15 temmuz destanı

gerçek bir destandır. hep kitaplarda okuduğumuz kahramanlıklara belki ilk defa canlı şahit olduk. türk milletinin en saf duygular ile vatanı ve milleti için hainlerle mücadelesini konu alır. belki bir ay gözlerim dolu dolu yaşamama sebep olmuştur. zihnimden ölene dek silinmeyecektir.
devamını gör...
şunu eksileyen bu topraklardan çekip gitsin bir zahmet. bizi uğraştırmasın. boyle utanmazlık yok.

sen yumuşak yatağında huzurlu yatasın diye o insanlar tank altında ezildi, f16 roketiyle kafası koptu, helikopter mermisiyle ikiye bölündü. utanmaz!
devamını gör...
televizyonda görmüş bizim oğlan. "15 temmuz destanı ne demek?" diye sordu.
"hani bir gece uçaklardan çok korkmuştun, kötü adamlar bomba atmıştı, bir sürü insanı şehit etmişlerdi ya" dedim. mit'e çok yakın bir yerde evimiz. ankara yenimahalle'de.
"kim yazdı peki bu destanı?" diye kesti lafımı.
"işte o gece sokağa çıkıp şehit olan, gazi olanlar" dedim.
"yani sen mi?" dedi.
genelkurmay'ın önündeydim o gece. o gerçek kahramanlarla bir arada olmak, onlarla aynı safta olmak, destanı içinde yaşamak da nasipmiş.
Allah tüm kahramanlara rahmet eylesin.
devamını gör...
destan falan değildir. iktidarın yıllarca verdiği destekle, idari ve askeri kurumlara doldurulmuş olan fetöcülerin giriştiği bir darbenin, sivil halkın canlarıyla durdurulduğu bir trajedidir.
devamını gör...
kendi adıma 'halkımı sokağa davet ediyorum' çağrısının ardından ardından arabasız, mahalleden birkaç genç ile kısıklıya doğru hareket etmemizle başlayan destan. yürüyerek yaklaşık yarım saat 45 dakika yol gittikten sonra kısıklıya ulaşabildik, cb evinin önündeki mahşeri kalabalıktan adım atmak mümkün değildi, kısıklıdan aşağı köprüye doğru giden yol kapanmış, burayı koruyalım deniyordu.
mesele orası,burası,şurası değildi özünde, mesele memleketti..

o gün sokaklarda ne yapacağını bilmeden sadece 'darbeye karşı' yürülürken verilen sela seslerine, tekbir sesleri ve 'mustafa kemalin askerleriyiz' sloganlarının karışması hala aklımda. o günden kalan videolar hala telefonumda hala o gün ki gibi.

internet yavaş tabiki köprüde neler olup bitiyor bilemiyoruz, sadece üzerimizden geçen savaş uçaklarını sayıyor, dost mu, düşman mı bilemeden pervasızca bağırıyoruz.
neyin ne olacağı belli değil, bayağı bir süre bekledik tabi kısıklıda, kısıklı camiinde yatsı namazını kıldıktan sonra 'acaba ölür müyüm?' düşüncesini 'sıkıntı yok abdestliyiz, gidersek şehitiz' düşünceleriyle ferahlatıyor, gecenin kör karanlığına kadar bekliyoruz.
bir süre sonra yorgunluktan bitap düşüyoruz, telefonda şarjlar azalmış, bitmeye yakın artık. eve ölümüzün haberi de gidebilirdi, dirimizin de..
sonraları dönüş yolunda ümraniyeye doğru bir savaş uçağı öyle yakınımızdan geçmiş ki, korkudan o 3 yanı açık bizi koruyabileceğini zannettiğimiz otobüs duraklarına atmışız kendimizi.. öyle ki yer gök sallandı, tamam dedik bu sefer yürüdük şehadete..
gözlerimi açtığımda ayakta ve yürüyebildiğimi farkettim.
eve vardığımızda gün ışımak üzereydi, gece boyu uçakların alçak geçişleri kapalı oda kapılarını sallıyor, korku salıyordu...

sabah oldu, o gece sabah oldu... bu millet o olayı yaşamasına neyin sebep olduğuna bakmadan o geceyi bitirdi..
sabah bilanço açıklanıyor, anadolu yakasının kıyı kesimleri resmen savaştan çıkmış gibi, mermi kovanları, sokaklardaki tanklar, kanlar, ölüler, kanlı insan kıyafetleri..
aman yarabbi ne büyük vahşet..

benim için, 15 temmuz gecesini destana çeviren bu milletin milyonda bir parçası olan benim için 15 temmuzun kısa hikayesi bu kadar...
rabbim bir daha böyle bir kalkışma bizlere yaşatmasın.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar