ahmet muhip dıranas

fahriye abla ile anılmasındaki en büyük suç bence kendisindedir. yahu yazsaydın bir kaç güzel şiir biz de onları söyleseydik yani değil mi?

ankara zafer çarşısı'nda bir sahafta kitap bakıyorduk. şiirden bahsdiyordu dükkan sahibi çocuk, "ahmet muhip dırnas desem ne dersiniz?" dedi, bende fahriye abla'yı bliyorum dedim. çok sinirlendi, bu kadar büyük bir şaire haksızlık ediyormuşum. küstü bana sonra, deli midir nedir!!
devamını gör...
ilginç bir şekilde halikarnas balıkçısı olduğu konusunda beynimin inat ettiği şair. o müstear ismin cevat şakir kabaağaç'a ait olduğunu defalarca okuduğum halde... aöf de bu ikilemimi biliyor olacak ki, halikarnas balıkçıs'nın kim olduğu sorusunun şıkları arasına ahmet muhip dıranas'ı da sıkıştırıvermişti. doğru cevabı bildiğim halde ahmet muhip dıranas demiştim. üstelik bu olay ilk kez de gelmiyor başıma...

**"iyi de bundan bana ne" diyecek olan arkadaş; bence de yani, sana ne?
devamını gör...
titrek bir damladır aksi sevincin
yüzünün sararmış yapraklarında
ne zaman kederden taşarsa için
şarkılar taşırsın dudaklarında.
işlerken hülyama sesten örgüler
bir çini vazodan dökülen güller
gibi hülyada fecirler güler
buruşmuş bir çiçek parmaklarında.
gözlerin kararan yollarda üzgün,

ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
süzülüp akasya dallarından gün
erir damla damla ayaklarında.
sesin perde perde genişledikçe
solan gözlerinden yağarken gece
sürür eteğini silik ve ince
bir gölge bahçenin uzaklarında.
sen böyle kederden taştığın akşam
derim dudağında şarkı ben olsam
gözlerinde damla, içinde gam
eriyen renk olsam ayaklarında


dranas olma ihtimali çok yüksek gibi geliyor
devamını gör...
kafiye ile şiirini kısıtlasa da, özgürlüğe koşmaya meyilli gibi. şiirlerinde ki biçim arayışı, muhtemelen kendini de çok kızdırmıştır. gel gör ki şiirleri yaşama kendinden daha yakındır...
devamını gör...
hoyrattır bu akşam üstleri daima demiştir.

söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
insan, yağmur kokan bir sabaha karşı
hatırlar gibi bir gün camı açtığını,
duran bir bulut, bir kuş uçtuğunu,
çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

*
devamını gör...
cumhuriyet dönemi şairlerinden. öz şiir anlayışını sürdüren amcalarımızdan. adını ilk defa lisede edebiyat hocamızın milletin içinde bana okuttuğu serenad şiirle öğrendim. sonra dedim ki bu adam bu şiiri yazacak kadar nasıl aşık olmuş. adamın gönlü erimiş resmen. fahriye abla şiiri meşhurdur.

meftun olduğum serenad şiirinden bir dize.
pencerenden bir gül at bana
ışıklarla dolsun kalbimin içi
geldim işte mevsim gibi kapına
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ
devamını gör...
-bitmez tükenmez can sıkıntısı-

bir bıçak saplı durur göğsünde
 hangi su tasına uzansan boş
 hangi pencereye koşarsan koş
 aynı siyah güneş gökyüzünde

 aynı siyah güneş, aynı siyah
 aynı susayış, aynı koşu, aynı
 of... hep aynı şey, aynı şey, aynı şey,
 aynı, aynı, aynı, aynı, aynı
devamını gör...
-mektup-

dost dost diye deli derviş gezdiğim
bir ağladığım, bir güleyazdığım
adını dağa taşa kazıdığım

benim bir tanem dost, gözümün nuru
tutmaz elim, topal ayağım uğru
amansız kara bahtımdan ötürü

kan ter dolandığım yollar gölgesi
kara ekmeğimin akça mayası
susayınca çağıldak sular sesi


ay aydınlığım, gün ışığım, canım
bayramım, bolluğum, yemişim, yenim

gözyaşımı gözden gizli silenim

pek garipçe kaldım köyümde ıssız
otsuz ocaksız, akılsız, ayvazsız
iki elin kanda olsa durma tez
dağ başını duman almadan beri
eyüp sabrım, eyi düşlerim yoru
yet bu yana! avareyim, yet yürü!
devamını gör...
cezbeyle, sermestlikle yazıldığı belli şiirlerin şairi.

-kar-

kardır yağan üstümüze geceden
yağmurlu, karanlık bir düşünceden
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze, inceden

sesin nerde kaldı, her günkü sesin
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
rüzgâr gibi tâ eski anadolu'dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin

ne sabahtır bu mavilik, ne akşam
uyandırmayın beni, uyanamam
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram
buğulandıkça yüzü her aynanın
beyaz dokusunda bu saf rüyanın
göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
sırf unutmak için, unutmak ey kış
büyük yalnızlığını dünyanın
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar