askerliğini yapmış olup da askerlik anısı anlatmayan erkek

Erkelerin hayatları boyunca anlatabilecekleri 3 önemli anıdan birisidir. Sünnet, askerlik ve düğün anıları dışında anlatacağı bir şey olmayan erkekler genellikle askerlik anılarının üzerinde daha bi yoğunlaşırlar. Bazıları bu durumu öyle bir abartır ki, askerliği boyunca patates soğan adamı gözünüzde rambo gibi candırmanıza sebep olur.

(bkz: biz de abarttık ama kekini kabarttık)

Rasim kaan aytoğu

Günahı boynuna falan da cem küçük yüzünden okka altına gitmiştir. Cem Küçük'ün, Sedat Peker'in 'blöf yaptığı' ve 'elinde önemli şeyler olmadığı' iddiası üzerine ifsalandi. Ulan jem hiç mi akıllanmadınız bu adamın boş atar gibi bir hali mi var.

torun ötmez borun

askerlik vazifemi ifa ettiğim çarli birliğinde değişik tipler gördüm. iki tane amca vardı. adamlar kırış kırış ciltleri ve elleri ile, tamamen beyazlamış saçları ile bizim bölükteydiler. bunlara koğuş dahil, hiçbir nöbet yazılmaz, iş yaptırılmaz, eğitim ve spor alanına götürülmez, kazandan düşülmez ama yat içtiması dışında, içtimaya bile alınmazlardı. biri hollanda'da uyuşturucudan yıllarca hapis yattıktan sonra, türkiye'ye iade edilmiş, edildiği gibi de silah altına alınmış bir adamdı. öteki ise türkiye'de bir cinayet işlemiş, yıllaca yattıktan sonra, hapishane günleri biter bitmez, askere alınmış bir adamdı. bu cinayet işlemiş olan amcanın durumu ilginçti. kendisi bizim bölüğe gelmeden bir iki gün önce torunu, torunu derken, öz torunu, oğlunun oğlu, bizim bölükten terhis olarak ayrılmıştı. adama torununun yattığı ranzayı vermişlerdi. kıdemli kaşar askerler, sürekli takılırdı bu adama, "torun şafak kaç", "torun ötmez borun" derlerdi. yahu adamın bir gözü toprağa bakıyor, torunu ile yaşıt çocuklar kendisine torun diye hitap ediyordu. yani çarli birliği çok sıkı bir askeri birimdi.

Karadeniz Kızı

Değme erkeğe taş çıkaracak kızlardır. Hani tamam ben hatuncuyum, uysalım ama karadeniz kızlarından daha bi çekinirim. Ancak çoğunun sert mizacının altında yumuşacık kalpleri vardır. Yani tanıdıklarım öyle. Yine de dikkat, tersleri pis olur. *

prestij müzik

90larda pop müzik sektörünün iki dev şirketinden biri. mahsun kırmızıgül ve hilmi topaloğlu* tarafından yönetilirdi.

en az onun kadar büyük rakibi ibrahim tatlıses'in idobay'ı idi. aralarında çok sağlam rekabet vardı. biri küçük ibo diye bir proje çıkarınca diğeri hemen küçük onur'u sürerdi. biri anadolu rockçı çıkardığı zaman diğeri de hemen bir anadolu rockçı çıkarırdı. girls bandse girsl band. 90 larda ne isimler çıktı bu rekabetten, ne isimler...

o ne lan kasatura numaran mı

yine asker jargonundan bir deyim. her askerin bir tüfeği ve bir de kasaturası vardır, üzerine zimmetli. her ikisinin de 6 haneli bir numarası vardır. mesela benim tüfengim 555054, kasaturam 357951 numaraları ile kkk envanterine geçmişti.

tezkereci askerler, yani şafağı coni moni demiş olan erler, yeni gelen erlere şafak kaç diye sorarlar. aldıkları cevaba da, "o ne lan kasatura numaran mı" diye cevap verirler. kullanım olarak, "o ne lan adam mı öldürdün?" ile aynıdır.

asker bu soruyu sorarken, üç aşağı beş yukarı yeni askerin şafağını bilir. ama sorar. sorunun muhatabı ise, alacağı cevabı bilir, ama yine de cevaplar. çünkü bu asker ocağında yaşatılan, kadim geleneklerdendir. emin olun, attila'nın cattalunium seferine giderken de, sefer dönüşü de, erler arasında, bu soru defalarca sorulmuş ve bu şekilde cevaplanmıştır.*