ahmed arif

#özgürler 

türk edebiyatının tartışmasız en büyük şairlerinden biri. her mısrasında bize bu ülkeyi, bu toprakları ve bu topraklara ait olanı hatırlatır...

"belinde diyarbekir kuşağı,
zulasında kim bilir hangi hınç hangi mısra?
yürür namus bildiği yolda...
yürür yine de yalınayak ve ayakları yanarak..."
devamını gör...


--- alıntı ---


...
Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası koruganların.
Ölünmüş, canım, ölünmüş
Murad alınmış...
Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müşiş
Genciz, namlu gibi,
e çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuz iki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe, yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı, kınsız, uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Ahmed Arif


--- alıntı ---
devamını gör...
anadolu
beşikler vermişim nuh'a
salıncaklar, hamaklar,
havva ana'n dünkü çocuk sayılır,
anadoluyum ben,
tanıyor musun ?

utanırım,
utanırım fıkaralıktan,
ele, güne karşı çıplak...
üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliğin,
atom güllerinin katmer açtığı,
åžairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun ?

binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım...
görüyor musun ?

nasıl severim bir bilsen.
köroğlu'yu,
karayılanı,
meçhul askeri...
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda...
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa'da kurşun atanı
minareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?

öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip...
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?
devamını gör...
adiloş bebenin ninnisi

doğdun,
üç gün aç tuttuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü...

bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza, ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü...

bu, namustur
künyemize kazınmış,
bu da sabır,
ağulardan süzülmüş.
sarıl bunlara
sarıl da büyü.

ahmed arif.
devamını gör...
baba şairdir, türkiye'de istisnasız herkes sevmiştir ve sevecektir onu. şöyle bir lafı vardır;

o dönemler tek kitapla şair olunur mu diye kendisine eleştiri yöneltilmektedir, kendisi aynen şu cevabı vermiştir;

-tek kitapla peygamber olunuyor da niye şair olunamasın?

not: ben aciz aktarıcıyım, günahı boynunadır.
devamını gör...
kürttür, komünisttir ve şairdir. işkencede çözülmüştür ve o bunu hiç unutmamıştır. şiirlerinde enver gökçeden bir nebze esinlendiği görülür. şiirini besleyen damarlar arasında divan şiiri de vardır. halkın dostları dergisinin çıkışında yayımlanan metin dolayısıyla ismet özel ile aralarında hafiften bir sürtüşme de yaşanmıştır.
devamını gör...
bazı kuş beyinlilerin ne zaman terörist olarak ilan edeceğini merak ettiğim şair. ve şöyle demiştir.

tekmil ufuklar kışladı
dört yön, onaltı rüzgar
ve yedi iklim beş kıta
kar altındadır.

kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
ray, asfalt, şose, makadam
benim sarp yolum, patikam
toros, anti-toros ve asi fırat
tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
vatanım boylu boyunca
kar altındadır.

döğüşenler de var bu havalarda
el, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
ümit, öfkeli ve mahzun
ümit, sapına kadar namuslu
dağlara çekilmiş
kar altındadır.

åžarkılar bilirim çiğ tutmuş
resimler, heykeller, destanlar
usta ellerin yapısı
kolsuz, yarı çıplak venüs
trans-nonain sokağı
garcia lorca'nın mezarı,
ve gözbebekleri pierre curie'nin
kar altındadır.

duvarları katı sabır taşından
kar altındadır varoşlar,
hasretim nazlıdır ankara.
dumanlı havayı kurt sevsin
asfalttan yürüsün aralık,
sevmem, netameli aydır.
bir başka ama bilemem
bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
kalbim, bu zulümlü sevda,
kar altındadır.

gecekondularda hava bulanık puslu
altındağ gökleri kümülüslü
ekmeğe, aşka ve ömre
küfeleriyle hükmeden
ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları
kar altındadır.

hatip çay'ın öte yüzü ılıman
bulvarlar çakırkeyf yenişehir'de
karanfil sokağında gün açmış
hikmetinden sual olunmaz değil
"mucip sebebin" bilirim
ve "kafi delil" ortada...

karanfil sokağında bir camlı bahçe
camlı bahçe içre bir çini saksı
bir dal süzülür mavide
al - al bir yangın şarkısı,
bakmayın saksıda boy verdiğine
kökü altındağ'da, incesu'dadır.

ahmed arif
devamını gör...
"suskun siirini defalarca dinledigim, siverek"in merkezinde heykeli bulunan sevdigim takdir ettifim sairimiz
suskun
sus, kimseler duymasın
duymasın ölürüm ha
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra
yağıyor yeşil

en uzak o adsız ve kimselersiz
o yitik yıldızda duyuyor musun
bir stradivarius inler kendi kendine
yayı reçinesi köprüsü yeşil
önce bendim diyor ve sonra benim
ölümsüz güzel ve çetin
ezgisidir dolaşan bütün evreni
bilinen bilinmeyen ıssızlıkları
canımı tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun
sarıyor yeşil

rüya bütün çektigimiz
rüya kahrım rüya zindan
nasıl da yılları buldu
bir mısra boyu maceram
bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik
iki yitik hasret
iki parça can
çatladı yüreği çakmaktaşının
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su
ağıyor yeşil

yivlerinde yeşil güller fışkırmış
susmuş bütün namlular
susmuş dağ
susmuş deniz
dünya mışıl mışıl
uykular derin
yılan su getirir yavru serçeye
kısır kadın maviş bir kız doğurmuş
memeleri bereketli ve serin
sağıyor yeşil
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar