abdullah azzam

filistinli olmasına rağmen islam kardeşliği düsturunca uzun yıllar afganistan'da yaşamış ve cihad etmiş ve nihayetinde afganistan'da şehid edilmiş islami hareket lideri.

abdullah azzam 24 kasım 1989 cuma günü her zaman namazını kıldığı "seb'u'l-leyl camii" ne gitmek üzere evinden çıktı. amacı cuma hutbesini okumak ve cuma namazını kıldırmaktı. iki oğlu muhammed ve ibrahim ile birlikte arabasına doğru yaklaştı. arabaya bindikten kısa bir süre sonra büyük bir patlama duyuldu. 20 kilogram ağırlığındaki tnt'nin uzaktan kumandalı olarak patlamasıyla araba anında parçalandı.abdullah azzam, oğlu muhammed ve ibrahim ile birlikte şehit oldu. åžehidin cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı..meydana gelen büyük patlamayla, araba paramparça olmuştu. öyle ki patlamanın olduğu nokta derin bir çukura dönüşmüş ve olay yerine yakın olan elektrik hatları kopmuştu.rabbim şehadetini kabul etsin.
devamını gör...


--- alıntı ---

1941 yılında Filistin'in Siletül Hasiriye kasabasında doğdu. Buradaki ilk ve orta öğretiminden sonra 1966'da Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi'ni bitirdi. 1967'de Amman'da öğretmenlik yaparken Batı Şeria ve Mescid-i Aksa'nın yahudilerin eline geçmesi üzerine Müslüman Kardeşlerin Mücahid Birlikleri'ne katıldı. Ancak Fedaiyyün ve Ürdün ordusu arasında meydana gelen kara eylül olayları yüzünden Cihadı sürdürmesine imkan kalmayınca 1969 yılında Usulü Fıkıhta master yaptı. Amhud Şeriat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra Doktora yapmak üzere Kahire'ye gitti. Kahire'de Usul-u Fıkıh dalından birincilikle mezun olup 1973'te doktorasını aldı. 1973-1980 arası Ürdün Şeriat Fakültesi'nde Öğretim üyesi olarak bulundu. Ürdün'den askeri yargıtay kararıyla sürülünce 1981'de Cidde Kral Abdulaziz Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Burada istediği ortamı bulamayan Abdullah Azzam İslamabad'daki Uluslarlararası İslam Üniversitesinde ders verirken aynı zamanda yeni başlayan Afgan Cihadı ile yakından ilgileniyordu. Bir süre sonra üniversitedeki görevini tamamen bırakarak Peşaver'e taşındı.

Şehadetine kadar tüm ömrünü kâh cephede savaşarak, kâh Arap ülkelerinden gelen gençlerin eğitim kamplarında, kâh muhacirlerin kamplarında geçiriyordu. Beytül Ensar adıyla (sonra Hidemat) açtığı büroda Arap ülkelerinden gelen gençleri ve yardımı organize ediyordu. Mücahidlere yardım, Mücahid kervanlarının cephane taşımak için kiraladıkları hayvanların kirası ve yolda erzak almaları için maddi destek olma, Arap ülkelerinden gelen gençleri kamplarda sıkı bir eğitimden geçirdikten sonra fiili cihada yollama, Mücahidlerin ve muhacirlerin İslami eğitimi için gayret gösterme, dergi ve kasetlerde Afgan cihadını tanıtma yanında yazdığı eserlerle ümmete büyük hizmet veren bir alimdi.

--- alıntı ---

devamını gör...
''artık ey muslumanlar sizin hayatınız cihaddır . hedefiniz cihaddır .varoluşunuz , akibetiniz cihad ile alakalıdır. . ey davetçiler , sizler silahlarınızı omuzlamadıkça , tağutların mülkünü , kafir ve zalimlerin mülkünü darmadağın etmedikçe , sizin hiçbir değeriniz yoktur. cihadsız , savaşsız , kansız , sakatsız Allah ın dininin muzaffer olacağını zanneden kimseler bu dinin tabiatını idrak etmeyen kimselerdir. onlar vehme kapılmışlardır.''


lider, alim, mücahid... birçok vasfı üzerinde toplamış önder müslüman.

devamını gör...
el kaide'nin temelini atan kampları örgütlediği söylenir. kimse laf atmasın babadır, büyük adamdır. hayatını Allah yolunda savaşmaya adamış biridir. nitekim rusları afganistandan onun ekibi çıkarmıştır. yaşamı sadelik üzerine kuruludur. kah cephede kah kandeharda mücahitlerin oryantasyonu ile ilgilenmekte kah insanlara Allah yolunda cihadın öneminden bahsetmektedir. nitekim cumaya gideceği zaman bir oğluyla birlikte şehid edilmiş. diğer oğlu son anda kurtulmuştur. duşa kaldığı için bombalı araca binmemiştir.
devamını gör...
şimdi afganistanda olsa amerikanın nato nun ve bm nin arkasına bakmadan kaçacağını düşündüğümüz adam.yiğit ve fedakar mücahid.
devamını gör...
şu güne kadar sözlükte kendisi için başlık açılmamış büyük islam mücahidi.



--- alıntı ---

1941 yılında filistin’in siletül hasiriye kasabasında doğdu. buradaki ilk ve orta öğretiminden sonra 1966′da şam üniversitesi şeriat fakültesi”ni bitirdi. 1967′de amman’da öğretmenlik yaparken batı şeria ve mescid-i aksa’nın yahudilerin eline geçmesi üzerine müslüman kardeşlerin mücahid birlikleri”ne katıldı. ancak fedaiyyün ve ürdün ordusu arasında meydana gelen kara eylül olayları yüzünden cihadı sürdürmesine imkan kalmayınca 1969 yılında usulü fıkıhta master yaptı. amhud şeriat fakültesi”nde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra doktora yapmak üzere kahire’ye gitti. kahire’de usul-u fıkıh dalından birincilikle mezun olup 1973′te doktorasını aldı. 1973-1980 arası ürdün şeriat fakültesi”nde öğretim üyesi olarak bulundu. ürdün’den askeri yargıtay kararıyla sürülünce 1981′de cidde kral abdulaziz üniversitesi’nde çalışmaya başladı. burada istediği ortamı bulamayan abdullah azzam islamabad’daki uluslarlararası islam üniversitesinde ders verirken aynı zamanda yeni başlayan afgan cihadı ile yakından ilgileniyordu. bir süre sonra üniversitedeki görevini tamamen bırakarak peşaver’e taşındı.

şehadetine kadar tüm ömrünü kâh cephede savaşarak, kâh arap ülkelerinden gelen gençlerin eğitim kamplarında, kâh muhacirlerin kamplarında geçiriyordu. beytül ensar adıyla (sonra hidemat) açtığı büroda arap ülkelerinden gelen gençleri ve yardımı organize ediyordu. mücahidlere yardım, mücahid kervanlarının cephane taşımak için kiraladıkları hayvanların kirası ve yolda erzak almaları için maddi destek olma, arap ülkelerinden gelen gençleri kamplarda sıkı bir eğitimden geçirdikten sonra fiili cihada yollama, mücahidlerin ve muhacirlerin islami eğitimi için gayret gösterme, dergi ve kasetlerde afgan cihadını tanıtma yanında yazdığı eserlerle ümmete büyük hizmet veren bir alimdi.

buruc yayınlarında çıkan ve işte bu mücahidlere verilen derslerin kasetlerinden deşifre edilerek hazırlanmış olan “tevbe suresinin gölgesinde cihad dersleri” adlı iki ciltlik kitap bu hizmetlerin nasıl bir şekilde yapıldığının açık bir göstergesidir. masa başında oturulup hazırlanmadığı için bizzat yaşanılarak oluşturulan bu kitap müslümanların cihad şuurunu kaybettikleri günümüzde, bu şuuru yeniden kazanmalarına vesile olacak bir kitaptır.

abdullah azzam 24 kasım cuma günü her zaman namazını kıldığı “seb’u'l-leyl camii” ne gitmek üzere evinden çıktı. amacı cuma hutbesini okumak ve cuma namazını kıldırmaktı. iki oğlu muhammed ve ibrahim ile birlikte arabasına doğru yaklaştı. arabaya bindikten kısa bir süre sonra büyük bir patlama duyuldu. 20 kilogram ağırlığındaki tnt’nin uzaktan kumandayla patlamasıyla araba anında parçalandı.

abdullah azzam, oğlu muhammed ve ibrahim ile birlikte şehid oldu. şehidin cenazesine coşkulu bir kalabalık katıldı. meydana gelen büyük patlamayla, araba paramparça olmuştu. öyle ki patlamanın olduğu nokta derin bir çukura dönüşmüş ve olay yerine yakın olan elektrik hatları kopmuştu. rabbim şehadetini kabul etsin.

abdullah azzam’ın vasiyetinden :

yüce Allah’ın rahmetine muhtaç Allah’ın kulu abdullah yusuf azzam’ın vasiyetidir. kahraman komutan celaleddin hakkani’nin evinde ve şubat 1406 şaban ayının (20 nisan 1986) pazartesi ikindi vaktinde şu sözleri yazıyorum: hamd yalnız Allah’ındır. o’na hamdeder o’ndan yardım diler, mağfiretini isteriz.

“nefislerimizin şerlerinden Allah’a sığınırız. her kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. o bir ve tektir… şehadet ederim ki muhammed Allah’ın kulu ve rasulüdür.

Allah’ım senin kolay kıldığından başka kolay yoktur. sen dileyecek olursan zoru da kolaylaştırırsın.

Allah yolunda savaşa çıkmamak konusunda nefse gerekçeler bulmak, nefsin kendisini uyuşturacak, bir takım gerekçeler bularak, Allah yolunda savaşmayıp, evinde oturmaya razı olması bir oyun, bir oyuncak edinmektir. daha doğrusu Allah’ın dini ile oynamak, onu oyuncak edinmek demektir. bizler kur’an vasıtasıyla bu gibi kimselerden de yüz çevirmekle emir olunmuş bulunuyoruz. dinlerini oyun ve eğlence edinmiş dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bir kenara bırakın. cihad için gerekli hazırlıkları yapmaksızın geleceğe dair umutları gerekçe göstermek, zirvelere ulaşmayı ve oralara yükselmeyi arzulayan küçük nefislerin yapacağı işlerdendir. nefisler büyük olduğu takdirde, cesetler o muradı gerçekleştirmek için yorulur.

yani Allahu a’lem bugün için, Allah yolunda savaşmayı terk eden kimseyle, namazı, orucu ve zekâtı terk eden kimse arasında hiçbir fark görmüyorum.”

“allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor. o öyle bir Allah’tır ki, resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. müşrikler hoşlanmasalar da.” [ tevbe suresi / 32-33 ]

--- alıntı ---


işte böyle bir mücahiddi abdullah azzam.

ömrünü gençlere adadı. şehit gibi yaşadı şehadeti kucaklayanlardan oldu.

özellikle şu sözleri tarihe geçti:

"nahnu irhabiyyune fel irhabu faridun fil kitabi ves-sunnah. li ya'lem garbu vel şarku ennena irhabiyyun. ve ennena murhibun.

ve eidduu lehum me'steta'tum min kuvve ve min ribatil hayr.turhibune bihi aduvvellah ve aduvvekum.(enfal 60)

fel irhabu faridatun fi dinillah."


"bizler korkutanlarız(terrorist) ve korkutmak kitap ve sünnet ile sabit bir farzdır. doğuda batıda bilsin ki bizler korkutanlarız. ve muhakkak ki bizler teröristiz.

onlara elinizden geldiğince kuvettinizden hazırlı yapın. besili atlarınızı sakıca bağlayın ki bununla Allahın düşmanlarını ve düşmanlarınızı korkutasınız.(enfal 60)

o halde korkutmak(terrorism) Allahın dininde farzdır.

devamını gör...
şu terörizm ile ilgili tarihe geçen konuşmasında biraz kavram kargaşası var sanki.

delil getirdiği enfal suresi 60. ayette "irhab" masdarı geçiyor ki, bu korkutmak demektir. korkutan kişiye de ism-i fail vezninde "mürhib" denir.

araplar terörizm anlamında irhab kelimesini değil, irhabiyye kelimesini kullanırlar, teröriste de mürhib değil irhabi derler. irhabi ve irhabiyye kelimeleri, ayette geçen korkutma anlamına ilave olarak korkutmayı bir yöntem olarak benimseme manasını içerir. bu meyanda, mezkur ayeti sistematik bir tedhiş hareketine delil getirmek pek uygun değil gibi geldi bana.

ama o arap olduğu için bu farkları tabi ki biliyordu. Allah rahmet etsin.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar