türkiye islamın son kalesi midir sorunsalı

son 15 yıldır dillerden düşmeyen durum tespiti.

türkiye islamın son kalesi midir. öyle ise neden. değil ise neden böyle söylenir sorunsalı.
devamını gör...
sorunsal değil gerçektir. hangi nüfusu müslüman ülke türkiye kadar islama ve müslümanlara sahip çıkıyor bakalım. cevap kendiliğinden ortaya çıkacak zaten.
devamını gör...
islamiyetin tüm dünyaya indiği gerçeğini göz ardı etmezsek olmayan sorunsaldır.

türkler olarak bazen kendimizi fazla önemsiyoruz.
adını bile bilmediğimiz ülkelerde cayır cayır islamiyet yaşanırken,
hacıların hocaların hırsızlık peşinde, uçkur peşinde koştuğu ülkeyi islamiyetin kalesi olarak göstermek,
hem de son kalesi olarak göstermek oldukça ironik olur.

(bkz: ne içtiysen artık içme)
devamını gör...
değildir ama sadece bu şekilde pazarlanmıştır.
insanları yüce bir güç ile birleştirmen gerekir ve bunu ya mali imkanlarla ya dini imkanlarla yaparsın.
siz hiç refah düzeyi yüksek ülkelerin insanları birlikte tutmak için dini sömürdüğünü gördünüz mü?
devamını gör...
araplarının dinine neden bu kadar sahip çıkarlar bende onu anlamıyorum.

sorunsal(mış).
devamını gör...
o olsa olsa ancak targaryen hanesi'nden isminin birincisi , daenerys fırtınadoğan, büyük çöl deniz'in koruyucusu, ejderhaların annesi, zincir kıran, andallar'ın ve ilk insanların kraliçesi, yedi krallık'ın hükümdarı, diyarın koruyucusu khaleesi'dir.
devamını gör...
Allahu alem.
meseleye önce son kale derken ne kastediliyor onu anlayarak başlamak lazım. son kale, son karakol derken artık burası da geçilirse islam'ı savunacak hiçbir güç, kuvvet kalmayacak demek isteniyor. son kale türkiye midir türkler midir buna da bakmak lazım.
türkler islamın son kalesidir diyen tarihçiler, tarihte türklerin üstlendiği misyona , ayette bahsedilen kavmin özelliklerine ve hadislere bakarak bunu iddia etmişler.
628 yılında maide suresi 54. ayet nazil olmuş ve Allah ''ey iman edenler! içinizden kim, hangi grup dininden dönerse dönsün, bir gün gelecek ve Allah onların yerine öyle bir topluluk getirecek ki, Allah onları sever, onlar da o’nu severler; mü’minlere karşı boyunları yerde, kâfirler karşısında onurlu ve zorludurlar; Allah yolunda durmaksızın cihad ederler ve bunu yaparken, kendilerine dil uzatan hiçbir kimsenin kınamasından çekinmezler. işte bu Allah’ın öyle bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, (engin lütuf ve merhametiyle kullarını sarıp sarmalayandır, (neyi niçin yaptığını) çok iyi bilendir.)'' buyurmuş. burada dinden dönmek müslümanken hristiyan veya başka bir dine mensup olmak anlamından ziyade dinin buyruklarını yerine getirmemek anlamındadır. o sırada iman edenler araplardı.
yani tehdit araplara yapılıyor.
yıllar sonra dinin buyruklarına muhalif hareketleri, ırkçılığı emevilerin yaptığı görülüyor. iman ve ilayı kelimetullah vazifesi , onlarda ganimet ve ırkçılığa evrilmiş. arap üstünlüğüne, milliyetçiliğine inanç o kadar artmış ki sadece gayrımüslimden alınması gereken cizyeyi, arap olmayan müslümandan da almaya başlamışlar ve türlü kibirler..
türkler, emevilerle ve onlardan sonra gelen abbasilerle yaptığı her çatışmada galip geldiler. tarihte islam'a girerken menfaat gütmeyen tek millet türkler. galip olmuşlar. kendi dinlerini yayabilecekken kendi tabiatlarına çok uygun olan islamiyeti kılıç zoru olmadan, hiçbir karşılık beklemeden kabul ediyorlar. zaten göç, türklerin kaderi olmuş. göç etmeyenin hicreti, hicreti olmayanın inkişafı, inkişafı olmayanın zaferi olmaz yaa islamiyetteki cihad anlayışı onlara yakın gelmiş olacak ki kabullenmede pek sıkıntı çekmemişler.
fransız gezgini ve yahudi olan leon jean kahun konu hakkında '' türkler hiç farkında olmadan, menfaat gütmeden , bir anda islam'ı himaye etme vazifesine girdiler '' diyor. abbasilerin ordusunda en kritik yerlere türkler yerleştiriliyor.
hatta fatımilerin baskılarından artık abbasilerin bezdiği sırada abbasi halifesi el kaim tuğrul bey 'e '' bu emaneti bizden alın '' deyince tuğrul bey '' efendim biz islam'ın askeri olalım. siz bize dua edin '' karşılığını veriyor. yani ortada sadece ihlas ile yapılan islam savunuculuğu var ve tabiki ilim ile de hizmet edilmiş. 9. yy da imam buhari özbekistan'dan medine'ye hadisleri almak için geliyor. yazdığı hadis kitabı sünnet için güvenilir hadis kaynaklarını teşkil eden ve kütüb-i sitte diye anılan serinin ilk kitabıdır. size iki emanet bırakıyorum. biri kuranı kerim digeri hadislerim diyor peygamberimiz. bu anlamda hadis kitabının oluşturulması islam adına ne kadar ehemmiyetli anlıyoruz.
hadislere girmişken peygamberimizin türkler hakkındaki sözlerine de bakılmalı.
efendimiz '' horasan'da arap olmayan , güzel yüzlü, hakimiyeti güçlü biri zuhur edecek. onun adı da benim gibi muhammed olacak. büveyhilerin tahakkümüne son verecek '' buyuruyor. peygamberimiz 7. yy da bunu söylüyor. 10.yy gelindiğinde büveyhiler iran'ın güneyinde şia devleti kuruyor. 1052 yılında selçuklu sultanı tuğrul bey büveyhilere son veriyor. tuğrul bey'in asıl adı muhammed tuğrul.
başka bir hadisi şerifte '' türkler size ilişmedikçe siz türklere ilişmeyin. çünkü milletimin kurduğu devleti, Allah'ın onlara ihsanını onların elinden en evvel kantura nesli alacaktır. '' buyuruluyor. kantura; hz. ibrahim'in eşi ve bir türk prensesi. hz. hacer validemizden olan çocuğu hz ismail mekke taraflarına, hz. sare validemizin çocuğu hz ishak filistin taraflarına, prenses kantura'dan olan çocuk da orta asyaya getiriliyor.
yine bir gün hz muaviye azerbaycan 'a ordu gönderiyor. ordunun başındaki kişi muğre bin şube. hazar çevresindeyken türklerle çatışıyorlar. türkler gelen ordunun mallarını alıyor. muğre bin şube de tekrar bir saldırı yapıp mallarını geri alıyor ve birkaç türkü öldürüyor. hz. muaviye ile olan mektuplaşmada hadiseden bahsedince hz muaviye '' toprak senin başına olsun. sakın bir daha yapma. ben Allah rasulünden işittim onların saltanatı yavşan otunun bittiği yere kadar gidecek ''.diyor. yavşan otu da osmanlının sınırlarından biri olan avusturya macaristan'da yetişen bir ot.
meselenin bir de psikolojik yönü var tabi. burada türklerin kılıç zoru olmadan islamiyete girme meselesi önemli. ezilmiş insanların büyük işlerin altına girmesindeki zorluk. bununla ilgili uhud savaşı örnek verilir. biliyoruz ki uhud mekkelerin zahiri zaferiyle sonuçlanmıştı. o zamanlar mekke ordusunun içinde halid bin velid, amr bin as, ebu süfyan vardı ve hiçbiri mağlubiyete alışkın değildi.
eğer uhud’da halid bin velid, amr bin as, ebu süfyan mağlup olsaydı islam’a dahil olduktan sonra dehalarını islam davasında istihdam edemeyeceklerdi. bununla ilgili bediüzzaman da enfes bir tesbitte bulunmuş . ‘’ istikbalin sahabeleri, mazinin sahabelerine galip geldi. ‘’ demiş.
mesela iran kılıç zoruyla islamiyete dahil olmuşlardı. arnold toynbee islamın doğuşu ve yayılış tarihi kitabında ‘’ farslar hiçbir inancını terk etmeden müslüman oldular, islamiyete dahil olduklarında sasanilerin izzeti kırıldı ve fethi kabul edemediler ‘’ diyor. eğer iranı o dönemde bizans fethetseydi belki de gayet asimile olacaklardı ama fetih hakir gördükleri, baldırı çıplak dedikleri araplar tarafından gerçekleştirilmişti. dahil olmaya da bilirlerdi ama oluyorlar. ancak bu dahil olma eski bidatları bırakarak ve menfaat gözetmeden gerçekleştirilemiyor. hz hüseyin iran kisrasının kızı şah banu ile evlendiğinden hz hüseyin’i kisraların devamı olarak görüyor.
son kale mevzusuna kayda değer insanların da yorumu var tabi.
mesela bediüzzaman. 1905 yılında kürt teali cemiyetinin başındaki abdülkadir efendi said nursi hazretlerine mektup yazıyor cemiyete katılması için. said nursi ne yapacak bu cemiyet diye sorduğunda ilerde direniş başlatırız diyor. buna karşılık abdülkadir efendi’ye ‘’ ben kuran’da maide suresinde anlatılan milletin 1000 seneden beri islam’a hizmet eden bu millet olduğuna iman ediyorum ‘’ diyor.
bahsettiğim gibi arnold toynbee osmanlı hakkında benzer ifadelerde bulunuyor. bu arada toynbee sağlam türk düşmanı. çanakkale savaşına gidecek askerleri yeni zelanda’dan , avusturya’dan toplayan heyetin içinde bulunmuş. ve ingilizlere türkler hakkında rapor sunarken şöyle diyor ‘’ osmanlıyı bu kuşaktan çekip alırsanız burada islam adına bir şey kalmaz. yemen’e kadar islamiyet küçük adacıklar halinde kalır. islamiyet azınlık dini olur ‘’ .
yani islamın savunuculuğunda önde olan milletin türkler olduğunu pek çok tarihçi, gezgin söylüyor. bir de sultan ıı. abdülhamid han cennet mekanın bir dik duruşu var ki bence destana konu olur.
voltaire , peygamberimizin izdivacıyla alay eden bir piyes kaleme alıyor. hatta goethe gibi bir yazar da tutup bu piyesi almancaya çeviriyor. piyesin fransa’da oynanacağını duyan abdülhamid han hemen haber salıyor. ‘’ eğer siz benim peygamberimin adını, izdivaç hadisesini tezyif eden bir piyesi halka gösterip güldürecekseniz ben şu anda bütün islam coğrafyasına cihad ilanı fermanı gönderiyorum. ‘’ diyor. ve sonuçta fransa da ingiltere de piyesi oynatamıyor.
toparlarsak son kale , türklerdir demek büyük bir iddia ancak iddia edenlerin argümanlarına bir bakmak gerekir. ırkçı bir söylemden çok uzakta olduğunu düşünüyorum. ancak yine de biz Allahu alem diyelim.
devamını gör...
böyle bir iddia var ama ileri sürenler iran'da doğmuş olsalardı islam'ın son kalesi olarak iran'ı görürlerdi. israil'de doğmuş olsalardı orduya katılıp filistinli vururlardı. 500 sene önce machu picchu'da doğmuş olsalardı islam'ı bilmezlerdi bile.
devamını gör...
türkiye hiçbir şey değil arkadaşım.
eğitimsel, yapısal reformlar olmadan hiçbir şey. beyni dinle yıkanmış kaba softa ham yobazların görüşüdür bu.
kerhaneden vergi alan ülke mi islamın son kalesi? bilim ve ilimin kalesi olmak varken, kişinin sadece kendisini bağlayacak inanç sistemini topluma mal edip bunun üzerinden para kazanılan bir kapital haline getirilen “dinler” hiçbir derde derman olamaz.

vicdan olmadığı sürece istersen 500 rekat namaz kıl her gün, boş adamsın kardeşim.
şu videoyu izleyin bi, sonra tekrar konuşuruz:

devamını gör...
sahip olduğu hiç bir şeye gerekli değeri veremeyen ülke için söylenendir.

türkiye ne türklüğe ne de islam'a gereken değeri, özveriyi vermemekte -bence-

ülke hep kuru gürültü be.
devamını gör...
sorunsal değil, kupkuru bir gerçek.

özellikle islamiyete girmekle birlikte bin yıldır islâm'ın sancaktarlığını yapmış bir toplumun mirasçısı olarak türkiye siyasal olarak islâm'ın son kalesidir. özellikle günümüzde hiçbir islâm toplumu malezya'dan, suudlardan, mısır'dan veyahut başka bir ülkeden değil de sadece türkiye'den medet umuyorsa, bir şeyler bekliyorsa ve kendi ülkeleri için değil de türkiye için dua ediyorsa o zaman türkiye gönüllerde de islam'ın son kalesidir.

suud'un kapsama alanı arap yarımadasının ötesini geçmez. malezya'yı kendinden başkası bilmez. pakistan neredeyse gönül olarak bize bağlı, mısır osmanlı'dan çıktı çıkalı sömürge... ancak türkiye'nin gönül coğrafyası, tarihsel ve kültürel hinterlandı endonezya'dan, açe'ye, pakistan'dan hindistan'a, bosna hersek'ten macaristan'a, fas'tan sudan'a kadar uzanıyor. o nedenledir ki türkiye stratejik olarak da islâm'ın son kalesidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar