akademisyen kibri

iddia ediyorum başbakan, cumhurbaşkanı yarışamaz. o denli büyük kibir. ulan hocam sonuçta 657 bu ne ego. sanırsın ankara onun yalova ortak. solcu kibriyle ölümüne kapışır. küfre zorlar.

t: büyük bir kibirdir.
devamını gör...
öğrenciyi üniversite hayatından soğutan insan sıfatıdır. "ben bilim adamıyım, ben araştırma yapıyorum, benim işim gücüm var, uğraşmam gereken projelerim var." bir tek bu insanların işleri mühimdir şu dünyada. seninle 5 dakika bile kaybetmek istemezler, çünkü gidip nash'in teoremlerini alt üst etmeleri, amerikayı keşfetmeleri lazımdır.

biz sana keşif yapma demiyoruz, insan ol diyoruz.
devamını gör...
abd'deki, avrupa'daki falan akademik kariyere bakılınca yine ufaktan görmezden gelinebilir de bizimkilerde olan türü ne alaka bir türlü anlamadım. üniversiteler zaten şu an 'ben proje yapıyorum yeaaahh' ayağına sabah akşam odasında çay içen görevlilerle dolu, kurumlar eskinin kit'lerine dönüşmüş durumda, atıf yapılan yayın da eğitim kalitesi de trajikomik durumda.
akademisyen dediğin okudukça, akademik kariyer yaptıkça, uğraştığı ilmin derya olduğunu fark edip, kendisinin bu deniz içerisinde sadece bir kum tanesi olduğunu idrak eder ve bunu fark ettiği için daha da alçakgönüllü olup, kendince bilime mütevazi katkılar yapmaya çalışır.
anladığım kadarıyla bu kibir daha çok üretmeyen akademisyenlerin huyu.
devamını gör...
akademisyen değil de insan kibridir o.

bizim bi arkadaş anlatmıştı da. af buyurun biraz cırcır olmuş bir gün. yol üstünde bir caminin lavabosuna girecekmiş. yerde duran ibriklerden birini tam alacakken görevli amca "hop birader onu değil şunu al" demiş. tabi bizim arkadaş zaten durum kritik fazla şaapmamış, demiş herhalde bir bildiği var. neyse efenim bir iki saat sonra tekrar ihtiyaç hasıl olunca koşturmuş arkadaş. tam amcanın önce gösterdiğini alacak ibriklerden amca seslenmiş "onu değil şunu al!" arkadaş tabi yine talimatlara uymuş, malum talimatlara uymayı seven bir milletiz. neyse üçüncüye bu arkadaş yine geliyor lavaboya yine ibriklere uzanıyor amca ordan sesleniyor "hop birader!" arkadaş artık "eah eytara beah, nen var kuzum? ne diye müdahale edip duruyorsun" diye çıkışınca amca da durur mu patlatmış cevabı; "e birader biz neciyiz burda!"

sözün özü insan evladı tuvalet bekçisi bile olsa kibri her yerde var.
devamını gör...
bana kalırsa arkasından uc tane yavsak koştuğu icin g.tü kalkan kızın kibrinden pek farkı yok. biri kendisini guzel saniyor digeri bigili. hepsinin kibrini toplasan benim çeyreğim etmezler. kibirlenen insanları hic sevmem çünkü kibirde yarışmak insanı yoruyor.
devamını gör...
bir ara akademisyenlik sıralarını yüksek lisans yaparak zorlayayım dedim, devamı doktora ile gelir ben de tezler, makaleler eğitim meşalesinde bir ışık da ben katmış olurum hedefindeydim. derken bulunduğum üniversitenin bazı profesörlerine denk geldim. amerika'da hocalık yapıp, egonun e sini bulundurmayan, her öğrencisinin ismini şak diye hatırlayan, öğrencilerine din ve dil ayrımı yapmadan yardımcı olan.

sonra burnunu bulunduğu türkiye şehrinin dışına çıkartmayan, hatta dinazorlaşmış, kadrolaşmış sırf tanıdık torpil sayesinde oralara gelmiş veya ben çok dirsek çürüttüm deyip kendini kaf dağında sanan kibiri ile dikkat çeken gençler de dahil.

sonuç annem kaç kuruş para alıyorsun taş çatlasa aldığın 3000 ile mi burnun kaf dağına çıktı, daha iki cümle kuramıyor kadın görünce 31 diş ve ağzın senkronize olamıyor, ders anlattığın güruh içinde kadın var ise de derslikte bulunan erkekleri alaşağı ederek ego tatmini yapmaya çalışıyorsun.

şöyle tiplerle bir ömür geçirip eğitim meşalesinde ışık yakacağıma, mis gibi özel sektörün çarkları arasında ezer kendimi o ışığı yakacak ateş ile yakarım, kenarda kafam rahat otururum.

*
devamını gör...
akademisyen olsam bende de olabilirdi. bilemedim. akademisyen olmadığım için şu an o kibrin olmaması gerektiğini düşünüyorum. nedir yani iyi ki akademisyen olmuşsun diye düşünüyorum. eğer olsaydım siz kim köpeksiniz ki beni eleştiriyorsunuz diye dalardım başlığa. neticede kibir.
devamını gör...
üniversite döneminde insanı en çok yoran meselelerden bir tanesi.

geçen gün bir konuyla ilgili ilahiyat dekanına ulaşmam gerekti. bizim de üniversite topluluğunun danışman hocası var. kendisinin dekanla iletişiminin olduğunu biliyorum, ondan istedim. soruya bak; "neyle ilgili görüşeceksin" bak bak, bu ay doğalgaz ne kadar gelmiş onu soracağım sanane ulan. vermek istemiyorsan etik değil de epik değil de bu durum çok fofik de verme. neyi sorguluyorsun? sanki bana çok mühim adamlar da gizlilik oynuyorlar. tırrek!
devamını gör...
sigmund freud’un neye bağladığını/ yaşasaydı neye bağlayacak olduğunu merak ettiğim duygu.

var böyle bir şey gerçekten. tam olarak sebebini belirleyemiyorum ama kendilerince kendilerinden daha başarısız gördükleri insanların “köşeyi dönüşleri”ne karşı geliştirdikleri bir hazımsızlıkla ilgili olabileceğini düşünüyorum.
oysa bir çoğu doktrinde kendi aralarında street fighter oynuyor, uygulamada görüyoruz neyin ne olduğunu.
devamını gör...
benim gördüğüm sadece türkiye'de olan durum. yaşadığım ülkede çok hocayla tanıştım. sadece birinde kibir vardı ama onun kibri böyle dücane tarzı kibirdi. hakedilmis kibirdi yani çünkü adam ülkesinin önde gele ln politologlarindandi. diğerlerin de hiç görmedim. türkiye'de araştırma görevlisinin bile kibri var. bile diyorum çünkü alanında bir toz bile değil kendisi. zira kibir işi aslinda alanındaki çalışmalara bağlıdır dünyada, yani sen konusmazsin onlar konuşur. oyle birine denk geldiğinizde siz zaten konuşurken otuz kere seçersiniz. ama bizde bir tane uluslararası yayını olmayan adam rektör dekan seçildiği ülkede çok da seyetmemek lazım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar