annesine bir kez bile hediye almamış hain evlat

Ailede annesine en fazla hediye alan biri olarak kınım kınım kınadığım fetocu Evlat. Hayır babasına hediye alan tek evlat da bendim en azından ilk hediyesini lisede almıştım. İse başlayınca da on numara bir hediye aldım. Olm insan annesine hediye almaz mi lan ne pis insanlarsınız siz.

Hediye almak için bir gerekçeye ihtiyaç duymak oldum olası saçma gelmiştir. İçinden gelir alırsın bir özel güne ilintilemekse incelik olur en fazla. Ama o güne yaşamama o günden önce ölme diye bir gerçek var içinde kalmasın kimsenin derim.

1969 doğumluyum diyen müşteriye yani kaç yaşındasınız diyen bankacı

yani kaç yaşındasınız?
-babamın öldüğü yaştayım.
*

yani kaç yaşındasınız?
-fatih'in istanbul'u fethettiği yaştayım.
*

yani kaç yaşındasınız?
-Akıl yaşta değil baştadır, fakat aklı başa yaş getirir.
*

yani kaç yaşındasınız?
-Her nefeste ömürden bir nefes kesiliyor. Etrafıma bakıyorum, kimseler kalmamış. Be adam, elli yaş yaşadın, hala uykudasın!
*

yani kaç yaşındasınız?
-Yaş, yokuş da bellidir.

yani kaç yaşındasınız?
-Daha on yedi on yedi on yedi, on yediymiş...
*

annesine bir kez bile hediye almamış hain evlat

zor beğenen bir anneye sahip olan evladın dramı.

hediye alma işi çok abartılıyor, ne kendinden daha iyi bir hediye bulamayanları ne de abartılı işler peşinde koşanları anlamıyorum. mevzu hediye değil, insanları bazen sözünüzle bazen herhangi bir davranışınızla dahi olsa mutlu edebilmekte.

yine de çok isteyene iban atabilirim, elime mi yapışacak....*

stokçuluk

en küçük al-satçı esnaftan, en büyük toptancıya, hatta üreticiye kadar, ticaretin en datlı şekli olarak görülür. ticarete yönelik mevzuat gelişime başladığı günden bu yana, stokçuluk konusu hiç göz ardı edilmemiştir. enflasyonun olduğu, yani fiyatların sürekli yükseliyor olduğu ekonomilerde, stokçuluk kaçınılmaz olarak gelir. yetmişlerde yaşanan buydu. ülkede batı kaynaklı ambargodan ötürü yaşanan hammadde ve gıda sektörü ile ilgili temel maddelerin tedarikinde yaşanan sıkıntının yükselttiği enflasyon ve bu enflasyonun tetiklediği stokçuluk.

geçmişte, yağ, şeker, tüp gibi konularda adını duyuyorduk. günümüzde özellikle otomotivde... hangi markanın, hangi bayisine giderseniz gidin, piyasada az buçuk da olsa sürümü olan hiç bir araç kalmamış... araçlara uygulanan ötv-vergi oranları yüzünden, arz karmakarışık bir halde, bunun üzerine kesintisiz olarak belki üç yıldır, her ay araç fiyatlarının artıyor olması da, stokçu anlayışa zemin hazırlıyor. üstelik bu işi galericiler yapmıyor. bir markanın flaması altında satış yapan bayiler yapıyor. mümkün olduğu kadar, seçtiğiniz aracı içinde bulunduğunuz ay vermiyorlar. asla araç olmuyor ellerinde. ama ayın 1 ya da 2'sinde aradığınız anda, araç gelmiş oluyor. ancak fiyatı bir önceki aydan 3-5 bin daha fazla oluyor. ayın ilk haftasında da, bütün araçlar bitiyor, hadi bir sonraki aya...

zihniyet aynı, keseyi tutanın titri farklı.

yüklü sermayen olacak, stokçuluğa uygun bir iş tutacaksın. bizim insanlarımız seviyor, üç kağıttan yolunu bulan insanlara "işini biliyor" diyerek, övgüde bulunmayı.

Erdoğan'ın zam yağmurlarını şirketlerin üzerine atması

kuralları ve denetim kurullarıyla birlikte, serbest piyasa ekonomisinin olmamasından ötürüdür. fiyatların sürekli artıyor olmasının sebebi iktidar mıdır? evet. ama iktidarın artışların önüne geçemiyor olması, "türk tipi ticareti", serbest piyasa gibi yutturmaya çalışan, ticaret ehlini de masum göstermez.

bir örnek vereyim geçeyim. pandemiden önce 7 tl olan, 50'li latex eldiven 30 tl olamaz. işte bunun adı fırsatçılıktır. tamam fiyatlar artmaktadır, ama o eldivenin ne hammaddesi, ne o hammaddenin fiyat ölçütü olan usd, yüzde 320 artış göstermedi. "efenim pandemiden ötürü kauçuk ve bütadiene talep arttı, talep artınca şey olur..." aynı malzemeden yapılan prezervatifte yüzde 300 artış olmadı. içeriğinde bütadien aşısı bulunan plastik malzemelerde de böyle bir artış olmadı. demek ki, pandemiden istifade edip, gündemle alakalı mallarda fiyatları yukarıda tutan bir ticari güç var. bu ticari güce dur diyemeyen bir de siyasi güç var.

tek kalem üzerinden örnek verdim; ama dezenfektan ve ilgili kozmetik dallarında, bundan daha ötesi de var. pandeminin ilk günlerinde, kolonya bulamadık. o dönem dünyada çin kaynaklı ciddi bir alkol krizi de vardı. çinli şirketlerin yüksek kontratları, dünya alkol piyasasından çin'e yüksek bir alkol ticaretine neden olmuştu. elbette sonrasında, arz-talep yeniden dengeyi buldu, çin'in alımları normalleşti, ama bizim piyasada kolonya fiyatı aynı kaldı. hemen hemen, bütün temizlik kimyasallarında durum böyle.

özetle, pandemiyle başlayan süreçte, kur-hammadde-ithalat saikli artışlarda iktidarın yetersiz kaldığı fikrine katılıyorum. ancak piyasanın başrol aktörlerinin, "ne yapalım girdiler yükseldi" bahanesi, onların ticareti açısından bir kılıf oldu. şirketlerin amacı karlarını maksimize etmekse, devletin amacı da kamu yararını gözetmektir. devlet kamu yararı adına, kurumlarını yetkilendirirse, şirketlerin sonsuz kar etme güdüsü törpülenir.

bob dylan

ah kalbim.
ve zavalli ikizler burcu zaafim...
muzigin nasil en iyi sekilde yapilabilecegini gormek isterseniz tek yer bu adamin albumleri.
yabanci sarki sozlerinin muhtesem otesi siirlere donusebildigini sadece bu adamda gordum.
digerlerinin cogu cok anlamsiz...
ah ikizler burcu insanlari cok zor ve cok etkileyicisiniz....

sevdicegiynen mukemmel bi duet de yapmis. sonra her ikizler burcu gibi kalbini kirip birakmis.
yine de su sese bakar misiniz?
insan degilsiniz. cok yanlis bi donemde yasiyorum.
tum sevdiklerim benden once yasamis ve gitmis...
haksizlik!

Erdoğan'ın zam yağmurlarını şirketlerin üzerine atması

bu yönü ile tam bir politikacıdır erdoğan. genellikle iki kesim oluşturur ve mağdurun yanında imiş gibi gözükür.
şu an fakir ve zengin denen kesim var. fakirler ise çoğunlukta. zengin kesimin karşısında ve fakirin yanında imiş duruşu sergileniyor. tabi yenirse bu. birilerini halkın önüne atar. yıllar önce öğretmenlerin aldığı maaşa, 15 saat derse giriyorlar vb. söylemi oldu. o zaman da velileri ve bilumum işsiz vb. kişileri öğretmene karşı bir çeşit ön yargı ve kışkırtma olmuştu.
bu tarz bir siyaset bakalım daha ne kadar götürecek. ekonomi iyi giderken hükümet politikası başarılı, kötü giderken burjuva zenginleri suçlu. keşke şu beş market olayını beş müteahhit falan da deseydi. ev fiyatları malum. uçuştu. konacak yeri de yok.

Erdoğan'ın zam yağmurlarını şirketlerin üzerine atması

Suçlu kim tartışmalarından öte şunu anlamakta faide var.

Durum
Şirketlerin ana amacı kar realizasyonudur. Yani senin kara kaşına gözüne bakmaz. Bulduğu her fırsatı değerlendirir. Gerekirse stokçuluk yapar, gerekirse bel altı vurur, gider oligark yapılar ile ortaklık yapar, rusya ile konuşur hatta mason olur pazar payını genişletir.

Kaide

Regülasyon nedir, neden yapılır, kime işler, kime işletir sorusu bu ülkede rafa kaldırılmış, neredeyse 1880'li yıllardan beri unutulmuş bir deryadır.

Nasıl bir çocuk bir ev içinde kendi bildiklerini dikte etmek, yaptırmak için her türlü hinliği, cinliği, şımarıklığı yapar işte şirketlerde böyledir. Sen ne kadar kırmızı çizgi çizersen o da kendisini ona göre şekillendirir.

Suçlu Erdoğan mı? Evet kesinlikle peki bundan ekmek yiyor mu? 1 gram inanmıyorum, sıkıntı bu şirketlere göz yuman bakanlarına, bürokratlarına at koşturma izni vermesidir. Hukukun üstünlüğünü arkadaş, milletvekili, benim müsiadım, tüsiadım denmesidir. Sen monopoly'e izin verirsen, 4 senede hal yasasını engellersen, ağzı açık bakanların icraatlarına kelle almazsan sonuç budur. X'in talimatıyla denetime başladık diyen bakanlar, yöneticiler fermuarları açık kalsa donları dışarı sarksa talimat bekleyecekler.

O yüzden suçlu a101, bim, şok ve nicesi değil onların karinesi, karakteri belli sen devlet karakterini ortaya koy, son ana kadar bekleme bak bakalım et fiyatı, süt fiyatı ne oluyor.

Toptancıların, aracıların kim olduğuna bakılırsa suçlu zaten bulunur. benim korkum, o nokta geldiğinde ikinci Bir ne istediniz de vermedim cümlesini yeniden duymak olur.

Sağ kesimde yer aldım hayat boyu bu değişmeyecek lakin doğruları söylediğim için çok kızan da oldu bizim cenahtan ama bir dost tavsiyesi..

Salon, banyo, balkon, koridor seni bir yerden etmez ama mutfak iktidar devirir.

For your info!