15 milyon maaş alan futbolcu ile 4 bin tl maaş alan genç

--- alıntı ---

25 yaşında iki genç.biri futbolcu ve senede 15 milyon tl, diğeri 4 bin tl almak için okumadığı okul, girmediği kpss kalmıyor, üstüne torpil bulmak da zorunda. sonra senede 15 milyon tl kazananın çalıştığı kulübün borcu siliniyor ama diğerinin kyk borcu silinmiyor.

--- alıntı ---

izdiham dergisinin atmış olduğu twitt.
devamını gör...
birincisi olma ihtimaliniz 25 milyonda 50 filandır.
ikincisi olma ihtimaliniz 25 milyonda 5 milyon civarındadır.

ama televizyon, toplum sizi birincisi olmak için var gücüyle özendirirken, ikinci seçenekteki kişi olmanızın ayıp bir şey olmadığından hiç bahsetmez. nedense birincisi övünülecek bir şeyken, ikincisi teselli olunacak bir şeymiş gibi lanse edilir.
devamını gör...
bu izdiham dergisi daha ne kadar mantıksız işle karşıma çıkıp duracak bilmiyorum mıknatıs gibi çekiyor bu süreli basılı yayın saçmalıkları üstüne.

karşılaştırma bariz yanlış futbolcular haddinden fazla kazanıyor eyvallah da 15 milyon kazananını da bi zahmet memur olan gençle karşılaştırma. o adam da yeteneği çalışması var ki en çok kazananlar kadar kazanıyor. tamam çok fazla kazanıyor eyvallah da, onu bi başka sektörde başarılı olan biriyle karşılaştırman lazım. yoksa alt liglerde 2 bin tl'ye çalışan futbolcu da var. adil değil yani. dersin ki bi akademisyen bilime ilme bütün katkısına çalışmasına rağmen 9-10k alıyor devlette maksimum, reva mı dersin eyvallah. fazla abartı da boş romantizm be abi artık. memur 4 bin alıyor süper lig topçusu öyle alıyor e ikisi de 25 yaşında niye böyle falan... hadi abi hadi izdiham dergisi... yeter popi kastığın.
devamını gör...
doğru bir kıyaslama değildir.

şimdi arkadaşlar da değinmiş; bir süper lig topçusunun ortalama bir türk vatandaşından daha fazla kazanması çok normal. süper ligde top oynayan futbolcu sayısı, turkiyedeki profesör sayısından da, pilot sayısından da doktor sayısından da az, hatta -muhtemelen- milletvekili sayısından bile az. her becerinin yolu eğitimden geçmiyor; adamlar çok az kişinin yeterli beceriye ulaşabildiği bir iş yapıyorlar, spinoza'nın dediği gibi ; "güzel olan her şey nadir olduğu ölçüde değerlidir". bunun dışında işlerinin show businnes olması, yalnızca kısa bir zaman diliminde yeterli fiziksel güce sahip olabileceğin bir işe girmek için alınan yüksek risk (yani ömür boyu iş garantinin hiçbir şartta olmaması), yüksek stres içermesi gibi kazanılan parayı katmerleyen bir sürü ek durum da sıralanabilir. sonuçta bir futbolcu her zaman bizden daha fazla kazanacak, aksi halde kimse, ömrünün en fazla 15 yılında tam verimli çalışma şansının olduğu, bu kadar büyük stres içeren bir işe ortalama bir kazanç için atılmayı düşünmez, mantıklı bir insanın alacağı bir risk değil bu.

tabii ki bu futbolcuların kazançlarının adilliği konusunda bir eleştiri yapmamızı engellememeli.bu noktada eleştirinin dozunu sizin neyi referans aldığınız belirliyor. serbest piyasa ekonomisine göre ortada bir sorun yok; veren var ki alıyorlar, ama işin vicdani boyutunda, -hiç olmazsa benim için- dünyadaki hiçbir emek ya da beceri, başkalarının ömrü boyunca kazanamayacağı kadar büyük bir parayı bir yılda kazandıracak değerde degil. evet, fazla kazanmaları normal, ama o kadar fazla kazanıyorlar ki, insanların 2000 liraya bir ay geçinmeye çalıştığı bir ülkede her vicdan sahibi insanın içinde bir huzursuzluk yaratıyor.

futbolcuları aklamaya çalışan kapitalist tutumda bile müdafilerin sırtından bıçaklandıklarından haberi yok. bir şirket gibi yönetilmiyor olsalar bile aslında büyük futbol kulüplerinin hepsi borsada işlem gören şirketler; gelir ve giderleri var, bunları da bilançolarında yayınlıyorlar. forma satışından sponsorluk anlaşmalarına kadar pek çok gelir kalemi var, gider kaleminin en büyük kısmı da açık ara futbolcu maaşları. bütün büyük futbol kulüplerinin halihazırda büyük bir borç batağında olduğunu bildiğimize göre bunun nedenini kabaca iki şeyde aramalıyız; 1) talep olmayan, yanlış bir sektörde iş yapıyorsun, bu nedenle para kazanmıyorsun, yani gelirin yok 2) gelirin var, talep de var, ama iş modelini bir şekilde yanlış kurmuşsun, giderlerin olması gerekenden fazla. milletin poposuna giymeye donu yokken maç bileti aradığını bildiğimizden birinci argüman direk yatiyor, yani kulüplerin sorunu ikincisi; iş modeli yanlış. bu yanlış iş modelinin en büyük ayağı da devasa personel giderleri, aslında kapitalizm de bize futbolcuların gereğinden fazla kazandığını söylüyor.

bunun üzerine, yapılan onca katkıya, vergi affına rağmen, bir de bu kulüpleri kurtarmak için kamu bankalarının görev zararına uğraması göze alınınca insanın iyice canı sıkılıyor tabii. iş modeli yanlış bir şirkete borç verip kurtarmaya çalışmayı hiçbir kapitalist doktrinle açıklayamazsınız; 5 seneye kalmaz ucuz borçlanmanın avantajıyla daha da fazla harcayıp eskisinden beter hale gelecekler, çünkü sorun borçlar değil, sorun milyonlar kazanan futbolcular gerçekten. yani hangi açıdan bakarsanız bakın, futbolcular çok kazanıyor.
devamını gör...
ne kadar hazin ve içselleştirilmiş bir ekonomik düzen değil mi. intihar eden babalar. iflas edince kendisini vuranlar. aylık 1600 liraya günde 12 saat çalışan garibanlar. yüzlerce binlerce böyle insan var. bir tarafta astronomik kazançlar, şanslı azınlıklar, küçük imparatorluklar, onlardan damlayanları kapmaya çalışan kocaman kocaman çaresiz kalabalıklar.
devamını gör...
izdiham dergisi denilen dergi twiti. saçmalamışlar kısaca. futbolcular da unutulmamalı ki maaşlı personel. kulübünün finansal gelir ve giderleriyle ilgilenmek onun işi değil. oynar, golünü atar, mevkisinde başarılı olur ve altına attığı imzanın parasını alır...

bu kıyası yapmak, ukalaca ve hadsizce. istiklal marşı hakkında attıkları tweet yüzünden zaten kılım bunlara. kaldı ki futbolcunun kazancından size ne.. *
devamını gör...
kafaya takılmaması gereken karşılaştırma. her koyun kendi bacağından asılacaktır der atalarımız. ahiret günü hesap günüdür. Allah kolaylık versin o hesap gününde zenginlerimize. biz fakirler zekat, hac, fitre, fidye, akrabayı gözetme, fakirlere yardım etme felan filan gibi şeylerden muafız azizim.

ayrıca belirtmek isterim ki, gelir adaleti diye bir durum söz konusu değildir şeriatta. Allah dilediğine çok, dilediğine az veririrm diyor. tabi bunu derken, zekat, hac, fitre, fidye, sadaka, yakın akrabaya bakma, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılama gibi yükümlülükler yüklüyor insanlara. 4 bin tl maaş alan gençten yana kullanıyorum oyumu yani. azıcık aşım, ağrımaz başım.

--- alıntı ---

kasabanın birinde zengin bir tüccar yaşarmış. öleceği vakit vasiyetinde: “ben mezara konulduğum gün kim gelir benimle bir gece mezarda kalırsa ona servetimin yarısını bırakacağım” demiş.

çoluğu çocuğu, akrabaları servetin yarısı bırakılmasına rağmen bunu yerine getiremiyeceklerini düşünüyorlarmış. kısa bir müddet sonra adam ölmüş.
adamın vasiyeti kasabada zaten meşhurmuş. bunu duyanlardan biri de kasabanın en ücrâ köşesinde yaşayan hamalmış. adamın öldüğü haberini duyunca yakınlarına kendisinin bir gece mezarda kalabileceğini söylemiş. bunun üzerine cenaze merasiminden sonra hamalı da adamla birlikte kabre koymuşlar.

hamal: “zaten bir tane ipim bir tane de küfem var. kaybedecek bir şeyim yok. iyi ettim de bu adamla buraya girdim. çıktığımda kasabanın hatırı sayılır insanlarından biri olacağım” diye düşünüyorken bir gürültü kopmuş ve dünyada daha önce hiç karşılaşmadığı yüzlere orada rastlamış.

gelen melekler aralarında konuşuyorlarmış: “bu ölü olan zaten elimizde. onu istediğimiz vakit hesaba çekebiliriz. ilk önce şu canlı olandan başlayalım”.

adam tir tir titriyorken başlamış melekler peşpeşe sorular sormaya: “söyle bakalım ey falan oğlu filan. küfenin ipini nereden buldun? satın aldıysan ne kadara aldın? kimden aldın?

aldığın kişiyi dolandırdın mı? hakiki değerinde mi verdin ücretini?”

adamın dili dolanıyor sorulan sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor, ancak o cevap verdikçe ip ile ilgili bir başka soru ile karşılaşıyormuş.

gün ağarırken zengin adamın akrabaları gelmiş ve adamı mezardan çıkarmışlar. sonra: artık kasabanın sayılı zenginlerindensin. anlat bakalım bir gece mezarda kalmak nasıl bir duygu? demişler.

hamal:

“aman, lanet olsun! istemiyorum! bütün mal mülk sizin olsun!

ben bir ipin hesabını sabaha kadar veremedim, o kadar malın hesabını kıyamete kadar veremem herhalde...’’


--- alıntı ---

hayırlıcumalar
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar