dert dinlemek

Sigortalı iş olsaydı çoktan emeklisi olurdum diyeceğim eylem.

Sonuç: bomboş bir iş.

Derdini anlatan sizi çöp kutusu olarak kullanıyor. Ne söylediğiniz herhangi bir değerlendirme umrunda (kendi haklılığına dair olanlar dışında) ne de vereceğiniz tavsiyeler.
Kendi bildiğini okuyup “sen böyle demiştin zaten” diyecek.
Eee? Ne bok yemeye eni sonu “ne yapayım işte kendime engel olamadım” diyen insanların kahrını çekiyoruz?

Bir de kendi derdini anlatıp anlatıp dinlemeye gelince karşısındakine “Aş artık bunları yahu!” Diyenler var.

Yok anam yok. Kendinize yakın 1-2 insan seçip sadece onları dinleyin. Geri kalanı boş muhabbet. Size babanızı anlatan ananızı bile dinlemeyin.

Birden bire gelen ağlama isteği

Sıkıntı değildir, olur öyle şeyler.

Hiç gitmemesi sorundur ama.

Majör depresyondan bahsedip kafa açmayacağım. Sadece allah kimseye vermesin diyor susuyorum.

En olmadık anlarda insanların size şaşkın-tedirgin-acımış bakmasına sebep olur. Çoğu durumda üç tavrı da dikkate alamayacak kadar kendinizden geçmiş olursunuz.

Bütün sevgilileriyle aynı masada oturan kız

Kaşar. Zaten bir kez sevgilin olduysa ve erkeğinin altına yattıysan dul kadın statüsündesin. Dul kadın da asla 2. 3. 4. erkeğini sevmez, aşk duymaz. Mantık ilişkisi arar. Mantıkta da; para, konfor, özgürlük ve erkeğin ailesinden uzak durmak vardır.

Son senelerde şahidim, genç bakir oğlan ve bakire kız evliliklerinde resmen cenneti izliyorum. Evliliğinde aşk ve heyecan yaşamak isteyen kız bekaretini, iffetini ve gönlünü kocasına saklasın.

Zinanın bizden götürdüklerini başka haramlar götürmemiştir.

cesare pavese

bu sabah evden çıkmadan ntv'de hakkında kısacık bir program izlediğim şair yazar.
programda selahattin yusuf pavese ile ilgili bildiklerini anlatıyordu. italyan yeni gerçekçiliğinin öncüsüymüş pavese, öyle dedi selahattin yusuf. ama ben programı izlerken selahattin yusuf'u hiç özlemediğimi düşünmeye o kadar odaklandım ki, pek başka bir şey duyamadım. iyi ki artık daha az çıkıyor karşımıza.