2013

365 gün kıyamet korkusuyla yaşamanın son bulacağı yıldır.
sanki 2012'den sonra insanların eline kıyamet gelmicek senedi verilmiş gibi.
devamını gör...
kur an ı kerim'de araf suresi 187.ayete damgasını vuran yıl;

"sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. de ki: "onun bilgisi ancak rabbimin katındadır. onu vaktinde ancak o (allah) ortaya çıkaracaktır. o göklere de, yere de ağır basmıştır. o, size ancak ansızın gelecektir." sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. de ki: "onun bilgisi sadece Allah katındadır. fakat insanların çoğu bilmiyorlar."



'tüm islam alemi ve kardeşlerimiz için hayırlara vesile olsun' duasını eksik etmeyeceğimiz yıl..
devamını gör...
iklim ve toplum için uluslararası araştırma enstitüsü'nün tahminine göre yazı çok sıcak geçecekmiş:

--- alıntı ---

iklim ve toplum için uluslararası araştırma enstitüsü'nün tahminlerine göre, 2013 yazında hava sıcaklıkları yüzde 75 mevsim normallerinin üzerinde seyredecek.

istanbul teknik üniversitesi (itü) uçak ve uzay bilimleri fakültesi öğretim üyesi prof. dr. mikdat kadıoğlu, aa muhabirine yaptığı açıklamada, ulusal okyanus ve atmosfer idaresi'nin kayıtlarına göre 2010'un, 1998 ve 2005'in en sıcak yıl rekorunu egale ederek, en sıcak yıl olduğunu anımsattı.

güneş etkinliklerinin, 2010'da en düşük seviyede olduğuna işaret eden kadıoğlu, güneş lekelerindeki artışların ise 2013'te tepe noktasına ulaşacağını vurguladı.

kadıoğlu, bu nedenle mart 2013'te güneş lekelerinin en üst seviyeye çıkmasıyla dünyada görülmemiş yüksek sıcaklıkların yaşanacağını dile getirdi. bu yıl tepe noktasına çıkacak güneş lekelerinin sayısına, plansız kentleşme de eklenince 2013 yazının çok sıcak geçmesinin beklendiğini anlatan kadıoğlu, şöyle konuştu:

''iklim ve toplum için uluslararası araştırma enstitüsü okyanusların yüzeyindeki su sıcaklıklarını kullanarak birleşik atmosfer-okyanus modelleriyle 6 aylık tahminler yapıyor. böyle yapılan iklim tahminleri, günlük hava tahminlerinden farklı. onlar sıcaklık ve yağış gibi iklim elemanlarının 30 yıllık ortalamalarının üzerinde veya altında olup olmayacağını söyler. burada sözü geçen 30 yıllık ortalama şu an 1981-2010 arasındaki süredir. gerçekte ise mevsim normali gibi gözlenmiş bir hava yoktur. bunlar iklim tahminlerinde kıyas için kullanılırlar.''

sicakliğa nem de eklenecek
kadıoğlu, enstitü'nün bu yıl yaz mevsimi için yaptığı hava sıcaklığı tahminlerine göre, karadeniz ve güney illeri dahil olmak üzere anadolu'nun doğusu hariç, türkiye'nin büyük bölümünde ve özellikle de batısında hava sıcaklıklarının yüzde 75 oranda mevsim normallerinin üzerinde geçeceğini vurguladı.
toplam 92 gün süren yaz aylarının en az 64 gününde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde geçeceğinin tahmin edildiğini vurgulayan kadıoğlu, şöyle devam etti:

''bu tahminde sadece havayla ilişkili sıcaklıktan bahsediliyor. bu değerlere ozon tabakasının delinmesinin etkileri dahil değil. yeterince yeşil alan ve planlanmadan yoksun şehirlerde hava sıcaklığının kırsal alana göre 9 dereceye kadar daha yüksek olabildiğini de unutulmamalı. hesapta olmayan bir de nem var. yani sıcak ve nemli havalarda ısıyla nemin bileşimi de kalp, solunum yolu hastalıklarını tetikleyerek kitlesel ölümlere sebep olabilir. örneğin, avrupa'da ağustos 2003'te fransa ve ispanya civarında sıcak hava dalgaları nedeniyle yaklaşık 35 bin kişi hayatını kaybetmiş ve 13 milyar avroluk ekonomik kayıp olmuştu. böyle bir sıcaklıkta elektrik enerjisi tüketimi ve orman yangınları da artmakta. orman ve anız yangınlarının neden olduğu duman, trafikteki araçların neden olduğu ozon ve partikül maddeler de durumu kötüleştirebilmekte. özetle, konuyla ilgili acilen gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.''

--- alıntı ---
http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
2013 yılı ezber bozan bir yıl oldu. her şeyden önce dünyanın konuştuğu dil yönüyle enteresan bir yıldı. çince en çok konuşulan dil oldu. ikinci dil ise ingilizce. hemen hatırlatayım ki, ingilizce en yaygın lisan olma özelliğini sürdürüyor. türkçe beşinci, arapça ise altıncı.

dünya ekonomi çevreleri en çok amerikan merkez bankası fed’i (federal reserve banks) konuştu hiç şüphesiz. bir de tabii dünyanın içinde bulunduğu krizi. krizden çıkış yolu arayan herkes fed’e kilitlendi. bilhassa kalkınmakta olan ülkeler, âdeta yalvardı fed’e; “para bas, para bas” diye. bu taleplere dayanamayan fed; her ay 85 milyar dolarlık tahvil satın alma geleneğine ara vermeden devam etti. ardından da “azalttım” deyip ters köşeye yatırdı dünyayı!
dünyada en çok konuşulan lider suriye devlet başkanı beşar esad oldu.

“gezi” türkiye’nin gündemine bir oturdu, pir oturdu. cemaat de öyle. barış süreci ise türkiye gündeminden hiç düşmedi. başörtüsü de öyle; konuşuldu, konuşuldu. sonunda 4 kadın milletvekili meclis’e başörtülü geldi de konu kapandı.
fakat “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözünü hatırlayıp esas yapılanlara bakmak lazım. dünya müthiş bir değişim yaşıyor. yeniden yapılanıyor. “sermaye” doğu’ya, “beyin gücü” batı’ya göçüyor. batı “tasarım merkezi”, doğu ise “üretim üssü” olma yolunda hızla ilerliyor.
dünya “bilgi teknolojisi”ne odaklandı. “yazılım” ve “akıllı ürün”ler endüstrinin vazgeçilmezi hâline geldi.
sosyal medya tahminlerin üstünde ilgi gördü ve bu ilgi dünyanın daha da küçülmesine neden oldu. hâliyle pazarlama, satış, tanıtım teknikleri de değişti. bilgi önem kazanırken, insan unsuru fazlasıyla öne çıktı. bilgili insan, şirketlerden daha önemli hâle geldi.
gelişmiş ülkeler katma değeri yüksek üretim kanallarına geçerken, gelişmekte olan ülkeler işçilik ücretiyle geçinme riskiyle karşı karşıya kaldılar.
türkiye ekonomisi büyüdü büyümesine ama henüz sürdürülebilir büyümeye geçemedi. inşaat sektörü türkiye’yi bir yere kadar taşıdı ama o da topallamaya başladı. yeni alternatifler üretme ve başka stratejiler geliştirme vakti geldi de geçiyor bile.

kısaca türkiye’de konuşulanlar da yapılanlar da incir çekirdeğini dolduran şeyler değildi. bunların hepsini geride bırakan türkiye’nin inovasyonu, ar-ge’yi ve değişimi konuşması şart oldu.

yetenekli insan yetiştirme konusundaki beceriksizliği ise affedilir gibi değildi. türkiye’de üniversite mezunlarının yüzde 37’si işsiz. yurt dışına öğrenci gönderen 5’inci ülke maalesef ve en entersanı da; bu öğrencilerin yüzde 77’sinin ülkeye geri dönmek istemiyor olması!

şu “rüşvet ve yolsuzluk” operasyonu türkiye’nin prestijini sarsan bir durum oldu. sistemsizliğinin üzerine tüy dikti. kredi derecelendirme kuruluşları ve yabancı yatırımcı bu durumu dikkate alacaktır hiç şüphesiz. türkiye’nin kirlilikten arınması lazım. bu gelişme, o arınmaya sebep olur inşallah.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar