acıyı unutmaya çalışmak

acıyı unutmaya çalışmak acıyı biraz daha acı hale getiriyor sanırım. oysa yaradan insana unutmak gibi bir lütfu ihsan etmiş. hafıza i beşer nisyan ile malüldür. o yüzden unutmaya çalışmak yerine acıyı sindire sindire yaşamak gerek diye düşünüyorum. ilk günkü gibi kalmayacak, mutlaka küllenecektir, kabuk bağlayacaktır acı veren o yara. uzun bir bekleme süresi, biraz sükunet, biraz tefekkür, en önemlisi de severek geçmesini beklemek. ve o yaranın artık eskisi gibi acıtmadığını farkettiğinizde, siz o yaranın esiri değil sahibi oluyorsunuz.

işte tam bu aşamada yüreğiniz karar veriyor yaranızın durumuna. bazıları mukaddes bir emanet gibi en derininizde saklanırken, bazılarının esamesi bile okunmuyor. yara insanın kalesidir ve bir insanı yarasından tanıyıp bilmek bilmelerin en anlamlısıdır.
devamını gör...
ıyi ki de bazı şeyler elimizde degil. insan acelecidir. aceleyi ister. acının o anki yaşattıklarindan kurtulma yolu olsaydı insan ne pahasina olursa olsun bir sekilde onu icinden atardı. acının ruha ne kadar cömert davrandigini bilse de..
zaten unutmaya calismak da acı icimize iyice yerlessin diye bulunan bir sey degil mi?
velhasıl acıyı unutmaya calismak diye bir sey yoktur. savunma mekanizması vardır.
devamını gör...
başka bir acıya sığınmaktır. ben öyle yapardım. hekim ağzımın içinde kıyametleri koparırken ben etimi tırnaklardım, o acıyı hissedip dişimdekini unutayım diye. aylar sonra anladım, meğer işin sırrı kendimi rahat bırakmamda imiş. alın bunu, buradan ne çıkarırsanız çıkarın.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar