ah bu şarkıların gözü kör olsun

zeki müren yorumuyla dinlemenin zevk olduğŸu harika bir tsm eseri .

güfte: şžahin ã‡andır
beste: avni anıl
makam: kürdili-hicã¢zkã¢r
usã»l : semã¢i

ã–yle dudak büküp hor gözle bakma
bırak küçük dağŸlar yerinde dursun
ã‡oktan unuturdum ben seni, çoktan
ah bu şŸarkıların gözü kör olsun

güzelsen güzelsin, yok mu benzerin?
goncadır ilk hã¢li bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
ah bu şŸarkıların gözü kör olsun

bir gülüşŸün var ki, kaşŸ çatar gibi
en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağŸlanır mıydım çocuklar gibi?
ah bu şŸarkıların gözü kör olsun

sonunda tuz bastım gönül yarama
nice dağŸlar koydun, nice, arama
seni terkedip de gitmek var ama
ah bu şŸarkıların gözü kör olsun.
devamını gör...
zeki müren yorumuyla dinlemenin zevk olduğu harika bir tsm eseri .

güfte: åžahin çandır
beste: avni anıl
makam: kürdili-hicâzkâr
usã»l : semâi

öyle dudak büküp hor gözle bakma
bırak küçük dağlar yerinde dursun
çoktan unuturdum ben seni, çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun

güzelsen güzelsin, yok mu benzerin?
goncadır ilk hâli bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
ah bu şarkıların gözü kör olsun

bir gülüşün var ki, kaş çatar gibi
en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi?
ah bu şarkıların gözü kör olsun

sonunda tuz bastım gönül yarama
nice dağlar koydun, nice, arama
seni terkedip de gitmek var ama
ah bu şarkıların gözü kör olsun.
devamını gör...
şarkının güzelliğini, iyiliğini, söylenişini tartışmayacağım. son dörtlüğün algı dünyası üzerine fikir yürütürsek ne gibi bir sonuca ulaşabiliriz, onu merak ediyorum. güfte, şahin çandır'a aitmiş. şahin çandır'ın tasarladığı bir anlatıcının zihninin durumuna bakacağız sevgili dostlar, son dörtlüğün ışığında:

"sonunda tuz bastım gönül yarama"

tamam; bu bildiğimiz bir şey. yaraya tuz basılır. hatta hikâyelerde, mesellerde, menakıbnamelerde de geçer bu; modern edebiyat içinde de kendine yer bulumştur; gündelik dilimizde de. peki ama ne demektir "tuz basmak"? tdk, "yara" kelimesi ile ilgili deyim ve atasözleri gösterirken "yaraya tuz biber ekmek" deyimini de gösteriyor ve şöyle açıklıyor: "bir derdin acısını çoğaltmak." bu dizeden anladığımız; anlatıcının derdini çoğaltmak istediğidir semantik olarak. bunu "sonunda" yapmış olmasının bir anlamı var mı, bakacağız.

"nice dağlar koydun, nice, arama"

buradaki ikinci "nice"nin hece sayısı tutturmak için kullanıldığını iddia etmek için tanpınar olmaya gerek yok. ikinci nicedeki yineleme kaygısı, hece sayısını tutturmaktır evet; ve "nice" ile nitelenen şey de "dağ"dır. tamam ama burada "sen" diye seslenilen sevgili "nice nice" dağları nasıl koymuştur "araya"? uzaklaşmış, başka bir yere taşınmış olabilir. yahut simgesel olarak, âşığı (buradaki anlatıcıyı yani) kendinden uzaklaştırmış, ona vuslat vadetmemiş olabilir. bu aradaki şeylerin adının "dağ" olmasında empresyonist bir kaygı olduğunu tespit etmek için, evet şimdi, biraz da tanpınar olmak gerekebilir. az evvel derdini çoğaltmak için yarasına tuz basan âşık, şimdi bize bu işin ne kadar zor ve namümkün olduğunu ima eder. kolay mı? arada "nice nice" dağlar vardır. ovalar, alüvyonlar falan.

"seni terkedip de gitmek var ama"

işte dana kuyruğunun olduğu yer. biliyorsunuz, bir yerde dananın kuyruğu varsa, hikâyenin sonunda o kuyruk kopar. burada âşık, "seni terkedip de gitmek var ama" derken, evvelden çekilmiş bir restin de olduğunu ima eder. yani, aslında "istese" gidebilen bir âşıktır o. iyi de, derdini çoğaltan, aşkından yanan, aradaki nice nice dağlardan şikâyet eden az önceki âşığa ne oldu? gidebiliyormuşsun sen meğer, ve madem gidebiliyordun, bizi niye bu kadar uğraştırdın? yara dedin, tuz dedin, nice dedin, dağ dedin? seni terkedip de gitmek var ama, ee;

"ah bu şarkıların gözü kör olsun"

işte bir tsm standardı. boku başkasına atmak. herhangi bir şeye; şarkı, ağyar, şiir, insan, memleket, şehir. suçlu, "yine" bir başkası oldu. buradaki anlatıcıyla empati kurabilmemizin yegâne şartı da, "bu okuduğumuz" (sonra dinleyeceğimiz) şeyin de bir şarkı olduğu. yani aslında bu dörtlükte bir vaat var; âşıklar, siz de "bu şarkıyı" dinleyin ve suçu bu şarkıya atın. gidebilecekken gitmeyin, rütbe kazanın, acı çekin. sonunda da, "ah bu şarkıların gözü kör olsun" diye şikâyet edilen bir şarkının içinden, bir şikâyet tonu yakalayın ve üzerine gidin. haydi, hemen!

peh.
devamını gör...
yeni bir şehir, yeni bir çevre... sil baştan bir hayat ümitleri yeşerir içinizde. geçmişi sildiğinize dair kendinize bir düzine yalan söylersiniz...herşey yolundadır sahte kahkahalar mutluluk oyunları yeniye karşı olan merak karmaşası...etrafta eskiyi hatırlatacak birşeyde yok artık..sokaklar, insanlar, evler....herşey yepyeni hatıra barındırmıyor henüz...
karmaşanın ortasından bir şarkı duyulur civardaki cafelerin birinden olduğun yerde kalakalırsın 11 aydır yoksaymaya çalıştığın geçmişin film şeridi gibi geçmeye başlar kalakalırısın....araya 1000 küsür km koysanda kendini zorlasanda bir şarkı geri getirir herşeyi bir anda bunun içindirki siz siz olun evinizi yurdunuzu terkedeciğize şarkıları yasaklayın.

ve son söz: çoktan unuturdum ben seni, çoktan
ah bu şarkıların gözü kör olsun
devamını gör...
'aklımda kalmazdı,yüzün ellerin,ah bu şarkıların gözü kör olsun' mısrasına sahiptir,birden içli içli ve yavaşça ah! dediğinizi farkedersiniz.
emel sayın'ın yorumu daha güzeldir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar