aborijin katliamı ve darwinizm

--- alıntı ---

Aborjin Soykırımı

Avusturalya'nın yerli halkı "aborijinler" olarak bilinir. Kıtada binlerce yıldır yaşŸamakta olan bu insanlar, Avrupalı göçmenlerin ülkede yayılmasıyla birlikte tarihin en büyük soykırımlarından birine maruz kaldılar. Bu soykırımın ideolojik temeli ise, Darwinizm'di. Darwinist ideologların Aborijinler hakkındaki görüşŸleri, bu insanların maruz kaldıkları vahşŸetin teorisini oluşŸturdu.

ABORiJiN KATLiAMI

Avustralyalı yerliler Aborijinler, evrimciler tarafından gelişŸmemişŸ bir insan türü olarak görüldüler ve katledildiler.
Londra Antropological Review'den evrimci antropolog Max Muller, 1870'de insan ırkını yedi kategoriye ayırmışŸtı; Aborjinler en altta yer alıyordu ve Avrupalı beyazların soyu olan Aryan ırkı en üst sırada idi. Ünlü bir sosyal Darwinist olan H. K. Rusden ise Aborijinler hakkında 1876 yılında şŸöyle bir açıklamada bulundu:
En uygunların yaşŸaması, kuvvetin haklı olduğŸu anlamına gelir. Bu nedenle aşŸağŸı ırk olan Avustralyalıları ve maori ırkını yok ederken acımasız ve değŸişŸmeyen doğŸal seleksiyon kanunlarını yerine getiririz… ve mirasını soğŸuk kanlılıkla kabul ederiz.
Tazmanya Royal Society'nin başŸkanı olan James Barnard ise 1890'da; "yok etme işŸlemi evrim ve en uygunların yaşŸama kanununun bir aksiyonudur" dedi ve "bu nedenle Avustralyalı Aborjinleri öldürme konusunda suçlamayı hak eden herhangi bir sebep yoktur" diye devam etti.
Darwin'in beslediğŸi bu ırkçı, acımasız ve vahşŸi görüşŸler sonucunda, Aborjinleri yok etmeye yönelik korkunç bir katliam başŸlatıldı. Aborjinler öldürüldükten sonra, kafatasları istasyon benzeri yerlerin kapılarına asıldı. Aborjin ailelerine zehirli ekmek verilerek öldürüldüler. Avustralya'nın birçok yerindeki Aborjin yerleşŸim birimleri 50 yıl içinde vahşŸi bir biçimde ortadan kalktı.
Aborjinlere yönelik uygulamalar, katliamlarla da bitmedi. Bu ırka mensup pek çok insan, denek hayvanı muamelesi gördü. Washington D.C.'deki Smithsonian Enstitüsü çeşŸitli ırklardan 15.000 kişŸinin kalıntılarını elinde tutuyordu. Hayvandan insana geçişŸte "kayıp halka"yı oluşŸturup oluşŸturmadıklarını gözlemlemek amacıyla ise 10.000 Avustralya Aborjin yerlisi gemiyle British Museum'a götürüldü.
Müzeler sadece kemiklere ilgi duymakla kalmamışŸ, aynı zamanda Aborjinlere ait beyinleri saklayarak iyi fiyata satmışŸlardı. Ayrıca örnek (numune) olarak kullanılmak amacıyla Avustralya Aborjinlerinin öldürüldüklerine dair kanıtlar da vardır. AşŸağŸıda verilen bilgiler, bu acımasızlığŸın göstergeleridir:
* "1866'da Bowen, Queensland'ın Belediye BaşŸkanı olan Korah Wills, bilimsel bir numune edinmek amacıyla, 1865 yılında yerli kabile üyesini nasıl parçalayarak öldürdüğŸünü açık bir şŸekilde, çizimlerle anlatmışŸtı.
* Sidney'deki Avustralya Müzesi'nin müdürü Edward Ramsey (1874-1894), Aborjinler'i "Avustralya hayvanları" olarak adlandırdığŸı bir müze kitapçığŸı yayınladı. Kitapçıkta aynı zamanda henüz öldürülmüşŸ örneklerin cesetlerinin nasıl çalınacağŸı ve kurşŸun yaralarının nasıl tıkanacağŸı konusunda da talimatlar yer alıyordu.
* Alman evrimci Amalie Dietrich (takma adı Kara Ölüm MeleğŸi'dir) Avustralya'ya gelmişŸ ve Aborjinleri öldürüp derilerinin içini doldurarak saklamak için izin istemişŸti. Ve ne yazık ki, kısa süre sonra evine elde ettiğŸi örnekleriyle dönmeyi başŸardı.
* Yeni bir Güney Galler misyoneri, Aborjin erkekleri, kadınları ve çocuklarından oluşŸan bir grubun atlı polis tarafından katledilişŸine tanık olarak dehşŸete düşŸmüşŸtü. Ardından da 45 kafatası kaynatılmışŸ ve aralarından en iyi 10 kafatası denizaşŸırı ülkelere gönderildi.
Aborijinlere uygulanan soykırım 20. yüzyılda da devam etti. Bu soykırımın yöntemleri arasında, Aborijin çocuklarının ailelerinden zorla koparılması da vardı. Philadelphia Daily News gazetesinin 28 Nisan 1997 tarihli sayısında, Alan Thornhill tarafından hazırlanan haberde, Aborjinlere karşŸı kullanılan bu yöntem şŸu şŸekilde anlatılmışŸtı:


ABORJiN AiLELERi KAÇIRILMALARININ HESABINI SORUYOR
Associated Press-Avustralya'nın terk edilmişŸ Kuzeybatı çöllerinde yaşŸayan Aborjinler, çocuklarının devletin sağŸlık yetkilileri tarafından alınmaması için, açık renk derili olanları kömür ile boyuyorlardı.
Kaçırılan çocuklardan biri yıllar sonra şŸöyle diyordu: "Yetkililer buldukları anda sizi alıp götürüyorlardı, halkımız bizi saklıyor, kömürle derilerimizi boyuyorlardı."
Çocukken kaçırılmışŸ bir işŸçi; "Moola Bulla'ya götürüldüğŸümde sadece 5 ya da 6 yaşŸındaydım."
Onun hikayesi, "çalınan nesil" ile ilgili soruşŸturma başŸlatan Avustralya insan Hakları ve EşŸit Fırsatlar Komisyonu tarafından dinlenen binlerce ifadeden yalnızca birisiydi. 1910 yılından 1970'lere kadar Aborjin ailelerden 100.000 kadar çocuk kaçırılmışŸtı... Açık tenli Aborjin çocuklar ailelerinden kaçırılarak, evlatlık olarak beyaz ailelere veriliyordu. Kara derili olanlar öksüzler yurduna yerleşŸtiriliyordu.
GörüldüğŸü gibi yapılan insanlık dışŸı muameleler, katliamlar, acımasızlıklar, vahşŸet ve soykırım, hep Darwinizm'in "doğŸal seleksiyon", "yaşŸam mücadelesi", "güçlü olanın elenmesi" tezleriyle meşŸrulaşŸtırılıyordu.
Aborjin yerlilerinin yaşŸadıkları tüm bu korkunç olaylar ise, Darwinizm'in dünyaya getirdiğŸi belaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşŸturuyordu.


--- alıntı ---

http://www.msxlabs.org/foru...
devamını gör...
--- alıntı ---

Aborjin Soykırımı

Avusturalya'nın yerli halkı "aborijinler" olarak bilinir. Kıtada binlerce yıldır yaşamakta olan bu insanlar, Avrupalı göçmenlerin ülkede yayılmasıyla birlikte tarihin en büyük soykırımlarından birine maruz kaldılar. Bu soykırımın ideolojik temeli ise, Darwinizm'di. Darwinist ideologların Aborijinler hakkındaki görüşleri, bu insanların maruz kaldıkları vahşetin teorisini oluşturdu.

ABORİJİN KATLİAMI

Avustralyalı yerliler Aborijinler, evrimciler tarafından gelişmemiş bir insan türü olarak görüldüler ve katledildiler.
Londra Antropological Review'den evrimci antropolog Max Muller, 1870'de insan ırkını yedi kategoriye ayırmıştı; Aborjinler en altta yer alıyordu ve Avrupalı beyazların soyu olan Aryan ırkı en üst sırada idi. Ünlü bir sosyal Darwinist olan H. K. Rusden ise Aborijinler hakkında 1876 yılında şöyle bir açıklamada bulundu:
En uygunların yaşaması, kuvvetin haklı olduğu anlamına gelir. Bu nedenle aşağı ırk olan Avustralyalıları ve maori ırkını yok ederken acımasız ve değişmeyen doğal seleksiyon kanunlarını yerine getiririz… ve mirasını soğuk kanlılıkla kabul ederiz.
Tazmanya Royal Society'nin başkanı olan James Barnard ise 1890'da; "yok etme işlemi evrim ve en uygunların yaşama kanununun bir aksiyonudur" dedi ve "bu nedenle Avustralyalı Aborjinleri öldürme konusunda suçlamayı hak eden herhangi bir sebep yoktur" diye devam etti.
Darwin'in beslediği bu ırkçı, acımasız ve vahşi görüşler sonucunda, Aborjinleri yok etmeye yönelik korkunç bir katliam başlatıldı. Aborjinler öldürüldükten sonra, kafatasları istasyon benzeri yerlerin kapılarına asıldı. Aborjin ailelerine zehirli ekmek verilerek öldürüldüler. Avustralya'nın birçok yerindeki Aborjin yerleşim birimleri 50 yıl içinde vahşi bir biçimde ortadan kalktı.
Aborjinlere yönelik uygulamalar, katliamlarla da bitmedi. Bu ırka mensup pek çok insan, denek hayvanı muamelesi gördü. Washington D.C.'deki Smithsonian Enstitüsü çeşitli ırklardan 15.000 kişinin kalıntılarını elinde tutuyordu. Hayvandan insana geçişte "kayıp halka"yı oluşturup oluşturmadıklarını gözlemlemek amacıyla ise 10.000 Avustralya Aborjin yerlisi gemiyle British Museum'a götürüldü.
Müzeler sadece kemiklere ilgi duymakla kalmamış, aynı zamanda Aborjinlere ait beyinleri saklayarak iyi fiyata satmışlardı. Ayrıca örnek (numune) olarak kullanılmak amacıyla Avustralya Aborjinlerinin öldürüldüklerine dair kanıtlar da vardır. Aşağıda verilen bilgiler, bu acımasızlığın göstergeleridir:
* "1866'da Bowen, Queensland'ın Belediye Başkanı olan Korah Wills, bilimsel bir numune edinmek amacıyla, 1865 yılında yerli kabile üyesini nasıl parçalayarak öldürdüğünü açık bir şekilde, çizimlerle anlatmıştı.
* Sidney'deki Avustralya Müzesi'nin müdürü Edward Ramsey (1874-1894), Aborjinler'i "Avustralya hayvanları" olarak adlandırdığı bir müze kitapçığı yayınladı. Kitapçıkta aynı zamanda henüz öldürülmüş örneklerin cesetlerinin nasıl çalınacağı ve kurşun yaralarının nasıl tıkanacağı konusunda da talimatlar yer alıyordu.
* Alman evrimci Amalie Dietrich (takma adı Kara Ölüm Meleği'dir) Avustralya'ya gelmiş ve Aborjinleri öldürüp derilerinin içini doldurarak saklamak için izin istemişti. Ve ne yazık ki, kısa süre sonra evine elde ettiği örnekleriyle dönmeyi başardı.
* Yeni bir Güney Galler misyoneri, Aborjin erkekleri, kadınları ve çocuklarından oluşan bir grubun atlı polis tarafından katledilişine tanık olarak dehşete düşmüştü. Ardından da 45 kafatası kaynatılmış ve aralarından en iyi 10 kafatası denizaşırı ülkelere gönderildi.
Aborijinlere uygulanan soykırım 20. yüzyılda da devam etti. Bu soykırımın yöntemleri arasında, Aborijin çocuklarının ailelerinden zorla koparılması da vardı. Philadelphia Daily News gazetesinin 28 Nisan 1997 tarihli sayısında, Alan Thornhill tarafından hazırlanan haberde, Aborjinlere karşı kullanılan bu yöntem şu şekilde anlatılmıştı:


ABORJİN AİLELERİ KAÇIRILMALARININ HESABINI SORUYOR
Associated Press-Avustralya'nın terk edilmiş Kuzeybatı çöllerinde yaşayan Aborjinler, çocuklarının devletin sağlık yetkilileri tarafından alınmaması için, açık renk derili olanları kömür ile boyuyorlardı.
Kaçırılan çocuklardan biri yıllar sonra şöyle diyordu: "Yetkililer buldukları anda sizi alıp götürüyorlardı, halkımız bizi saklıyor, kömürle derilerimizi boyuyorlardı."
Çocukken kaçırılmış bir işçi; "Moola Bulla'ya götürüldüğümde sadece 5 ya da 6 yaşındaydım."
Onun hikayesi, "çalınan nesil" ile ilgili soruşturma başlatan Avustralya İnsan Hakları ve Eşit Fırsatlar Komisyonu tarafından dinlenen binlerce ifadeden yalnızca birisiydi. 1910 yılından 1970'lere kadar Aborjin ailelerden 100.000 kadar çocuk kaçırılmıştı... Açık tenli Aborjin çocuklar ailelerinden kaçırılarak, evlatlık olarak beyaz ailelere veriliyordu. Kara derili olanlar öksüzler yurduna yerleştiriliyordu.
Görüldüğü gibi yapılan insanlık dışı muameleler, katliamlar, acımasızlıklar, vahşet ve soykırım, hep Darwinizm'in "doğal seleksiyon", "yaşam mücadelesi", "güçlü olanın elenmesi" tezleriyle meşrulaştırılıyordu.
Aborjin yerlilerinin yaşadıkları tüm bu korkunç olaylar ise, Darwinizm'in dünyaya getirdiği belaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu.


--- alıntı ---

http://www.msxlabs.org/foru...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar