ülkücüler

'' ...onlar ki henüz şiire, romana, hikâyeye, musikiye, resime, sinemaya, hâsılı muhayyile sancısının o şâhâne dikkatine takılmadan gençliklerini tüketip sinn-i kemâlin gıcırdayan basamaklarına terfî ettiler. belî, artık genç değiller, kırışmış alın çizgileri, ağaran şakakları, dökülen saçları ve bedenlerini şuradan buradan yoklamaya başlayan romatizma ağrıları ile bir nüfus sayımında türkiye’nin 'gençlik' ortalamasında yer almaktan çoktan vazgeçtiler; aslında hiç genç olmamışlardı, 'gençlik' hallerinden ancak bir pîr-i fâniye yaraşan feragat ve istiğnâ hissiyle vazgeçmiş, taşıyabileceklerini bir an bile düşünmeksizin ellerini değil yüreklerini 'taş'ın altına koymuşlardı; çoğu, o yükün altında ezildi, çoğu mecrûh çoğu mahpus kaldı ama hiç mahkûm olmadılar. çoğunluk taşralıydı ama hesap bilmez değillerdi; kimselere hissettirmeden kendi içlerinde gördükleri hesabın ürkütücü bakıyyesini görüp kimselere renk vermediler; öğretilmemiş, tevârüs edilmiş bir asâletin emriyle gâhi kızılcık, gâhi keder, gâhi sabır, gâhi ecel şerbeti içtiler da bir dem olsun kan tükürmediler.

*
''ve ben mekteplerinizde okudum;
bir rivâyete göre adam oldum,
bir rivâyete göre kayboldum''
-?-

'ocak' kelimesinin türkçedeki bütün güzel tedaileri biraraya gelip onlara mekân olmuştu. ocaklarını çerden çöpten çattılar, ocaklarını tüttürdüler, ocaklarını uyandırdılar, darda kalınca ocaklarına düştüler, ocakları söndürüldü, ocaklarına incir ağaçları dikildi. lâkin bir araya gelip de inşâ ettikleri bir ocak rûhu vardı; o rûhun ocağında kimse incir tutturamadı, yüreklerde bir yerlerde yanan o heyecânı kimse söndüremedi.
şimdi nerede bir ocak lâfı duysalar, kemiklerinin içinde ilikleri titrer o eski timsahların; ocaklı olmakla iftihar ederler, her birinin nâsiyesinde dâr-ı dünyada külfetten başka nimet getirmeyen bir ocak şehâdetnâmesinin mührü parıldar.
ocak: ne mübârek tedâileri vardı bu kelimenin; ancak timsahlar bilir.


*

''zalım felek bir yanımı zora getirdi''
halk türküsü

işte bu yüzden onların hikâyesi, bilinen tahkiye cinslerine sığmıyor; trajedinin, komedinin, dramın üstünde pek farklı bir şey bu. timsah lâfzının onları vasfederken bu kadar isabetle yaraşması ve bu kadar isabetsizce sakîl durması sebepsiz değil.
olsa olsa yıldızlarını çoktan söndürmüş bir gecede, seher yelinin keskin dağ yamaçlarına haykırdığı bir bozlağı andırır bu hikâye. sesi, geceyi, rüzgârı ve gökyüzünü yırtarak yayılan bir bozlak; kelimelerini arayan bir çığlık, kadrajını bulamamış bir enerji fırtınası, henüz neyle ifade edileceği bilinmeyen bir hâlet.
timsahların hikâyesi henüz bitmedi; neresinden başlayacağımızı bir türlü kestiremeyişimiz bu yüzden. ''yağmur yağarken kimin ağladığı, kimin güldüğü belli olmaz'' diyen frenk haklı; hükmü evvelâ tarihin vicdânı verecek, sonra da ''hesap günü''nün sahibi''


*

salavat getirsin cemâlin gören
karacaoğlan


ve şimdi onlar, ciklet çıtırdatmak için halkedilmiş gibi duran malâyâni ağızların tükrük hokkası ittihaz edilmekte; hâşâ ki hâşâ; yel kayadan ne apara?
mağara insanlarının ateşi söndürmemek için gösterdiği ihtimama benzer bir dikkatle saklanan eski hınçların külü yeniden üflenmekte; timsah neslinden sayılması gerekirken müteakip performanslarıyla kertenkele bile denmeye değmez seciyelerin 'vurun abalıya' korosunda yer almasında bilseniz ne nükteler var: yıllarca timsah derisinden evrak çantası taşıyıp, timsah derisinden pabuç eskitenlerin 'ben tam o esnada tuvaletteydim' bahânesine sığınması muhteşem.
hıncı kıvılcımlandırmak için tüketilen kertenkele üfürüklerinin bir yerlerde eski muhabbetleri tutuşturmasına ne buyrulur?
hâşâdır! dinime dahleden keşke müselman olsadır! geçmişle hesaplaşmak zaruri ise timsahlar gönül rahatlığı ve vicdan selâmeti ile masadaki yerlerini almaktan çekinmeyeceklerdir.
her firavuna bir ibrahimdir!

*
kul olan aşka cihan beylerine eğmedi baş
başka sultan-ı cihânsız gör’e kimin kuluyuz
hayretî

hüznü ve ızdırabı buruk bir tebessümle yıllarca aydınlık nâsiyelerinde gezdiren o nesil, bir milletin belki birkaç asırda bir kere nâdir ele geçirebildiği bir enerji köpüklenmesi. onların her şeye rağmen yeterince vasıf kazanamamasının vebâli kimin üstüne yazılmalı; yabani ahlatın gölgesi bahçevanın fennine ve fendine galip gelmiştir; onlar meziyetlerine olduğu kadar zaaflarını da sahiplenecek derecede bir nefis selâmetine vâsıl olmuşlardır. dehrin cilvesiyle dört bir yana savrulan o timsah nesli, yıllar boyunca başının çaresine bakmayı bilmiş amelelikten müstahdemliğe, esnaflıktan bürokratlığa, öğretmenlikten sanatkârlığa kadar her şûbede alnının akı ve teriyle kimselere yaslanmadan, ikbâl ve iltimas beklemeden evine ekmek götürebilme saadetini yaşamıştır; onlar sadece Allah'a minnet eden bir nesildir.



* [ ahmet turan alkan- yatağına kırgın ırmaklar ]


ahmet turan alkan, 80 öncesi ülkücü hareketi böyle anlatır.ülkücülük hak bir davadır.mhp'lilik ülkücü olmanın kriteri değildir.milliyetçilik de ülkücülüğün kriteri olamaz.nasıl ki milliyetçilik mhp'li olmaktan aşkın birşeyse,ülkücülük de milliyetçilikten aşkın bir kavramdır.kendisine milliyetçi diyen bazı insanların hal ve tavırlarına bakıp ülkücülük hakkında olumsuz şeyler düşünmek bizi sağlıklı bir sonuca götürmez.
ülkücülük ne bazılarının anladığı gibi ırkçı bir hareket,ne de anti-kürt bir harekettir. 80 öncesinde diyarbakır ve çevresinde çıkan kürtçe dergiler (ülkücü gençlerin çıkarmış olduğu ) bunun en büyük kanıtıdır.
o sebeple bir fikri eleştirirken daha dikkatli olmalı, daha iyi incelemeye tabi tutmalıyız.seyyid ahmet arvasi'yi, erol güngör'ü , galip erdem'i ,dündar taşer'i, fethi gemuhluoğlu'nu , muhsin yazıcıoğlu'nu , ömer lütfi mete'yi , durmuş hocaoğlu'nu düşünüp daha sonra ülkücülük ve ülkücüler hakkında daha iyi analizler yapmalıyız.
devamını gör...
ülkü ocaklarında toplaşıp laklakla vatan kurtaran asker kaçaklarından oluşur çoğu.
devamını gör...
içinde salya sümüklü halde her an vatan kurtaran lümpenlerin bolca olduğu kitle..
devamını gör...
(bkz: fight club)

yalnız bunların tüketim kültürüyle bir alıp veremedikleri yoktur, hem kendi aralarında da kavga etmezler daha çok tek gördükleri solcu ve islamcı geçlerledir hedef kitlesi.
devamını gör...
bir kavga öncesi ülkücüleri de yazayım ve kendi adıma ülkücü faslını kapatayım:

4 ülkücü, okulda "solcu olduklarını iddia ettikleri" uzun saçlı iki çocuğa sataşır, bahar şenliklerinde. "uzun saçlılar" sayıca az olmalarına karşın, 4 ülkücüyü paketlerler. 4 ülkücü posaları çıkmış halde yurda gelirler. yurdun tüm ülkücüleri ayaklanır. saatler 23:00'ı göstermektedir ve o saatte yurttan çıkış yasaktır. kapıdaki gariban yurt bekçisini tartaklayarak kapıyı açtıran ülkücü taburu, derhal okula koşarlar; ama "uzun saçlılar"ı bulamazlar. yurda döndüklerinde, dayak yiyen bozkurtları "başlarında bir reis yokken ve sayıca azken" kavgaya girdikleri, dayak yiyip, ülkücülüğe laf getirdikleri için bir de bunlar döverler. bu arada okul dönüşünde, yurdun yanındaki inşaattan, inşaat demirleri ve kalas parçaları da alınmıştır. kıdemli ülkücüler inşaat demirlerini ve kalaslarını, çömez ülkücülere verirler. çömez ülkücüler bu demirleri ve kalasları, kavgada rahat kullanılacak biçimde hazırlayacaklardır. az sonra, tenis raketi şekli verilip, izole bantla kaplanan bir inşaat demiri, yurt reisinin eline bırakılır. hakikaten bir şahaser çıkmıştır ortaya. tüm kalaslar ve demirler, elde kolay tutulacak şekilde "işlenmiş" ve izole bantla sarılmıştır. reis yüzünde bir tebessümle oda arkadaşı olan bana döner: "yarın mutlaka izlemeye gel, eğlenceli olacak" der.

ertesi gün ülkücüler toplanır. önceki akşam bütün teşkilat seferber edilip, "uzun saçlılar"ın bölümleri ve isimleri de öğrenildiği için içleri rahattır. son iş olarak, metal dolapların arkaları yamultularak, oralara zulalanmış haydarlar, muştalar; yatakların içine sokuşturulmuş zincirler ve sallamalar da alınır. reis, "polis ya da jandarma gelirse, reisleri kimsenin ele vermemesini" tembih ettikten sonra yola çıkarlar. iki adamı dövmek için hazırlanmış, en az 30 başlık bir sürünün arkasından, nasıl bakması gerekiyorsa, öyle anlamsız bakakalır insan. bu ekipman, istanbul'un surlarına dayanan fatih'in askerlerinde olmuş olsaydı, kuşatma 1 haftadan uzun sürmezdi diye düşünürken, ülkücüler gözden yitip giderler.
devamını gör...
dün vizyona girmiş olan film. giden veya izleyen varsa bir yorum yapsın da neymiş ne değilmiş bir görelim... "anee sözlükte ülkücü varmış lan" demeyiz korkmayın... *
devamını gör...
muhakkak gidilmesi gereken belgesel film. iyileşince ve sınavlarım bitince gideceğim ve en az üç arkadaşımı da götüreceğim film.

''siz sanmayın ki el vurdu bize/ öpmeye kalktığımız el vurdu bize'' diyen yiğitlerin çektiği bir film. 12 eylül'ün hep sol fraksiyonların gözüyle anlatılmasına son verecek olan hayırlı bir iş.

http://www.cogitosozluk.net...



devamını gör...
belalarini Allahtan bulsunlar denilesi grup
--- alıntı ---
ümraniye'nin dudullu semti'nde bulunan 75. yıl cumhuriyet lisesi'nde 22 nisan'da ülkücü bir grubun saldırısına uğrayan ve dalak, karaciğer, böbrek, safra kesesinde ciddi hasarlar meydana geldiği için ümraniye devlet hastanesi'nde yapılan ameliyatın ardından yoğun bakımda tedavi altında tutulan kahraman kaya (17) adlı kürt genci yaşamını yitirdi.”üzerine ancak birkaç satır yazı yazmaktan başka yapacak hiçbir şeyim olmadığını itiraf ederek başlayacağım yazımın konusu işte bu haber…devlet aklıyla hareket eden zihin ya bu olayı haber yapmayacak veya gazetelerin göze çarpmayacak bir kıyısında göze çarpmayacak bir şekilde yayınlayacak. belki de haberde ki “kürt” ve “ülkücü” kelimeleri kesinlikle yer almayacak. “karşılıklı iki liseli gurubun kavgası sonucu meydana gelen bir ölüm” olarak yer alacak.ya olayın farkında olanlar, bu duruma gerçekten üzülenler, yani biz… nasıl bir tavır takınacağız?biliyorum birçoğumuz bunu fazla konuşmayacağız. duygusal veya öfkeli sözler sarf etmeyeceğiz. zira bu, ölen tarafı galeyana getirmek olarak algılanacak. “yangına körükle gitmek” şeklinde yorumlanacak…üstelik “barış sürecine karşı olmak”, olaylar karşısında “itidalli” davranmamakla suçlanma kaygısı taşıyacağız.“duygusallık” ve “öfke” aklı başındakilere yakıştırılmayacak. en azından “bu çözüm değil” denecek. zira bu kelimeler akıllara negatif olarak kazındı. oysa “baskı”, “şiddet”, “intikam” kelimeleri negatiftir. haksız yere öldürülen birisi için duygu taşımamak, bu zulme karşı öfke duymamak insani midir? burada kabul edilemez olan şey “duygusallık” ve “öfke” değil “kin” ve “intikam”dır.bu tür tavırlarla insanların üzerinde baskı ve suçluluk psikolojisi oluşturuluyor. bunun örneğini roboski’de görmedik mi? ölen çocuklar “terörist olmak”, “kaçakçılık yapmak” ile suçlandı ki kimse onların hakkını aramasın hatta üzülüp ağlamasın diye… ilk günlerde “vah vah, tüh tüh” diyenler bile yapılan kara propagandadan sonra bize “tamam olmuş bir kere niye abartıyor ve gündemde tutuyorsunuz, bunu yapmakla ne geçecek elinize, ortalığı karıştırmak isteyenlerin ekmeğine yağ süreceksiniz” demişlerdi.mazlumdan yana ağzımızı açtığımız an türlü psikolojik hilelerle susturulma çabasına maruz kalıyoruz.kürt halkından bahsedecek olursak; daha fazla ölmemek için susmak zorundalar sanırım, başka seçenek bırakılmıyor onlara… zira zulme ve faşizme karşı ses yükselttiklerinde faşist gurupların öfke ve saldırısına maruz kalma tehlikesi var. bir tür kısır döngü içinde bırakılıyorlar… adalet çağrıları cevapsız kaldığı ve suçluların cezası verilmediği sürece bu döngü içinden çıkamayacaklar maalesef...peki, her şeyi sineye çekmek zorunda mı kalacaklar? mesela failin çarptırılması gereken cezanın altında cezaya çarptırılması veya bu olayda yer alan ve azmettirici rolünde olanların korunması durumunda kürtlere susmak mı düşecek, susmaları mı istenecek? barış sürecine zarar gelmemesi adına, itidal adına, daha fazla ölmemek adına…aslında fazla söze gerek yok. içinde bulunduğumuz durumu malcolm x çok güzel özetliyor. yazıyı o’nun sözleriyle sonlandırmak istiyorum.“faşizmin tuzaklarından biri de; mazlumun kendisine yapılan zulüm, işkence ve katliamları dile getirmesini “kin ve düşmanlık söylemi” olarak nitelendirmesidir.”       

--- alıntı ---
devamını gör...
ali kınık dinleme lazım. bir ali kınık şiiri yüzbin komünistin aşkına bedeldir.

senden sonrasıda benim felaketimdir...
devamını gör...
tüm asiliğini kaybetmiş ,kurtlar yerini kuzulara hatta kurtçuklara bırakmıştır.erdoğan'ı sevmenizi kimse beklemiyor ancak hiç mi kafanız basmıyor ! hiç mi toplumun nabzını tutmaz ,milletten bu kadar bihaber kalırsınız .erdoğan'ın aday olacağı bir süreçte her halûkarda seçimi kazanacağı ortadayken insan kendi partisinin adayı çıkarmaz mı ? bu kadar acizleşmektense keşke dar ağacınızı kendiniz hazırlamış,sandalyeye kendi tekmesini atarak köklü olduğuna inandığınız duruşunuza yeni bi ivme kazandırsaydınız.sırf kadir topbaş kazanmasın diye ibb seçimlerimde sarıgül'e yaslanarak ilkelerinizi ayaklar altına aldınız. her ey bir yana yerin dibine sokup çıkardığınız sırrı süreyya kadar istanbul'dan oy alamadınız ! şimdi ise böyle bir amatörlüğe imza atarak milletin gözünde iyiden iyiye bittiniz. bir selahattin demirtaş kadar olamadınız ! sonra erdoğan neden her girdiği seçimi kazanıyor .e rakiplerinde basiret olmayınca gaza basmasına gerek kalmadan boşa attığı araba her rampayı kendiliğinden çıkıyor.

kurtçuk olmanıza derinden üzüldüm .halbüsem kurt iken daha bi asil görünüyordunuz !
devamını gör...
olmayana övgüyle karışık edilmiş bir sitemin hedef kitlesi.

ne kökü, ne ilkesi alla'sen?
devamını gör...
son zamanlarda çinlileri hedef aldıkları için ayıplanan topluluk. oysa onlar sadece öfkelerini diri tutuyorlar. hissizleşen, algıları tıkanmış, milli bilinci yok edilmiş bir türkiye'de hala bu denli dava şuuru beslemeleri takdire şayandır. evet belki sağ kesime göre biraz daha vurma kırma taraftarları ama en azından sol kesimle kıyaslanamayacak kadar adamlardır; her şeyden önemlisi samimidirler. bazen aşırıya kaçmaları, sivri olmaları eğitimle düzelebilir ancak vatanı sevmeyen hainler varken ülkücülere yüklenmek şerefsizliktir, sonuçta vatan sevgisi imandandır.

genel olarak ülkücülerle dalga geçenlere baktığınızda hangi mazlum diyar için ne yapmışlar bir de buna bakın, hiçbir şey. ülkücüler ellerinden gelen en iyi şeyi doğru-yanlış yapmaya çalışıyorlar, zulümlere karşı reaksiyon veriyorlar ama diğer taraf doğu türkistan haberlerinin yalan olduğunu söylemekle meşgul. ulan tamam diyelim bu günlerde yalan da önceden de mi yalandı niye hiç sesiniz çıkmıyordu?

sonuç olarak instagram'da manitacılık oynayanlar Allah aşkına ağızlarına almasınlar bu şerefli insanları, onlar sanal orgazm olmakla meşgul olsunlar.

devamını gör...
--- alıntı ---

antalya'da protesto gösterisi yapan ülkücüler, tramvay durağında bekleyen esmer tenli bir genci kürt diye linç etmeye çalıştı. kaçmaya çalışan genci, 10 kişilik saldırgan grubun elinden birsivil polis kurtardı. sivil polis memuru, gencin kimliğini eline alıp, öfkeli kalabalığa doğru göstererek, "adam burdur bucaklı, yaptığınız iş mi şimdi, hiç mi kafanız çalışmıyor" diye bağırdı. dayak diyen genç de kalabalığa, "ben de mhp'ciyim, neden beni dövdünüz?" diye seslendi.

--- alıntı ---

http://www.radikal.com.tr/t...


devamını gör...
milliyetçi türk gençlerine verilen isim.


bebek katili olmayan insanlar.

ambulans yakmazlar.

kızılay kan yardım arabasını devirmezler.

fraksiyon kavgasında birbirlerini boğazlamazlar.

belediye otobüsü yakmazlar.

okul ve yurtlara molotof atmazlar.

"demokratik eylem" adı altında yağma yapmazlar.

kızların arkasına saklanıp devrimcilik yapmazlar.

vatanı için savaşacaksa gider cepheye adam gibi savaşırlar.

yani panpalar ülkücüler karabağ veya doğu türkistan'da yaşananların hesabını diyarbakır veya bursa'da sormazlar.

maçası yiyen gidip savaşır, yemeyen yardım toplar veya oturup "buğz" eder.

kancık gibi köşelerde saklanıp, sivillere molotof atmayı mücadele değil eşkıyalık sayar.

sokak eşkıyasına göre bir standardı vardır yani.

eşkıyalar bilmez, o yüzden kudurmuş gibi her fırsatta ülkücülere saldırırlar.


taşınmış entry.
devamını gör...
bünyesinde yığınla adam gibi adam barındıran vatanperver oluşum. türk-turan imparatorluğu demek bu toprakların yaşanılabilir olması demek, adalet demek. dava kutsal, Allah muvaffak etsin inşallah.
devamını gör...
faraza ışid'den kaçacak olsalar etek giymezler

bir dönem mafyacılığın etkisindeydi ama azaldı

şimdi milliyetçi hareketsizlik partisinin güdümünde can çekişiyor ülkücülük.

neyse, sonuç olarak hepimiz ülkücüyüz...
devamını gör...
çorum,maraş malatya gibi katliamları yapmayan oluşumdur. bu katliamları kimin yaptığı gün yüzüne çıkmışken gidip ülkücüleri suçlamak büyük hayasızlık örneğidir.
devamını gör...
öncelikle biraz geriden başalayılım. bir başka kafatasçı düşüncenin alıntısını yapalım. bu da 30'lu yıllarda milletvekillliği yapan esat bozkurt'a ait: "türk bu memleketin yegane efendisi, yegane sahibidir, salt türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır; hizmetçi olma, köle olma hakkı. dost ve düşman dağlar bunu hakikati böyle bilsinler."

(milliyet gazetesi 19 eylül 1930- aktaran suat parlar gizli devlet, sy.207)

kendilerinden olmayanı "düşman" ilan eden, "köle" liliği layık gören bir anlayıştı mhp'nin gerçeği. fikri neyse zikri de o oldu. "katli vacip" görüldü düşman olan herkesin.

28 şubat 1997 tarihli mgk müdahalesinin ardından dozu her geçen gün daha da artırılan milliyetçi rüzgarların yelkenini doldurduğu mhp'nin seçimlerde yaşadığı yükselişi, 1980 öncesi görüntüsünden, çete ve mafya bağlantılarından arınmasına bağlayanları gerçekler doğrulamıyor. mhp'nin genel seçimlerden ikinci parti olarak çıkmasının nedeni olarak basında bu gerekçeler sıralandı, ancak mhp'li milletvekillerinin geçmişine baktığımızda durumun hiç de böyle olmadığını görüyoruz. mhp'lilerin son karıştığı ölüm olayı, dyp'li mehmet fevzi şıhanlıoğlu'nun ölümü oldu.

meclis'te yaşanan olayların baş aktörlerinden olan ve haklarında dava açılan mhp osmaniye milletvekili mehmet kundakçı ile mhp urfa milletvekili muzaffer çakmaklı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda mhp'li milletvekillerin adı, cinayetten çete bağlantılarına, uyuşturucu ve silah kaçakçılığından yolsuzluklara kadar birçok olayda geçiyor. ve mhp'lilerin sicili, şıhanlıoğlu'nun ailesinden ve halktan dilenecek bir özürle silinemeyecek kadar kabarık.

mhp lideri devlet bahçeli: alparslan türkeş'in ölümünün ardından olaylı mhp kongresi'nde genel başkan seçilen devlet bahçeli'nin ordu ve mit'le işbirliği içerisinde olduğu söylentileri basında yeraldı. mhp içerisinde oluşan bir komite tarafından "derin devlet"in adamı olmakla suçlandı. bahçeli'nin genel başkanı olduğu mhp'nin üyesi faşistler, devletin tetikçiliğini yaparak, bugüne kadar birçok demokratın yaşamını yitirmesine neden oldu. nedense saldırgan ülkücüler, öldürülen kişilerin demokrat kimliklerinden dolayı suçlu oldukları mantığıyla her zaman yargılanmaktan kurtuldu.

*mehmet gül: mhp istanbul milletvekili mehmet gül'ün adı, 16 mart 1978'de beyazıt'ta 7 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan katliamda geçiyor. 27 nisan 1978'de istanbul emniyet müdürlüğü tarafından gözaltına alınan mehmet gül'ün, 191030 fiş numarası ile kaydı yapıldı. sıkıyönetim askeri mahkekesi'nde 16 mart katliamının sanığı olarak yargılandığı davadan beraat etti. o dönemde istanbul üniversitesi'nde reis olarak tanınan istanbul ülkü ocakları şube başkanlığı'nı yürüten mehmet gül'ün ismi ilk kez istanbul valiliği'ne gönderilen bir ihbar mektubunda ortaya çıktı.

*mehmet kundakçı: mhp osmaniye milletvekili mehmet kundakçı'nın adı bahçelievler katliamında geçiyor. 12 eylül öncesinde ükücü gençlik derneği genel yönetim kurulu üyesi ve hukuk masası başkanı olan ali yurtaslan'ın itiraflar adlı kitabında, katliama katılanların arasında mehmet kundakçı'nın da ismi yer alıyor. mehmet kundakçı bu suçtan 6 ay cezaevinde kaldı. ügd'nin polisle ilişkisini mehmet kundakçı'nın sağladığı, esir türkleri kurtuluş ordusu sanıklarını sakladığı, aktaş başkanı mustafa çürük'e yedi silah verdiği belirtiliyor.

*kamil günay: mhp tekirdağ milletvekili kamil günay, istanbul'da 1977 yılında kıbrıslı iki öğrenciyi kaçırarak birini öldüren ve birini ağır yaralayan yedi ülkücüden biri olarak yargılandı.

*muzaffer çakmaklı: susurluk'un baş aktörlerinden olan sedat bucak'ın ortağı mhp urfa milletvekili muzaffer çakmaklı, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlandı. nazım hakan durhan: mhp malatya milletvekili mazım hakan durhan, mehmet korkmaz ve hasan yasin adlı iki gencin vurulması olayından sorumlu tutularak 8 yıl cezaevinde yattı. mhp malatya il teşkilatı yöneticiliği de yapan durhan "bir hay huy içinde geçen o yılların acılarını unutup, önümüze bakmalı ve politikacılar ülkeye huzur getirmek için çaba göstermeli" demişti.

*ismail hakkı cerrahoğlu: istanbul ülkü ocakları genel başkanlığı yapan ismail parlak, adam öldürmekten yargılandı. 12 eylül öncesinde çıkan demokrat gazetesi'nin muhabirini öldürmekten yargılanan parlak, o dönemde yurtdışına kaçtığı, davanın zaman aşımına uğramasından sonra cerrahoğlu soyadını alıp türkiye'ye döndü.

*ali güngör: şuan bağımsız milletvekili olan ancak meclise mhp içel milletvekili olarak giren ali güngör, 13 nisan 1970'de sol görüşlü asteğmen dr. necdet güçlü'yü, ibrahim doğan adlı ülkücü ile birlikte öldürdü. olayda kullanılan 6815296 seri numaralı tabanca jandarma teğmen fehmi altınbilek'e, 6815248 seri numaralı silah jandarma teğmen mustafa ilerisoy'a aitti. altınbilek ve ilerisoy'un mhp genel merkezi'nde ülkücülere özel harp eğitimi veren subaylardan olduğu iddia ediliyordu.

*fahri yüksel: mhp malatya milletvekili fahri yüksel'in adı, 7 haziran 1979'da malatya'da öğretmen nevzat yıldırım'ın oral çelik tarafından öldürülmesi olayına karıştı. elazığ sıkıyönetim mahkemesi'nde açılan davada suçlu bulunan yüksel, cinayeti çelik'in işlediğine dair 19 aralık 1980'de polise ifade verdi. yüksel'in cezası kesinleşti ve infaz edildi. *

*adnan uçaş: mhp gümüşhane milletvekili adnan uçaş hakkında müteahhit iken yolsuzluk yaptığı iddiasıyla dava açıldı.

*ali halaman: mhp adana milletvekili ali halaman'ın kendisine ait makineli tüfekler, 1978'de urfa'da portakal sandığı içinde yakalandı.

ülkücü komando kamplarından da bahsedelim biraz.

turancı - milliyetçi görüşleri hitler'den alan, abd yardımlarıyla bu fikri büyüten mhp, fikrini yazı üzerinde bırakmadı. abd'nin gayri meşru çocuğu mhp kurulduğu 1960'lı yıllardan bu güne düşman ilan ettiği tüm milliyet ve mezheplerden halklara kan kusturdu.

ağustos 1968 tarihli gazetelerde hemen her gün "komando kampları" ile ilgili haberler ve resimler yer alıyordu. birileri komando eğitimi alıyordu, ama ne için, ne yapacaklardı bu eğitilen komandolar?

o zaman cmkp'nin genel başkanı olan alparslan türkeş bu komando kamplarına ilişkin 19 ağustos 1968'de bir açıklama yaptı: "komünistler memleketi sahipsiz sanıpta sokak hakimiyeti kuramazlar. memleketimizde onların anladığı dilden konuşacak milliyetçi çocuklar var. bunun için gençlerimizi mücadeleci olarak yetiştiriyoruz."

(reis, soner yalçın ve doğan yurdakul, sy. 31)

kime karşıydılar? komünizme. komünist kim?

o dönemin bir chp milletveklinin dediği gibi "evinde kırmızı gece lambası yakan" da dahil herkes... bir diğer ifadeyle kendilerinden olmayan herkes "komünistti". bu "komünistlere" gereken dersi vermek için komando kamplarında cinayet, sabotaj, baskın üzerine kurs gördü türkeş'in "çocukları".

ilk "işleri" 31 aralık 1968 de a.ü. siyasal bilgiler fakültesi öğrenci yurdunu basmak oldu. baskına giderken "işe " çıkalım diyorlardı birbirlerine. "kampta her çeşit silah vardı. bir kaleşnikofun yanısıra çeşitli otomatik ve yarı otomatik silahlar bulunuyordu.."

(itiraflar, ali yurtaslan, sy. 31)

*alparsan türkeş; "....bakacaksınız, herhangi bir hareket, söz fikrimize, türklüğe uygunsa alacaksınız, zarar veriyorsa sileceksiniz..."

(mhp iddiannamesi-türkeş'in yeni ufuklara doğru yazısınıdan)

türkeşin bahsettiği "silme" harekatı halkın her kesimini kapsadı.
alevi, kürt, solcu...
esnaf, memur,
aydın, sanatçı...
ev kadını, öğrenci veya çocuk...
işkence yaparak, ırzına geçerek, boğarak, öldürdükten sonra televizyon kutularına koyarak, bombalayarak sindirmeye çalıştılar kendilerinden olmayan herkesi. katiller aynı zamanda ırz düşmanıydılar, cinayetlerine ahlaksızlıklarını da eklediler. soygun için girdikleri evde hiçbir şey bulamayınca "boş çıkmamak için evin kızının ırzına geçerek başbuğlarının talimatını yerine getirdiler."(ali yurtaslan- itraflar)

devamını gör...
12 eylül darbesinde onca işkenceye ve ailelerine yapılan zulüme rağmen vatanını, dostlarını, bayrağını, makarna veya kömüre satmayan her zaman saygı duyulan/duyduğum ve de duyulacak/duyacağım, hayatın her alanında örnek alınacak kutlu kişilerdir.
devamını gör...
iyilerini ayrı tutarak, diyebilirim ki; bazılarından tehdit almışlığım vardır.

ama, iyi olanlarından birkaç tane tanıdığım var; gerek reel'de, gerekse sanal'da.
devamını gör...
(bkz: hayırdır)
ah canım ya beni ayrı tuttuğunu biliyorum.*
velhasılı iyi hoş insanlardır, damarlarına basılmadığı müddetçe.
devamını gör...
darbe gecesi bahçeli'nin açıklamasını da beklemeden dışarı çıkan bir başka grup. muhafazakar camiada evde dev bayrak bulundurma geleneği yoktur, açığı ülkücüler kapatmıştı.
devamını gör...
kafa karışıklığını en çok bu gün yaşadılar.bu referandumda * tayyip için çalışmayı içlerine asla sindiremediler. ve neredeyse hiç bir teşkilatı evet oyu için aman aman bir çalışma yapmadı.

hayır oyu vermeye de değmez diye düşündü çoğu. evet de içlerine sinmedi. ne halt yiyeceğimizi şaşırdık gardaş.
devamını gör...
lgbt mensupları yürüyüş yapıyor. bunlar da çay içiyor herhalde. gözümden düşüyorsunuz hacılar. aklınızda bulunsun.
devamını gör...
Allah aski ile yanan kimsedir. ıdam sehpasinda kendi celladindan hellallik isteyecek kadar merttir. dunyanin cefasina taliptir. mevki ve makam gelirse yalnizca milli menfaatler ugruna kullanir. kendini dusunmez, kendini unutan adamin ismidir ülkücü.
devamını gör...
Allah için güzel çay yapıyorlar. fikir namına nasipsizler. şu ne idüğü belirsizleri dövseler güzel olacak da... geçenlerde tebrik etmiştim. mersin il başkanlıklarını bi rahatsız edeyim. bakalım ne diyecekler.
devamını gör...
her neslin anlayamayacağı kişiler. zaten herkes anlasaydı kurt ile uğraşmazdı. it dalaşıymış. sen kimsin ki ağzına ülkücüleri alabiliyorsun derler adama!!!
devamını gör...
at izinin it izine karıştığı şu günlerde hala varlıklarını bilmek sevindirici.
öncelikle demeliyim ki ülkücüler türk-islam sentezini savunurlar. islamı alırsanız elinizde türkçü kalır, türklüğü alırsanız da islamcı... fakat bu sizin bildiğiniz islamcı değil, sadece bu yönü daha ağır basıyor. kavramları karıştırmamak gerek, aman diyeyim...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar