ahmet ağaoğlu

ahmet ağaoğlu ya da doğum adıyla ahmet bey ağayev.
türk siyaset adamı, hukukçu, yazar, gazeteci.
1930 yılında türkiye cumhuriyeti’nin ilk çok partili hayata geçiş denemesinde serbest cumhuriyet fırkası’nın teorisyeni olarak üstlendiği rol ile türk siyasetine damgasını vurmuş liberal ve türkçü bir siyasetçidir. siyasetçiliğin yanısıra profesyonel gazetecilik, akademisyenlik gibi alanlarda da faaliyet gösteren ağaoğlu, 1930 öncesinde de türk düşünce ve siyasi hayatında etkin olmuş bir isimdir.
devamını gör...
ağaoğlu, ahmet. (1869-1939)

türk gazetecisi ve siyaset adamı.

aslen karabağlıdır. ilk ve ortaokulu şuşa’da, liseyi tiflis’te bitirdi. özel hocalardan arapça ve farsça öğrendi. 1889’da paris’e giderek sorbonne üniversitesi’nin tarih ve filoloji bölümü’ne devam etti. bu arada ittihat ve terakki cemiyeti’nin ileri gelenleriyle tanıştı. daha öğrenci iken la nouvelle revue ile revue bleue’de ve tiflis’te çıkan kafkas gazetesinde yazıları yayımlandı. 1892’de londra’da toplanan şarkiyat kongresi’ne katılarak şiî mezhebinin doğuşu ve gelişmesine dair bir tebliğ sundu. tahsilini tamamladıktan sonra azerbaycan’a döndü (1894). tiflis, şuşa ve bakü’de öğretmenlik yaptı. bir taraftan da “millî uyanış hareketi”ne katılarak türk ve müslümanların haklarını rus makamlarına karşı savunmak için kurulan kaspiy (1903) ve şarkî rus (1903) gazetelerinde yazılar yazmaya başladı. 1905 rus meşrutiyetinden önceki günlerde doğan hürriyet havası içinde çıkmaya başlayan hayat (1904) gazetesinin yazı kadrosunda yer aldı. 1905’te irşad’ı çıkardı. rusya’da türkler’in haklarını korumak maksadıyla difai isminde siyasî bir dernek kurdu (1906). bu arada tiflis’te hüseyinzâde ali ile füyûzât (1906) adlı haftalık bir dergi, iki yıl sonra da bakü’de terakki gazetesini çıkarmaya başladı. faaliyetleri sebebiyle rus makamlarının baskı ve takibine uğradığı için ıı. meşrutiyet’in ilânı üzerine türkiye’ye geldi (1909). bir süre şehbenderzâde’nin çıkardığı hikmet ile eşref edip’in yayımladığı sebîlürreşad mecmualarında yazılar yazdı. maarif müfettişliği ve süleymaniye kütüphanesi müdürlüğü yaptı. fransızca jeune turc gazetesinde çalıştı. tercümân-ı hakîkat gazetesinin başyazarı oldu. türk ocağı’nın kuruluşuna katıldı (1911) ve yayın organı türk yurdu dergisinin yayımında faal rol oynadı. dârülfünun’da rusça muallimliği ve türk-moğol tarihi müderrisliği yaptı. ittihat ve terakki cemiyeti genel merkez üyesi oldu ve afyonkarahisar mebusu seçildi (1912). ı. dünya savaşı sonunda rusya’da ihtilâl olup oradaki türkler bağımsız devletler kurmaya başlayınca, ağaoğlu da azerbaycan’a yardım için gönderilen orduda kumandan müşaviri olarak bulundu (1918). azerbaycan parlementosuna üye seçilerek bir süre orada kaldı. türk ordusu azerbaycan’dan çekilmek zorunda kalınca ruslar’a karşı ingiltere’nin desteğini sağlamaya çalıştı. iran’da yapılan ingiltere-azerbaycan görüşmelerine başkan olarak katıldı. aynı amaçla paris barış konferansı’na giderken uğradığı istanbul’da ingilizler tarafından tevkif edildi (1919). önce limni’ye, arkasından malta’ya sürüldü. iki yıl kadar devam eden mevkufiyetinden sonra ankara’ya döndü (1921). matbuat umum müdürü ve hâkimiyet-i milliye gazetesi başyazarı oldu. ikinci devre kars mebusu olarak türkiye büyük millet meclisi’ne girdi. bu arada 1931 yılına kadar ankara hukuk mektebi’nde hukûk-ı esâsiyye hocalığı yaptı. mustafa kemal’in emriyle katıldığı serbest cumhuriyet fırkası’nın kuruluş ve çalışmalarında faal rol oynadı (1930). fırka kapatılınca siyasî hayattan ayrılarak istanbul dârülfünunu’nda müderris oldu (1931). bir taraftan da akın dergisini çıkarmaya başladı. ancak muhalefet yaptığı gerekçesiyle dergisini kapatmak zorunda bırakıldığı gibi üniversitedeki görevinden de ayrılmak mecburiyetinde kaldı (1933). ölümüne kadar kültür haftası ve insan dergilerinde yazılar yazdı. 19 mayıs 1939’da istanbul’da öldü.

sağlam hukuk formasyonu ve kusursuz fransızca’sı yanında polemikçi bir gazeteci olan ağaoğlu, türk fikir ve siyaset hayatında bilhassa 1912’den sonra etkili olmuş bir yazardır. ağaoğlu’nun faaliyet ve yazılarının ekseriyetini önceleri türk milliyetçiliği ve türk kültürü teşkil ederken, sonraları fikir hürriyeti ve bilhassa avrupa medeniyetini tam anlamıyla benimseme konuları ağırlık kazanmıştır. üniversite yıllarında hocası ernest renan’dan, islâmiyet ile ilgili konularda paris’te tanıştığı cemâleddîn-i efganî’den, siyasî konularda ise ahmed rızâ’dan etkilenmiştir. fransa’da bulunduğu yıllar onun özellikle fransız ihtilâli’nin getirdiği düşüncelere yaklaşmasına, batılı liberal kavram ve değerleri inceleyip benimsemesine imkân vermiştir.

hayatında başlıca üç devir ve üç hâkim fikir görülen ağaoğlu, daha çok, etkisi altında kaldığı fikirleri taşıyıcı bir özelliğe sahiptir. bu bakımdan rusya devresinde rusya müslümanlarının birleşmesini ve ilerlemesini savunmuş, oradaki çalışmaları zorlaşıp istanbul’a geldiğinde, devrin islâmcı yayın organı sebîlürreşad kadrosu içinde yer alarak bu istikamette yazılar yazmıştır. islâmcı yanının ağır bastığı bu devreden sonra ittihatçılar’la tanışması ve onların yayın organlarında yazılar yazmasıyla onun türkçülük tarafı ortaya çıkar ve dinî düşünceden uzaklaşma devri başlar. son devresi ise cumhuriyet yıllarıdır. bu devreden sonra ağaoğlu tam anlamıyla bir batıcı olarak görünür. kurtuluş için avrupa medeniyetinin eksiksiz benimsenmesini, batı’nın özellikle liberal düşünce ve ferdî hürriyet ile eş anlamlı olduğunu savunur. malta’da sürgündeyken yazdığı ve ancak cumhuriyet döneminde yayımlanabilen üç medeniyet (istanbul 1927) adlı kitabında, dünyanın tanıdığı üç büyük medeniyetten budha-brahma ve islâm medeniyetlerinin çökmekte olduğunu, batı uygarlığının ise bütün unsurlarıyla ayakta ve dünyaya hâkim bulunduğunu ileri sürmüştür. ona göre “medeniyet bir hayat tarzı olduğundan içine bütün yaşayış, düşünüş ve duyuş tarzları girer.” batı medeniyeti, budha-brahma ve islâm medeniyetlerini bütün alanlarda yenerek üstünlüğünü göstermiştir. bu sebeple onu parça parça almak yeterli değildir. türkler iki defa din değiştirdiklerine göre, batı medeniyetini tam anlamıyla ve bütün müesseseleriyle kabullenmeleri de imkânsız değildir. bu ve benzeri fikirlerinden, iktisadî ve içtimaî meselelerdeki farklı düşüncelerinden dolayı başlangıçta beraber olduğu islâmcı ve türkçü aydınlarla fikrî mücadele içine girmiş, başta gaspıralı ismâil bey olmak üzere babanzâde ahmed naim, süleyman nazif, yakup kadri, şevket süreyya aydemir ve mehmed izzet tarafından şiddetle tenkit edilmiştir.

ahmet ağaoğlu’nun gazete ve dergilerde kalan yüzlerce yazısından başka, pek çoğu ders notlarından meydana gelen eserlerinin bazıları şunlardır:

islâm ve ahund (bakü 1900); islâma göre ve islâm âleminde kadın (bakü 1901, hasan ali ediz tarafından islâmlıkta kadın [istanbul 1959] ve islâmiyette kadın [ankara 1985] adlarıyla tekrar yayımlanmıştır); üç medeniyet (istanbul 1927, eserin latin harfleriyle ilk baskısı 1972’de istanbul’da yapılmıştır); ingiltere ve hindistan (istanbul 1929); serbest insanlar ülkesinde (istanbul 1930); hukuk tarihi (istanbul 1931-1932); devlet ve fert (istanbul 1933); etrüsk medeniyeti ve bunların roma medeniyeti üzerine tesiri (istanbul 1933); etika (kropaktin’den tercüme, istanbul 1935); ben neyim (istanbul 1939); gönülsüz olmaz (ankara 1941); iran inkılâbı (istanbul, ts.); ihtilâl mi inkılâb mı? (ankara 1942); serbest fırka hatıraları (istanbul 1949).

bibliyografya:

samed ağaoğlu, babamdan hatıralar, istanbul 1940; a.mlf., babamın arkadaşları, istanbul 1958, s. 117-139; hilmi ziya ülken, türkiyede çağdaş düşünce tarihi, istanbul 1979, s. 401-406; mehmed izzet, milliyet nazariyeleri ve millî hayat (nşr. halil açıkgöz), istanbul 1981, s. 134, 139, 140-141, 146, 182-183, 196; bernard lewis, modern türkiye’nin doğuşu (trc. metin kıratlı), ankara 1984, s. 346-347; fahir iz, “aҗћaoҗћlu”, eı² suppl. (ing.), s. 47; d. mehmet doğan, “ağaoğlu ahmed”, tdea, ı, 44-45; r. rahmeti arat, “matbuat”, ia, vıı, 385.

nuri yüce *
devamını gör...
“ali koç’un açıklamalarına resmi siteden saat 14:61’de cevap vereceğiz." diye açıklama yapmış trabzonspor kulübü başkanı. leş futbol için birbirlerine laf dalaşı yapan zenginoğlu zengin başkanlardan sadece birisi. güzel tiyatro oynuyorlar. sonra hepsi birlikte yoksulluk sınırı altında yaşayan taraftarları sövüşlemeye devam edecekler. yiyin birbirinizi ama yoksulluk sınırı altında yaşayan taraftarları sövüşlemeyin artık.

(bkz: türkiye'de profesyonel futbolun yasaklanması)
devamını gör...
trabzonspor başkanı olmanın temel şartlarından biri olan saçma sapan açıklamalar yapma geleneğini sürdüren başkan. corona ile ilgili beyanatı efsane. liglere ara verilirse hakimler boşanma davalarına yetişemezmiş.

buradan
devamını gör...
dün maç berabere bitince gerçek yüzünü gösterdi yine.

bakınız yine diyorum, çünkü bu ilk vukuatı değil.

ilk geldiği dönemlerde barış elçisi sevgi pıtırcığıydı. sonra başarısızlıklar gelince klasik türk takım başkanı hareketlerine döndü. sonra başarılar gelince duruldu. şimdi bir beraberlikte gözü karardı.

açıklamalarını okumadım ama kesin delikanlılıktan adamlıktan bahsetmiştir. kendini haklı göstermek için türlü taklalar atmıştır.

ama unutulmamalıdır ki o statüde bir adam dün geceki rezilliği yapmaz, yapamaz.

iyi giden takımlarda bu tarz olaylar sonun başlangıcı olur. trabzon spor belki şu heyecanını kontrol etse çok başka noktalarda olabilirdi.
ama bana bunu sakın "o yörenin insanı böyle" diye savunmayın.

şimdi bir de iki kupadan da olurlarsa, bu sezonu kupasız bitirirlerse yine 2011 şampiyonluğu bizim diye başa dönerler.
devamını gör...
arkaların, torpillerin savaşını gözümüze sokan olayın öznelerinden biri olmuş şahıs.

trabzonspor, inkar ededursa da arkasına babalar gibi devlet desteğini almış durumda. dört bakan diyelim yeter.

başında bulunduğu trabzonspor, haftabaşında başakşehir'e sallayarak, ortamı ısıtmıştı. göksel gümüşdağ'ı hakemleri, maçları manipüle etmekle suçlamış, dosya hazırlayıp şikayet etmişti.

başakşehir de inkar ededursa da, bu mali yapıya, finansal kaynaklara devlet desteği ile erişti. yoksa seyircisiz bir kulübün, normalde yayın gelirlerinden alacağı az payla (ki az almıyor), lisanslı ürün satamadan, tribüne seyirci çekmeden, normal de zar zor sponsor bulup, bulduklarından üç otuz para alması gerekirken, bolluk içinde yüzürek bugünlere gelmesi... arkasında kapı gibi "aileden" göksel gümüşdağ olması ile alakalı...

başkanıyla küfürleştiği alanyaspor; kendi yağında kavrulup bugünlere geldi. herkesin gözü önünde, küme savaşı da verdi, ilk beş savaşı da... başında, bakan hısmı hasan çavuşoğlu var. bakandan güç alıyor ya da almıyor bilemem. ama türkiye'de "ilçe kadın kollarında tanıdığı olan" bile oradan yürümeye çalıştığı için, yoktur diyemem.

işte sportif ortam bu halde.

ali ağaoğlu, dün alanya maçı sonrası, bu ortamı gözümüze soktu sağ olsun. kendisi, sağa sola çatıp duruyor. ama çattığı yerler de, kendi gibi sırtını iktidara yaslamış durumda. takımının daha antalya, konya, kayserispor ve ankaragücü ile maçları var. bu kulüplerin her biri, iktidar ile bir yerden temas halinde. yani, trabzon'un işi futbolla bitirmesi gerekiyor, sağa sola salça olarak değil. elinde de, hali hazırda ligi en güzel futbol oynayan takımı ve sağlam kadrosu var. torpilleri çarpıştırma taktiği, şu ortamda fayda sağlamayabilir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar