ahlat ağacı

#sinema/tv  #edebiyat 

bir mehmet başaran şiiri.


eşin dostun yaşıyor bak bahçelerde
sen çıplak bir doruğun üzerindesin
tam rüzgârın engini sardığı yerde

yekpare bir mavilik üstünden akar
altında köklerini sıkan toprak var
dertleşir durursun gölgenle

bazan öyle yakın geçer ki kayan yıldızlar
halini soruverecekler sanırsın
dağılır üstündeki yeşil sükût
ümitle kımıldanırsın

bakma sana bir ad verdiklerine
yerle gök arasında bir karaltısın
ve bütün dünya seni unutmuş
sanki kim bilecek yaşadığını
gelmese dallarına birkaç fakir kuş

ne de dolmaz çilen varmış
ilk defa kırağı yaktı canını
aşkı sonra bulutların
rüzgârın cilvesi değil miydi
döken yapraklarını

durmuşsun kırların bir ucuna
ah senin halin köylü hali
yaşarsın kıraç toprakta
servi-simin misali
devamını gör...
nuri bilge ceylan'ın yeni filmi...

çekimleri çanakkale’nin yenice ilçesinde ardından torhasan köyü, asmalı köyü ve çanakkale merkez'de devam edecek olan film.

--- alıntı ---

ahlat ağacı hakkında “sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha birçok şeyi. film, babanın ve oğlunun aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü acı veren deneyimlerden oluşan bir seriyle anlatacağız”

(bkz: nuri bilge ceylan)

--- alıntı ---
devamını gör...
olsa da yesek. kekremsi tadın en iyi örneklerindendir. yabani armuttur.
devamını gör...
su aralar tam mevsimi olan yabani meyve. dağlık yerlerde kendi kendine yetişen yaprakları küçük ve sert hafif iğneli ağaçtır. yemisini normal haliyle yemek soğuk algınlığına, beden direncine, sindirime iyi gelirken, salamurası akciğer rahatsızlıklarına birebirdir.
devamını gör...
anadolu’daki bir kasabada kitabını çıkarmak için para bulmaya çalışırken bir yandan da babasının yarattığı sorunlarla uğraşan bir adamı konu alacağı söylenen yeni nuri bilge ceylan filmi.

başrollerinde murat cemcir ve hazar ergüçlü'nün rol alacağı söylenen filme kültür bakanlığı tarafından 2 milyon lira gibi bir destek gelmiş.

devamını gör...
nbc'ın yeni filmi cannes film festivalinde izleyiciye sunuldu. filmi izleyenlerin alkışları da epey uzun sürdü. filmi izledikten sonra edit gelecek ve film hakkında görüşlerimi bildireceğim.
buradan ilgili yere gider


bu da bonus:
devamını gör...
--- alıntı ---

ahlat ağacı, nuri bilge ceylan tarafından yazılan ve yönetilen, 2018'de gösterime girmesi beklenen türkiye-fransa ortak yapımı dram

filmi.

filmin oyuncu kadrosunda murat cemcir, serkan keskin ve hazar ergüçlü yer almaktadır. film doğduğu kasabaya dönüp yazdığı kitabı

bastıracak parayı toplamaya çalışan fakat babasının borçlarıyla karşılaşan bir gencin hikayesini konu edinmektedir.

--- alıntı ---

ımbd 9.6 görüyorum. merakla beklediğim film.
devamını gör...
zaten 5000 bilemedin 5338 kişi tarafından izlenecek bir filme, filmden hiç bahsetmeyen böyle saçma sapan bir fragman yaparak izleyici kaybettirdikleri için yapımcıları tebrik ediyorum.. rastgele 30 planı göstermekle fragman mı yapılır ulan.. merakla beklediğim ama sadece fragmanından dolayı soğuduğum film..
devamını gör...
cannes'da alkışlanıp geri yollanan film. ilk gösterimi sonrası eleştiriler baş göstermiş. ilk eleştirilere göre nbc'nin en diyaloglu filmiymiş kış uykusu'ndan sonra nasıl mümkün olacaksa artık. teknik yönden de son filmleri içinde en özensiz ve zayıfı olduğu söyleniyor. anlaşılan o ki 4 senede nbc'nin anlatacakları bayağı birikmiş ve bize ders vermeye geliyor. göreceğiz bakalım.

başröller için murat cemcir ve doğu demirkol'un seçimi çok konuşuldu. bu absürt oyuncu seçimi cannes'ın da gözlerinden kaçmamış. nbc'nin açıklamaları ise tatmin edici değil.
devamını gör...
hakkında ne söylenirse söylensin gidip izlenmesi gereken film. böyle adam akıllı filimler izlendiği oranda çoğalacaktır. belki filim yapımcıları recep ivedik yerine böyle filimlere yönelirler.
devamını gör...
yaklaşık 15 dakika sonra izleyeceğim film. bir hayli merak ediyordum. izledikten sonra görüşlerimi ekleyeceğim.

ekleme: yazılacak çok şey var. ama spoiler vermek istemiyorum. ayrıca hâlâ sindiremedim filmi. sabah kalktığımda bile aklımdaydı.

bir iki eksik dışında tam olarak bizi anlatan bir film olmuş. uzun olmasına rağmen çok akıcıydı. doğu demirkol’u çok beğendim. komedi türünde oynayadığı için şüphelerim vardı. ama filmde de yer yer komik sahneler olduğu için nbc’nin neden böyle bir seçim yaptığını anladım.

üniversiteye kadar köyde büyümüş biri olarak birçok yerde kendimi gördüm. bu da beni bir hayli duygulandırdı. hiç tanımadığınız birinin sizi, size anlatması..

dediğim gibi üzerine yazacak çok şey var. izlediğinizde daha net göreceksiniz bunu. o yüzden mutlaka izleyin.
devamını gör...
spoiler içerir. öncelikle afişten başlarsak, hazar ergüçlü neden var anlamadım. sanırım sadece zeki demirkubuz'un kapıları için, taşradaki güzel köylü kız olmazsa olmazı. nbc'nin iyi taraflarından biri oyuncu seçimi ve kullanımı bence. sinan da idris öğretmen de müstehzi karakterler ve bu komediyle bilinen oyuncularla cuk oturmuş ki en çok gülünen filmi heralde. anne için hakeza. 3 küsur saat su gibi geçti, sadece bazı diyaloglar biraz fazla memleket meselesi gibi geldi ki güzeldi de ama uzun yani. hele imam sahnesi bir an aman yarabbim didim ne oluyor, böyle imam böyle cemaat maşallah.insaat müteahhit ve belediye ah ulan haklısın nbc.
devamını gör...
bazı yerlerde aşırı kitabi bir dil kullanılan film.. sanki film seyretmeyip sesli kitap izliyormuş gibi oluyorsunuz.. haliyle ben bazı cümlelerin başıyla sonunu birleştiremedim.. tam olarak ne anlattığını anlamak için bir kaç defa izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.. bir çok yerde tamamen rastgele denklikler üzerinden bir şeyler anlatılması parça parça güzel görünse de kurgu anlamında sadece bir basitlikten ibaret.. yani ben de dahil çok büyük bir izleyici kitlesi filmden haz alsa da aslında film gerçekten çok sakat bir kurgu üzerine kurulmuş.. evet sahne sahne çok güzel oyunculuk performanslarına denk gelsek de bunların toplamda bir yere doğru olağan bir akışta ilerlediğini söylemek mümkün değil.. tabi bu seyircilerin talebi doğrultusunda ortaya çıkmış bir durum..(diyalogsuz filmlere tepkiler) bu kadar felsefi tartışmanın film boyunca nerdeyse hiç duraksamadan devam etmesi filmi baya bi kitaplaştırmış.. aslında oyunculuklar gözümüzü boyamasa bana kalırsa basit yeşil çam taktiklerinin uygulandığı bir çok yeri farkederiz.. sinemanın temel kurallarından biri 'söyleme göster' dir. burda mesele söylendiğinde fikrin kıymetsiz hale gelmesi değil daha çok sinemanın ruhuyla alakalı.. sinemada sadece kelime yok..
devamını gör...
türk edebiyatında sebahattin ali, oğuz atay gibi isimlerden sonra hakiki "tutunamayanlar"a ait bir şeyler anlatmaya çalışan nuri bilge ceylan'ın son filmi. orhan pamuk'un "kara kitap"ını da aynı kategoriye sokabiliriz kanımca. ilk filminden beri takip ettiğim nuri bilge, uzak filmiyle yakaladığı başarının, anlatım dilindeki sadeliğin, çelişkinin, gerçeküstücülüğün, insanın kendiyle verdiği savaşın, kaybedişin, hayal kırıklığının, varoluş girdabında savrulan sıradan insanların(tutunamayanların) hikayesini beyazperdeye taşıyor bir kez daha ahlat filmiyle. tüm röportajlarını izlediğinizde göreceksiniz ki nuri bilge aslında bir kuşağın belki de son temsilcilerinden. onunla aynı cografyada yaşamış olmak, onun filmlerini türkçe izlemek bence büyük bir ayrıcalık. en az aziz sancar kadar değerli bir biliminsanı benim nezdimde. insan ruhuna yönelik yaptığı deneysel çalışmalar belki yıllar sonra günümüz insanı, iç yolculukları hakkında geleceğe önemli veriler taşıyacaktır. sıfır diyalogun olduğu fimlerden bol diyaloglu filmlere geçişteki ustalığı mükemmeliyetçi kişiliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. arayış içinde olan bir adam nuri bilge. ahlat ağacı'da bu arayışın yeni halkalarından biri. kış uykusu'nda suratımıza acı bir tokat gibi çarpan toplumsal gerçekler, ahlat ağacı'nda bir kez daha su yüzüne çıkıyor. baba karekterinin ön planda olduğu ki bence idris karakteri'nin selim ışık'tan ve raif efendi'den bir farkı yok tutunamayanlar anlamında, ve diğer sinema eleştirmenlerinin aksine aslında bir baba-oğul çatışmasından beslenmiyor film. bir babanın oğlunu tam da olması gerektiği gibi dersler vererek eğitmesini anlatıyor. idris yıllarca duygularını, benliğini sömüren sistemin içinden sıyrılıp, sisteme rest çeken bir tutunamayan'ı temsil ediyor benim gözümde. bu durumun onu diğer insanların gözünde "anormal" birisi , "deli" birisi yapması da kaçınılmaz bir son. aklındakini tam olarak beyazperdeye yansıtabilen bilen nadir yönetmenlerden birisi nuri bilge. anne karakteri, şantiye şefi, belediye başkanı, köy imamı, kasabanın yazarı, köylü kız... ve sinan'ın bunlarla girdiği diyaloglar... paha biçilmez bir içsel yolculuk hikayesi ahlat ağacı. bir sonrakini filmini sabır ve merakla bekliyor olacağım nuri bilge'nin. bu adamla aynı zaman diliminde yaşamak ise büyük bir şans tutunamayanlar için.
devamını gör...
buz gibi bir film. 1'e 3 bir buz kalıbının üstüne yüzüstü çıplak yatmak gibi bir şey. edebiyat oldu ama edebiyat olsun diye söylemiyorum bana ne hissettirdiği sorulsa böyle tasvir ederim.

öyle sanat filmi incelemesi falan yapacak çapım yok da sade bir arctic monkeys tişörtlü izleyici olarak; acayip rahatsız edici bir gerçekliği var filmin. bir sürü şeye diyaloglu diyalogsuz değiniyor ama eleştiriden ziyade salt gözlem sanki. hiçbir şey karikatürize değil. oyuncular ünlü olmasa uçan bi kamera hayvanı birilerinin hayatlarından kesitleri çekip gelmiş gibi. evet bazı yerlerde ezber kitabi cümleler var ama onlar da filmin içinde şeyin içine konuyor ve doğal akış gene bozulmamış oluyor. neyin içine olduğunu yazarsam spoiler olacak. başıyla ortasıyla bilhassa da sonuyla harika bi film olmuş bence. dinle ilgili bir tartışma var örneğin o klasik türk filmlerindeki "bu mu şimdi imam" olayı olmuyor. sanatçı cehaleti ortaya çıkmıyor, belli ki yardım alınmış yerli yerince münazara yerli yerince komik yapılmamış abartılmamış karakterler. çünkü bilirsiniz eleştiri çoğu zaman "ya tamam haklısın da böyle bi adam da yok" denecek şekilde yapılıyor. bunda "bu imam ve bu imam varlar bi yerlerde yaşıyorlar" diyorsun.

filmde bam bam vurulan bir sürü sahneyi kendi hayatımla özdeşleştirdiğimden mi bilmiyorum ama beni baya etkiledi. çok iyi film.
devamını gör...
taşrada sıkışıp kalan insanların ruhen de yaşadıkları o sıkışmayı ve mutsuzluğu anlatıyor.
devamını gör...
filmdeki kuyu metaforu... diyerek başlayamam bu filmi anlatmaya. beceremem çünkü, onu ehli anlatsın.

etkilendim, nerede nasıl yaşarsanız yaşayın kendi gerçekliğinizden kopup üç saatliğine filmin sahiciliğine kaptırıyorsunuz kendinizi.
cemcir'in oynadığı idris karakterini nerede okudum diye düşündüm, fazlasıyla tanıdık geldi. ivan ilyiç mi ya da suç ve ceza'daki marmeladov mu, o zaman bennu yıldırımlar'ın karakteri katerina ivanovna oluyor. o kadar hırçın değil elbette, kendini paralamıyor ama andırıyor.

bakın böyle bir gerçek var demiş yönetmen, memlekette yaşayan binlerce insandan sadece birinin hikayesi bu işte. ailesi, arkadaşları,* atanamayınca polis olma ihtimali olması, okumuş gencin içinden çıktığı toplumla sorunları. bir gün geri döndüğünde kendince teşhisini koyduğu sorunların tedavisini anlatırken hırçınlaşması. bunları anlatabilmek büyük meziyet.

mesela imam sahnesi de evet çok kitabi olmuş ve imam o kadar sahiciydi ki öner erkan bile eğreti durmuş.
neticede güzel film olmuş, bende etkisi biraz daha sürecek.
devamını gör...
--! spoiler !--

film taşrayı konu alıyordu. üniversitede sınıf öğretmenliği bölümünü bitiren bir gencin hayatının üniversiteden sonraki birkaç yılını ele alıyordu. çocuğun sanata ve edebiyata olan bakış açısı olay örgüsünde çok ilginç bir şekilde ele alınsa da, en çok dikkat çekilen şey babalar ve oğullar arasındaki ilişkiydi.

birkaç replik çok dikkatimi çekmişti. mesela insan aslında insanlar nezdinde bir önemi olmadığını bildiği zaman ve bunun ona ruhen zarar veremediği zaman gerçekten insanlığa ulaşır. bu benim için çok önemli bir dönüm noktasıydı. ayrıca hayatın gerçekleriyle yüzleşemeyen insanlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. çoğu zaman sevdiğimiz kadar sevilmiyoruz, hatta çoğu zaman kendimizce sevilmiyoruz. yalnızız. bizi bizden başka anlayan yok. böyle düşünüyoruz çoğu zaman ve büyük ihtimalle de doğru bir düşünce. ancak bunun hayatın içinden gelen normal bir durum olduğunu anladığımız zaman mutlu olabiliriz.

biraz kişisel olsa da filmdeki baba ve oğul çatışması beni çok farklı yerlere götürdü. birçoğumuzun babası filmde canlandırılan baba karakterinden daha iyi. daha doğru kararlar veriyor ve hayata hayal dünyasından değil de realist bir gözle bakıyor. insanlar olarak çok şikayet ettiğimizi düşünmeye başladım. her şeyden şikayet ediyoruz. daha iyi bir hayatı hakettiğimizi düşünüyoruz. ihtiyaçlar listemiz giderek artıyor. ihtiyaçlar karşılandıkça daha sağlıklı iletişim kurabileceğimizi düşünüyoruz. belki de öyle. bilemiyorum. film bağlamında değerlendirmek gerekirse, baba karakterinin film boyunca hep yalnız kaldığını düşünüyorum. belki de filmdeki en hayali ve gerçekte olamayacak karakter oydu. çünkü bu kadar sakin ve kızmayan bir insan tanımadım ben. bu adam fazlasıyla iyi. gerçekten iyi bir insan.

velhasıl kelam hayata dair yaşayacağımız çok tecrübe var. mal ile sınanacağız. ya zenginlik ya da fakirlikle. eğitimle sınanacağız. okumak veya okumamakla. aşk ile sınanacağız. kavuşmak ya da ayrılıkla. bütün bu sınanmalar bizi biz yapan şeyler. ancak tüm bu sınanmalar olurken hemen yanımızda olanlara değer vermekten vazgeçiyorsak büyük oyunu kaybettik demektir. lütfen birbirinizi sevin. lütfen babalık yapın. kendinize iyi bakın. ben bir süre kuyudayım...


--! spoiler !--
devamını gör...
benden daha halk bir arkadaşımla izlediğim film. neden söylüyorum çünkü adam filmin ortasında durup durup "kalbini kıracak bir şey mi yaptım? yanlış bir şey mi söyledim?" gibi sorularla benim için hayli akıcı olan filmi böldü. "yokhhh" diyorum diyorum hala ısrarla "sana ne yaptım?" diyor bana. en son çaktım ki bu filme onu ceza olarak getirdiğimi düşünmüş. ulaaaaaaaa dedim. neyse, giriftleşen diyaloglar dışında doğal seyrinde filmden baya etkilendim. içime işledi diyebilirim. sonuç olarak da;

sinan sen tam 1 köpek evlatsın çocummmmmm! bennu yıldırımlar sen de tam 1 skyler white!
devamını gör...
gitmeyi çok istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim film. fragmanına bayılıyorum ama 3,5 saat sürüyor film. 3,5 saat be lan. izleyemem hepsini. yazık günah o kadar zamana yazık.
devamını gör...
o sıralar -ve şu sıralar- sahip olduğum rahatsızlıkla gitmemem gerektiği halde gittiğim film. rahatsızlığım birkaç dakika bile otursam sağ bacağıma giren ve kalktığım an kendini hissettiren bir ağrı idi. üç saat oturdum, arada da kalkmadım. güzel bir deneyim oldu.

filme gelirsek ben öyle filmden sinemadan anlayan bir insan değilim, az buçuk edebiyatın içindeyim. sinan'da edebiyat konusunda kendi ukalalığımı buldum. bunun işlenmesini sevdim. daha neler neler işlenmiş ama öyle uzun uzadıya değil. üç saatlik filmde oturup da birsürü konuyu enine boyuna tartışmıyorlar yani. aksine, hepsini bir güzel toplayıp önümüze yığıyorlar. biz açtık, siz düşünün diyorlar sanki. esas bu güzel işte. "ben bunu bir düşüneyim" dedirtiyor insana. fikrim bu.
devamını gör...
türkiye’nin oscar adayı olmuş bir nbc filmidir. ‘kalite tesadüf değildir’ cümlesinin kanıtıdır. umarım ödülle döner.
sen yürü, biz yürüyelim arkandan reis.
devamını gör...
en son bu kadar övülen bir zamanlar anadoluda filmini izlemiştim ve "ben sanat filminden anlamıyorum ama bu film yurtdışında ödül alırsa jüri de sanattan anlamıyor dedim neyseki jüri anlıyormuş.
bu filmi de izlemek isterdim ama kesin boş beleş filmdir diye düşünüp izlemiyorum itiraf edelim türkiye sanat filmi yapacak konumda değil belli yönetmenlerin filmlerini izleyip bla bla yapmanin manası yok.
devamını gör...
bir anne olup, oğlunun kitabını nasıl da okumaz dediğim film.
filmin tek eksik tarafı bu. okuyaydı iyiydi.

ha bir de, köpeği kayboldu diye yüksek sesle, geceler boyu ağlayan o babayı hiç unutmadım.
devamını gör...
vizyondayken bir türlü izlenemeyen film. bayağı bi merak ediyorum ama izleyecek imkanı bulamıyorum. malum ortamlarda olmadığı gibi dvd sine falan da rastlamadım.

edit: işin kötüsü spoiler yememek için kendini kasmak zorunda kalıyorsun.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar