yaşanan son iki ayaklı hayvan vahşeti sonrası iyiden iyiye daha da zorlaşacak hissiyattır. zaten memleketimizde kadın olmak cidden garip bir olgu..

içimden geleni yazacağım alınan alınsın bu hususta pekte umurumda değil açıkcası. töre yüzünden ölür , herif stresli diye dayak yer , çocuk düşük not alır anası ilgilenmez diye küfür yer, aynı köyün yahut memleketin kızı değil diye dışlanır , babası tarafından tacize uğrar , kuzenleri ile laflar töreye göre hemen onlara evrilir , sokakta ailesinden birini akşam namazı sonrası beklese yollu olur , üniversite de okusuyorsa kesin gözü dışarda olur , resmi beğenilmez , 28 yaşında evlenmediyse evde kalmıştır , hayattan beklenti kararı anasına babasına , çeyiz sandığı kaderine bağlıdır. tecavüze uğrasa şikayet etse kendini korumak için ne yaptın diye sorulur , ailesine gitse duruma istinaden ayağına taş bağlanır nehirde vurulur kadın olmak zor değildir aslında gerizekalı töreler ve adetleri , uçkuru hayatın merkezi , dinin kıstaslarını da işinin geldiği yerden alan erkek cenahının hayvanlığıdır bahsi olan.

kusura bakmayın da son olay sonrasında cidden bir minibüste son kalan erkek ve kadın grubu içine düşsem inip inmemekten kararsız kalacak duruma yollanıldık. hayır bunun ters türevinde ilgi çekmek için kullanan grubunda ekmeğine yağ sürüldü , olaydan bir haber gözü yere bakıp gidene de zorluk çıkarıldı.

evet değerli ablacım , bundan sonra bir minibüste tek başına kalacağını anladığın an onlarla in ve rüzgar gibi koşmaya başla , kalabalığa karış ve namusunun o gün kirlenmediği ve bedenin o gün yakılmadı diye dua et. bizim ülkenin %99'u müslüman unutma ayrıca. lakin kalan %1'lik kesim işte her şeyin başı ve pisliği kusura bakma!

psikolojini bugünde koruyamadık!
devamını gör...
belki cahiliyeye benzer bir zamanı yaşamaktayız... şu güvenli zaman bitmiş görünüyor zira;

--- alıntı ---

adiy ibnu hâtim (radıyallahu anh) anlatıyor:

"ben resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanında iken bir adam geldi ve fakirlikten şikayet etti. derken biri daha gelip, o da yol kesilmesinden şikayet etti. aleyhissalâtu vesselâm:

"ey adiyy dedi, sen hire şehrini gördün mü?"

"hayır görmedim, ancak işittim!" dedim. bunun üzerine:

"eğer ömrün biraz uzarsa, devesine binen bir kadının hire'den (tek başına) kalkıp ka'be'yi tavaf edeceğini mutlaka göreceksin. o bu seyahatini yaparken Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayacak!.."

adiyy der ki: "içimden, kendi kendime, "memlekete dehşet saçan tayy eşkiyaları nereye gidecek?" dedim. resulullah sözlerine devam etti:

"eğer ömrün olursa kisra'nın hazinelerinin de fethedildiğini göreceksin!"

"kisra ibnu hürmüz mü?" diye araya girdim.

"evet ibnu hürmüz olan kisra!" buyurdu ve devam etti:

"eğer hayatın uzarsa mutlaka göreceksin: kişi eli altın veya gümüş parayla dolu olduğu halde bunu tasadduk etmek üzere fakir arayacak, fakat kendinden onu kabul edecek bir tek adam bulamayacak. her biriniz, mutlaka bir gün gelecek aranızda herhangi bir perde, bir tercüman olmaksızın Allah'la karşılaşacaksınız. o zaman Allah teala hazretleri: "sana tebliğ getiren bir peygamber göndermedim mi?" diye soracak. muhatabı: "evet gönderdin!" diyecek. rabb teala: "ben sana mal vermedim mi, ikram etmedim mi?" diye soracak, kul: "evet! ey rabbim verdin." deyip sağına bakacak, cehennemden başka bir şey görmeyecek, soluna bakacak cehennemden başka bir şey görmeyecek."

yine adiyy (radıyallahu anh) dedi ki:

"ben hire'den kalkıp, beytullah'ı tavaf eden ve Allah'tan başka kimseden korkmayan yaşlı kadını gördüm. kisra ibnu hürmüz'ün hazinelerini fethedenler arasında ben bizzat bulundum. eğer sizlerin ömrü uzun olursa mutlaka, ebu'l-kasım (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu söylediğini de göreceksiniz:

"kişi, eli altın veya gümüşle dolu olarak çıkacak, onu kendinden (sadaka olarak) kabul edecek adam bulamayacak." (buharî, menakıb 25)

--- alıntı ---
devamını gör...
kadın ol da anla, denilebilecek korkulu ve kaygılı ruh hali.
şehirlerarası yola tek başına çıkacağını düşünen anne kaygıyla sorar, yanında arkadaşın yok mu diye. baba, 500 km yolu gelip seni ben götüreyim der. eş, mümkünse taksiye binme arkadaşlarını ara onlar götürsün der bir de eline biber gazı tutuşturur.
kadın olmak, kız olmak, onların anne babası olmak hep temkinli hep kaygılı olmak demek.
devamını gör...
benim bir kere başıma gelen hadise.

sakarya'da okurken akşam 6-7 gibi kyk'dan aşağı inmem gerekti. yukardan bindim minibüse, içerde kim var diye de bakmamıştım. şoförün yanında bi delikanlı oturuyordu o da muavinmiş zaten yolcu olarak da bi ben vardım. bilenler bilir, belli bir durağa gelene kadar kampüsle serdivan arasında arada durdurup inebileceğin bir yer bile yoktur. minibüsçü de niyeyse arabayı hızlı hızlı kullanıyordu yolda yolcu olmadığı için de kimseyi almadı doğal olarak. ben daha o zaman 19 yaşında falanım. iyiden iyiye tırsmaya başladım. tabi farklı bir şehirde okuduğumuzdan emanetle geziyoruz. benim yanımda da bi sustalı vardı. şoför hızlandıkça ben çaktırmadan sustalıyı çıkardım, kolumdan içeri soktum, en ufak bişey deseler dakkasında sallıycam. durağa yaklaşırken artık, dur dersem de durmassa ne yaparım diye planlar yapmaya başladım. neyseki durdu ama ben baya sustalıyı gösterdim yani bilmiyorum belki de ondan durdu.

tanım: işbu psikoloji aha da böyle bi psikolojidir.
devamını gör...
fiziken kadınlar daha güçlü olsaydı tam tersinin yaşanacağı olaydır.yaw madem zayıfsın eksiksin ne işin var çıkma dışarı avm filan gereksiz gereksiz..fıtrata yaratılışa fizik kanunlarına fırtınaya karşı neden yürüyorsun..

edit:oha eksi rekoru kırdıhttp://k.ne kadar çok feminist varmış.kadın aşağı ve zayıf bir varlıktır ve varlık amacı erkeği tatmin etmektir erkek bulduğu yerde gücüyle ona sahip olabilir al sana tanım
devamını gör...
iki gündür herkesi tedirgin eden garip duygu. bugün eve biraz geç geldim, annem çılgına dönmüş. sabah dolmuşta tektim ve ister istemez korktum. böyle yaşanmaz yahu! erkek olmak da istemezdim bu durum da, yani sabah sabah dolmuşçunun günahina girdim boş yere. bence korku yayılması engellenmeli, böyle hissetmek berbat..
devamını gör...
bırakın tek başına kalmayı bir sürü kalabalığın içinde bile bozulabilen piskolojidir.

çocukluğumda ilk defa istanbul a gittim 1993 yılıydı. ilk defa metroya bindik balık istif bir biçimde birden kızın biri adamın birinin kafasına çanta ile girişti adam hemen indi kaçtı.

sonra şehiriçi otobüse bindik saçı sakalı ağarmış yaşlı bir adam kendi yaşlarında bir kadını taciz etti kadın adamın eline bir tane yapıştırdı bağırdı çağırdı adamı rezil etti. o da ilk durakta indi.

yani ülkemizde böyle. bu reziller ilk durakta inip kurtuluyor. halbuki bu tür kişilerin derhal polise teslim edilmesi ve sonuna kadar şikayetçi olmak gerek. bu hareket otobüste başka bu tür insan varsa onlara da ibret olur.

bu arada istanbul deyince maalesef aklıma bu taciz olayları geliyor.
devamını gör...
pişmanlık.

tek başına çıkılan her yola, binilen her araca toplu tövbe.
devamını gör...
üni yıllarımda tacize uğradığım yerler hep toplu taşıma araçları oldu..kendini bana yaslayan kız yada tanışma teklif eden boş otobüste yanıma oturup sıkıştıran kızlarda oldu..bu işin kızı erkeği yok..
devamını gör...
öncelike herkese iyi sövmeler arkadaşlar.
size gerçek bir diyoloğu aktarayım.
geç vakitte kendi araçları ile evine dönen iki bayan polisten yardım ister.

-memur bey bir arac bizi sıkıştırıp duruyor yardımcı olabilir misiniz?

memurumuz egzantirik bir tepki verir

-şimdi kadın başınıza sizin bu saatte dışarıda ne işiniz var!

bir tıp merkezinde çalışmaktayım,çocuk sahibi olmak için tedavi gören bir çift kontrol muayenesi sonrası numune için labaratuardan kap alır,çok kısabir süre sonra elinde numune ile gelen beyinsiz kahramanımız görevliye şu açıklama ile numuneyi teslim eder;

-kusura bakmayın numune çok temiz değil,eşimin adet dönemi olduğu için!

çok kısa diye belirttiğim süre arkadaşımızın demesine göre 10-15 dk,belliki adam hayvanlıkta zirvelerde,kadın gözleri kanlı korkmuş.

yolculukta bilmediğimiz bir erkekle kalmamız korkkunç belki ama ruhuna dahi tecavüz edilen,onuru kameranın kör noktasında iğfal edilen kadınlarımız ve bu hayvanlara bir ömür boyun eğmek zorunda kalan kadınlarımızın psikolojisine de değinelim bir ara.

yaramız çok.

acımız çok.

birilerinin cehaleti,en narin varlık olan biz kadınların cehennemi oluyor.

eyvahlar olsun ki bu durum hiç değişmiyor.

devamını gör...
bir toplum kendini değiştirmedikçe,,,
çuvaldız önce kendimize...
ekşi sözlüğü bilmezdim. ihl sözlüğüde milli gazete de ki hüseyin akının köşe yazısıyla duymuş, gidelim yazalım dedik üye olduk. fakat sözlük jargonu denen litarütürden habersiziz. hani, bizim çocuklar açmış ya, müslüman ya, adı ihl. kadınsın ve gayri ihtiryari bir şiirden alıntıyla nick aldık, meğer başımıza bela almışız. hani şu filistin mitinglerinde en önde saf tutan adam saydıklarımız 1 saat içinde 71 entyr ile nick üzerine tanımla yaptılar ki, utancımdan yerin dibine girmek istedim.
sadece sadece nickimden cinsiyetim belliydi. dekolte yoktu, cinsel entyrler yoktu, sadece nick.
yönetim bu yazanlara ceza verilince eleştirildi vs. sonra mevzuyu çaktık, aman kimlik ifşa etmeylim, şuraya fikrimizi yzalaım. fikrimiz ön planda dursun endşesiyle başladığımız cogito serüveni. bur bir
bir de evlere şenlik yazarlarmız var; cemile bayraktar. özgecan, savunma abd de bile oluyor. kime karşı neye karşı savunduğu önemsiz. söylediği söz aşikar. bu iki.

erkek çocuklarımızı sevme prensiplerimiz. peygamberin erkek çocukların saçlarını okşamasına karşılık bizim türk aileler aç evladım, göster. maharetindeler, edep, haya,utanma hak getire. yap, gizle formülü. aman mahallede duyulmasın, ağzımızın tadı bozulmasın. git iki öte mahalleye. bu üç.

bunları harmanlayalım, sonuç= he bir de evli sözlük yazarının gece yarısı sözlükte ne işi var değil mi?



15 yaşında lise ikiye giden kızım, yedi yaşında birinci sınıfa giden oğlum var ve ben ikisi içinde endişeliyim. çünkü pozantı cezaevinde yaşananlardan sonra aile bakanının çıkıp "çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin" tavsiyesi içime su serpmemişti. o erkek çocuklarına dehşeti yaşatanlar cezası ne idi? özegecanın ne olsun?
korku ve endişe duygularının had safhaya çıktığı bir demde çocuk yetiştirmek...
aman kızım, minübüsde dikkat et. tek kalma. otobüs tercih et. otobüste ortada durma, sırt çantasız çıkma.
aman oğlum kimsenin yanında pantolonu çıkartma, tişörtünü çıkartma, avret mahallin sana özel, bakmak isteyenden uzaklaş, kim olursa bana söyle.

mecbur kalmasam , evden dışarı adım atmasam dedirten psikolojidir. duyduğunuz en küçük çıtırdı da, yüreğinizin ağzına gelmesidir. güven duygunuzun hırpalanmasıdır.


önce ahlak ve maneviyat.
devamını gör...
öncelike herkese iyi sövmeler arkadaşlar.
size gerçek bir diyoloğu aktarayım.
geç vakitte kendi araçları ile evine dönen iki bayan polisten yardım ister.

-memur bey bir arac bizi sıkıştırıp duruyor yardımcı olabilir misiniz?

memurumuz egzantirik bir tepki verir

-şimdi kadın başınıza sizin bu saatte dışarıda ne işiniz var!

bir tıp merkezinde çalışmaktayım,çocuk sahibi olmak için tedavi gören bir çift kontrol muayenesi sonrası numune için labaratuardan kap alır,çok kısabir süre sonra elinde numune ile gelen beyinsiz kahramanımız görevliye şu açıklama ile numuneyi teslim eder;

-kusura bakmayın numune çok temiz değil,eşimin adet dönemi olduğu için!

çok kısa diye belirttiğim süre arkadaşımızın demesine göre 10-15 dk,belliki adam hayvanlıkta zirvelerde,kadın gözleri kanlı korkmuş.

yolculukta bilmediğimiz bir erkekle kalmamız korkkunç belki ama ruhuna dahi tecavüz edilen,onuru kameranın kör noktasında iğfal edilen kadınlarımız ve bu hayvanlara bir ömür boyun eğmek zorunda kalan kadınlarımızın psikolojisine de değinelim bir ara.

yaramız çok.

acımız çok.

birilerinin cehaleti,en narin varlık olan biz kadınların cehennemi oluyor.

eyvahlar olsun ki bu durum hiç değişmiyor.

devamını gör...
kadının tek başına yolculuğa çıkmamasını öğütleyen dinimizin çok önceden işaret ettiği psikoloji.
devamını gör...
uckuruna sahip olamayan hayvanin da altinda olan yaratiklarca mahvedilen psikolojidir. "yalniz cikma, gece gece ne isin var senin" diyeceklerine coluk cocugunu adam gibi yetistirmeyen veya kendi insan gibi davranmayan yaratiklarin oldugu bir dunya burasi. hirsizin hicbir sucunun olmadigi, kurbanin ise kesin hatali oldugu, kesin tahrik ettigi ve kesin basina bir sey gelmesini hak ettigi bir dunya. bu dunyada insan olmak zor, kadin olmak iki kat zor. yahu otobusu minibusu gecin, yuruyen merdivende gecen 20 saniyeyi dahi "degerlendiren" sahislara sahit olduk biz. bunun ustune ne denir, ne denmeli bilmiyorum. fakat basina gelmeyenin ya da gelme ihtimali olmayanin -allah saklasin- konusmasi kolaydir hic suphesiz.
devamını gör...
hayli tedirgin bir ruh halidir.bu tedirginliğin kaynağı ise toplumun içler acısı durumunu gözler önüne seriyor ne yazık ki.sıradan insanlar olarak sadece çaresizce üzülüyoruz,bu tedirginliğin yersiz olmadığını ortaya çıkaran olaylar karşısında.aslında belki bu pasif tavrın vebali bile bizleri öldükten sonra bin pişman edebilecekken hem de.tuhaf.

devamını gör...
berbattır,korkuçtur...

kendi yaşadıklarımı üstelik diğerlerinin yaşadıkları yanında deve kulak kalan iğrençlikleri bir an düşünmek bile içime kızgın bir alev düşürürken fatmanur çelik özgecan ve binlercesinin hikayesi çok çok ağır geliyor artık.
devamını gör...
hiçbir zaman hafızadan çıkmayan his.

üniversite 1. sınıftaydım. ailemden hayli uzakta olan bir okulu kazandığımda biraz üzüntü biraz sevinç karışık duygular içindeydim. daha ilk aylarda şehir merkezinden kaldığım yurda dönerken akşam üzeri minibüste tek başıma kaldığımı sonradan fark etmiştim. inanın, insanın aklından bir sürü şey geçiyor. adam gaza basıp gitse ne yapabilirdim, lisedeki arkadaşım gibi yola atlayabilir miydim ama onda kapı açıkmış (çok şükür), elimdeki kitapları silah olarak nasıl kullanabilirdim vs. ne yazık ki hiçbir şey yapamazdım. özgecan ve diğerleri gibi... erkek kuvveti denen bir gerçek var. sonuçta adam yurdumun önünde beni indirdi, o ekmeğinin derdindeydi. ben ağlamaklı...



devamını gör...
biz erkek milleti için anlaşılması zor bir psikoloji. gerçi artık öyle şeyler oluyor ki gerçek hayatta, yalnız başına kalan erkek bile "ülen bu herif bizi tenhaya çekip doğramasa bari" filan diye içinden geçirebilirsin. ortalık deliden, manyaktan geçilmiyor.

özegecan olayını okuyunca aklıma geldi; vaktiyle bindiğim dolmuşta yolun sonuna doğru sadece ben ve lise çağlarında bir kız kalmıştık arabada. şoförün ise iki ahbabı vardı önde. biri motor kaputunda oturuyordu, diğeri en ön sağ koltukta. ben bir sonraki durakta inecektim ama sırf o kızın yüzünden inmedim devam ettim. kızcağız indikten bi 200 metre sonra indim. saat öyle çok geç değildi. akşam 9:30-10 civarları... beni huylandıran şey o kaputta oturan elemanın sürekli o kızcağızı dikizlemesiydi. ortada fol yok yumurta yokken boşa karakolluk olmaya gerek yok diye düşünüp ses etmedim. şimdi olsa ağzını burnunu kırardım, o ayrı...

kız babasıyız, rabbim çoluğumuzu-çocuğumuzu bu tür hayvanattan, bizi de böyle acılardan muhafaza etsin. yedi gün yirmi dört saat cinsellik pompalanıyor her yerden. nesli ıslah, toplumu ıslah zor şey. Allah iyileri artırsın diye dua etmekten başka çaremiz yok sanırım...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar