akbaba

bu kelimeye çok soylu anlamlar yükleyip kendisine "soy ismi" olarak seçen atalarımız da mevcut.

ayrıca uşak, burdur, izmir çanakkale gibi yerleşim yerlerinde yöresel ağızlarda "papatya" için de kullanılır. (bkz: tdk) *

çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle her şeyi görebilen (bkz: tdk)

ayrıca (bkz: vay anasını be)
devamını gör...
nil karaibrahimgil'in şarkılarından biri."madem öldürdün,akbaba olmasın.n'olur olmasınnnn"
madem öldün,akbabadan sanane nilcim..anlamlı şeyler söyle biraz..
devamını gör...
akbabaların başları çıplak kursakları büyüktür. yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir.
devamını gör...

rakı olmasın, şarap olmasın
madem sen yoksun; kafam olmasın
gündüz olmasın, gece olmasın
madem sen yoksun; günler akmasın

sensiz nasılım bak bana
gel de bir çorba yap bana
madem öldürdün akbaba olmasın
n'olur olmasın

akbaba olmasın, akraba olmasın
eğer sen yoksan kimsem olmasın..

http://www.dailymotion.com/...
devamını gör...
bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. çizme ve çoraplarımı didik didik etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu. derken bir bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses çıkarmadığımı sordu. "ne yapabilirim ki!" dedim. "geldi, haydi gagalamaya başladı; kuşkusuz ilkin kovmak istedim, hatta boğacak oldum kendisini; ancak böyle bir hayvanın gücüne diyecek yok. baktım hemen suratıma atlayacak, ben de ayaklarımı gözden çıkarmayı uygun buldum; artık didik didik edilmelerine de bir şey kalmadı."
- "vallahi bilmem ki neden bunca işkenceye katlanıyorsunuz!" dedi bay. "bir kurşun akbabanın işini görür hemen."
- "ya?" diye sordum ben. "peki bunu siz yapar mısınız?"
- "hayhay!" dedi bay. "yalnız eve kadar gideyim de silahımı alıp geleyim. bir yarım saat daha bekleyebilir misiniz?"
- "bilmem," diye yanıtladım ben ve bir süre acıdan kaskatı kesildim, ardından dedim ki:
- "ne olur, siz gene bir deneyin!"
- "peki, peki!" dedi bay. "bir koşu gider gelirim."

biz konuşurken, akbaba gözlerini bir bay'a, bir bana çevirmiş, sessiz sakin bizi dinlemişti. şimdi görüyordum ki, bütün söylenenleri anlamıştı; ansızın havalandı,hız almak için alabildiğine geriye kaykılıp usta bir mızrak atıcısı gibi gagasını ağzımdan içeri daldırdı, derinlere gömdü. ben sırtüstü yıkılırken, onun tüm çukurları dolduran, tüm kıyılardan taşan kanımın içinde kurtuluşsuz boğulup gittiğini görerek rahatladım.

franz kafka
devamını gör...
tepemde bir akbaba
hırsla ölmemi bekliyor
ben ise düşünüyorum
nasıl bir tuzak kurayım ki
bana yaklaşsın da
onu vurayım

soluk almak için
oturmaya kalksam
işte yıkıldı diye
saldırıyor yüzüme
onu vurmak için
anlayınca fırsat beklediğimi
hızla dönüyor gökyüzüne

kuşaktan kuşağa
onca insanlar öldü
yem olarak, şu ihtiyar akbabaya

deneyimlerim sesleniyor ki
bitimindeyiz zamanın
yaklaşan bir sonu var
ya senin, ya ihtiyar akbabanın

bu cadı, bu kocamış
leş yiyenin yazgısı, sana bağlı
başaramazsan eğer
sıran geldi demektir

tepemde bir akbaba
hırsla bekliyor ölmemi
vay eğer
fırsatı ben kaçırırsam

dökülüyor suskunluğuna akşamın
ezanın ayak sesleri
kent akşamının hayalinde yanıyor
altın ormanları düşlerin
ve odamın suskunluğunda
cuma akşamıyla uğraşıyor
ezanın ayak sesleri

benim elimde kitap
cuma akşamı sessiz
kopuk kopuk geliyor kulağıma,
ezan
kime söylüyor
ne diyor
kent
uğraşıyor cuma akşamıyla
ve o garip ses
yalın bir köylü gibi
yitiyor kentin çağıltısında
ben yine
kitap okuyorum.

füruğ ferruhzad
çeviri: sobhi babek.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar