle sorun teşkil etmiyor diyebiliriz, devlet kontrolündeler ve elden geldiğince yardım görüyorlar.
sorun olan kısım, istanbul'daki suriyeli mülteciler.
fatih, şirinevler, üsküdar'dan bahsedeyim, ev-iş-baba evi üçgenini oluşturuyor bu ilçeler benim için. dolayısıyla net gözlem yapabildiğim alanlar.
fatih'te saraçhane parkı civarında çok yoğun olmak üzere her yerde dilenen suriyeliler var, çocukları araba camı siliyor, arabalardan para dileniyor.
üsküdar'da hakimiyet-i milliye civarında özellikle son iki ayda, suriyeli dilenciler çok arttı.
şirinevler'de ise çok daha uzun zamandır varlar.
fatih'te küçükpazar'da, ahırdan bozma bekar odalarında barınabilenler şanslı. üsküdar'daki barınma imkanlarını bilmiyorum. ama şirinevler'de -allah yardım etsin- feci durumdalar. 1 m genişliğindeki banketler dahil, her yeşil alanda yaşamaya çalışan suriyeli mülteciler var.
işin garip tarafı şu ki bu suriyeli ailelerde 10 yaşından yukarı çocuk görmüyorum. anne-baba ve 10 yaş altı çocuklar. ortalama ise 7-8 yaş civarı.
türkiye'ye göçmelerine izin veren devlet, bu kadar fütursuz olmamalı, kışın ortasında sokakta yaşıyor bu insanlar.
en can alıcı noktaya gelelim: o çocuklar sokakta büyüyor.
sokakta büyüyen bu çocukların geleceklerine dair şöyle bir düşünün. daha geçen hafta, taş çatlasın 5 yaşındaki bir çocuğu, saraçhane parkının önünde, annesinin dizinin dibinde yerden aldığı sigara izmaritini çekerken gördü bu gözler. ve açlık, muhtaçlık insana her şeyi yaptırır, bunu da iyi bildiğinizi varsayıyorum.
devlet suriye'ye, içinde gıda maddesi falan olmadığını iyi bildiğimiz tırlar göndereceğine, sokakta kalan bu insanlara yardım etmeli.
şimdi de ayna olalım: istanbul'da ilk görünmeye başladıkları zamanlarda hepimiz acımıştık hallerine, yardım ediyorduk. hâlâ acıyor ve hâlâ yardım ediyoruz. ancak dilencilik meselesi ve çocukların para istemek için yol kesmeye (gasp anlamı çıkmasın buradan) başlaması rahatsızlık verecek seviyeye gelmiş durumda. kimse ben rahatsız olmuyorum, sorun değil diye maval okumasın lütfen. ilk zamanlardaki müspet algı değişmeye başladı, tahammülsüzlük başgösteriyor.
başka bir örnek verip ilk cümledeki tezime bağlayıp bitireceğim.
8 yıllık zorunlu eğitim öncesi, ilkokulu bitiren ancak okumayacağı aşikâr olan çocuklar meslek öğrenirlerdi, çırak olurlardı. 8 yıllık zorunlu eğitimle çocuklar 14 yaşına kadar okutulup çıraklık yaşlarını geçtiler, meslek öğrenemediler ve boşta kaldılar. bu yasanın çıkış tarihi 96, büyük şehirlerde kapkaç olaylarının patlama tarihi ise 2000'lerin ilk yarısıdır. bağlantı açık.
şimdi, sokaklardaki bu masum suriyeli çocukların, yetişme şartlarını ve ortamlarını düşünün, bundan 5 yıl sonra o çocuklar "küçük" olmayacak. masum çocuk tavırları, ne yazık ki sokakta "piştikçe" değişecek. asıl sorun da o zaman ortaya çıkacak. işte o zaman, bu çocuklara değil, bu çocukların sokakta büyümesine göz yuman devletten şikayet etmemiz lazım gelecek.
inşallah yanılırım. veya inşallah devlet bir şeyler yapar da ben,m bu söylediklerim anlamsız kalır.
devamını gör...
çok klasik filler ve çimen hikayesindeki yeşil kısma tekabül eden insanlardır. cümlede vurgu "insan" kelimesinde.

buradan sonra insanlığını onuruyla muhafaza edenler ve insanlığını diğer insanların çeşitli duygularını üzerinden menfaat sağlarken evde unutanlar olarak ikiye ayrılıyoruz. kamplar kurduk, o kamplarda ehven-i şer bir standart sağlamaya çalıştık, eyvallah. bundan sonra üstümüze düşen, o kamplarda barınanları, hiç değilse himayemize aldık dediklerimizi, insanlıklarından utanacak seviyeye gelmeden yaşatmak. onun dışında sokaklara dağılan, saçılan, yiten insanlara iyilik mi etmiş oluyoruz? yoksa hem onlara hem kendimize kötülük mü? mesele suriyelilerin oy vermesi falan gibi - ki cümle içinde kullanılması bile saçma- saçmalıklar değil. mesele, insanlık onurunun göz göre göre çiğneniyor olması. kendi sokaklarındaki çocuklar ve onların potansiyel sorunlarıyla baş edemezken, sokaklara biraz daha çocuk doldurmak, onları kendi sokaklarımızdaki çocuklar gibi muhtemel olana hazırlamak doğru bir strateji mi? aslında bu da bir tampon oluşturmak demek, yani dünyaya, kendi halkımıza, herkese, "bakın bir şey yapıyoruz biz de" diye göstermelik bir hareket almak. oysa yara orada. ve bilinen yollarla tedavisi muhakkak mümkün yara. onun yerine, yaranın kanından dışarı sızanları temizlemeye çalışıyoruz. bu da yaradan nemalananlara biraz daha süre kazandırmak demek oluyor nihayetinde.
devamını gör...
iyi güzel sığınmışlar kalıyorlar da yanlış anlaşılmasın ama bazıları toplum içinde bağrına bağrına konuşuyorlar çok rahat, etrafında hiç kimse yomuş gibi* mesela afrika'dan gelen zenciler böyle değil sessiz sedasız işini yaparlar, çalışırlar dilenmezler.

geçen burada bir eve hırsız girmiş güvenlik kameralarından suriyeli mülteciler olduğu anlaşıldı.

tabi tümünü aynı kefeye koymamak lazım ama sorun olmadan da farkında olmak gerek.
devamını gör...
suriyeden binlerce km uzaktaki istanbula süriyeliler devletin aktif yerleştirmesiyle mi yoksa devletin tanıdığı serbestlikten faydalanarak -hangi parayla hangi imkanlarla gelebilirlerse- mı geldiler?

istanbul türkiyenin bütün güç kaynaklarının merkezi istabulun türkiye için önemini istanbulun nasıl bir konumda olduğunu anlatmama gerek yok bu insanlar bu şehir in sokaklarında parklarında yaşıyor bu nasıl bir görüntü bu nasıl bir medeniyet anlayışı o insanların sokaklarda ne işi var ülkelerinden bu kadar uzakta ne işleri var

istanbulda ya da diğer şehirlerde bu savaştan kaçan ve tamamen yoksul kısmın sanırsam onlar şehirde turistik geziler alışverişler yapamazlar onların can güvenliklerini sağladıktan sonra temel ihtiyaçlarının karşılanmasından başka sorunları yok zaten bu durumda en iyi ihtimal budur.

neden sokakta insana yaraşmayan şekilde insanların yaşamalarına karşın birşey yapmıyoruz niçin hala bizim için hayat normal seyrinde devam ediyor hemde olmaması gerken bir şekilde istanbulun göbeğinde bu acı manzaraları görürken

yazımın giriş cümlelerinden hareketle bazıları süriyelileri kendi haline bırakalım biz kendi menfaatimize bakalım kapıları kapatalım tarzı insanlıktan uzak bir insan olduğumu düşünmüş olabilir.kesinlikle herşeyi seferber etmeliyiz onları insanlığın gerktirdiği şekilde yani al ssan izin vedik ülkeye gir ne halin varsa gör bu anlayış bir felakettir biz bir ülkeyiz devletinin kanunları olan vatandaşlık gibi statüsü olan bir ülkede yaşıyoruz hiç kimse bizim güvenliğimizi tehlikeye atamaz aynen hiçbirinin diğer insanları görmezden gelemeyeceği gibi


devamını gör...
fikr-i takip yapalım.

3 mart akşamı itibariyle fatih-saraçhane parkı civarında durum:

artık bali çeken suriyeli çocuklar var. ve bu çocukları, haşim işcan altgeçidinden, çığlık atarak kovmaya çalışan bir kadın esnaf.
altgeçitten saraçhane meydanına çıkıyorum. o çocukların neden altgeçitte olduklarının cevabını buluyorum.
iki zabıta arabası, suriyeli mültecileri sokaktan topluyor. ifade için kusura bakmayın ama evet, topluyorlar. köpek toplar gibi.
arabaların vızır vızır geçtiği fevzipaşa caddesinde sivil zabıtalar önde, çocuklar arkada koşuyorlar. bir -iki ani fren sesi geliyor ama çok şükür çocuklar ezilmiyor.
yakalanan çocuklar gene kusura bakmayın, köpek taşır gibi taşınarak minibüslere tıkılıyor, bağırış-çağırış. minibüsler suriyeli çocuk ve kadın dolu.
anne-çocuk topladıkları tamam da tek tek topladıkları çocuklar, annelerinin yanına gitmeyince durum ne olacak? o anne-çocukları nasıl buluşturacaklar? bunlar sorular.
kazık soruya gelelim, bu insanları fütursuzca sokağa salarken bugüne dair öngörünüz neydi acaba? komün mü kuracaklardı sokaklarda, dilencilik yapmayacaklar mıydı, bu insanları neden sokaklara saldınız da şimdi köpek toplar gibi topluyorsunuz?

devamını gör...
dört bir yanda görmek mümkündür ve bir çoğu müslümanların yardımına muhtaçtır. bu durum onlar için imtihan olduğu kadar bizim için de imtihandır. çünkü kuran'ın bir çok ayetinde ifade edildiği gibi "yolda kalmışlara" yani vatanı dışında olanlara, mültecilere yardım etmek farzdır. biz ülkemize gelen suriyeli müslüman kardeşlerimize yardım etmek, el uzatmak, ekmeğimizi bölüşmek zorundayız. gördüğümüz yerde hal hatır sorup elimizden geldiğince yardım etmek zorundayız. malımızda mülkümüzde onların payı vardır. bu Allah'ın emridir. emre itaat edip onlara yardım etmeliyiz. insanımız bu konuda daima iyi bir sınav verdi. bu hayırseverliğimiz bizi de büyük belalardan kurtaracak ve ülkemizdeki huzurun devamına vesile olacaktır. unutmayın, verilen mal eksilmez.
devamını gör...
kesilim ülkeyi harap edip biraz da insanlık yapayım bari diyerekten 1 milyonu aşkınının ülkemize sokulduğu insanlar.

osmanlı ruhunu canlandırmak buysa biraz yanlış anlaşılmış gibi.

neyse.

şehir merkezlerinde görürseniz boş geçmeyin. durumları çok çok kötü olanları vardır.

Allah yardımcıları olsun.
devamını gör...
ankara sokaklarında dilenen din kardeşlerimiz.

çoğunun parası yok, parklarda yatıyorlar, hijyen açısından hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için tehlike arz ediyorlar. dilimizi, kültürümüzü bilmiyorlar. çoğu iş bulamıyor, bulsalar da verilen ücret çok düşük. mecburen dileniyorlar.

ülkemize gelip dört bir yana dağılmalarını sağlayan hükumetimizin bu insanların yaşadıkları sıkıntılarda çok büyük vebali vardır. bu insanlar büyük mülteci kamplarına yerleştirilip eğitim, sağlık, yiyecek ve giyecek ihtiyaçları karşılanmalıdır. çalışma şartları oluşturulup kendi ihtiyaçlarını karşılamaları da sağlanmalıdır. meslek sahibi olmaları sağlanmalıdır. dilenmek zorunda kalmadan en az asgari ücret verilerek üretime katkıda bulunmaları sağlanmalıdır. hem kendilerine hem de çevrelerine yararlı olmaları sağlanmalıdır. kim ne derse desin bu insanlar uzun süre aramızda yaşayacaklar. savaş bitse bile çoğu dönmeyecek.

suça bulaşmadan, halkımızla kaynaşarak iyi bir hayat yaşamalarını isterim. eğer yazdığım adımlar atılmazsa bu insanlar ve çocukları suça bulaşacak. yokluk yüzünden hırsız olacaklar, zinaya bulaşacaklar, katil olacaklar, huzuru bozacaklar, hem kendilerine hem de bizlere zarar verecekler.

esad'ı kısa sürede devireceğiz diye ortaya çıkıp suriye'yi karıştıran akp hükumeti, abd ve sünni körfez ülkeleri bu insanlardan mesuldur. ellerini ceplerine atıp bu insanlara insanca yaşama şansı vermeleri gerekir.
devamını gör...
daha düne kadar "istanbul'a girişte vize uygulaması yapalım dedim istemediler" diyenler tarafından, türkiye'nin muhtelif yerlerine başıboş bırakıp, süründürülen mültecilerdir. davutoğlu da, tam rakamı hatırlamıyorum ama sanırım 200 milyon tl idi, bütçe ayrıldığını söylemişti. ülker'e, ağaoğlu'ya, koza inşaata, milletin a. koyacağız diyen cengiz inşaat gibi onlarca firmaya, rezidans diktirmedik yer bırakmadınız. yapın madem bir rezidans da mülteciler için. işi parası olanlar hariç, işsiz güçsüz açıkta dilenenleri eziyet çeksinler diye mi getirdiniz? madem getirdiniz, ilgilenmesini de bilin. ibb sadece resmi değnekçilerle tahsilat yapmayı biliyor. madem getirdiniz istanbul'a himaye de edin. aksırana tıksırana kadar cebe indirmeyin bir sefer de. ölmezsiniz korkmayın. karun'u, sultan süleyman'ı örnek alın.
devamını gör...
içlerinde azımsanmayacak kadar çok zengin bulunan mültecilerdir. yani şöyle söyleyim zengin olanları daha muhtaç durumda olanlarına yardım etmiyor anladığım kadarı ile. yoksa millet caddesinde fevzipaşa'da sair caddelerde suriyelilere ait dükkanlar pekala açılıyor aksaray'dan fındıkzade'ye kadar adım başı bir suriyeli müessesesine rastlıyorsunuz zannımca iyi de para kazanıyorlar bizim milletimizin aksine ticaretten güzel anlıyorlar ama kendileri gibi olan mültecileri umursamıyorlar yani açıkçası durum şöyle arkadaşla oturduğumuz bir nargile cafe'de televizyon açık suriye'deki olayları gösteriyor arkadaşla ben haliyle pürdikkat ekrana kilitlendik ne olmuş ne bitmiş merak içindeyiz bizden başka da türk yok cafede gerisi silme suriyeli ama adamların umrunda bile değil yani hala kendi goygoylarındalar gençliklerine verdim bu hali lakin zannetmiyorum annelerinin babalarının o haberleri bizim gibi bir merakla takip ettiklerini.
devamını gör...
herkesin haklarındaki kendi gözlemini somut durum gibi servis ettiği mazlum kardeşlerimiz. ben de bursa'da bir tane zengin suriyeli tanımadım, çoğuna sağdan soldan ev ayarlayıp eşya buluyoruz. iş bulabilenleri geri dönüşüm tesisleri gibi yerlerde, ağır şartlarda ve uzun sürelerle sigorta falan olmadan çalışıyorlar.

ama işte bunlar sahte suriyeliymiş demek ki. gerçeği kafede oturup goygoy yapıyormuş. vay be.
devamını gör...
kendileri için ''içlerinde zenginleri var'' demek bile bazıları tarafından etten et koparılmış gibi feryada sebep olmuştur. mesela suriyeli mültecileri düşüneceğine bazıları kendi mantık silsilelerini düşünmeliler ki düşünebilsinler

-zengin mülteciler de var
-ben hiç görmedim o halde yok
-yok bir sürü dükkanlar var istanbul'da açıyorlar
-hepsine biz eşya topluyoruz zengini yok
-adamlar ticaretten anlıyorlar güzel para kazananları var
-sigorta bile yapılmıyor
-yahu ben hepsi zengin demiyorum içlerinde azımsanmayacak bir zengin nüfusu var jiplerle falan dolaşanları var
-hayır hepsi çıplak ayaklı onların

bu mantığa yapılabilecek birşey yok. ne yazık ki yok.
devamını gör...
ister zengini ister fakiri hiç farketmez, derhal mülteci kamplarına ya da ülkelerine gönderilmelidir. memleket dilenci yuvasına döndü. benim dilencim bana yetiyordu halbuki
devamını gör...
beşar esad, abd, ab, türkiye ve bazı arap devletlerinin el ele vererek cehenneme çevirdiği suriye'den kaçan insanlar.

türkiye'de olmalarına neden olan olayların azmettiricileri içinde tayyip erdoğan ve ahmet davutoğlu da vardır. keşke bu ikisi evlerini suriyeli kardeşlerimize açsalar, kendi yataklarında yatırsalar, kendi yediklerinden yedirseler...
devamını gör...
kendileriyle ilgili insanlık dışı yorumlar yapılan insanlar.


- ben hepsi fakir mi dedim?! zenginleri de var dedim!

paşanın mültecilerle ilgili ilk tanımı: "zengileri de var." evvelinde suriyelilerin yaşadıkları mağduriyete işaret etmiş mi? hayır. suriyeliler dahi suriyelileri düşünmezken bizim enayi miyiz? düşüncesini işliyor ama yakalanınca ben sadece zenginleri de var dedim, ne kıtsınız yeee... diyip sıyrılmaya çalışıyor.

- hepsi gitsin, memleket dilenci yuvasına döndü.

senin ülken yangın yerine dönünce evinden dışarı adım atmayacağına eminim kardeşim.

- bu hale gelmelerinde türkiye'nin de payı var.

kardeş seni "kenan'ın sahnesi çok iyi.", "almanca kaba bir dil." ve "iki saattir konuşuyoruz, bir kere atatürk demedik." diyen arkadaşlarının yanına alalım.
devamını gör...
vatanlarından, savaş sebebiyle ayrılmak zorunda kalan talihsiz insanlar. Allah kolaylık versin. bu insanlar ile vatandaşlarımız arasında kavga çıkması gayet doğal. ekmek kavgası diye bir şey var. bunun yerine bu mültecilere, izole kamplar kurulsa da bizim halkla karşı karşıya gelmeleri engellense.
devamını gör...
ensar-muhacir ilişkisine aşina bir toplumun fertlerince izole edilmeleri istenen insanlar. üzücü.
devamını gör...
evvelinden yaşadıkları mağduruiyetlere? lafı getirmezseniz haklarında konuşamayacağınız zenginli fakirli insanlardır. bunları düşüneceğine kadar bazıları kendi algısını geliştirmeyi düşünse iki kitap okusa ne bileyim bulmaca çözse bir şekilde zihin jimlastiği beyin platesi falan yapsa din-i mübin-i islam için daha faydalı. cidden bak.
devamını gör...
daha önce bu açıdan bakan oldu mu bilmiyorum ama bunların türkiye'ye ucuz iş gücü amacıyla alındığını düşünüyorum.

öncelikle belirtmeliyim ki zor durumda kalan bu insanların ülkeye alınmasında bir sakınca görmüyorum. diğer taraftan da işçiyi ezmek için elinden geleni yapan, hiçbir önlem almayan bir hükümet var. patronların telkinleriyle ülke yöneten bir hükümet...

muhtemeldir ki suriyelilerin ülkeye alınması için yine para babaları telkinde bulundu. suriye'den gelen her bir kişi ucuz iş gücü demek. karaköy'de işçilerini çıkarıp yerine 400-500 lira maaşla suriyelileri alan bir çok iş yeri tanıyorum. benim tanıdığım 10 dan fazla kişi bu sebeple işinden oldu. açıktan yerine suriyeli alacağız demiyorlar tabii. ya zam yapmaya yanaşmıyorlar ya kemküm yapıyorlar ya da işten ayrılması için kimi haklarını kırpmaya çalışıyorlar. karaköy piyasasında çalışan bir abime patronu "ne yıllık izni? millet iş bulamıyor siz yatarak para kazanmak derdindesiniz. bak hergün kaç kişi iş için geliyor." diye çıkışmış. bu adam işi bıraksa bir gün sonra yerine 500 tl maaşla suriyeli alacaklar. sigorta parası da yok. iş gücünden %70 tasarruf demek.

başımızda adam gibi bir hükümet olsa. sigortasız işçi çalıştıran patronun kafasına balyoz gibi inen, işçisini koruyan, dünyaya sermayenin penceresinden bakmayan... sığınmacılar bizi rahatsız etmez. nihayetinde onlar bu ülkeye tatil yapmaya değil, ölümden kaçmak için geldiler. düşene elimizi uzatmak boynumuzun borcu. amma velakin durumu çıkarları için kullanmaya çalışana da dur demeli...

bu insanlar getirilip sokaklara salındı. kimisi iş bulup bir türkün işsiz kalmasına sebep oluyor kimisi de sokaklarda dileniyor. caddede, pazarda, çarşıda soğuğa yağmura yaşa aldırmadan yalın ayaklarıyla, kirli elbiseleriyle perme perişan halde dilenen çocukları gördükçe yine bizim yüreğimiz kanıyor. yine onlar için biz ağlıyoruz. yine biz elimizdeki ekmeğin yarısını bölüp uzatıyoruz.

ya onları içeri alıp kahraman edasına bürünenler? onların ne dilenenlerden, ne fuhuş yatağına düşürülenlerden, ne açlıktan kıvrananlardan haberi yok. çünkü bu gariban insanlarla ortak bir yaşam alanları yok. onlar ne halkın arasına giriyor ne de bu perişan insanlar onların yaşadığı fil dişi kulelere, tam korunaklı villalara girebiliyor. olan yine bize oluyor. biz muhatap oluyoruz...

ucuz kahramanlıklar hükümetimize, ekmeğin yarısını bölüp vermek, perişan haldeki çocukları görüp ağlamak bize. işte böyle bir görev paylaşımı yapmışız...

ekleme: sığınmacıların bir de ev kiralarına etkileri var ki sormayın. istanbul'da yaşayıp da kirada oturanlar, kiralık ev arayanlar bu duruma şahit olmuştur.
devamını gör...
geçenlerde evimizi suriyeli bir aileye kiraladık. çok temiz, iyi niyetli insanlar. önyargılıydım bu konuda kabul ediyorum. ama bu insanların çektiklerini, buraya nasıl geldiklerini, yaşadıkları zorlukları dinlediğimde kendimden utandım yeminle.
devamını gör...
haliç üzerindeki yeni yapılan metro köprüsü altında çoluk çocuk bir çok aile barınıyor. yanlarında kirden rengi gözükmeyen bir çıkın, bir su şişesi ve yatmak için bir kaç parça kirli battaniye vs. ne zaman onları o halde görsem yüreğim kanıyor. yoldan geçen arabalara yalvarır gözle bakmalarını gördükçe bitiyorum.
devamını gör...
entegrasyon şart.ileride büyük sorun olacak.ilk olarak mühendis,doktor gibi işe yarar adamlara türkçe öğretilmeli ve istihdam edilmeli.
devamını gör...
kendi ülkelerinde savaşmayın kaçanlardır.
kadınları çocukları anlarım ama ya erkekler?
ne kadar çapulcu hırsız kendi vatanının haini işe yaramaz adamlar varsa şu an ülkemizdedir.
ve her türlü pisliğe karışmaktadırlar.
devamını gör...
haklarında konuşanların çoğunun tek derdi acaba göbeğimi daha ne kadar büyütebilirim olduğu için kötülenen, aşağılanan, hor görülen insanlar. kadınları çocukları adamlar tek başlarına başka ülkeye mi yollasınlardı? bu kadar acımasız olmayın. hırsızı bilmem nesi için konuşmuyorum. bunlar azınlıkta olanlar. bütün müslümanları terörist ilan edenlere benzemekten korkun. müslüman müslüman'ın kardeşidir.
devamını gör...
akp hükümetinin insalık namına kolpacılığıyla, tamamen siyasi hedefler güdülerek ülkenin başına bela ettiği mültecilerdir.
devamını gör...
necip türk milleti tarafından kadınlarına kem gözle bakılan mazlumlardır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar