yalnızız

#edebiyat 

türk edebiyat tarihinde üstüne az rastlanır kalibredeki altıpatlar kıvamındaki peyami safa başŸyapıtıdır kanımca. biçim desen başŸ döndürür, biçem desen kolonya. simeranya'nın gizli haritasını neşŸrettiğŸi bir eser. samim'in labirentinde kaybolan bir dünya.
devamını gör...
içinde hayata dair enteresan anektodlara değinir peyami safa.

kitaptaki karakterleri ve olayları uzun zaman unutmak mümkün değildir. hele ki '' yalnızım'' diye bir not bırakıp ölüme koşan o kızı unutmak asla mümkün değildir. peyami safa'nin kıyıda köşede kalmış şaheserlerinden birisidir bu eser.
devamını gör...
peyami safa'ın en güzel, en okunası kitaplarından biridir.
orta okuldaydım okuduğumda, içeriğine dair pek birşey hatırlamıyorum ama hâlâ nerde konusu geçse "off süper kitaptı var ya" derim. öyle de bir etkisi olmuştur.

ayrıca;
(bkz: biz insanlar)
devamını gör...
romanda tüm karakterler simgesel bir anlatımla kullanılıhttp://r.kişiler bir hayat görüşünü, bir fikri ya da bir ideolojiyi yansıtırlar. romanda reel hayatta var olan kişiler ve sorunlar, tüm yalınlığı ve zıtlığı ile besim'deki madde(batı) samim'deki ruh(doğu) ikilemi gibi kahramanlar üzerinden temsil olunur.
devamını gör...
peyami safa'nın insanı aptala çeviren şaheseri... romanda komünizm'i ülkücülüğü bilim ve din arasındaki ilişkiyi ve de metafizik gibi konuları kaleme döktüğü eser. o karakterleri tahlil etme yeteneği romanda ki samim karakterinin insanı hayretler içinde bırakan o kişilik tahlilleri ve romanın sonu... meralın o belirsizlik içinde kendi kendini bitirdiği roman.. meral'in romanın okuyucularının hafızasına kazıdığı son cümle;

"kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünya da yalnızım."

okuyucuları bitiren cümledir... böylesine zekice ve de dahice cümleler kurabilecek kapasitedeki bir adamın eser olarak piyasaya sürdüğü şaheserdir.
devamını gör...
incesazın kalbimdeki deniz adlı albümünün son parçası.
durup dururken mahzun eder insanı,güzeldir, tam bir istanbul parçası..
sahiller, çay bahçeleri, denizin sesi
adalar, yalılar, köşkler, gösteriş hepsi
vitrinler, meydanlar, yollar, onlar da yalan
kandırdın ah istanbul hepimizi

nakarat:
gün bitti, dağıldı herkes, sığındı birden
kırk kilitli kapıların ardına
bir mahrem örtü dokundu siyah geceden
büründün muhteşem yalnızlığına

yalnızım, yalnızsın
söyle istanbul şimdi mutlu musun
yalnızız, yalnızız
bütün olanlardan sen sorumlusun

açık hava sineması, mehtapta gezi
afişler, pazar ekleri, gösteriş hepsi
åžarkılar, şiirler, sazlar, onlar da yalan
kandırdın ah istanbul hepimizi

nakarat

yalnızım, yalnızsın
söyle şimdi sana kimler ağlasın
yalnızız, yalnızız
kalmadı hiçkimse tutmaya yasın
devamını gör...
samim'in ağzından "laboratuarlarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok" sözünü söyleten kitap. türk romanının en unutulmaz karakterini (samim) barındıran kitap .karakter tahlilleri dehşete düşürücü niteliktedir.
devamını gör...
psikolojik gerilimlerin muhteşem bir dille anlatıldığı peyami safa eseri. yakın dönem edebiyatımızın başyapıtlarından.
devamını gör...
--- yalnızız ---
bizim gibi mirasyediler için, geceleri kitap okumak, gündüzleri gevezelik etmek için lazımdır. fakat züğürtlerin bütün felaketleri alfabeden başlar.
--- peyami safa ---
devamını gör...
osmanlıca okumanın daha bi zevkli olduğu söylenebilir. yavaş yavaş sindire sindire.
devamını gör...
kahramanı olan kızın hoş olmayan bir biçimde günlüğünün okunarak, olaylar ve hikayeler anlatılan peyami safa kitabı.
devamını gör...
"söyle istanbul, şimdi mutlu musun?" diye devam eden, incesaz'dan insanın içine oturan bir eser...

#s/1lv67i" target="_blank">http://fizy.com/#s/1lv67i
devamını gör...
yalnızlığı bir kenara koymuş, duygusala bağlamaya yakınken bir gece vakti, bir güzel ablanın hediyesidir.
her şeyi istanbul'un üzerine atmak bir çözüm olsa da kurtulsak keşke..
"kahretsin ki yalnızız" diyesim geliyor şarkının hüzünlü tınılarındayken ama cümlenin ilk kelimesini demeye dilim varmıyor..
"ne yazık ki yalnızız" diyecek oluyorum, yalnızlığın bizi biz yaptığını hatırlıyorum da "iyi ki yalnızız" demeye niyet ediyorum.. ama istanbul, bütün olanlardan sen sorumlusun..
devamını gör...
herkesin,başka bir dilde,sevgisi,acısı ve ümitleri http://var.ve intikam duyguları.kendini bunlar için tatmin edececeği araçlar.kendinizi içselleştirdiğiniz bir dünya.aşmak istersiniz.kaçmak.kaçış olmazsa yıkım olacak.kötü olan bu kaçışlar için yapılan bir sürü yorgunluktan sonra kendi duvarına çarpmak.kendi labirentinde kaybolmak.bu labirenten çıkış için bir hayal dünyası yaratmak.
kendini yeniden yaratmak.
bir tarafta ayağınız kaymasın diye mücadele ederken,bir taraftan kaçmak...
yalnızızda maalesef hep yalnızız.
başka labirent yok.
devamını gör...
" ağabeyim karyolaya yaklaşıyordu. koyu kahverengi uzun röbdoşambır içinde, zayıf vücudiyle, bir dağ manastırının dibi görünmeyen karanlık koridorunda, sessiz adımlarla sabah duasına giden rahibin hayaletine benziyordu. "

sayfa 88
devamını gör...
peyami safa'nın olgunluk dönemi eseri olarak ifade edilen romanıdır yalnızız ve onu sidreye ulaştıran, tanımlamakta beni aciz bırakandır.


--- alıntı ---

"ey insan! bu kitabı sana ithaf ediyorum. başının üstünden büyük bir
rüzgâr geçiyor. yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek
ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı uranium’da değil, senin ruhunda
sıkışmış maddeden koparak çıkardığın korkunç tahrip aletinin
patlayışından yükselecek alevi bekletiyor. ey bahtsız! tarihinin hiç bir
devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın.
labaratuarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını
deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok. onu beyin hücrelerinin bir
üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki
muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi
arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi. bırak şu maddeyi, boğ şu
ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemiyet
fikrini,dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul
kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah’
ını. kendine dön, kendine bak, kendine gel. aptalca bir konfor aşkından
doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik
mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni
kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara. inan
manevilere ve mukaddeslere, inan! onlar hakkında bu kadar küçük
düşünmekten utan! her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten
bile seni alıkoyan tabiatçı metotlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler
gibi at. ortaçağ papazında haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın
anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı
dünyası içinde kalma:

arşı geç, ferşi atla, sidreyi

gör ne var maverada ibrethiz…"

--- alıntı ---

s. 11

not: aslında pasaj eserin son sayfalarında yer alıyor, fakat ötüken neşriyat'ta yalnızız'ı sunarken bölümünde de yer verilmiş. 441-442 yazmaktan daha cazip geldi. *
devamını gör...
bir incesaz vurgunu... vurgun yemişten beter edeni...

ve ayrıca; tam dinlenildiği esnada sözlük yazarlarının birbirine naz yaptığının, ekürilerini haykırdıklarının görülmesi durumunda, ''avealı olmayan çocuk''tan bir farkının olmadığı gerçeğini kişinin yüzüne çarpan mırıltıdır kendisi. *
devamını gör...
insanın nefis kıskacında kaldığı, bilerek yanlış yaptığı, heva içerisinde olduğunu bilerek hareket ettiği durumların ve bunların sonucunun cümlelere döküldüğü kitap. samim bütün kitap boyunca olduğu gibi burada da kalbimizi beynimizi okuyor ve insanlık tarihi kadar eski sorunun cevabını veriyor.
--- alıntı ---

- bu bir an. bir sürükleniş anı. ayaklarım kendiliğinden gitti, sürüklendi.o za'fın kuyusu içinde, dikkati inhisar altına alan hayallerin cazibesiyle kısaltılmış bir ruhun bir an süren büyü aleminde, başka değerleri hatırlamasına imkan var mı?senin böyle sürüklenişlerin yok mudur samim?

- canım, işte biz o anların içinde varlığımızın imtihanını geçiririz. o anlarımızın içinde varız veyahut yokuz.şahsiyetimiz orada bütünleşir ve tam dolgunluğu içinde zıtlıkları karşılar. sürüklenirsek hiçiz, dayanırsak varız. çünkü saman çöpü değiliz. sen o kadar iradesiz misin, şahsiyetsiz misin?

--- alıntı ---

devamını gör...
kalbimdeki deniz albümünden bir incesaz klasiğidir.

#s/14og9r" target="_blank">http://fizy.com/#s/14og9r

sözleri:

yalnızım yalnızsın
söyle istanbul şimdi mutlu musun
yalnızız yalnızız
bütün olanlardan sen sorumlusun

sahiller,çay bahçeleri,denizin sesi
adalar,yalılar,köşkler
gösteriş hepsi
vitrinler,meydanlar,yollar
onlar da yalan
kandırdın ah istanbul hepimizi
gün bitti dağıldı herkes
sığındı birden
kırk kilitli kapıların ardına ahh
bir mahrem örttü
dokundu siyah geceden
büründün muhteşem yalnızlığına

yalnızım yalnızsın
söyle istanbul şimdi mutlu musun
yalnızız yalnızız
bütün olanlardan sen sorumlusun

açık hava sineması mehtapta gezi
afişler,pazar ekleri
gösteriş hepsi
şarkılar, şiirler,sazlar
onlar da yalan
kandırdın ahh istanbul hepimizi
gün bitti dağıldı herkes
sığındı birden
kırk kilitli kapıların ardına
bir mahrem örttü
dokundu siyah geceden
büründün muhteşem yalnızlığına

yalnızım yalnızsın
söyle istanbul şimdi mutlu musun
yalnızız yalnızız
bütün olanlardan sen sorumlusun

yalnızım yalnızsın
söyle sana şimdi kimler ağlasın
yalnızız yalnızız
kalmadı hiç kimse tutmaya yasın
devamını gör...
peyami safa bu romanında, ana karakter samim üzerinden, kurgulamakta olduğu mükemmel ülkeyi ya da dünyayı, simeranya adı ile okuyucuya tanıtmıştır.

yine bu romanda üstad demiştir ki;

"arşı geç ferşi atla sidreyi aş
gör ne var maverada ibrethiz"
devamını gör...
peyami safa romanı.

romanın ana teması samim'in meral'e olan aşkı üzerine kurulmuş. samim kılı kırk yaran ince düşünceleriyle meral'i ait olmadığı bir kaideye yerleştirmenin, daha doğrusu yerleştirmeye uğraşmanın derdinde. samim'in sevgisi samimi ve ahlak nizamına uygun ölçülerde. lakin meral samim'i sevmediği gibi, hem samim'in sevgisinin tam olarak farkında değil, hem de havai ruhlu bir kız. bu karakterini annesinden almış, hoppa ve erkeklere düşkün.

samim, meral'in hayalindeki gibi bir kız olmadığını anlayınca meral'i yargılıyor, bilinçaltında kendini temize çıkarıyor.halbuki meral'in annesiyle daha önce ilişki yaşamış. yani her iki taraf da masum değil. ancak samim'in sevgisinde masum olduğunu görüyoruz.

meral, samim'i seçseydi kuşkusuz bu roman mutlu biterdi. ancak meral samim'i seçebilecek bir karakter değil, ve hiçbir şey insanların istediği yönde gelişmez.

















devamını gör...
yine bizi anlatan bir peyami safa klasiği.
devamını gör...
birinci çoğul şahıs abuklaması. yalnızız denmez yalnızım denir sen yalnızsın o yalnız bu yalnız şu yalnız filan da denebilir...
yalnızızın içerdiği aidiyeti kavrayamamaktan olsa gerek...
devamını gör...
insanın şüphe ettiğinde en küçük detayları bile büyüteç altına alarak yorulmak nedir bilmeden incelediğini, aynı zamanda kendi fikirlerini de dile getirttiği samim karakterini kullanarak güzel ifade etmiş yazar.

devamını gör...
peyami safa'nın son, dolayısıyla usta dönemi eseridir. karakter tahlilleri, insanın benlik katlamanları ve bunların birbiriyle mücadeleleri müthiş bir şekilde gayet etkileyici bir üslubla kaleme alınmıştır. kadın erkek eşitsizliği bağlamında toplumun dayatılarına da ince vurgular vardır. etkileyici bir sonla nihayet bulur ve etkisi birkaç gün sürebilir.
devamını gör...
--- alıntı ---
"vallahi ağabey,sana açık söyleyeyim,bak. yakıştırmıyorum. saçma bir şey bu. platonik bir aşk bana, aç bir adamın önündeki piliç kızartmasına şiir söyleyip açlıkta ısrar etmesine benziyor. al yahu kendi payını tabağına ve afiyetle ye. başkaları da yerler. sen ne yemek, ne de yedirmek istiyorsun. soğuyor be piliç.''
--- alıntı ---

*
devamını gör...
yalnızız..
ikimizin de sıcağı öksüz artık! hayatı yaşanır kılmak adına, yalancı süslerle bezemeye çalışıyoruz zamanı.. yarınlara ikinci el mutluluklar ısmarlıyor, her yarını dün ettiğimizde koca bir hiçle uyanıyoruz..
olmadık insanlarla üç kuruşluk muhabbetlere oturuyor, tebessüm bile etmeyeceğimiz şeylere kahkaha atıyoruz..
ama merhemimizin adı; zaman..
tutkal kıvamında susuşları yalnızlığın keskin tineriyle inceltip, kendi kendimize mırıldanmalara çevirdiğimizde, dudaklarımızdan dökülen yalnızca; 'ne yaptım?'
ne yaptık biliyor musun?
belirsiz bir zamire sürüldük.. aşkın hiçbir eylemi, çekilmez bu zamirle!
devamını gör...
"ağabeyim karyolaya yaklaşıyordu. koyu kahverengi uzun röbdoşambır içinde, zayıf vücudiyle, bir dağ manastırının dibi görünmeyen karanlık koridorunda, sessiz adımlarla sabah duasına giden rahibin hayaletine benziyordu. "

sayfa 88
devamını gör...
roman mirasyedi ve dejenere bir ailenin konağında selmin isimli genç bir kızın dayısından hamile kalmış olma şüphesiyle başlar. bu korkunç ihtimal bu yozlaşmış, ahlaki değerlerden uzaklaşmış dünyada mümkün olduğu için konuşulmaktadır. bir süre sonra romanın odağı selmin ve annesinden çıkar, şüphelenilen dayı samim ve onun kızı yaşındaki (belki de gerçek kızı!) sevgilisi meral'a kayar.

samim dayı, peyami safa'nın ağzından konuştuğu üstün insandır. müthiş zekasıyla kainatın sırrına varmıştır. bir ruja bakarak sevgilisinin ona yalan söylediğini, pera palas'a gittiğini filan anlayabilir. doğuyu ve batıyı bilir, nietsche, rilke yetmez, ayurvedalardan ispritizma cemiyetlerine kadar dünya tarihine, her tür bilgiye vakıftır.

samim ismi samimi olmaktan, samimiyeti aramaktan verilmiş diye düşündüm, diğer dayı besim ise yalnız yemeğe, yani beslenmeye önem verdiği için o isme sahip. besim dayı'nın rolü hedonizmi temsil etmek. yalnız haz için yaşayan, mana aramaya üşenen, mizahi replikleriyle safa'nın şakalarını bize sunan bir tosuncuk.

meral ahlaksız bir ailenin ahlaksız kızı. ama henüz ahlaksızlığı zaferini ilan edememiş, içinde bir mücadele sürüyor. samim onu iyiliğin, erdemin yanına çekmeye çalışıyor ama başaramıyor. neticede madde, haz, şehvet, batı kazanıyor. lakin meral rüyalarını süsleyen paris'e kaçamıyor, abisinin baskılarından bunalıp kendini öldürüyor. yani ahlaksız kız cezalandırılıyor. peki diğer ahlaksızlar? mesela samim? ya da ahlak nedir safa'ya göre?

herkesin muhafazakar diye papağan gibi tekrarladığı peyami safa'nın nasıl bir muhafazakarlığı var? ben çok yanlış anlamış olabilirim ama kitapta bir iki kez Allah kelimesi, bir kez de seccade kelimesi geçti. müthiş buhranlar geçiren karakterlerin aklına islam nedense bir ihtimal olarak hiç gelmedi. ayurvedalardan, budizmden, şuur ötesinden, en grotesk psişik hadiselerden ısrarla bahsederek maddeyi aşmaya çalışan samim, peyami safa'nın sesi samim, hiç islam'dan bahsetmiyor. bu nasıl muhafazakarlık?

toplumcu olmak iddiasındaki bir adam olan peyami safa, içinde yaşadığı toplumun en köklü, en etkili değeri olan islamdan bihaber mi? yoksa peyami safa su katılmamış bir pozitivist olduğu için, yalnız batılı kaynaklardan beslendiği, başka her şeye gözlerini kapattığı için mi ayurvedalardan bahsediyor da islam'dan bahsetmiyor?

bana kalırsa peyami safa'nın muhafazakarlığını sıkı bir eleştiriye tabi tutmak lazım. batı karşısında doğuyu, madde karşısında ruhu temsil etmek iddiasındaki bir yazarın en büyük romanında müslümanlığa dair hiçbir şey olmamasını nasıl açıklayacağız?

onun dışında romanı başarılı buldum. yapmacıklı, caka satan uzun cümleler, kendi kendine bayılan tespitlere rağmen bir süre sonra merakla okudum. belli bir dil lezzeti aldım. karakterler ahlaksız olsa da gayet ilginçti. peyami safa'nın o dünyayı yakından tanıdığı anlaşılıyor, bu tanışıklığı da kitabına harika yedirmiş. yetiştiği dönemin ağır pozitivist kültürüne hakim, güzel alıntıları var.

peyami safa çok yetenekli, çok zeki, çok düşünen, çok araştıran, dile çok emek vermiş, bizim için değerli bir yazarımız. ama çok doğru tanınmıyor gibi göründü bana.
devamını gör...
safa nın çoğu romanının konusu olan "yozlaşmış aile" düşüncesi etrafında dönen bir roman. bu düşünce etrafında dönerken safa müthiş tahliller yapıyor.
safa bir dindardan ziyade milliyetçi muhafazakardır. batı ya vakıf bir doğucu dur. biz insanlar romanın da geçen şu cümle "ilk sebep? Allah a inananlar için Allah a kadar gider; işkembesinden başka bir şeye inanmayanlar için işkembede kalır." onun Allah düşüncesinden uzak olmadığını gösterir.
devamını gör...
kaç kere okuduğumu ,kaç cümlesinin altını çizdiğimi bilmediğim roman. her okuyuşumda bir şeyler katmıştı bana, kapağı kapattığımda hem dolduğumu hem hafiflediğimi hissettim. evet, her okuyuşum farklı oluyor ama bir şey hiç değişmiyor. kitap bitiminde dışarı çıkıp sokak sokak samim'i bulma isteği. herkesin hayatında bir samim olmalı ama bu listenin başında ben varım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar