abdullah önden

işŸini gerçekten bilen ve düzgün şŸekilde yapmak için gayret eden bir yazılımcı. özellikle yazılım ile ilgilenen arkadaşŸlar, kendisine soru sorduklarında, gayet ciddi bir tevazu ile yanıtlıyor, ki bu özellikte bir yazılımcı bulmak gerçekten zordur türkiye'de.
devamını gör...
bu kişiyle bir akşam vakti tanıştım, yakınım sayılan kişi sebebiyle. işim gereği çok insanla muhatap oluyorum, çok insanı da yönlendirmek durumundayım. bu kişiden anladığımı çok zaman geçmeden arkadaşım ağır şekilde yaşadı. aslında ben o gece anlamıştım. okunuyor çünkü. niye buraya yazıyorum bilmiyorum. kişinin üzüntüsü konu olunca, ula bu neymiş dedim, burası çıktı karşıma. şimdi bu insanların yapacağı şey bunu okuyunca işi gereği alakadar olduğu kadar buradaki yorumu x kişilere ulaşıp sildirebilir ve hatta konu başlığını dahi sildirebilir, cesaret ederse sildirmek için hukuki yola gidebilir ama giderse zaten iş başka şeye döner. zahiri tarafı temizleyebilir, bildikleri de bu zaten. ben bu bildiklerinin yanlışlığını yazacağım kişi hakkında. madem o kadar başlığı açılmış. zahiri tarafın paklığından ziyade kısmının önemli olduğunu..
işini bilmem, iyi yönettiği aşikar. meziyet ister yönetmek. ama insanları yönetirken birinin kalbini kırmak , incitmek, üzmek, acıtmak tam anlamıyla kul hakkıdır. bunu özellikle yazıyorum çünkü kul hakkı, helallik falan yok demiş, iyice bir üzmüş kişiyi ama bir kişi hakkında suizan kul hakkıdır, beddua ise suizandan beslenir. o kişinin bu aileye karşı suizan ettiğini en kötü durumda dahi görmedim, demek ki o kişinin ilahi bir ah'ı olacak. benim anlamadığım, ortada kabahat dahi yokken nasıl olurda bir insanın kalbini öylesine şeyler söyleyerek kırar ve öyle güzel bir kalbi.. gitmenin de adabı var kardeşim. üstüne çıkıp tepinerek, ezerek gidilmez. giden sensin, git. giderken de kişinin şahsiyeti, onur, gururu mevzu bahis olur mu? hınca bak. kalp denilen şey niye kırılır? kişinin şahsiyetine, onur, gururuna dokunmadıysa niye üzülür o kalp. o laflar unutulur mu? o lafları onun ailesi unutur mu, al işte işin bu tarafı da var. hani ne kadar iyi müslüman olduklarını bu kadar dile getirip kalp kırmanın o senelerce yaptığını sandığınız ibadetleri dahi alıp götürdüğünü nasıl bilmiyorsunuz? Allah resulu s.a.v eliyle kabe'yi göstererek ".. kalp kırmak 70 defa kabe'yi yıkmak gibidir" buyurmuş. ne dehşet bir şey değil mi? bunu efendimiz s.a.v söylüyor! Allah'a ulaşan önce o kalptir, peki o kalptekini kim bilebilir. müslümanlığını bile beğenmediğiniz o kişi içinde cenabı Allah belki ondan razı, siz bırakmadığınızı söylediğiniz namazınızla övünürken zayi olmadı mı o namaz. yoldan bir engeli kaldırırsın Allah o kuldan razı olur da, övündüğünüz namazınızı kılan sizden razı olmaz, ne bileceksin. ee sen gidip Allah'ın razı olduğu kulunun kalbini kırmaktan haya etmeyecek misin ahirette. Allah'a ulaşan önce kalptir, sen o kalptekini bilmeden nasıl çekinmezsin kırmaya. nasıl bir cesaret. bir gönlü perişan edip bir 'ah!' almak cihanı bile alt üst edecekken, üzdüğün kadar üzüleceğin aşikarken o hadsiz sözlere nasıl cesaret edebiliyorsunuz anlamıyorum. o kişinin kalbinin güzelliğinden olsa gerek anlatırken dahi ettiği lafa öyle dikkat ederek söylemeye çalışıyor ama sonra pişman olup, "hüsn-ü zan iyiye kapı açarmış" deyip iyiliklerden bahsediyor. ama dil ile 'ah' etmese bile o kalptekini Allah hiç bilmez mi? Allah adil mi, eşit mi davranır? adil!!

cenabı Allah kalp kırarak kul hakkına girmekten, geride ah'lar bırakmaktan bizleri korusun. en korktuğum şeydir, maazallah.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar