36 fotoğraf çekme hakkı olan yıllar

fotoğrafın kıymetli olduğu yıllardır.
deklanşöre bir anı durdurmak için basarsın ve bu anı yakalayıp yakalayamadığın belirsizdir ama seni mutlu edecek bir sonucu elinle tutarsın.
dijital makinelerde binlerce anı yakaladığını sanırsın lakin anılar o fotoğraf çektiğin anlarda silinip gitmiştir.
36lık poz iyidir, tab ettirirsin bi de albüm alır yanmayanları dizersin.
devamını gör...
her şeyin hızlı tüketilmediği yıllardan bize kalan ve gülümseten hatıralardan bir nüshadır kendisi. oysa ki benim hatırladığım denizin karşısında sağdaki ağacın altında mı durmalıyız yoksa soldakinde mi daha güzel çıkarız çelişkisiydi. gerçekten sinir olurdum.
devamını gör...
iyi mi kötü mü çıktığını bilmeden o filmleri fotoğrafçıya verip heyecanla beklersiniz ya... sonra bakarken ya hüzünlenir ya da gülmekten kırılırsınız. ya da paranız olmadığı için 36 lık hakkı doldurur ama çıkarttıramadığınız için filmler yanar ve atmak zorunda kalırsınız. bu da bi çeşit dramdır.
devamını gör...
bir şeylerin fotoğraf çekmek için yapılmadığı aksine bazı güzel anların fark edilmesiyle fotoğraflamanın akla geldiği yıllardır.

yanlışlıkla tıklanıp boşa giden çekim hakkının oluşturduğu suçluluk hissi, yarısı yanmış yahut beyaz şerit çekilmiş fotoğraflarla karşılaşmamayı dilemek de çekme sevdasına dahildir.
devamını gör...
kahverengi şeritlere bakıp küçücük kendinizi görme ve anneyle fotoğrafları tab ettirmeye götürme zevki de bu yıllara dahildir. ayrıca sadece özel günlerde fotoğraf çekilir ki makara bitmesin.
devamını gör...
o dönemlerde fotoğrafçılık yapmış bir kimse olarak, 36’lı filmin kıymetini iyi bilenlerdenim.

şimdiki dijital makineleri kullanırken en az 2-3 poz çekiyoruz ki garanti olsun. kaşı gözü kayık çıkana tedbir olsun, fotoğraf satılabilsin. eskiden tek poz çekmek zorundaydık. tek pozda ânı yakalayan ise gerçek fotoğrafçıydı.

o dönemde fotoğrafçı, keskin nişancı gibi bir şeydi, çünkü tek atış hakkı vardı.

birinin gözü kapalı çıktığında o fotoğrafı tekrar çekecek olsan ki kolay kolay çektirmezdi kimse, en az yarım saatte baskıdan çıkardı. şimdi ise 3 dakika.

velhâsıl o dönemlerde fotoğrafçılık hakikatli bir meslekti. şimdi herkes fotoğrafçı.
devamını gör...
fotoğraf çekerken insanı seçici olmaya iten ve aynı zamanda tedirgin eden durum. en kötü tarafı o kadar poz verip çektiğiniz her birine para ödediğiniz resimleri makinedeki bir sorun nedeniyle tamamen kaybetme ihtimali ki başa çok gelmiştir.
devamını gör...
en sahane yillar. o zaman tuketim henuz, fotografa ugramamis. elindeki cok kiymetli. her kare icin dusunulup oyle poz verilip de cekiliyor. ailenin fotografcisi bendim bizim icin, video kamera da ayni sekilde benim uzerime zimmetliydi sanki tum ozel gun ve gecelerde. ama tamamen ailen icin calisan ucretli bir elemansin sanki, serbest calisma iznin yok.

neyse efendim aile ile olanlar haric olsun diye; bir gun bu bim denilen market henuz yeni yeni populer oluyor ya da ben ilk o ani hatirliyorum fotograf makinesi getiriyormus. kardesimle gozlerimiz parladi. kullanimi tamamen kendi tasarrufumuzda olan makinelerimiz olacakti, ailenin bilmesine bile gerek kalmadan. sonrasi ooooow gelsin pozlar, ne 36’liklar ama. sanki fotografci basmiyor bunlari oyle de garip bir dusunce. dusununce, bayagi eglenmistir saniyorum bizden sebep. velhasil eskide kalan her sey gibi, guzel zamanlardi.

sene basinda edindim yine bir filmli makine, populer kultur ogelerinden. yok ayni tadi alamadim ama deneyecegim yine. belki eski makinemi bulurum bir yerlerde ve yeniden cilgin karelere akariz, kimbilir...
devamını gör...
sınırsızlığın, sahip olunan şeyi nasıl ucubeye çevirdiğini görmemiz için sadece buna bakmamız yeterlidir. analog fotoğrafçılığı yapmadım ancak dijitalin ilk çıktığı zamanlardan 2014 yılına kadar yoğun ilgilendim. bugün gelinen noktada bu sınırsızlığın görsel'i nasıl değersizleştirdiğini üzülerek görüyorum. fotoğrafçılık sanat olmaktan çıkalı çok oldu ve hatta tamamen değersiz bir paçavraya dönüşmeye başladı. bu akımın sadece görsel'e değil söz'e de aynı etkiyi ettiğini görmek gerek. herkesin emeksiz konuştuğu mecralar söz'ü de aynı noktaya getirecektir. (bkz: twitter)
devamını gör...
çocukluk bayram harçlıkları ile almıştık. banyo yaptırmak negatifin iki katıydı. o zamanlar büyük ahşap bahçe kapımız vardı, fotoğrafçı bu kapının olduğu fotoğrafı gösterip makine kalitesini filan övmüştü. zehri bırakmış orada. şimdi bakınca üzerine yedi makina almışım, hey heey.
devamını gör...
çok dayak yediğimiz yıllardı. ya saçma sapan bi anda deklanşöre basar birkaç fotoğraf hakkını yakar dayak yerdik ya da tüm film bittikten sonra o makinenin arka kapağını kurcalarken açar filmi yakar fotoğrafları bozar dayak yerdik. ama babanın o fotoğrafları bastırıp geldiği gün olan heyecanı hala hissederim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar