a clockwork orange

türkçe'ye saçma bir şekilde otomatik portakal olarak çevrilmiş mükemmel bir kubrick eseri. bu filmin afişini herhangi bir bakkaldan, tuhafiyeciden, manifaturacıdan, nalburdan almak mümkündür zira her yerdedir.
devamını gör...
bir anthony burgess romanı ve stanley kubrick başyapıtı. şiddet şiddetle nasıl sindirilir bize öğreten film. ama şiddeti sindiren şiddet öyle bildiğimiz şiddet değil, bambaşka bir şiddet.
sinemaseverim diyen ve hala izlemeyen varsa kimseye çaktırmasın izlemediğini ve bir an önce izlesin.

filmi izledikten sonra gün boyu ve hatta birkaç gün boyu aynı şarkı dilimde dolandı durdu..

i'm singin' in the rain
just singin' in the rain
what a glorious feeling
i'm happy again.
i'm laughing at clouds.
so dark , up above ,
the sun's in my heart
and i'm ready for love.
devamını gör...
anthont burgess'in aynı isimli romanından uyarlanmış 1971 yapımı kubrick filmi. insanlıktan çıkmış bir çetenin devlet tarafından evcilleştirilmesini konu alır. filmin sonunda siyasetçi olmanın ne demek olduğu anlaşılır. malcolm mcdowell'ın canlandırdığı alex delarge karakteri toplum düşmanıyken, kendi isteğiyle katıldığı eğitim programları sonucunda intihara yönelmiştir. radikal kötü bir adamın, mecburen iyi bir adam oluşunun hikayesidir.
devamını gör...
temel içgüdü (öldürmek ve cinsellik) baz alınarak yapılmış bir sistem eleştiri olan film bir kubrick saheseridir sert bir film olması ile beraber malcolm mcdowell'ın adam öldürdürğü sahne gözümden gitmez;

--- alıntı ---
I'm sing in the rainnnn
patttt!!!
--- alıntı ---
böyle adam mı öldürülür yuh be

sonuc olarak sosyopat olalım psikopat olalım hepimizin içinde aynı yaratık olduğunu hatta sistemin de aynı terane olduğunu söyleyen bir film.
devamını gör...
geçen dönem sosyoloji dersinde anfide izlediğimiz bir film. elemanlardan bazıları cinsellik ve şiddetin buluştuğu sahnelerde sözde posta koyup anfiyi terk ettiği ilginç film. sonra da hoca ödev verdi diye oturup evde izlemişler. * hikmet kırık'ın perspektifinden çok anlamlar ifade eden bir filmmiş. bir ders muhabbetini yapmıştık. sabrınız varsa filmi sonuna kadar izleyecek kadar, izlenesi bir yapıt.
devamını gör...
ingiltere'de 30 yıl kadar yayınlanması yasaklanmış, stanley kubrick'in kült eseri. hayatında tecavüz, cinayet dahil şiddete dair ne varsa bütünü bulunan alexander delarge isimli gencin, kobay olarak kullanılarak devlet eliyle ''iyileştirilmesi''ni ve bunun sonuçlarını muazzam bir üslupla ele almış film. kubrick'in anlatmak istediği, en genel anlamda bakacak olursak, doğal olaylara ve gelişimlere müdahaleler her ne kadar iyi niyet esas alınarak yapılmış olsa da, doğal felaketlerle sonuçlanır.

iyilik, kötülük, şiddet, cinsel şiddet, iyiliğin kökeni gibi mevzuların psikolojik sahnelerle/betimlemelerle işlendiği izlenilmesi gereken bir fildir.
devamını gör...
kitabında baş karakter alexander de large'a toplama kampları ile ilgili görüntüleri seyrettirirlerken fonda çalan müzik beethoven'ın 5. senfoni 4. movement iken, filmde 9. senfoni 4. movement ode to joy dır. filmde alex yalnızca beethoven'ın 9. senfonisinden rahatsızlık duyar ve o müzik dinletilerek intihara zorlanır. ancak kitapta otto skadelig diye hayali bir bestecinin 3. senfonisi eşliğinde intihara sürüklendiği geçer.
devamını gör...
kitabın 93. sayfasını okuyana dek alex hep büyük bir insanmış gibi canlanır gözümüzde, fakat o kısımda der ki:

--- alıntı ---
...kedilerin sevgilisi kadın kent hastanelerinin birinde öbür dünyaya göç etmişti. hızlı vurmuş olacağım kafasına. işte yapacağımı yapmıştım. gözümün önünde miyavlayan kediler, süt arayan tekirler geldi. zavallı yaşlı kadın onların sırtlarını kaşıyamayacak, onları okşayamayacaktı artık. hırsızlık, kitap yakmak, dövüşmek derken cinayet de işlemiştim böylece. daha on beş yaşındaydım topu topu...
--- alıntı ---

bilgi yayınevi 1973 yılında ilk basımını yapmıştır ve çevirmeni ise aziz üstel'dir.
devamını gör...
(bkz: genç entellektüelin film rehberi)

şu filmler izlenir genelde bu yolda;
(bkz: requim for a dream)
(bkz: oldboy)
(bkz: 2001:space oddssey)
(bkz: fanny and alexander)
(bkz: persona)
(bkz: la adventtura)
(bkz: blow up)
(bkz: age d'or)
(bkz: endülüs köpeği)
(bkz: bella de jour)
(bkz: pulp fiction)
(bkz: if)
(bkz: ivan grozny)
(bkz: dead man)
(bkz: clerks)
(bkz: once upon a time in west)
(bkz: stagecoach)
(bkz: metropolis)
(bkz: intolerance)
devamını gör...
kısaca konusu bir çete var amaçları pislik yapmak, insanlara tecavüz eden, dövmek ve öldürmek. sonra bu çete yakayı ele veriyor ve başka bir çete gelip aslında daha zalim bir yolla çeteyi adam etmeye ve bu çeteyi kendi menfatine kullanmaya çalışıyor. bu çetenin adı da devlet.

sinema tarihinde yeri biraz abartılı olsada güzel filmlerdendir.
devamını gör...
** detayları okuyanlar için çok şey anlatan, dikkat etmeyenler için sıradan gelen bir filmdir.

bundan sonrası spoiler içerir.

filmdeki kötülük ilk bölümde alex ve kardeşlerinin yaptıkları değildir. bütün o tecavüz ve dayak, sosyal yapının onlardan beklediği şeylerdir. bunun da arkasında toplumun alex in ailesi gibi bir arada bulunmalarının sebebi evdeki boşlukları doldurmak olan aileler yatmaktadır. böylelikle bireysellik ön plana çıkmakta ve çocukların ahlaki gelişimiyle ilgilenecek bir kurum bulunmamaktadır. alex tedavi olup geldikten sonra karşılaştığı manzara bu aile bağlarından yoksun bir arada yaşayan insanlar konusunu karikatürize eder. alex in yerini alabilecek bir kiracı bulmuşlardır ve alışkanlıkları sebebiyle oğullarına tercih etmektedirler. bu alışkanlık meselesi de bizi camusnün yabancısına götürüyor.

çocuklar kendilerine biçilen rolleri oynuyorlar diyordum. bölgedeki tek tecavüzcü ve şiddet bağımlısı çete alex ve arkadaşları da değildir. filmin başında süt barından ilk çıkmalarında tiyatro sahnesi gibi bir yerde kızın elbiselerini yırtan çocuklar bunun göstergesidir. alex tedavi olup çıktıktan sonra karşılaştığı kardeşleri diyorlardı ki; "işe girme yaşımız geldi, işimiz oldu, polis olduk". yani işe girerken yaptıkları da bir seçim değil aslında, toplumsal yönlendirme.

filmde üç kötülük var esasında. ilki kardeşlerinin alex'i satması. ikincisi alex'in gördüğü tedaviyi savunan siyasetçilerin tavrı. diğeri de alex i intihara sürükleyerek hükümeti devirmeye çalışan adamların tavrıdır. bunlar dışında insanların birbirlerine uyguladıkları şiddet bilinçli yapılan bir kötülük değildir. bilakis alex ve kardeşlerinin üzerlerindeki beyaz elbiseler masumiyeti temsil eder. alex'in üzerindeki elbise de arkadaşı burnuna vurduktan sonra kendi kanıyla kirlenir.

kitabın yazıldığı yılı düşündüğümüzde neden beyin yıkamanın ya da beyin kontrolünün kullanıldığını anlıyoruz. dönemde yazılan tek roman değil a clockwork orange, 1984 de aynı dönemin ürünü. ayrıca sosyal psikoloji deneyleri yapıldığını da biliyoruz.

(bkz: milgram deneyi)
(bkz: zimbardo deneyi)
(bkz: pavlov'un köpeği)

ayrıca milgram deneyini yapan adamın da adının stanley olması ayrı bir ironidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar